KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/582
- Karar No
- 2024/9
- Karar tarihi
- 4 Ocak 2024
Karar Metni
2.035 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/582
KARAR NO : 2024/9
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/08/2022
KARAR TARİHİ : 04/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından iş güvenliği danışmanlık hizmetine dayalı alacağına ilişkin davalı tarafa karşı
ilamsız icra takibi başlatılmış, Davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine TTK 5/A maddesince zorunlu kabul edilen ticari arabuluculuk yoluna gidilmiş, ancak söz konusu arabuluculuk sürecinde taraflarca anlaşmaya varılamamış olduğunu,
Müvekkili şirketle Davalı Şirket arasında hizmet sözleşmesi kurulmuş, bu sözleşme ile müvekkili şirketin iş güvenliği hizmeti vermeyi, davalı ise bunun karşılığında anlaşmış oldukları ücreti ödemeyi kabul etmiş olduğunu,
Bu sözleşmeye istinaden müvekkil firma davalıya karşı tüm edimlerini yerine getirmiş, fakat davalı, müvekkili şirkete olan toplam 16.000,00 TL tutarındaki borcunu ödememiş olup, bu nedenle asıl alacak ve faiziyle birlikte toplam 18.164,61TL tutarında icra takibi başlatılmış olduğunu,Davalının faaliyet gösterdiği iş kolu tehlike sınıflandırmasında "tehlikeli" şirketler sınıfında ve 6331
sayılı kanunumuzun 38. Maddesi gereğince iş güvenliği hizmeti alması zorunlu olduğunu, Müvekkili şirket ise verilen hizmetin başlangıç tarihinden itibaren E-devlet "İSG-KATİP" sistemi üzerinden davalı firmaya personel atamaları yapmış; işverence de bu hizmet sistem üzerinden onaylanmış olup, ----Kurumu Müdürlüğünden davalı şirketin 30.11.2016 - 06.12.2017 tarihleri
arasında İş Güvenliği ve Sağlığı Hizmeti aldığı firma bilgisinin öğrenilmesinin talep olduğunu,Müvekkili şirket, taraflar arasında kararlaştırılan ve kanunlarca verilmesi zorunlu tutulan hizmeti vermiş ve edimini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirket kararlaştırılmış ücreti ödememiş ve
taraflar arasındaki hizmet ilişkisine aykırı davranmış olduğunu,
Taraflar, aralarında ticari iş ilişkisi olması nedeniyle TTK.’ na tabi olup, Müvekkili tarafından söz konusu hizmet satışına ilişkin fatura tanzim edilmiş ve davalı tarafa tebliğ edilmiş, Davalı taraf da bu faturaları gider olarak işlemiş dolayısıyla borcu kabul etmiş olduğunu, Davalının ticari defterlerindeki gider kalemleri incelendiğinde söz konusu durumun ortaya çıkacağını, Davalı borçlu haksız olarak borca itiraz etmiş olup bu nedenle İİK m.67/2 maddesi gereğince borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi için itirazın haksız olmasının yeterli olduğunu iddia ederek,
Davanın Kabulüne, Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile 18.164,61 TL borca takip tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiz ile birlikte takibin devamına,Borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine İİK m.259/2
maddesi gereğince teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, Haksız olarak itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı şirket yetkilisince sunulan cevap dilekçesinde özetle;
İİK Md. 67 gereği itirazın iptaline yönelik davanın itiraz tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerekmekte olup, Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddinin gerekmekte olduğunu,
davacı tarafça faturalar tek taraflı olarak düzenlenmiş ve müvekkili şirkete hiçbir surette tebliğ edilmemiş, Dosyada tebliğ edildiğine ilişkin bir evrakın da mevcut olmadığını, Müvekkili şirket davaya konu faturalardan icra takibinin açılması ve ödeme emrinin tebliği ile bilgi sahibi olmuş ve itiraz etmek
sureti ile haksız icra takibini durdurmuş olduğunu, Müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen faturalar bu sebeple müvekkiline ait ticari defterlerde de yer almamakta olduklarını,Fatura içeriklerine bakıldığında "iş güvenliği uzmanı" ve "işyeri hekimi" hizmet kalemlerine ilişkin olarak 30.11.2016 tarihinden 03.08.2017 tarihine kadar 400,00 TL tutarında fatura kesildiği bu tarihten sonrasında ise 3 ay peş peşe 4.000,00 TL lik faturalar kesildiği görülmekte, Aynı hizmete
ilişkin olarak aynı dönemde bu kadar farklı faturalar kesilmiş olmasının çelişkili bir durum olduğunu,Faturalar arasındaki bu farklılığın ve davaya konu fatura alacaklarının davacı tarafça yazılı delil ile açıklanması ve ispatlanması gerektiğini, şirket dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu cari hesap ekstresine göre 30.11.2016 - 06.12.2017 tarihlerine ilişkin faturaları dayanak göstererek icra takibini ve huzurdaki davayı açmış,Ancak davacı şirket ile müvekkil arasında söz konusu fatura dönemlerine ilişkin olarak hizmet alımı yapılmamış olup, Davacı tarafından hizmet alımına ilişkin dosyaya sunulmuş bir sözleşme de
bulunmamakta olduğunu,Müvekkili şirket birtakım ihalelerinde ihaleyi alan firmaların alt taşeronu olarak görev üstlenmiş ve bu çalışmalar sırasında bir dönem davacı şirketten iş güvenliği hizmeti almış olup, ancak icra takibine
konu faturaların hizmet alınan dönemlerine ilişkin olmadığını, Davacı şirket söz konusu ihale işleri bitmiş olmasına rağmen fatura kesmeye devam etmiş olduğunu,Müvekkilinin bu işle ilgili olan sigorta sicil numarasından ----- İşyeri Sicil No: ----- sorgu yapıldığında fatura dönemlerinde ----çalışanı olmadığı görülmekte olup, Bu suretle işin bitmiş olduğunun açıkça anlaşılmakta olduğunu,
Buna rağmen davacı şirketin hizmet vermiş gibi fatura kesmeye devam etmiş olmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, Bu sebeple İcra takibine konu teşkil eden faturalar mesnetsiz olup bir sözleşme ilişkisine dayanmadığı gibi davacı tarafça tek taraflı olarak hazırlanmış, gerçek bir işin karşılığı olmayan
faturalar olup, bu anlamda takibe konu faturaların hükümsüz olduklarını,
Davacı şirket tarafından delil listesi ekinde sunulmuş olan 09.10.2017 tarihli personel görevlendirmelerine ilişkin sözleşmelerde, 10.10.2017 tarihli iş güvenliği defterinde ve ------ İnşaat Yıllık Çalışma Planı" isimli belgede müvekkilinin onayı ve imzası bulunmamakta olup, Davacı tarafından sunulmuş tüm bu evrakların müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında davacı şirket tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış olduklarını, Söz konusu belgelerde müvekkilinin onay ve imzasının
olmaması hizmet almadıklarının bir başka göstergesi olup, Müvekkilinin onayı bulunmayan bu evrakların bir hükmü bulunmamakta olduğunu,Davacı dava dilekçesinde verilen hizmetin başlangıç tarihinden itibaren e-devlet ISG- KATİP
uygulaması üzerinde müvekkiline personel atamaları yapıldığını ve işverence de bu hizmetin sistem üzerinden onaylandığını beyan etmekte olup, Oysa ki davacı şirket tarafından yapılan atamalar müvekkil şirket tarafından hizmet alımı sağlanmadığı için onaylanmamış olduklarını,Kaldı ki davacı tarafça alacak talep edilen fatura dönemlerinin tümüne ilişkin görev ataması ISG Katip
uygulamasında gözükmemekte, Davacı şirketin sistem üzerinden görevlendirme yapmaması ya da yapmış olduğu görevlendirmelerin müvekkili işveren tarafından onaylanmamış olması hizmet sağlamadığını göstermekte olup, onayları bulunmayan ISG -KATİP çıktılarının delil listeleri ekinde sunulmuş olduklarını,
ayrıca davacı şirket hizmet verdiği dönemde usulüne uygun şekilde iş güvenliği hizmeti sunmamış,kendisine düşen edimleri yerine getirmemiş, Yapması gereken görevlendirmeleri zamanında ve uygun süreli yapmamış, Verilmesi gereken iş güvenliği eğitimlerini gereği gibi yerine getirmemiş,yapması gereken tespit, rapor ve bildirimlerini yapmamış olduğunu,Davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan 10.10.2017 tarihli iş güvenliği defterinin başlığında "6331
Sayılı Kanun Gereği Aşağıdaki Tespitler Yapılmış Ve İşverene Tavsiyelerde Bulunulmuştur" ibaresi yer almasına karşılık davacı şirketçe sadece "risk analizi hazırlanması için keşif yapıldı" notu düşülmüş olduğunu, Bu
defterde iş güvenliğine yönelik bir tespit ve tavsiye yer almamakta olup, bu durum dahi davacı şirketin usulüne uygun bir hizmet vermediğini göstermekte olduğunu,
Davacı taraf davalı müvekkili ile aralarında iş güvenliği hizmetine ilişkin bir sözleşme olduğunu, bu sözleşme kapsamında dava konusu fatura dönemlerine ilişkin olarak davalı müvekkiline hizmet sağladığını ispat edememiş olduğunu, Davacı tarafın icra inkar tazminatı ve İhtiyati Tedbir talepleri
yersiz ve mesnetsiz olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle,-----. İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad.
67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konusu ----- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı Şirketin 16.000.- TL ASIL ve 2.164,61 TL İşlemiş Faiz olmak üzere TOPLAM 18.164,61 TL
ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle İtirazın İptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında;
Davacı Şirketçe Ticari Defter ve Kayıtlarının Bilirkişi İncelemesine ibraz edilmemiş oldukları,Davalı Şirketin Ticari Defterlerinde, Davacı Şirketçe Aralık/2016-Ağustos/2017 Periyodunda düzenlenmiş Aylık 400.-TL Tutarlı 9 Adet Hizmet Fatura Kaydından kaynaklı Toplam 3.600.-TL
Alacak kaydı tespit edildiği, Davacı Şirketçe Takip Talebine konu edildiği anlaşılan ve Eylül-Aralık/2017 Periyoduna ilişkin
olarak düzenlendiği anlaşılan 4.000.-TL X 4 Ay=16.000.-TL Hizmet Faturasının Davalı Şirket Ticari Defterlerinde kayıtlı bulunmadığı,Davacı yanca davanın dayandığı takipte talep edilen İşlemiş Faiz yönünden, dosya
kapsamında temerrüt halini düzenleyen yazılı bir sözleşme ve/veya Takip Konusu yapılan asıl alacağa ilişkin olarak takip öncesinde Hukuki Nitelikli bir temerrüt ihtarına dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi iddia da edilmediği görülmekle, İşlemiş Faiz talebinin değerlendirilmesi ve hesaplanması yapılamamış olup, İşlemiş Faiz Talebine ilişkin takdirin mahkemeye ait
olacağı,söz konusu hizmet sözleşmesine ilişkin İSG KATİP sisteminde, -----Kurumunda ve İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı çerçevesinde gerekli ve yeterli kayıt ve dokümanların tespit edilemediği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan ek rapor ile davacının belirtilen bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi de dikkate alınarak yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, davaya sunulan kök raporumuzda belirtilen görüş ve kanaatimizi değiştirecek yeni bir hususun bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/2. Maddesinde Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Bilirkişi incelemesi yapılarak davalı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup davacı taraf defterlerini davalının ticari defterleri sunmadığından incelenememiştir.Davalı defterlerinden, davacı şirketçe takip talebine konu edildiği anlaşılan ve Eylül-Aralık/2017 Periyoduna ilişkin olarak düzenlendiği anlaşılan 4.000.-TL X 4 Ay=16.000.-TL Hizmet Faturasının Davalı Şirket Ticari Defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, Davacı Şirketçe Aralık/2016-Ağustos/2017 Periyodunda düzenlenmiş Aylık 400.-TL Tutarlı 9 Adet Hizmet Fatura Kaydından kaynaklı Toplam 3.600.-TL
Alacak kaydı tespit edildiği ancak söz konusu hizmet sözleşmesine ilişkin İSG KATİP sisteminde,----- Kurumunda ve İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı çerçevesinde gerekli ve yeterli kayıt ve dokümanların tespit edilemediği, ispat yükü üzerinde bulunan davacıya yemin deliline dayanması nedeniyle yemin metni sunması için süre verilmesine rağmen yemin metni sunulmadığı, davacı tarafından defterlerinin sunulmaması hizmeti verdiğine dair delil sunamadığı davalı defterinden alacağın varlığı ve hizmetin alındığı hususunda delil elde edilemediği bilirkişi raporu da hükme esas alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın 219,39 TL tutarlı kısmı dava açılışı sırasında peşin olarak yatırıldığından bakiye 208,21 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenecek 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/582, K. 2024/9, 4 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama