KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/491
- Karar No
- 2024/211
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
Karar Metni
1.170 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/491
KARAR NO : 2024/211
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/07/2023
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; davacının 12/09/2017 tarihli trafik kazası nedeniyle meydana gelen sürekli ve geçici iş göremezlik zararlarının, davalı tarafından kasıtlı ve kusurlu şekilde geç ödenmesi nedeniyle meydana gelen munzam zararlarına istinaden, 6100 sayılı yasanın 107. Maddesine göre belirlenecek maddi tazminat miktarına ileride arttırmak kayıt ve koşulu ile şimdilik 1.000,00-TL nin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davanın Müvekkil Şirket bakımından aleyhe tüm hususlarla birlikte reddine, Davacı tarafın munzam zarara ilişkin tazminat talebinin reddine, Kusurun ve hak sahiplerinin tespiti halinde, alanında uzman hazineye kayıtlı aktüer sıfatını haiz bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasına, Mahkeme sorumluluğa hükmederse Müvekkil Şirket’in poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına,
sorumluluğun kabulü̈ anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana TAHMİLİNE, Vekâlet ücreti ve masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişti.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında munzam zarar istemine ilişkindir.Sigorta Tahkim Komisyonunun ---- esas sayılı dosyasının bir örneği celp edilmiştir.Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; Davacının alacağının zamanında tahsil edememesinden kaynaklı munzam zararının olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık olduğu anlaşıldı.
Hasar dosyası celp edilmiştir.Tüm dosya kapsamından.
Davalı taraf, davacının trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik zararlarını temerrüte düşmesine sebep olduğunu, dava açılmasına sebebiyet verdiğini, hukuka aykırı taleplerle yargılamayı kasıtlı bir şekilde gereksiz yere uzattığını, davalının temerrüt tarihinden çok uzun süre sonra alacağını tahsil edebildiğini, davalının borcu kasıtlı ve kusurlu olarak geç ödemesi nedeniyle davacının munzam zararının söz konusu olduğunu, yüksel enflasyon, paranın satın alma gücünün azaltılması,
yüksek ve değişen döviz kurları gibi ekonomik olumsuzlukların mevcut olduğu bir durumda bireyin parasını atıl tutmak yerine döviz, altın devlet tahvili gibi yatırım araçlarına yönlendireceği yahut bir yıllık vadeli hesaba yatırıp enflasyonun olumsuz etkisinden korunacağının açık olduğunu, bu kapsamda davacının munzam zararının tespiti ve davalıdan tazminini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin tarihli celsesinde hazır bulunan davacı vekiline; "Davacı vekiline müvekkilinin uğramış olduğu munzam zararı somutlaştırarak kalem kalem belirtmek suretiyle belgeleriyle birlikte dilekçe sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, " hususunda ara kararın tefhim edildiği, Bu kapsamda davacı vekilince 15/11/2023 tarihli dilekçesi ve davaya konu taleplerini açıklamak ve somutlaştırmaya yönelik beyan dilekçesi sunduğu görüldü.
SOMUT OLAYDA MUNZAM ZARARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Munzam zarar, para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğinde olup TBK.m.122 hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasında, ''alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür''. Alacaklı belli şartların birlikte bulunması halinde munzam zararı isteyebilecektir.
Bu şartlar; borçlunun para borcunun ifasında temerrüdü,zarar, uygun illiyet bağı, kusur, bu şartların birlikte bulunması gerekmektedir.Munzam zarar için aranan şartlardan ''zarar'' kavramı önem taşımaktadır.
TBK .m.122/1 de ''temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa '' ifadesi ile temerrüt faizini aşan bir zararın doğması gerektiğini açıkca belirtmiş ancak zararın türü ve niteliği hususunda bir açıklık bulunmayıp genel esaslara göre bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. Zarar dar anlamda maddi zararı ifade etmek için kullanılır.
Malvarlığındaki eksilme , alacaklının , zarar veren davranıştan sonra malvarlığının mevcut hali ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği hal arasındaki farkı ifade eder.Munzam zarar da maddi bir zarardır. Munzam zarar tazmininin istenebilmesi için alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan , onu aşan bir zarara uğramış olması gerekir.
Bu itibarla , zararın miktarı işlemiş toplam temerrüt faizi miktarından az veya ona eşitse, tazmini gereken aşkın bir zararın varlığından söz edilemez. Bu halde, alacaklı, toplam zararının temerrüt faizinden yüksek olduğunu ispat ederse , hem temerrüt faizini hem de bunun üzerindeki aşkın zararı birlikte veya ayrı ayrı isteyebilir. Bu noktada ispat yükü önem taşır.
Yargı içtihatlarına göre davacının lehine munzam zarara hükmedebilmesi için davacının bu zarara uğradığını kanıtlaması gerekir.Örneğin, davacının bankadan kredi almış olması ve buna faiz.vs.
Ödemede bulunması munzam zarara hükmedilmesine yeterli olmamaktadır.Borçlunun temerrüde düşmesi veya temerrüt faizi ödemesi için kusur şart değildir.Munzam zararın tazmini ise temerrüdün kusura bağlı sonuçlarından biridir.Tbk.m.122 de alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir.Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin temerrüde düşmekteki kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir.
Yargıtayın yargılamanın gecikmesi yüzünden munzam zararın tazminine hükmedilmemesi yönünde kararları vardır.Munzam zararın ispatı konusundaki en önemli husus, yüksek enflasyonun sebep olduğu para değerindeki düşmenin temerrüt faizinden fazla olması halinde enflasyonun aşkın zarar olup olmadığıdır.
Türk-İsviçre Hukuku'nda savunulan, Alman Hukuku'nda hakim olan görüşe göre , borçlunun temerrüdü esnasında enflasyon sebebiyle meydana gelen ve paranın alım gücünün azalması şeklinde ortaya çıkan değer kayıplarının munzam zarar olarak değerlendirilmesi şartların bulunmasına bağlıdır.Yani, bu konuda alacaklı zararı somut olarak ispat külfeti altındadır.
Bu itibarla , alacaklının munzam zararı isteyebilmesi için parayı zamanında elde etmiş olsaydı onu değer kaybından etkilenmeyecek biçimde değerlendirebileceğini ispatlaması gerekir.Alacaklı herşeyden önce temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olduğunu ve bunun miktarını ispatlamalıdır. Söz konusu ispat külfetini yerine getirirken alacaklı herhangi bir ispat kolaylığından veya fiili karineden yararlanamaz.
Alacaklı munzam zarara yönelik mevcut tüm somut delilleri ibraz etmelidir. Çünkü , elde edilen paranın hemen değer kaybını önleyecek şekilde değerlendirileceğine yönelik bir hayat tecrübesi kuralı mevcut değildir. Tam tersine, para zamanında ödenseydi, para alacaklının elinde iken yine aynı değer kaybına uğrayacaktı. Aksi görüşün benimsenmesi hali özellikle sigorta hukukunda tazminatla zenginleşme yasağı ilkesi ile bağdaşmayacaktır.
Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca yüksek enflasyon , döviz kurundaki artış, piyasadaki faiz oranlarının yüksek olması alacaklıyı munzam zararın gerçekleştiğini ispat yükünden kurtarmaz. ''...Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz.Aksinin kabulü halinde 3095 sayılı kanun ile diğer kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacaktır....'' (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun----- esas ,------ kararı)
Somut olayda munzam zarar şartı kanunda TBK 122/1 de açıkça öngörülmekte olup söz konusu hükmün somut olaya uygulanması da bariz takdir hatasından veya açık bir keyfilikten söz edilemeyeceği, tam tersine TBK.m.122 hükmünün varlığına rağmen, salt enflasyon gibi verilerden hareketle tazminata hükmedilmesi bariz takdir hatası olarak dahi değerlendirilebileceği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafından uğramış olduğu munzam zarar ispat edilmediği anlaşılmakla bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/491, K. 2024/211, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama