KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/649
- Karar No
- 2026/311
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2026
Karar Metni
1.662 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/649 Esas
KARAR NO: 2026/311
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 25/07/2025
KARAR TARİHİ: 03/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil şirket nezdinde ----- numaralı ---- kasko sigortalı bulunan dava dışı sigortalı ---- plaka sayılı araç; ----- tarihinde seyir halinde iken davalının sigortacısı olduğu -----Plaka sayılı aracın kusurlu kullanımı(takip mesafesini koruyamayarak sigortalı araca arkadan çarpması) sonucu sigortalı araçta maddi hasar meydana geldiğini, Sonuç olarak hasarlı aracın tamiri neticesinde düzenlenen ----- numaralı fatura uzantısında, müvekkil şirket tarafından toplam ----- hasar ödemesi yapıldığını,
davaya konu sigorta hasarı müvekkil şirketçe ödenmiş olup anılan hasardan sorumlu olan davalılar hakkında yasal süre içerisinde ---- sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış ve borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle davalının --- sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline ve takibin devamına davalı taraf aleyhine haksız itirazından dolayı %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, talepler zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirket ancak teminat limitlerine kadar sorumlu olduğunu, ---- plakalı araç müvekkil şirket tarafından --------sigortalı olduğun, Yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, Müvekkil şirketin sorumluluğu, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, müvekkil şirketin talep edilen ---- yönünden sorumluluğu bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmil edilmesini karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle,----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Kaza tarihi itibariyle yasal 2 yıllık sürenin dolmadığı dikkate alınarak davalının zamanaşımı definin reddi gerekmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; ---- plakalı aracın --------Trafik Kanununun 56/e ve 84/d maddelerinde belirtilen kuralları ihlal etmiş olup yol üzerinde seyri esnasında, yakın takip nedeni ile önündeki araca arkadan çarptığı ---- kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu,--- plakalı otomobil sürücüsü ----- şeridinde nizami olarak seyri esnasında arkasındaki aracın yakın takibi nedeni ile kendi aracına arkadan çarpması şeklinde neticelenen trafik kazasında alabileceği bir tedbir olamaması nedeni ile kusursuz olduğu, Tramer kayıtlarında, davaya konu aracın davaya konu kazası öncesi karışmış olduğu kazası bulunmadığı,
davaya konu olayda Hasar bedelinin --- olduğu, Davalı ----kazaya etken ------- No.lu ------ trafik sigortacısı olduğu, kaza tarihi itibarı ile trafik sigorta teminat limitinin ---- olduğu, hasar bedeli ve değer kaybının trafik sigorta teminatları kapsamında değerlendirildiği, davalının davaya konu kazası için ödeme yapmadığı, Bu nedenle davalının, sigortalısının kusuru oranında %100, araç hasar bedeli --- --- sorumlu olduğu, işlemiş faiz: ---- olduğu hususları beyan ve rapor edilmiştir.
Somut olayda davacı sigorta şirketi sigortalısına ödediği tazminatı rücu için , sigortalısının haklarına halef olarak kazaya karışan karşı tarafın sigortasına karşı takip başlatmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş,
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir.
Sorumluluk sigortaları TTK.nın 1473. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. “(1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.” şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası;
motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu;
böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ----------- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür.
Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir -----------Tüm dosya kapsamı, yukarıda yer alan açıklamalar ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu,
ödenen hasar onarım bedelinin kaza ile uyumlu olduğu tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmakla davacının sigortalısının zararını tazmin etmekle halefiyet ilkesi gereği ödediği zararı rücuen davalılardan isteyebileceği birlikte değerlendirilerek davanın asıl alacak yönünden tam kabulüne işlemiş faiz talebinin usul ve yasaya uygun olan bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak kısmen kabulü kısmen reddi yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için,
borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/649, K. 2026/311, 3 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama