KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/893
- Karar No
- 2024/910
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
Karar Metni
1.057 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/893
KARAR NO : 2024/910
DAVA
Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine ----İcra Dairesi ----- Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin davalı alacaklı görünen ile hiçbir ticari alışveriş bulunmadığını, her ne kadar davalı yan bir takım faturalara dayanmakta ise de ,müvekkiline işbu faturalarda bahsi geçen iskele ürünü hiçbir şekilde teslim edilmediği gibi iskelelerin kullanılacağı inşaatın da davalı alacaklı tarafından sona erdirilmiş olup, müvekkilince hiçbir şekilde iskelelrin kullanılmadığını, müvekkilinin inşaat faaliyetinde hiçbir şekilde bulunmadığını,
bu hususun müvekkilinin ticari kayıtları incelendiğinde de tespit edileceğini, davalının, müvekkiline ne faturaları ne de ürünleri göndermediğini, davalının ticari kayıtları incelendiğinde de müvekkiline işbu ürünlerin teslimine ilişkin bir teslim belgesi bulunmadığı gibi faturaların da müvekkiline teslim edilmediğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davacı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedelinin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafça ikame edilen davada faturaya konu malın teslim edilmediğine ilişkin iddiada bulunulduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesi "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlendiğini, yine faturaya itiraz edilmemiş ve fatura alıcının defterine kaydedilmişse artık ispat yükü alıcı da olduğunu, bu hususta Yargıtayın ilgili kararları bulunduğunu, öte yandan;
davacı tarafa verilen tüm malın teslim tutanaklarının müvekkili yeddinde mevcut olduğunu, her ne kadar malı teslim almadığına ilişkin ispat yükü davacı tarafta ise de Mahkemeye tüm bu evrak da sunulacağını, müvekkilinin yıllardır davacıdan alacağını tahsil edemediğini, kötü niyetli şekilde açılan bu dava ile müvekkilinin daha çok uğraştırılmakta ve oyalatılmakta olduğunu, borcun doğumu 7 Yılı aştığını ve müvekkilinin bu süre içerisinde hala alacağını alamadığını, davacı yanın özellikle 5 yıllık evrak saklama yükümlülüğünün geçmesini beklediğini ve kötü niyetli bu davayı açtığını beyanla;
davanın reddine, Kötü niyetli takip nedeniyle %20 kötüniyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığına yönelik olarak açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ----- Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiş olup bu davadaki amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.Bu aşamada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Diğer bir değişle, alacaklı olduğunu iddia eden kişi borcunun dayandığı hukuki sebebi ve onun geçerli olduğunu ispat etmek zorundadır. Ancak alacaklı kambiyo senedi olan senede dayalı alacağını talep ettiğinde ispat soyutluğu karinesi nedeniyle sebep göstermek zorunda değildir. Alacağını senedi sunarak iddiasını ispatlamış kabul edilmektedir. Artık borcunun olmadığını ispatlamak zorunda olan borçludur. İspat yükü borçluya geçmiştir.
Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. İspat yükü üzerinde olan davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından davacı taraf yemin delili de hatırlatılamamıştır.
Somut olayda, yukarıda anılan ilkeler uyarınca ispat yükü, davacı borçludadır. Davacı borçlu sözleşme gereğince kendisine satılmak üzere teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediğini ve davalı tarafa verilen senet nedeniyle borçlu olmadığını ispat etmek zorundadır.
Taraflar arasındaki ticari ilişki ve takibe konu senet kapsamında davacı ve davalı arasındaki alacak-borç ilişkisinin irdelenmesi için mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmesine rağmen ispat yükü üzerinde olan davacı taraf ve davalı taraf defterlerini incelemeye sunmamıştır. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır.
Hal böyle olunca ispat yükü üzerinde olan davacı davalının mal teslimi yapmadığını, takibe konu illetten mücerret senedin iskele satım ilişkisi kapsamında verildiği ve karşılığında iskelenin teslim edilmediği olgusunu ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.İİK.
72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar verilmesi halinde borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum eder.
Menfi tespit davasının reddine karar verildiğinde, borçlunun tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir -----Eldeki davada, her ne kadar davalı % 20 oranında kötüniyet tazminat talep etmiş ise de, mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı, icra takibinin durdurulmadığı, aksine davacı yönünden haciz işlemlerine devam edildiği,
ihtiyati tedbir nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı anlaşıldığından, İİK'nın 72/4. maddesi gereğince davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/893, K. 2024/910, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama