KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/782
- Karar No
- 2025/684
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
Karar Metni
1.870 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/782
KARAR NO : 2025/684
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 31/10/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı ----. tarafından ------ numaralı zorunlu mali mesuliyet poliçesi
ile sigortalı ---- plakalı araç, 29.09.2023 tarihinde müvekkile ait ------- plakalı araca
çarparak hasarlanmasına sebep olmuştur. Kaza tespit tutanağı ektedir.
Bahse konu hasarın tazmini amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonda ----- başvuru
numarasıyla yapılan başvuruda Uyuşmazlık Hakemince verilen ------ sayılıkararda" ... aynen ifa söz konusu olup onarımın sigorta şirketi tarafından ödenen tutardan -------
dolayı teknik bir sorun yaşandığının ve makul olarak beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran bir
eksikliğin bulunduğunun ileri sürülmediği, başvuru sahibinin, kendi rızası ve kabulü doğrultusunda
onarımın gerçekleştirildiği, belirtilen gerekçelerin yanında tamirat bedeli ödenmiş olan araç için ilave
tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı da gözetilerek haksız talebin reddine karar
"verilmiştir.----- esas ve 10/06/2024 ------sayılı kararda" Başvuranın İtirazının
Kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 10/06/2024------ Karar sayılı Kararının
Kaldırılmasına, Başvuranın davasının kabulü ile 35.734,50-TL hasar tazminatının18/10/2023 tarihinden
itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak başvurana verilmesine," karar verilmiştir. Sigorta Tahkim
Komisyonda ------ Bilirkişi raporunda da hasar miktarının 44.234,50-TL olduğu belirtilmiş ve
bu tutar üzerinden hüküm kurulmuştur.
Müvekkil, aracın kazalarını öğrenmek için Tramer sistemine mesaj göndermiş, gelen mesaj
içeriğine göre aracın 29.09.2023 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle 44.234,50-TL olan hasar
bedelinin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne (TRAMER) 47.926,41-TL olarak işlenmiş olduğunu öğrenmiştir. Sigorta şirketi gerçekleşen kazaya ilişkin olarak Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine
(TRAMER)'e 29.09.2023 tarihinde gerçekleşen kaza sebebiyle oluşan hasar bedelini doğru bildirmeyip
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliğinin 23. Maddesini ihlal ederek müvekkile ait aracın değer
kaybına sebep olmuş ve bu nedenle müvekkilimiz mağdur olmuştur.
Davalı Sigorta şirketine 10.10.2024 tarihinde bu hususta başvuru yapmamıza rağmen herhangi bir gelişme sağlanamamıştır.
09.08.2008 tarihli Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliğinin 23. Maddesinde “Üye sigorta
şirketleri, Merkez tarafından kendilerinden istenen tüm bilgileri, doğru ve eksiksiz olarak, belirlenen şekilde ve sürelerde Merkeze iletmekle yükümlüdür. Üye sigorta şirketleri, zorunlu sigortalar, zorunlu trafik sigortası, zorunlu taşımacılık sigortası ve zorunlu ferdi kaza sigortası sözleşmelerine ait poliçe
bilgileri ile güncellenmiş ve günlük muallâk ve ödenmiş hasarlara ve kaza tutanaklarına ilişkin bilgileri Merkez tarafından hazırlanarak Müsteşarlık tarafından onaylanan veri yapısında ve en çok bir günlük
gecikmeyle Merkeze iletmek zorundadır.” şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Yönetmeliğe göre
Sigorta şirketleri gerçekleşen kazaları yönetmeliğe göre doğru bir şekilde en geç 1 gün içerisinde Sigorta
Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne (TRAMER) bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta şirketleri, gerçekleşen kazaları anılan yönetmeliğe göre doğru bir şekilde en geç 1 gün
içerisinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine (TRAMER) bildirmekle yükümlü olup yanlış kaydın
düzeltilmesinde sorumluluk ve haliyle kaydın düzeltilmesi talebinde muhatap da ilgili sigorta şirketidir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne bu sorumluluk yüklenemez.
Davalı sigorta şirketinin, araçta meydana gelen hasar bilgilerini Sigorta Bilgi ve Gözetim
Merkezi’ne doğru bildirim yapması hususunda yükümlülüğü vardır.
Ayrıca aracını satmak isteyen kişinin TRAMER kaydına bakan alıcı, hasarın gerçekleşenden daha
yüksek olduğunu görmesi halinde daha fazla indirim için satıcıyı zorlayacağı bir gerçekliktir.
Her iki durumda TRAMER kaydında sigorta şirketi tarafından hasar için ödenenden daha fazla
bedelin yazılı olması araç sahibinin mağduriyetine neden olacaktır.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, HMK 106/1. madde gereğince tespit davamızın kabulü ile;
29.09.2023 tarihinde gerçekleşmiş olan kaza sebebiyle müvekkile ait ----- plakalı araçta
oluşan ve davalı tarafça TRAMER'e hatalı olarak bildirilen hasar kaydının 44.234,50-TL olduğunun
tespitine,
Karar kesinleştiğinde, kaydın düzeltilmesi amacıyla karardan bir örneğin Sigorta Bilgi ve Gözetim
Merkezi'ne (TRAMER'e) gönderilmesine,
Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Dava, davalı Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi veri tabanında kayıtlı hasar bedeli kaydının
düzeltilmesi istemine iliskindir.
Davacının davadaki talebi, davacı hakkında olusturulan davalı kurum tarafından
olusturulan kaydın silinmesi istemine, diger bir ifadeyle, davalı kurum nezdinde davacı hakkında kayıt
olusturulmasına dair davalı kurum isleminin hukuka aykırı oldugu gerekçesiyle, bu işlemin iptali
istemine iliskindir. Yani, davacı, müvekkili hakkında davalı kurum veri tabanında oluşturulan kaydın
hukuka aykırı oldugunu iddia etmekte ve bu kaydın silinmesini, yani iptalini talep etmektedir.
Ayrıca ; ----- tarafından ------ numaralı zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile
sigortalı ---- plakalı araç, 29.09.2023 tarihinde davacıya ait----- plakalı araca çarparak
hasarlanmasına sebep olmuştur. Bahse konu hasarın tazmini amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonda
------ başvuru numarasıyla yapılan basvuruda Uyusmazlık Hakemince verilen 10/00/2024----- sayılı kararda, bilirkisi raporunda hasar miktarının 35.734,50-TL oldugu belirtilmis ve bu
tutar üzerinden hüküm kurulmuş ve karar gereğince icrası yerine getirilmiştir.
Davaya konu ------ plakalı araçta 44.234,50-TL hasar meydana geldiğinin tespiti ile bu
tutarın TRAMER'e doğru bir şekilde kaydedilmiş olup dava konusuz kalmıştır.
Söz konusu olayın neticesi aracın TRAMER kayıtlarının değiştirilmesine ilişkindir.
TRAMER'e doğru bir şekilde kaydedilmiş olup dava konusuz kalmıştır. " beyanıyla davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen trafik kazası nedeni ile oluşan hasar bedelinin tramer kayıtlarına hatalı işlendiğinin tespitine yönelik olarak açılan tespit davasıdır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile hasar bedelinin 44.234,50 TL olduğu, Sigorta şirketinin 44.234,50 TL+ 3.691,91 TL= 47.926,41 TL ödemiş olduğu, Tramer kayıtlarına hatalı hasar bedeli bildirimi yapıldığı, Tramer kayıtlarında olması
gereken hasar bedelinin 44.234,50 TL olduğu,
Sigorta Şirketinin niçin fazladan ödeme yaptığı dosya kapsamında anlaşılamamış olduğu,
Sigorta şirketinin 8500 TL hasar bedeline ilave olarak Tahkim Kurulu kararı sonrası ödemiş olduğu
ferileri ile birlikte hasar bedeli)
Tramer’e hatalı hasar bildirimi yapıldığı, Tramer kayıtlarında olması gereken hasar bedelinin 44.234,50 TL olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).
Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir.
Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur.
Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur.
O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder.
Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir.
Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır (------).Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir.
Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir.
Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir.
Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir.
Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir.
Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). ------Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.11.2013 tarih, ------- sayılı kararı ile 25/11/2015 tarih -------sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-h maddesine göre, Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır.
Aynı yasanın 115. maddesine ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."düzenlemesi bulunmaktadır.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır -------Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (------).Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir.
Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (------
Somut olayda davacı taraf 29/09/2023 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle sahibi olduğu ------ plakalı aracın tramer kaydına yanlış girilen hasar bedelinin tespitini ve düzeltilmesini talep etmektedir.
Eldeki davanın görülebilmesi için davacının dava açmakta hukuki yararı bulunması gerekmektedir. ------- plakalı aracın tescil bilgileri incelendiğinde aracın dava açılmadıktan sonra 21/08/2025 tarihinde satıldığı, davacının araca malik olmadığı görülmekle davacının bu dava da hukuki yararının kalmadığı,
Tramer kayıtlarının düzeltilmesi davalarında araç sahipleri araçlarının satışı aşamasında aracın hasarının olduğundan fazla görünmesinin satışa ve satış bedeline yapabileceği olumsuz etkileri bertaraf etmek için tespit davası niteliğindeki bu davaların açmakta olup bu davalarda hukuki yararlarının varlığı kabul edilmekte ise de davacının aracını mevcut kayıtları ile sattığı anlaşıldığından dava açmakta hukuki yararı da bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Alınan bilirkişi raporu ile davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğu anlaşıldığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/782, K. 2025/684, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama