KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/142
- Karar No
- 2025/267
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
Karar Metni
1.443 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/142
KARAR NO : 2025/267
DAVA
Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/02/2025
KARAR TARİHİ : 14/04/2025
DAVA
Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/02/2025
KARAR TARİHİ : 14/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekki----, dava dışı ---- (davalı ----- babası) ile 2019 yılında ortaklık yaparak -----ŞİRKETİ'ni kurduğunu ve ortaklık sürecini başlattığını, akabininde ----- isteği üzerine ve hisse oranının fazla olması gerekçesiyle muhasebe ------ yönetimine, okulun eğitim-öğretim yönetimi ise ------ bırakıldığını, taraflar arasında ortaklık açısından anlaşmazlıklar yaşandığını ve sürecin çıkılmaz hal alması sebebi ile 20.12.2021 yılında hisse devir protokolü imzalanarak-----%73 hissesi müvekkili ----- bırakıldığını, 03.01.2022 tarihinde ise dayatma yoluyla hisse devrini konu alan protokol ve ekleri tek nüsha olarak müvekkiline imzalatıldığını,
Müvekkilim bugüne kadar devam eden süreçten rahatsızlık duyduğunu ve geçmişten günümüze tüm süreci detaylı incelemeye başladığını, devir tarihinden günümüze kadar yapılan incelemelerde eski ortağı ------ şirket adına tahsilatlar gerçekleştirildiğini, yapılan tahsilatların şirket hesaplarına aktarılmadığını ve şirket adına usulsüz ve şirketi zarara uğratan kararlar alındığı tespit edildiğini, işbu davanın konusunun ise para makbuzlarında yer alan velilerden "kıyafet", "kırtasiye",
"eğitim" açıklamaları gibi açıklamalar adı altında müvekkili şirket ---- adına imza ile ------ tarafından alındığı anlaşılan paraların şirket hesaplarında yer almaması olduğunu, müvekkili şirketin, söz konusu demirbaş bedellerinin tazminini talep etmekte olduğunu, bu doğrultuda taraflarınca yapılan savcılık şikayeti de nazara alınarak -----Asliye Ceza Mahkemesi ---- Sayılı dosyası ile ----.
Asliye Ceza Mahkemesi ------ Esas sayılı ceza davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77. Maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.” Türk Borçlar Kanunu'nun 77 - 82. Maddeleri arasında da Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri düzenlenmiş olup söz konusu ödemelerin ------ lehine gerçeklestirilmiş olması sebebiyle müvekkillerin zararının sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan tahsili gerekmektedir." şeklinde düzenleme olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin, "haklı bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin malvarlığından veya emeğinden zenginleşme" olarak tanımlanmakta olduğunu,
buna göre birinin malvarlığında oluşan sebepsiz zenginleşme ve diğerinin malvarlığında oluşan sebepsiz fakirleşme nedeniyle, iki taraf arasında kanuni bir borç ilişkisi meydana gelmekte olduğunu, bu borç ilişkisini düzenleyen sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince haklı bir sebep - hukuken geçerli bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişi zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu, geri verme yükümlülüğü düzenlemesinin esasında da kişinin malvarlığındaki haksız çoğalmayı aynen iade etmesi gerekliliği yatmakta olduğunu, söz konusu ödemenin müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, bu doğrultuda da,
geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi gerekmekte olduğunu bu da denkleştirici adalet düşüncesine dayandığını, denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade etiğini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için iş bu davanın açılması zaruriyeti doğduğunu,
akabinde taraflarınca Ticari Dava Şartı Zorunlu Arabuluculuk başvurusu yapıldığını tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile hesaplanacak alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin --- esas ve------ karar sayılı ilamı ile ile mahkememiz dosyası ile aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan dosyalarının birleştirilmesine karar verilmiştir.Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili -----, dava dışı ---- (davalı ---- babası) ile 2019 yılında ortaklık yaparak ----- ŞİRKETİ'ni kurduğunu ve ortaklık sürecini başlattığını, akabininde ----- isteği üzerine ve hisse oranının fazla olması gerekçesiyle muhasebe ------ yönetimine, okulun eğitim-öğretim yönetimi ise ----- bırakıldığını,
taraflar arasında ortaklık açısından anlaşmazlıklar yaşandığını ve sürecin çıkılmaz hal alması sebebi ile 20.12.2021 yılında hisse devir protokolü imzalanarak ---- %73 hissesi müvekkili ----- bırakıldığını,03.01.2022 tarihinde ise dayatma yoluyla hisse devrini konu alan protokol ve ekleri tek nüsha olarak müvekkiline imzalatıldığını, müvekkilinin bugüne kadar devam eden süreçten rahatsızlık duyduğunu ve geçmişten günümüze tüm süreci detaylı incelemeye başladığını, devir tarihinden günümüze kadar yapılan incelemelerde eski ortağı ----- şirket adına tahsilatlar gerçekleştirildiğini,
yapılan tahsilatların şirket hesaplarına aktarılmadığını ve şirket adına usulsüz ve şirketi zarara uğratan kararlar alındığı tespit edildiğini, bu davanın konusunu, bahsi geçen protokolde belirtilen demirbaşların bedelinin şirket hesaplarından ödenerek, şirket varlıklarında azalmaya sebep olunması teşkil etmekte olduğunu, müvekkili şirketin, söz konusu demirbaş bedellerinin tazminini talep etmekte olduğunu, bu doğrultuda taraflarınca yapılan savcılık şikayeti de nazara alınarak -----.
Asliye Ceza Mahkemesi -----.
Sayılı dosyası ile ---- Asliye Ceza Mahkemesi ------ Esas sayılı ceza davası açıldığını ve derdest olduğunu, müvekkilinin alacağının hesaplanarak faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talepli olarak işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin talebinin alacağa dayalı olup muaccel olduğunu, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranlarını, TL karşısında döviz kurlarını gösteren listeyi ilgili resmi kurumlardan araştırmak konusunda uzman bilirkişi düşüncesinden de yararlanmak suretiyle davacı alacaklının maruz kaldığı asgari zarar miktarını B.K.
Hükümleri de dikkate alınmak suretiyle tespit edilmesini, asıl alacak ve faiziyle birlikte ödenmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile hesaplanacak alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 21/02/2025 tarihli ara kararı ile, davanın niteliği dikkate alınarak, TTK'nun 479/3-a maddesi uyarınca davacı vekiline davalı hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı bulunması halinde dosyaya sunması yoksa da bu yöndeki eksikliği tamamlanması hususunda HMK'nun 54. maddesi uyarınca 4 haftalık kesin süre verilmiş, verilen kesin sürede genel kurul kararı sunulmaması halinde asıl ve birleşen dosya davasının dava şartı yokluğu nedeniyle ayrı ayrı usulden reddine karar verileceği hususu ihtar edilmiş,
bu husustaki ihtarlı ara karar davacı vekiline 09/03/2025 tarihinde tebliğ edilmiş ancak verilen 4 haftalık kesin süre içerisinde ara kararın gereği yerine getirilmemiştir.Davalı ve birleşen dosya davalısı vekili 04/04/2025 tarihli dilekçesinde özetle.
21/02/2025 tarihli ara karar uyarınca verilen 4 haftalık kesin sürenin dolduğunu, davacı vekili tarafından eksiklik 02.04.2025 tarihine kadar giderilmiş ise, dava dilekçesi tebliğ işleminin yapılmasını, davacı tarafından bu eksiklik kesin süre içerisinde giderilmedi ise davaların ayrı ayrı usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve birleşen dava, TTK'nın 644/1-a maddesi yollaması ile TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince limited şirket yöneticisinin şirkete vermiş olduğu zararın tazmini istemine ilişkindir.
HMK'nin 33.maddesine göre Hakim, Türk Hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 30 ve 33. (HUMK'nın 74, 75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar, bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu nedenle davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğu kabul edilerek inceleme ve değerlendirmeler bu çerçevede yapılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla TTK'nın 553. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket yöneticileri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığının tespiti üzerine davacı vekiline sorumluluk davasının açılmasına ilişkin genel kurul kararını sunması için kesin süre verilmesine rağmen davacı vekili verilen kesin süre içerisinde ilgili genel kurul kararını dosyaya ibraz etmemiştir. Söz konusu genel kurul kararı özel dava şartı olup davacı tarafından kesin süre içerisinde tamamlanmadığından, ---- BAM ----.
HD'nin ----- Esas, ----- Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak, davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle):
1-) HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca, davanın ve birleşen dosya davasının ayrı ayrı USULDEN REDDİNE,
2-)Asıl ve birleşen dosya davası yönünden, Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç dava açılırken peşin olarak ayrı ayrı alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-)Asıl ve birleşen dosya davası bakımından, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-)Asıl ve birleşen dosya davası bakımından, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00'er TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/142, K. 2025/267, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama