KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1037
- Karar No
- 2025/809
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
Karar Metni
843 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1037
KARAR NO : 2025/809
DAVA
İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/10/2025
KARAR TARİHİ : 03/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı icra takibi açıldığını, işbu takibin konusu 04.05.2020 tarihli mutabakat protokolü olduğunu, işbu mutabakat protokolü; ... ve ------ birleşmesi sebebi ile ...'nin ...'ne ödemesi gereken bakiye 4.682.080,14 USD borcu konu aldığını, işbu alacak sebebi ile takip açılmış ise de davalı yanca yapılan itiraz üzerine dosya durdurulduğunu, akabinde yapılan arabuluculuk süreci de anlaşmama ile sona ermiş olduğundan işbu davayı açma zaruriyeti hasıl olduğunu, takip dayanağı belge incelendiğinde şirket kaşesi altında davalının imzasının bulunduğunu,
takibe itiraz kapsamında her ne kadar imzaya itiraz edilmiş ise de yapılacak basit bir inceleme ile imzanın ...'ye ait olduğu tespit edileceğini, kaldı ki şirket kayıtlarında bu mihvalde birçok belge ve ... ıslak imzasının bulunduğunun da açık olduğunu, bu yönü ile kötü niyetli bu itirazın kabulünün mümkün olmadığını, imzası açıkça kendisine ait olan işbu protokolün borç doğurmayacağının iddia edilmesi alenen itiraz hakkının kötüye kullanılması olduğunu, zira bu belgenin aslen senet vasfında olduğu açık olup aksinin ispat edilebilmesinin de mümkün olmadığını, bilindiği üzere;
usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesinin kabul edildiğini, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.201'deki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.
HMK’nun 200. maddesine göre; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zaman ki miktar veya değerleri 2.500,00 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemin miktar ve değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle 2.500,00 TL’den aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
Belirtilen madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edildiğini, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi ( savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlem HMK’nun 201. maddesinde belirtilen miktardan az olsa bile tanıkla ispat olunamayacağını, ancak aynı nitelikte bir belge ile ispat edilebileceğini, bu nedenle karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça dinlenen tanık beyanlarına da itibar olunamayacağını, sayın mahkemece görülmekte olan davanın niteliği itibarıyla ;
davalı / borçlu firmanın ayrıca alacağın % 20 sından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin "alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması" yeterlidir.
Mahkemenin "alacağın varlığına kanaat getirmesinden" anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmadığını, bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edildiğini, öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmemesi" şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmediğini, aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın,
kural olarak İ.İ.K.nun 264. maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılık olduğunu, muacceliyet ise, öz olarak alacaklının alacağını talep etme yetkisini ifade etmekte olup, kural olarak her borç doğduğu anda muaccel olduğunu, davalı idarenin hiçbir yasal dayanak göstermeksizin sadece takibi durdurmak amacıyla ve kötüniyetle yapmış olduğu itirazın kanun önünde karşılığı muhtemel zararların bir an önce telafisi için ihtiyati haciz kararı vermek olması gerektiğini,
itirazın (şimdilik/fazlaya ilişkin dava hakları saklı tutarak) 545.000 TL üzerinden iptali ve takibin kaldığı yerden devamı, alacağının likit / belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak takip alacağının %20'sindan az olmamak üzere borçlu firmanın icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Huzurdaki dava, mutabakat protokolü kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.Mahkememizce tüm dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirilmiş olup; davanın, mutabakat protokolü kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, icra takibinin 4.682.080,14-USD asıl alacak, 514.387,44-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.196.467,58-USD üzerinden başlatılmış olduğu, davanın itirazın 545.000,00-TL üzerinden kısmi iptali istemine ilişkin olduğu, görüldüğü üzere takibin USD üzerinden başlatıldığı, davanın ise TL üzerinde açılmış olduğu,
itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava olduğu, icra takibinin USD üzerinden başlatılması sebebiyle, davacının itirazın iptalini TL üzerinden talep etmesinde korunan hukuki yararının olmayacağı, açıklanan sebeplerle davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1037, K. 2025/809, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama