KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/811
- Karar No
- 2024/871
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
Karar Metni
1.022 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/811
KARAR NO : 2024/871
DAVA
Alacak (Munzam Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak ( Munzam Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil davacı şirkete olan 22.305,18 TL Takipte Kesinleşen Miktarı borcunu geç ödenmesinden kaynaklı müvekkil davacının oluşan zararı, işlemiş faiz ile karşılanmadığından, müvekkil davacı şirketin faizi aşan munzam zararı, şu an tam olarak hesaplanması mümkün olmadığından belirsiz alacak davasına konu edilen 1.000,00 TL'sının ileride kesin olarak belirlenecek tutar açısından işleyecek faizi de kapsamak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp müvekkil davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil, davacı şirket, borçlu davalı aleyhine 02/03/2020 tarihinde ---- İcra Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmıştır. Dosya alacağı 22.305,18 TL üzerinden kesinleşmiş ,olan dosya 01/08/2021 tarihinde haricin ödenerek kapatılmıştır.Yukarıda kısaca arz ve izah ettiğimiz nedenlerle ve gerekse yargılama sırasında belirecek sair hususlarda dikkate alınarak açılan davanın REDDİNE karar verilmesini yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizin 28/03/2024 tarihli celsesinde hazır bulunan davacı vekiline; " dava konusu munzam zararı somutlaştırılması ve zarara ilişkin belgeleri sunmak üzere " hususunda ara kararın tefhim edildiği, Bu kapsamda davacı vekilince açıklama yapılmadığı görüldü. Davacı vekilinin süresi içinde beyanda bulunmadığı görüldü.
SOMUT OLAYDA MUNZAM ZARARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Munzam zarar, para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğinde olup TBK.m.122 hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasında, ''alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür''. Alacaklı belli şartların birlikte bulunması halinde munzam zararı isteyebilecektir.
Bu şartlar; borçlunun para borcunun ifasında temerrüdü,zarar, uygun illiyet bağı, kusur, bu şartların birlikte bulunması gerekmektedir.Munzam zarar için aranan şartlardan ''zarar'' kavramı önem taşımaktadır.
TBK .m.122/1 de ''temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa '' ifadesi ile temerrüt faizini aşan bir zararın doğması gerektiğini açıkca belirtmiş ancak zararın türü ve niteliği hususunda bir açıklık bulunmayıp genel esaslara göre bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. Zarar dar anlamda maddi zararı ifade etmek için kullanılır.
Malvarlığındaki eksilme , alacaklının , zarar veren davranıştan sonra malvarlığının mevcut hali ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği hal arasındaki farkı ifade eder.Munzam zarar da maddi bir zarardır. Munzam zarar tazmininin istenebilmesi için alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan , onu aşan bir zarara uğramış olması gerekir.
Bu itibarla , zararın miktarı işlemiş toplam temerrüt faizi miktarından az veya ona eşitse, tazmini gereken aşkın bir zararın varlığından söz edilemez. Bu halde, alacaklı, toplam zararının temerrüt faizinden yüksek olduğunu ispat ederse , hem temerrüt faizini hem de bunun üzerindeki aşkın zararı birlikte veya ayrı ayrı isteyebilir. Bu noktada ispat yükü önem taşır.
Yargı içtihatlarına göre davacının lehine munzam zarara hükmedebilmesi için davacının bu zarara uğradığını kanıtlaması gerekir.Örneğin, davacının bankadan kredi almış olması ve buna faiz.vs. Ödemede bulunması munzam zarara hükmedilmesine yeterli olmamaktadır.
Borçlunun temerrüde düşmesi veya temerrüt faizi ödemesi için kusur şart değildir.Munzam zararın tazmini ise temerrüdün kusura bağlı sonuçlarından biridir.Tbk.m.122 de alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir.Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin temerrüde düşmekteki kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir.
Yargıtayın yargılamanın gecikmesi yüzünden munzam zararın tazminine hükmedilmemesi yönünde kararları vardır.Munzam zararın ispatı konusundaki en önemli husus, yüksek enflasyonun sebep olduğu para değerindeki düşmenin temerrüt faizinden fazla olması halinde enflasyonun aşkın zarar olup olmadığıdır.Türk-İsviçre Hukuku'nda savunulan, Alman Hukuku'nda hakim olan görüşe göre , borçlunun temerrüdü esnasında enflasyon sebebiyle meydana gelen ve paranın alım gücünün azalması şeklinde ortaya çıkan değer kayıplarının munzam zarar olarak değerlendirilmesi şartların bulunmasına bağlıdır.Yani,
bu konuda alacaklı zararı somut olarak ispat külfeti altındadır. Bu itibarla , alacaklının munzam zararı isteyebilmesi için parayı zamanında elde etmiş olsaydı onu değer kaybından etkilenmeyecek biçimde değerlendirebileceğini ispatlaması gerekir.Alacaklı herşeyden önce temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olduğunu ve bunun miktarını ispatlamalıdır. Söz konusu ispat külfetini yerine getirirken alacaklı herhangi bir ispat kolaylığından veya fiili karineden yararlanamaz.
Alacaklı munzam zarara yönelik mevcut tüm somut delilleri ibraz etmelidir. Çünkü , elde edilen paranın hemen değer kaybını önleyecek şekilde değerlendirileceğine yönelik bir hayat tecrübesi kuralı mevcut değildir. Tam tersine, para zamanında ödenseydi, para alacaklının elinde iken yine aynı değer kaybına uğrayacaktı. Aksi görüşün benimsenmesi hali özellikle sigorta hukukunda tazminatla zenginleşme yasağı ilkesi ile bağdaşmayacaktır.
Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca yüksek enflasyon , döviz kurundaki artış, piyasadaki faiz oranlarının yüksek olması alacaklıyı munzam zararın gerçekleştiğini ispat yükünden kurtarmaz. ''...Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz.Aksinin kabulü halinde 3095 sayılı kanun ile diğer kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacaktır....'' (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ---- esas ,----- kararı)
Davacı vekiline temerrüt faiizi ile giderilmeyen aşkın(munzam) zararını somutlaştırması ve ispatı için delillerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde zararını somutlaştırmadığı ve delillendirmediği. Somut olayda munzam zarar şartı kanunda TBK 122/1 de açıkça öngörülmekte olup söz konusu hükmün somut olaya uygulanması da bariz takdir hatasından veya açık bir keyfilikten söz edilemeyeceği, tam tersine TBK.m.122 hükmünün varlığına rağmen, salt enflasyon gibi verilerden hareketle tazminata hükmedilmesi bariz takdir hatası olarak dahi değerlendirilebileceği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafından uğramış olduğu munzam zarar ispat edilmediği anlaşılmakla bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/811, K. 2024/871, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama