KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/105
- Karar No
- 2026/262
- Karar tarihi
- 17 Mart 2026
Karar Metni
1.407 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/105 Esas
KARAR NO: 2026/262
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/02/2025
KARAR TARİHİ: 17/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin dünya çapında mühendislik hizmetleri, proje ve sistem tasarımı, ürün satışı ve satış sonrası hizmetleri ile hidrolik-pnomatik sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirkete yaptığı ticari satımlar sonucunda ödemelerin yapılmaması üzerine, davalı aleyhine,------ dosya ile ilamsız takip yapıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli bir şekilde borca itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, akabinde, dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak sürecin anlaşamama şeklinde sonuçlanmış olduğunu, davalıdan alacaklarının likit olup, itirazın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,
davalının---- sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine en az 9620 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkillerinin dava dilekçesi içeriğinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve miktarda borçları bulunmamakta olduğunu, takibe konu alacağa ilişkin sunulduğu belirtilen sözleşme veya faturaların içeriğinden/dayanağından dolayı müvekkillerinin takip talebinde alacaklı olarak gözüken davacı tarafa hiçbir borçlarının mevcut olmadığını ve buna ilişkin menfi tespit davası haklarını saklı tuttuklarını, taraflarınca işleyecek ve işlemiş faiz ile faiz oranına da itiraz edilmiş olup, faiz oranının fahiş olduğunu,
ayrıca davacının iddiasının aksine icra inkar tazminatı şartlarının oluşmamış olduğunu, ayrıca ispat yükü davacıda olup, davacının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, özellikle taraflar arasında bir sözleşmenin oluşturulmamış olup, müvekkili firmaya teslim edilen bir malın söz konusu olmadığını, davaya konu alacak talebinin müvekkili şirketle bir ilgisinin bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından takibe konu edilen dayanak belgeler üzerinde müvekkili şirket yetkililerine ait geçerli imza bulunmamakta olduğunu savunarak,
davanın esastan reddine, davacı aleyhine takip tutarının 9620'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle,----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad.
67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- esas dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davacı şirketin ---- işlemiş faiz olmak üzere toplam ---- alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, itirazın iptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı şirketin davalı şirketten ----------- faturadan kaynaklı olarak takip talebindeki gibi ---- asıl alacaklı durumda bulunduğu,
davacı şirketin takip öncesine ilişkin faiz talebinin takdiri mahkemeye ait olmak üzere, Mahkemenin davacı şirketin takip öncesi faiz talep edebileceği yönünde hüküm kurması halinde, talep konusu olabilecek İşlemiş Faizin ---olabileceği Sonuç ve Kanaatlerine varılmıştır. " şeklinde rapor sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.----- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan ----alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı ve davalı defterlerinin uyumlu olduğu tespit edilmiştir. HMK 222/3. Gereği tarafların ticari defterleri delil kabul edilmiştir. Davacı taraf davalıdan icra dosyasında asıl alacağın yanında takip öncesinde işlemiş faiz talebinde de bulunduğu anlaşılmıştır.
Takibe konu faturada vade tarihi olarak ---- yazmaktadır. Fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. Muaccel bir alacağın borçlusu 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur".
Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir.
Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir ------- Eldeki davada faturada vade var ise de davalı borçluyu temerrüde düşürecek bir ihtar bulunmadığından işlemiş faiz talebi yerinde görülmeyerek tarafların ticari defterlerinde yer alan asıl alacak miktarı olan----- üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/105, K. 2026/262, 17 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama