KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/264
- Karar No
- 2024/714
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2024
Karar Metni
1.520 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/264 Esas
KARAR NO:2024/714
DAVA
Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ: 13/04/2023
KARAR TARİHİ: 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
Tasfiye Halinde ------ miras yolu ile annesi ------------- intikal yoluyla, sahibi bulunduğu senede bağlanmamış nama yazılı hisse ve payların tamamının (20.000,00) TL tutarındaki bir bedelle 08.04.2022 tarihli devir sözleşmesiyle müvekkiline devrettiğini, müvekkilimin, sözleşme tarihinden itibaren pay sahipliği sıfatını kazandığını, bununla birlikte, TTK m. 499/4 maddesi uyarınca, geçerli bir sözleşmeye dayanarak pay devralan ya da intifa hakkı sahibi olan kimsenin, pay sahipliği veya intifa hakkı sahipliğinin şirkete karşı ileri sürebilmesi için pay defterine kayıtlı olması gerektiğini,
zira taraflar arasında pay devrine ilişkin işlemin sadece payların mülkiyetinin değiştirdiğini, ancak mali haklar dışındaki pay sahipliği haklarından yararlanılabilmesi için yeni pay sahibinin pay defterine kaydedilmesinin gerektiğini, pay defterine kaydın kural olarak açıklayıcı niteliğe sahip olduğunu, bunun anlamının bir taraftan pay devralan ya da intifa hakkı sahibi olan kimsenin pay sahipliği veya intifa hakkı sahipliğinin şirkete karşı ileri sürebilmesi için pay defterine kayıtlı olması gerektiğini, diğer taraftan da pay defterine kayıt yapılmamış olsa bile,
pay sahibine başka araçlarla pay sahipliği sıfatını kanıtlama imkanı verilmesi şeklinde anlaşılması gerektiğini, zira bu kuralın, devrin ortaklığına karşı ancak pay defterine kayıtla geçerli olabileceği şeklinde anlaşılmaması gerektiğini, pay defterine kaydın aksi kabul edilene kadar bir karine oluşturduğunu, Yargıtay’ında aynı görüşte olduğunu, “Pay defteri pay sahipliği hakkını doğuran, ihdas eden veya yansıtan bir işleve ve güce olmayıp, genel kurul katılımcılarını ve paylarını gösteren açıklayıcı bir değer taşır.
Dairemizin içtihatlarında da, hazirun cetvelinde, yazılı pay miktarlarının pay sahipliği hakkının varlığı ve niteliği konusunda bağlayıcı niteliği bulunmadığı, bu hususun şirket kayıtları ve dayanak hak oluşturucu- işlemle kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir”.------- Diğer taraftan, TTK m. 499/2 hükmüne göre, payın mülkiyetinin devrini sağlayan işlemin usulüne uygun bir şekilde gerçekleşmiş olduğu ortaklığa karşı ispat edilmedikçe, pay defterine kayıt yapılmayacağının hüküm altına alındığını, bu nedenle, devrinden sonra,
devir işleminin devreden veya devralan tarafından ortaklığa bildirilmesi gerektiğini, Kanun’un bu hükmünü yerine getirmek amacıyla, müvekkilinin pay sahipliğinin şirket pay defterine kayıt ve tescil edilmesi talebiyle, devir eden --------- yevmiye nolu ihtarname ile devir alan --------- yevmiye nolu ihtarname ile şirkete başvuruda bulunduğunu, ancak bu taleplerinnin şirket tarafından yanıtsız bırakıldığını, bu nedenle müvekkilinin daha fazla zarar görmemesi bakımından fazlaya dair tüm hakları saklı olmak üzere, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle,
şirket hissedarlarından müvekkilinin annesi ----- ve babası ---- kendisine intikal eden ---- tüm hisse ve paylarını -----sattığını, böylece devir sözleşmesiyle payların mülkiyetini kazanmış olan davacının, pay sahibi olarak şirket pay defterine kaydedilmesini ve keyfiyetin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;Davalı ---- tarihinde kurulmuş olup, Şirketin ------ halinde olduğunu, şirketin tapulama mahkemesinde devam etmekte olan davalarının bulunması sebebi ile tasfiye işlemlerinin tamamlanamadığını, geçen uzun zaman içerisinde hareketsiz kaldığını,
daha sonra ---- tarihli ilamı ile şirket ortağı ---- çağrısı üzerine --------- Kararı ile tasfiye işlemlerinin devamına karar alındığını ve tasfiye memuru seçildiğini, Tasfiyenin henüz tamamlanmamış olup, şirketin hükmi şahsiyetinin devam ettiğini, tasfiyeye giren şirketlerde, şirketin ehliyetinin tasfiye gayesi ile sınırlandırıldığını, organların ve tasfiye memurunun yetki ve görevlerinin tasfiye sürecindeki şirketin borç ve alacaklarının ödenmesinin, şirketin mal ve demirbaşlarının nakte çevrilmesini sağlamak gibi amaçlarla sınırlı olduğunu,
bu nedenle tasfiye halindeki şirkette ortakların hisse devir işlemlerinin tasfiye gayesi ile bağdaşmadığı için mümkün olmadığını, pay sahibinin, ancak şirketin tasfiye edilmesi sonucunda kalan tasfiye bakiyesine payı oranında iştirak edebileceğini, bu nedenle tasfiyeye giren şirketlerde kayıt kabul davası açılamayacağını, tasfiyenin sonuçlandırılıp tasfiye bakiyesi hesabının yapılmasından sonra ancak kayıt kabul davasının söz konusu olabileceğini, tasfiye bakiyesinin hesaplanması,
kesinleşmesi ve ortaklara ödenecek bir bakiye kalması halinde pay devri ve kayıt kabulün söz konusu olabileceğini, aksi takdirde tüm bu işlemler yapılmadan tasfiye halindeki bir şirkette pay devri ve kayıt kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın dayandığı "Hisse Devir Sözleşmesi" adlı belge incelendiğinde, devir tarihi 08.04.2022 olan sözleşmede pay devrine konu edilen -------- herhangi bir belge bulunmadığını, hisselerin adedi ve değerinin sözleşmede belirtilmemiş olup sadece devir bedelinden bahsedildiğini, bu haliyle sözleşmenin şirketten hak talep etmeye yeterli olmayan geçersiz bir sözleşme olduğunu,
ancak devir eden ile devir alan arasında hak ve yükümlülükleri doğurduğunu, dava dilekçesinde de dava konusu edilen hisselerin adedi ve değerinin belirtilmediğini, dava edilen hisselerin miktarı ile hisselerin dava tarihindeki değerinin açıklanması ve bu değer üzerinden dava harcını yatırması gerektiğini, davalı şirket aleyhine açılan ve-------- dosya ile görülmekte olan, devir sözleşmelerine dayalı kayıt kabul davası bulunduğunu, yeni açılan bu davanın da tarafları ve konusunun aynı olan dosya ile birleştirilmesi gerektirdiğini beyanla yukarıda açıklanan nedenlerle,
haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:Dava konusu uyuşmazlık, davalı şirkette ----- ait payları miras yoluyla iktisap ederek pay sahibi olduğu iddia edilen ----konusu payları davacı ----devretmesinin geçerli olup olmadığı, davalı şirket pay defterine kayıt ve tescili şartlarının bulunup bulunmadığı ile ilgilidir.Dosya kapsamına sunulan ---tarihli mirasçılık belgesi'ne göre, ----- tarihinde vefat etmiş, geriye mirasçı olarak sadece oğlu -------- kalmış, ---- tarihli Mirasçılık Belgesine göre ise----- tarihinde---------- tarihinde vefatı neticesinde geriye mirasçı olarak yine oğlu ---kalmıştır.
Davaya dayanak ------ Sözleşmesi' başlıklı sözleşme incelendiğinde, devralan sıfatıyla ---- devreden sıfatıyla ---- tarafından sözleşmenin imzalandığı, söz konusu sözleşmeye göre; ----- kayıtlı ---- tamamını 20.000 TL bedelle ----- aktif ve pasifi ile birlikte nominal değeri üzerinden devrettiği, devir bedelinin aynı gün haricen nakden ve peşinen tahsil edildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece bilirkişi heyetinden 26.12.2023 ve 01.09.2021 asıl ve ek rapor alınmış, raporlar dosya kapsamın uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür.
Tasfiye aşamasındaki bir anonim şirketin paylarının devrine ilişkin TTK'da yer alan tek düzenleme, TTK m. 492/3 hükmüdür. Buna göre. “Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer.”Bu düzenleme dışında tasfiye sürecinde bulunan bir anonim şirketin paylarının devrine ilişkin sınırlayıcı ya da yasaklayıcı bir hüküm TTK ve ikincil mevzuatta yer almamaktadır.
Tasfiye aşamasındaki bir şirketin organlarının yetkileri ise maddelerin ilgili hükümlerinde şu şekilde düzenlenmiştir;
TTK m. 553/2 hükmüne göre; “*2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını "tasfiye hâlinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır.” TTK m. 535 hükmüne göre ise;"Şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.”TTK m. 542/1-b hükmüne göre de; “Tasfiye memurları;
b) Tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamazlar.”Görüldüğü üzere, gerek tasfiye memurunun gerek şirketin diğer organlarının yetkilerine ilişkin bu sınırlamalar, şirket tüzel kişiliği adına şirket organları ve tasfiye memurları tarafından yapılabilecek işlemlere yöneliktir.
Ortakların sahibi oldukları payların devrine ilişkin bir sınırlama ise söz konusu değildir.Dosya kapsamında yapılan incelemede davalı şirketin hisse senetlerini bastırarak ortaklara dağıttığına ilişkin bir iddiaya, bilgi ve belgeye rastlanmadığından davalı şirketin hisse senetlerini bastırmadığı, dolayısıyla hisse senedine bağlanmamış payların söz konusu olduğu kabul edilecektir.
Anonim şirketlerde hisse senedine bağlanmamış payların devri için TTK'da özel bir düzenleme yapılmadığından olayda genel hükümlerin uygulanması gerekir. Dolayısıyla, hisse senedine bağlanmamış bir pay söz konusu olduğunda, ödenmemiş bir sermaye borcu da bulunmuyorsa, alacağın temlik hükümlerine göre payın devri gerekecektir.BK m. 184/1 hükmüne göre.
“Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.”Tüm bu düzenlemeler çerçevesinde, senede bağlanmamış olan bir anonim şirket payının devri için gerekli şekil şartı yazılı şekilde düzenlenmesi olup, dava konusu uyuşmazlıkta yapılmış olan ------ Sözleşmesi' de bu usule uygun olarak yazılı şekilde yapılmıştır. Bu sözleşmeye göre devralan .-----olup sözleşme her ikisi tarafından da imzalanmıştır.
Sözleşmede ------- aktif ve pasifi ile birlikte nominal değeri üzerinden devredildiği, devir bedelinin haricen, nakden ve peşin olarak tahsil edildiği belirtilmiştir.TTK m. 499 hükmüne göre;
“(1) Şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder. (2) Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devraları ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz.
(4) Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir.”Devreden -----tarafından davalı şirkete gönderilen ------numaralı ihtarnamesinde 2/5000 adet payın veraseten intikal ettiği ve bu payların ------ devir ve temlik edildiğinin kabul edildiği, hisselarin ----- adına pay defterine kaydedilmesine muvafakatinin bulunduğu belirtildiği, yine devralan ----- tarafından davalı şirkete gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamesinde de 2/5000 adet payın miras yolu ----intikal ettiği, ---- tarafından da ----- tarihli sözleşme ile devredildiği belirtilerek,
pay defterine kayıt talebinde bulunulduğu görülmüştür.Sonuç olarak, tüm dosya kapsamına göre, 08.04.2022 tarihli sözleşmenin hisse devir sözleşmesi olarak geçerli olduğu, 2/5000 adet payın -------ait olduğu bilgisinin şirket pay defteri ya da genel kurul tutanakları ve hazirun cetvelleri ile uyumlu olduğu, dava konusu devrin şirket yetkilileri tarafından pay defterine kaydedilmesi gerektiği, şirketin tasfiye sürecinde olmasının pay devrine ve pay defterine kayıt taleplerine engel olmadığı neticesine ulaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/264, K. 2024/714, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama