KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/22
- Karar No
- 2025/838
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
Karar Metni
1.850 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/22 Esas
KARAR NO: 2025/838
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/02/2022
KARAR TARİHİ: 18/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ------- sözleşmesi ile işletmecisi olup eğitime yaptığı ciddi yatırımlar ve uyguladığı yöntemlerle ülkemiz eğitim sistemi içerisindeki yerini her geçen gün çok daha yükseklere taşımakta olduğunu, müvekkili şirketçe ---- sözleşmesi ile ----- işletme hakkı elde edilen ----örnek gösterilen---- uygulamakta olup bu çerçevede bugüne değin, özgüveni gelişmiş, nitelikli ve saygın sayısız bireyler yetiştirdiğini, ----, her geçen gün daha çok büyüyerek eğitim sistemimiz içindeki yerini güçlendirmekte ve uyguladığı eğitim sistemi ile yurt dışında da ülkemiz eğitim sistemi açısından bir prestij ve ilham kaynağı olduğunu,
----- kuruluşundan bugüne değin geçen süreçte ciddi bilimsel çalışmalar yürüterek ülkemizde uygulanan eğitim sistemine de yeni bir bakış açısı getirmiş ve modern eğitim sisteminin uygulanışına da farklı bir ışık tuttuğunu, davalının hak sahibi ve yetkilisi olduğunu, tamamen gerçekdışı olduğu gibi anılan haberde adeta müvekkili işleteni olduğu -----hedef gösterilerek tehdit edildiğini, haber içeriği incelendiğinde, ------- tarafından bir platform kurularak öğretmenlerin fişlendiği gibi bir iddia ileri sürülmüş ve sonrasında olay özele indirgenerek yine müvekkillerimizin işleteni olduğu ---- hedef alındığını,
içerikte belirtilen öğretmenlerin fişlendiği yönündeki iddia, tamamen gerçekdışı olduğu gibi müvekkili işleteni olduğu ----ilişkilendirilmesi de tamamen hasmane bir tutumla ve müvekkillerinin hedef göstermek maksadıyla dile getirildiğini, anılan haberlerin yapılış tarihi dikkate alındığında,---- eğitim öğretim yılı için erken kayıtların başladığı bir dönemde yapılması,
haberlerin müvekkilinin işleteni olduğu ------itibarsızlaştırarak zor durumda bırakmayı ve bu şekilde ekonomik bir çöküntüye sürüklemeyi amaçladığı apaçık ortada olduğunu, kaldı ki bu haberlerin etkisi ile kayıt dönemi çok sancılı geçmiş ve birçok öğrenci velisi bu habere atıf yapmak suretiyle sorgulamalarda bulunmuş, kayıt yenilemeleri yapılmamış ve esas önemlisi okulda istihdam edilmek istenen öğretmenlerin bir kısmı çalışmaktan vazgeçtiğini, bunun yanında, soyut bir iddia ortaya atılmış olup fişleme iddiasına konu platformun ne olduğuna dair somut bir bilgi ve belgeye yer verilmediğini,
tüm bu gerçeklikler karşısında anılan internet adresinde yer verilen haber içeriğinin de asılsız olduğu ve hatta bu haber ile müvekkillerinin işleteni bulunduğu ------ hedef gösterilerek tehdit edildiği tartışmasız olduğunu, gelinen nokta itibariyle--------- eğitim öğretim yılında da halen müvekkil kurum gerek öğrenci kaydı gerekse öğretmen ve diğer personel istihdamında bu haberlerden kaynaklı olumsuz bir tutumla karşılaşmakta ve maalesef haber öncesindeki potansiyelini artık yakalayamadığını,
nitekim öğretmenlerin kendilerine ihbarda bulunulduğu belirtilen haberde usulsüzlük adı altında dile getirilen hususlara ilişkin ne bir idari ne de adli başvuru yapılmadığını, haber içeriğinden de açıkça görüleceği üzere soyut bir ihbardan bahsedilmiş ve buna dair idari ya da adli bir işlem ya da karar da söz konusu olmadığını, gerçek habercilik anlayışında, bir eğitim kurumunda bu denli usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik en azından basit bir araştırma yapılması gerektiği, bu usulsüzlüklere ilişkin ihbarda bulunduğu belirtilen öğretmenlerin idari ya da adli başvuruları var mı,
varsa buna ilişkin yapılan bir işlem ya da karar var mı diye sorgulanması dürüst ve bağımsız haberciliğin bir gereği olduğunu, anılan yayın kuruluşunca, hiçbir bilgi ya da belgeye dayanmaksızın verilen işbu haberlerin, kötü niyetle verildiği ve sadece ----- ve kurucusunu karalama ve itibarsızlaştırma amacıyla yayınlandığı tartışmasız olduğunu, anılan haber içerikleri ile müvekkilirinin işleteni olduğu ----kişilik hakları ağır bir şekilde saldırıya uğradığını, hatta ----- resimleri de paylaşılmak suretiyle hedef gösterildiği izahtan vareste olduğunu, yerleşik yargı uygulamalarında bu şekilde yapılan haber ve paylaşımlar,
kişilik haklarını ihlal eden haksız fiil olarak nitelendirildiğini, yapılan bunca haksız ve hukuka aykırı yayın ve sözde habere rağmen------- nezdinde herhangi bir soruşturma veya inceleme açılmasına dahi gerek görülmediğini, yapılan bu haksız ve asılsız haberler nedeniyle okula öğrenci kayıtları yapılmamakta, haber öncesi dönemlerdeki tercih edilirlik potansiyeline artık bir türlü ulaşamadığını, bu haksız ve asılsız ithamlar sonucunda müvekkilirinin işleteni olduğu----- hem ekonomik olarak ciddi zararlara hem de telafisi zor prestij kaybına uğramakta olduğunu, izah ettiğimiz tüm bu hususlar çerçevesinde,
adı geçen yayın içeriği nedeniyle müvekkilirinin işleteni olduğu ----- gerek kişisel, gerekse sosyal saygınlığına maddi ve manevi bakımdan ciddi zararlar veren ve müvekkilinin adeta hedef gösteren ve ticari itibarını açıkça ve kasten zedeleyen davalı yanın, anılan haksız fiili nedeniyle müvekkilinin uğradığı manevi zararlara karşılık olmak üzere 30.000-TL manevi tazminatın, haksız fiilin gerçekleştiği haber tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkilinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ---- sahibi, davalı ------Olduğunu, söz konusu habere karşı,---- kurucusu ----- sahibi--------- için 30.000-TL---- 50.000-TL manevi tazminatın" müvekkilden tahsili için------ Esas sayılı dosyasında dava açtığını, söz konusu dosyanın, iş bu dosyaya celp edilerek delilimiz olarak incelenmesini talep etmekte olduğunu, iş bu davanın reddi gerektiğini, haberin ise kişilik hakkı ihlali olarak değil, fikir ve düşünce özgürlüğünün bir parçası olan basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, nitekim kişinin ifadelerden rahatsız olması,
ifadeler karşısında alınganlık göstermesi manevi tazminat talep etmesi için yeterli olmadığını, müvekkilin haberi davacı tarafından rahatsız edici bulunması, hatta katlanamaz bulunması, davacıda derin bir üzüntü yaratması fiilin hukuka aykırı olmasına neden olmadığını, bu bağlamda------ tüzel kişilerin bir haksız fiile maruz kalmalarını ve bu haksız fiilin de tüzel kişiliğin manevi zarara uğramasına sebep olmasını aradığını, söz konusu haberde ise, ne şirketin değer kaybı gibi, manevi tazminata neden olabilecek somut bir veri sunulduğunu, ne de haberden davacının iddia ettiği gibi bir yorum çıkmakta olduğunu,
doğal haklardan kabul edilen ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahip olduğunu, öğretide değişik tanımlara rastlanmakla birlikte, genel bir kabulle ifade/düşünce hürriyeti, insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerinden dolayı kınanmama, bunları meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğü olduğunu, demokrasinin birçok hak ve özgürlüğün temeli, kişisel ve toplumsal gelişmenin de kaynağı olduğunu, işte bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti, temel hak ve hürriyetler kapsamında değerlendirilerek,
birçok uluslararası belgeye konu olmuş, ------- da ayrıntılı düzenlemelere tabi tutulduğunu, ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için ---- özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü "haber" ve "düşüncelerin" değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu,
onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiğini, Anayasa'da sadece düşünce ve kanaatler değil, ifadenin tarzları, biçimleri ve araçları da güvence altına alındığını, Anayasa'nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar "söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterildiğini, bu bağlamda ifade özgürlüğü,
Anayasa'da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı ile doğrudan ilişkili olduğunu, görsel ve yazılı medya araçları yoluyla fikir, düşünce ve haberlerin yayılmasını güvence altına alan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılma araçlarından biri olduğunu, basın özgürlüğü,------ özgürlüğüne ilişkin 10. Madde kapsamında koruma altına alınmışken, Anayasa'nın 28 ilâ 32. maddelerinde özel olarak düzenlendiğini, demokratik bir sistemde,
kamu gücünü elinde bulunduranların yetkilerini hukuki sınırlar içinde kullanmalarını sağlamak açısından basın ve kamuoyu denetimi en az idari ve yargısal denetim kadar etkili bir rol oynamakta ve önem taşımakta olduğunu, halk adına kamunun gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesi özgür olmasına bağlı olduğundan basın özgürlüğü, herkes için geçerli ve yaşamsal bir özgürlük olduğunu, ---- kararında, -------kararında ifade özgürlüğünün (Madde 10) ihlal edildiğine karar verdiğini, söz konusu kararda, sadece ifadenin değil, ifadenin dile getiriliş tarzının da korunduğu belirtildiğini,
davacıların haklı olduğunu asla kabul etmemekle birlikte, davacıların ayrı ayrı talep ettiği 30.000 -TL'nin de fahiş olduğunu belirtmek gerektiğini, davacıların uğradığı manevi zarar soyut bir kavram olmakla birlikte, davacıların da manevi tazminat ile zenginleşmesini önlemek gerekmekte olduğunu, davanın, dava şartının yerine getirilmemesi ve Görevsiz Mahkemede açılması nedeniyle usulden reddine, davacıların taleplerinin haksız, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava.
Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.-----Esas sayılı dava dosyasının --- tarihli karar ile Mahkememizin ---- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek dosyanın Mahkememizin ----Esas sayılı dosya arasına gönderildiği, Mahkememizin ---- Esas sayılı dosyasının ----- tarihli celsesinde birleşen işbu dosyanın asıl dava dosyasından tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş olup; anılan dosya tefrik edilerek Mahkememizin işbu esas sırasına kaydedildi.
Davacı Tanığı ------ beyanında.
"Ben ingilizce öğretmeniyim, iklim okullarında 2019 yılında başladım diye hatırlıyorum, 2024 yılının ağustos ayında da ayrıldım, hatırladığım kadarı ile sanırım bir internet haberi idi, okul ve kurucusu hakkında haber çıkmıştı diye hatırlıyorum ancak haberin detaylarını da hatırlayamıyorum, okuldaki öğretmen mülakatlarının eğitim kısmı ile ilgili olanlarını ben yapıyordum, bir ingilizce öğretmeni ile görüşmüştüm bu kısım mülakat olumlu geçmişti, ancak bu internet haberi çıktıktan sonra gerek bu haber sebebi ile ve gerekse başka içine sinmeyen şeyler olduğunu söyleyerek işle başlamaktan vazgeçmişti,
diğer gerekçeleri ben maddi kısım olarak tahmin ediyorum ancak bu husus ile ilgili doğrudan açıkça bir beyanda bana bulunmadı, ben sadece ingilizce ile ilgili görüşüyordum, ben yalnızca konuya ilgili bir olaya şahit oldum, bilgim görgüm bundan ibarettir, " şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. ------- esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir.
Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı,
şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir ----- Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir -----Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez.
Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir.
Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır." gerekçesiyle ------ yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi, -----emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; tazminat talebine konu yazı incelendiğinde, yazı içeriğinin ------- isimli internet sitesi ve konu ile ilgili olarak "Tüm --------yaptığı açıklama ile ilgili olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için yasa gereği bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir saldırı bulunması, kişilik hakkı saldırıya uğrayan ile zarar gören kişinin aynı olması, manevi bir zarar bulunması,
nedensellik bağının olması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren bir kusurunun veya bir kusursuz sorumluluk halinin bulunması gerektiği, ancak mezkur yazıda davacı şirketin hedef gösterilerek ticari itibarını zarara uğratacak, kişilik haklarına aykırılık teşkil edecek nitelikte bir beyanın yer almadığı, yazı içeriğinin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, bu haliyle yazı ve içerik bir bütün olarak değerlendirildiğinde kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/22, K. 2025/838, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama