İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/812 K.2025/364

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2022/812Karar2025/364Tarih15 Mayıs 2025Okuma12 dk · 2.345 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/812
Karar No
2025/364
Karar tarihi
15 Mayıs 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.345 kelime·12 dk okuma·7 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/812

KARAR NO : 2025/364

DAVA

İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 27/10/2022

KARAR TARİHİ : 15/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Davalı ...’ın, diğer

davalı ------ %99 nispetinde ortağı ve

münferiden yetkilisi olduğunu,

müvekkilinin, davalı ...'ın lehdarı, ------keşidecisi olduğu, 30.04.2021 tarihli 450.000,00 TL bedelli, 31.05.2021 tarihli 450.000,00 TL bedelli iki adet çeki ciro yoluyla iktisap ettiğini,

Söz konusu çeklerin ödenme zamanı geldiğinde, müvekkilinin davalı ...'ın ricası ve

ödeme sözü üzerine, iyiniyetli bir yaklaşım sergileyerek çeklerin arkasını yazdırmadığını, Ancak

davalının, müvekkilinin bu iyi niyetini suistimal ederek, sadece 200.000,00 TL ödeme yaptığını,

bakiye borcunu müteaddit uyarılara rağmen ödemediğini, bunun üzerine taraflarınca borçlular hakkında bakiye 700.000,00 TL alacağı üzerinden -----İcra Müdürlüğünün ------ sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişilmiş, ancak

borçlular tarafında ödeme emrine itiraz edildiğini,

malum olduğu üzere, süresi içinde bankaya ibraz edilmediği için kambiyo

vasfını yitiren çeke dayalı olarak çek hamilinin (müvekkilin), keşideciye ( 1 nolu davalıya) karşı

sebepsiz zenginleşme hükümleri dairesinde, kendisine çeki ciro eden cirantaya ( 2 nolu davalıya)

karşı ise, aralarında temel borç ilişkisine istinaden alacak talebinde bulunabileceği müstekar

Yargıtay içtihatlarca sabit olduğunu, Somut olayda davalı lehdarın, diğer davalı keşideci şirketin

%99 nispetinde ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu dikkate alındığında temel borç ilişkisinin tarafı

olarak kabul edilip edilmeyeceği ayrıca değerlendirilmesi gereketiğini, her hal ve şartta iki

borçlunun da ödenmeyen bakiye çek bedelinden ötürü müvekkiline karşı sorumlu olduğunu,

Arz ve izah olunan nedenlerle ve her türlü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,

davalılar tarafından----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı

dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalıların haksız yere takibin durmasına sebebiyet vermesi nedeniyle ayrı ayrı asıl

alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasının aksine

Müvekkillerin davacıya hiçbir borcu olmadığı gibi aksine alacağı bulunmadığını, müvekkili ... ile ... arasında 2008 yılından başlayan ticaret ilişkisi ...

ve şirketinin ekonomik olarak kötüye gitmesi nedeniyle 2017 yılına kadar sürdüğünü, ekonomik olarak çıkmaza giren ... borçlarını kapatabilmek adına tek yetkilisi ve tüm

hisselerinin sahibi olduğu şirketi -----. adına kayıtlı

---- İli, ---- İlçesi ---- Pafta 109 Ada'da bulunan üst

hakkının devrini müvekkilim ...'a teklif ettiğini, taraflar 12.04.2017 tarihinde uzlaşarak devir sözleşmesini imzaladıklarını, bu sözleşme gereği

müvekkili ...' ın davacı ...'e 200.000,00-TL nakit + 1.000.000,00-TL vadeli çek ile

ödeme yaptığını, ayrıca ilgili tapuya ilişkin 1.761.463,00-TL borcun da müvekkili tarafından

ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin tüm ödemeleri ve edimlerini yerine getirerek 2.961.463,00-TL ve süreç içerisinde ortaya

çıkan bedeller ile 3 milyon TL'nin üzerinde ödeme yaptığını, sözleşmeye göre ...'in üst

hakkı ve taşınmazda bulunan demirbaşlar ile traktörlerin devrini 2020 yılında yapması gerektiğini, müvekkilin, davacının bu haksız taleplerini kabul etmemesi neticesinde müvekkili tarafından tüm

ödemeleri yapılan ve müvekkile devir sözleşmesi gereği devrinin yapılması gereken 3 adet traktör 23.02.2022 Tarihinde ... ve kardeşi ------tarafından müvekkilin mülkünden

alınarak başkalarına satıldığını, 3 adet traktörün o günkü şartlardaki değeri 1.500.000,00-TL'nin üzerinde olduğunu ve bu traktörler davacı tarafından satılarak bedeli alındığını, ...' in adi

ortaklıktan kendisine ait alacağı müvekkillerimden EURO olarak talep ederek fahiş bir kar amacı

güttüğünü, kendi borçları kapansın diye devretmeyi taahhüt ettiği traktörlerin

borçlarını müvekkili ...'a ödettikten sonra traktörleri devretmeyip traktörlerin satımından

da ayrıca kar etme amacı bulunduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE:

Dava hukuki niteliği itibariyle, ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.

İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.

İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.

b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.

Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.

c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.

İtirazın iptali istemine konu----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile

davacı tarafından ticari defterlerin sunulmadığını, davalı şirketin; incelemeye konu 2021ve 2022 yıllarında ticari defterlerinin noter

tasdikine tabi defterler olduğu ve tasdiki zorunlu olan iş bu defterlerin noter tasdiklerinin yapıldığı,

defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap

Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davacı ... tarafından bilirkişi

incelemesine ticari defter ve belge sunulmamış olması nedeni ile davacı ... ile

davalılardan ... arasında ticari ilişki, BORÇ/ALACAK ilişkisine dair tespit yapılamadığı,

yine aynı nedenle, davacı ... ile davalılardan ----- arasında ticari ilişki, borç/alacak ilişkisine dair tespit

yapılamadığı, davalılardan ------2021 yılı ticari

defter ve belgeleri içeriğinde yapılan incelemede; davacı ... ile herhangi bir ticari

ilişkinin, borç/alacak ilişkisinin varlığına, davacı ... tarafından, davalı ----- ve davalı------hitaben borçlandırma

amaçlı düzenlenmiş herhangi bir fatura olmadığı, aralarında borç/alacak ilişkisinin varlığına

dair ticari davalı -----ticari defter içeriklerinde kayıt bulunmadığı tespit edildiğini, aksine, ayrıntısı belirtileceği üzere davalılardan ...’ın %99

nispetinde ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu ------ 31/12/2021 itibariyle, DAVACI ...’in hakim ortağı ve yetkilisi olduğu ------ Verilen Sipariş

Avansları Hesabında kayıtlı 581.326,92-TL tutarında alacaklı olduğu tespit edildiği, davacı tarafından icra takibine dayanak yapılan iki çekten dolayı alacaklı

olduğunu ispatlayamadığı, çeklerin bir kısım bedellerinin ödenmiş olmasının söz konusu

çeklerde yer alanmiktar kadar borcun bulunduğunun ikrarı anlamına gelmeyeceği, davacının iddia ettiği yatırım ilişkisi sebebiyle ödenen meblağlar ile iadenin dövizdeki

artışa göre yapılması gerektiğine yönelik sözleşme ilişkisine yönelik bir bilgi ve belge

bulunmadığından, davacının davasını ispat edemediği kanaatinin Mahkemenin

takdire sunulması gerektiği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.

Dava; taraflar arasında akdedilen, 30.04.2021 tarihli 450.000,00 TL bedelli, 31.05.2021 tarihli 450.000,00 TL bedelli iki adet çeki ciro yoluyla iktisap ettiğini, dayanarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).

Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır.

Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar.

Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.

Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez.

Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve------Karar sayılı kararı). Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır.

Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar -----.

Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için ve yahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir.

Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır ------ Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.

Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve ---- Esas------ Karar sayılı kararı).

Kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.

Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz.

Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen ve takip konusu alacağın dayanağı olan çeklere ilişkin hükümleri incelendiğinde, çeklerin illetten mücerret olduğu davalıların cevap dilekçesindeki beyanlarından iddiasının çeklerin teminat olarak verildiği,

davalının teminat senedi olduğunu iddia ederek ispat yükünü üzerine aldığı ancak teminat senedi olduğunu ispat edemediği anlaşılmakla cevap dilekçesinde yemin deliline dayanması nedeniyle yemin delilinin hatırlatıldığı yemin metni sunmadığı ispat yükünü üzerine alan davalıların iddiasına ispat edemediği bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmaması nedeniyle bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için,

borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.

Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.

Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.

Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.

Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın KABULÜ İLE,

1-Davalıların ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazların iptali ile, takibin devamına,

2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine

4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 47.817,00 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.777,01 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 40.039,99 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 7.777,01 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.857,71 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 551,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.551,50 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,

7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 109.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,

9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,

10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/812, K. 2025/364, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2022/812
  4. Karar No : 2025/364
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 27/10/2022
  7. Karar Tarihi : 15/05/2025
  8. Dava
  9. Cevap
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/812
Karar No
2025/364
Tarih
15 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/813 K.2025/294
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/814 K.2025/387
  • İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/816 K.2025/272
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/817 K.2025/289
  • Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/817 K.2025/345
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/820 K.2025/327

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.