KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/41
- Karar No
- 2024/640
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
Karar Metni
1.368 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/41
KARAR NO : 2024/640
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/01/2024
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile davalı karşı taraf arasında 01.02.2023 tarihinde akdedilen mal alım sözleşmesi gereği satın almış olduğu; -----örgülü paslanmaz hortum 20 adet,---- Dış Basınçlı Kompansatör ---- 17 adet---- Dış Basınçlı Kompansatör--- 1---- 8 adet,mal için müvekkili şirket ile anlaşıldığı ve satın almış olduğu yazılı malzemeler için düzenlenen 29.03.2023 tarih, ----- Fatura numaralı ve 13. 165,78 TL bedelli 1 adet fatura ve 29.03.2023 tarih, ---- Fatura Numaralı ve 1.491.166,81 TL bedelli I adet fatura ile nakliye bedelleri için 08.03.2023 Tarih, ---- Fatura numaralı ve 16.520,00 TL bedelli 1 adet fatura ve 03.04.2023 tarih,
----- Fatura numaralı ve 16.520,00 TL bedelli I adet fatura olmak üzere toplam 4 adet fatura düzenlendiğini, sevk irsaliyeleri ile davalı borçlunun kısmi ödeme yaparak fatura içeriğini kabul ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe ve ticari defter kayıtlarında, davalı şirketin 1.525.392,59 TL borçlu olduğu cari hesap ve faturalardan anlaşılacağı,davalı şirketin faturalardan anlaşılacağı üzere mal alım ve satımı konusundan anlaşıldığı ve müvekkili şirketin üzerine düşen edimi ifa etmesine rağmen davalı şirket ürünlerin satış bedelini ifa etmediği,
ve satılan ürünlerin bedellerini faturada belirtilen miktarları müvekkili şirkete ödemediğini, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine, davalı borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabulculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafınan davasını ispat eder nitelikte hiçbir bilgi ve belge sunulmadığını, davacı şirketin icra takibinin dayanağı faturalara itiraz edilmemesi üzerine icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrine itiraz edilmesi akabinde hukuka aykırı şekilde huzurdaki dava ikame edildiğini, tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının yalnızca fatura içeriğini kabul anlamına geleceği fakat fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığını, hususunun mal veya hizmeti temin ettiğini iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiğini,
davacı tarafından ödeme emrinde temerrüt faizi talep edilmiş olup söz konusu faiz talebi usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ikame edilen davanın tüm talepler yönünden reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, -----İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad.
67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ----- esas dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Tarafların ticari defter kayıtları ve vergi dairelerine bildirilen beyanlarının birbirlerini doğrular nitelikte
mutabık olduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında davacı şirket tarafından kesilen faturalar yönünden davacıya borçlu olduğu, takip tarihi itibari ile 1.525.392,59 TL tutarında alacak talep edebileceği " şeklinde rapor sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir.
Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan 1.525.392,59- TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının BS formu ile ilgili faturaları vergi dairesine bildirdiği, davalının aynı faturaları BA formu ile vergi dairesine bildirdiği anlaşılmıştır. Davalının faturayı vergi dairesi bildirdiği, faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturası da kesmediği görülmüştür.
Somut olaya emsal olan Yargıtay ---- HD nin ---- esas ,----- karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Yargıtay ilamı doğrultusunda ve ticari defter kayıtları doğrultusunda davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca davanın kabulü ile icra takibine vaki itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/41, K. 2024/640, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama