KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/669
- Karar No
- 2024/1013
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
Karar Metni
1.706 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/669
KARAR NO : 2024/1013
DAVA
Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 20/09/2024
KARAR TARİHİ : 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
----- sicil numarası ile ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı ---- Mersis numaralı Tasfiye Halinde ----Şirketi 10.05.2024 tarihinde genel kurul kararı ile terkin edilmiş olup --- sayılı --- Gazetesi ilanı dilekçe ekinde mevcuttur.
Terkin edilen ilgili şirket müvekkille 10.11.2022 tarihinde ----- sözleşme numarasıyla devre mülk sözleşmesi imzalamış ve bu kapsamda sözleşmede belirtilen şirketçe müvekkile tapu devri yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bedelinin tamamı müvekkilince ödenmiş fakat sözleşmede sağlayıcı olan -----Şirketi tarafından müvekkiline kullanım hakkı sağlanmadığını, hal böyleyken sözleşmenin feshi ve ödenen bedelin iadesi için 25.03.2024 tarihinde ----- yevmiye numarasıyla ilgili şirkete ihtarname gönderildiği, ancak dönüş sağlanmadığı, İhtarnamenin dilekçe ekinde mevcut olduğu,
bunun üzerine davalı şirketin terkin edildiğinin öğrenildiği, Aldatma suretiyle iradesi sakatlanan müvekkilinin, maddi ve manevi olarak zarara uğratıldığı, devre Tatil Ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği'nde açık bir şekilde sözleşmesinin kurulmasından en az bir gün evvel ön bilgilendirme formu verilmesi gerektiği belirtilmişken, davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı, bununla birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında tüketici kullanım imkanı olmayan bir yer için sözleşmeyi ayakta tutmaya zorlanamayacağı, keza sözleşme yapılırken dava konusu tesisin müvekkilince görülmediği,
belirtilmelidir ki ilgili sözleşme devre mülk sözleşmesi olup resmi şekilde yapılmasının kanunen bir zorunluluk olduğu davacıyla yapılan sözleşmenin ifa edilmemesi, sözleşmenin kanuna uygun olmaması nedeniyle müvekkilin sözleşmeden dönme hakkının olduğu ve bu kapsamda ödenen bedelin iadesi gerektiği bununla birlikte müvekkille yapılan sözleşme kapsamında ifa imkansızlığı mevcut olup sözleşme de resmi şarta uygun olarak hazırlanmadığı, bu kapsamda müvekkille imzalanan sözleşmenin iptaline, ödenen tutarların iadesine ve müvekkile devredilen tapunun iptaline ilişkin ilgili şirkete husumet yöneltme zorunluluğu doğduğu,
münfesih olmasına veya münfesih sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limited şirket ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin 30/12/2012 tarihli tebliğin 16/2.madde hükmüne göre;
ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunan kimselerin haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, sonuç olarak şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için karar verilerek şirketle ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir tasfiye memuru atayarak şirketin tescil ve ilan edilmesini sayın mahkemeden talep etme zorunluluğunun hasıl olduğu, hal böyleyken---- nolu ve 10.11.2022 tarihli sözleşme kapsamında açacağımız davada----- (...) şirketine husumet yöneltebilmemiz için şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sicili Müdürlüğü vekili verdiği cevap dilekçesinde;
Davacının iş bu davada husumeti yalnızca yasal hasım olan Müvekkili müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru ... yöneltilmesi gerektiğini, davanın, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkin olduğunu, şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerektiğini,
somut olayda, tasfiye memuruna husumet yöneltilmediğini, bu itibarla; ilk derece mahkemesince, davacıya şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye memuruna karşı da dava açması için süre verilmesi gerektiğini,, dava açılması halinde işbu dosyası ile birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmaksızın hüküm tesisi ve buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." Ticaret Sicili Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar;
yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.
Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir.
(6762 Sayılı TTK m.224 ve 6102 sayılı TTK m.285) Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir.
(6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir.
Sayın Mahkeme’nin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacaktır. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır.
Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553).
Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamaktadır. mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur.
TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir.
Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona ermektedir. "...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece,
şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli, ----- sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir.
Buna göre; sayın mahkemenizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şartt olduğu, (TTK m. 536/4).
4. Müvekkil davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağı, müvekkili Sicili Müdürlüğünün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğu,
bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağı, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal Hasım" konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği,," ...ihya (ek tasfiye) davasında husumet, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş ise de, yargılama giderlerinin yasal hasım niteliğindeki ticaret sicil müdürlüğüne yükletilmesi doğru değildir." Yargıtay ----.
Hukuk Dairesinin 07.04.2013 tarihli, ---- sayılı ilâmı. "...her ne kadar husumet Ticaret Sicili Müdürlüğüne yöneltilmeli ise de, ortaya çıkacak yargılama giderleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne yüklenemez.
Çünkü Ticaret Sicili Müdürlüğü sadece yasal hasım konumundadır ve davanın açılmasına da sebep olmamıştır.---- Yargıtay -----. gibi çok sayıda ilamı ve yerleşik uygulama da bu yönde olduğu,. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi,----- Aynı yönde bkz. "Davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olduğu, tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar yerinde olup davacı vekilinin her iki davalıya karşı davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ...
Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hüküm edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin ----- Esas ----- Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.(----- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin,---- ilâmı). Denilmek suretiyle yukarıda izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı tasfiye memuruna tebligat yapılmış olup, dosyaya bu davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.İlgili belge ve bilgiler celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; -----Şirketi nin ihyası şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. ----- ticaret sicil numarasına kayıtlı ---- Şirketi'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ortakların ve yetkililerinin ---- ve ---- olduğu, şirketin son tescilini 10/05/2024 tarihinde yaptırdığı, davalı şirketin tasfiye yoluyla terkin olduğu, bu kararın 19/12/2023 tarihli ----- Gazetesi aracılığıyla ilan edildiği-----Şirketi hakkında davacı ile bu şirket arasındaki 10/11/2022 tarihli ----- sözleşme numarası ile düzenlenen devremülk sözleşmesi kapsamındaki uyuşmazlığa ilişkin iş ve işlemlerle sınırlı olmak üzere iş bu ihya davasının açıldığı görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nun 547/(2). maddesi gereğince ek tasfiye, ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir yada birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve ek tasfiye ile atanmaya ilişkin keyfiyet sicilde tescil edilmesi gereklidir (Yargıtay --- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ----- karar sayılı 19.10.2020
Bu kapsamda şirketin ihyasında davacının hukuki menfaatinin bulunduğu tespit edilmiş olup, 6102 sayılı TTK 547. maddesinde "...tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilir", şeklinde düzenleme gereğince, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu,
bu nedenle davanın kabulüyle ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ---- ticaret sicil numarasına kayıtlı ----ŞİRKETİ nin davacı ile bu şirket arasındaki 10/11/2022 tarihli ----- sözleşme numarası ile düzenlenen devremülk sözleşmesi kapsamındaki uyuşmazlığa ilişkin iş ve işlemlerle sınırlı olmak üzere ihyası ile, tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için, TTK'nın 547/2. maddesine göre, önceki tasfiye memuru ...'ün ün tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nün ise yasal hasım olması ve davalı ... Sicil Müdürlüğünün iş bu davanın açılmasında üzerine atfedilecek bir kusur ve ihmalinin bulunamaması karşısında, davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nün yargılama giderleriyle sorumlu tutulamayacağı, yine diğer davalı tasfiye memurununda bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmaması karşısında aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemiş, davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/669, K. 2024/1013, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama