KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/69
- Karar No
- 2025/50
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2025
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/69
KARAR NO : 2025/50
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 23/01/2025
KARAR TARİHİ : 24/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle.
Davalı ---- 19.10.2022 tarihinde-----olan unvanını mevcut şekliyle değiştirDİĞİNİ, müvekkilİ şirket, ile davalı şirket, davalının önceki unvanını kullandığı dönemde ortaklık yapısını belirlediklerini, davacı müvekkilİ şirket ile davalı şirket, birlikte emek ve sermayelerini ortak bir amacı gerçekleştirmek suretiyle birleştirerek özellikle ---- ülkesinde gerçekleştirilecek inşaat işleri olmak üzere çeşitli ticari işler için anlaşmalar yapıldığını ve halen de devam etmekte olduğunu, söz konusu bu ilişkiden doğan sorumlulukların yer aldığı üzere ortaklar arasında paylaşıldığını,
bu ortaklığın malvarlığı ortaklar arasında oluşan güven doğrultusunda davalı----- adına kaydedildiğini, taraflar arasında gerçekleşen yazışmalarda da görüleceği üzere tarafların ---- isimli ortaklığında %51 hisse aynı zamanda bu ortaklığın ---- sponsoru olan -----olup dava konusu adi ortaklığın %49 u ise;
%21-----, %14 ---- ve %14 ---- şeklinde düzenlendiğini ve bu ortaklığın genel müdürleri ---- ve ---- olacağı kararlaştırıldığını, ----, müvekkili şirketin tek imza yetkilisi olup ortaklık yapısı içerisinde Genel Müdür sıfatıyla davalı şirkete sigortalı olarak çalıştığını, ortaklığın hisse yapısı ve görev dağılımı ile ortaklığın yaptığı illere dair yazışmalar ekte sunulduğunu, söz konusu ortaklık kapsamında müvekkilinin her türlü iş için emek sarf etmiş üstlendiği görevleri gereği gibi yaptığını ve ortaklığın büyümesinde her türlü yükümlülüğü yerine getirdiğini,
söz konusu ortaklık için taraflar arasında sözlü sözleşme yapıldığını ve müvekkilinin davalı gibi sözleşmenin bir tarafı olduğunu ve bu ortaklıktan doğacak bütün malvarlığında pay sahibi olacağı taraflar ve tanıklar önünde daha önceden akdedildiğini, yine söz konusu ortaklıkla ilgili müvekkilinin Türkiye'den alımlar yaptığını, mühendislik hizmetleri sunulduğunu ve ortaklık hesabına kaydedildiğini, tüm bu hususlar davalı şirket ve tanıklarca da bilinmekte olduğunu,
2024 yılı başlarında taraflar arasında baş gösteren bilhassa güven sarsıcı durumlar nedeniyle müvekkilinin ---- daki gizli ortaklığının tasfiyesini istediğini ve tarafların da kabul ettiğini, ortaklık alacak ve borçlarının taraflar arasında paylaştırılması aşamasında söz konusu paylaşma işlemi yapılırken ortaklığın bütün aktif ve pasiflerinin hesabı çıkarıldığını ancak borçlar ve alacaklar konusunda anlaşmazlık çıktığını fakat müvekkilinin şirket söz konusu ortaklık alacaklarını alamadıkları gibi paylaşımdan dolayı herhangi bir pay almadığını, üstelik davalı tarafından icra takipleri başlatıldığını,
bunun üzerine müvekkili şirket bu durumu kabul etmediğini, kendisinin de hak sahibi olduğunu dile getirdiğini, ortaklık payı ve karının kendisine verilmemesi durumunda yasal yollara başvuracağını taraflara bildirdiğini, bu aşamada davacının bağlı olduğu-----tarafından 04.04.2024 tarihinde ortaklığın paydaşlarına bir e posta ile "yol haritası" başlıklı bir önderi gönderdiğini ve ekinde ---- Ayrılık Koşulları başlıklı bir protokolün kabulü teklif edildiğini ancak müvekkili tarafından kabul edilmediğini,
nitekim --- grubu web sayfasında müvekkili şirket ile davalı şirketin ortaklığına dair bilgiler mevcut olduğunu ve ortaklığının varlığı teyit edilmekte olduğunu, Türk hukukunda adi ortaklıklar hakkındaki hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, bu hükümlere göre adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere birleştirmeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlandığını, TBK m. 621/f.1 uyarınca “her ortak para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak,
ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür” sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorunda olduğunu, ayrıca ortaklardan birinin katılım payının devri şekil şartına tabi olmadığı sürece adi ortaklığın kendisi şekil şartına tabi olmadığını, ortakların, herhangi bir noter tasdiki veya tescil yükümlülüğüne tabi olmaksızın yazılı veya sözlü olarak anlaşabileceklerini, dava konusu adi ortaklığın tespitine ilişkin olarak tanık dinletme kararları da bulunduğunu,
nitekim taraflar arasında ortaklığın hukuki yapısı konusunda e-posta ve ---- yazışmaları mevcut olduğunu, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığından, HUMK'nun 290. maddesinde düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralının uygulanması da söz konusu olmadığını tüm bu nedenlerle dava konusu ortaklığın %49 pay içerisinde payının %21 oranında tespitine, Yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki adi ortaklığın tespiti istemine ilişkindir.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir.
Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir.
Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.)Yargıtay uygulamasında eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasında hukuki yararın olmadığı ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği kabul edilmektedir: "Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Bu şartların bulunmaması halinde tespit davası dinlenmez, davanın usulden (dava şartı yokluğundan) reddi gerekir (YHGK,----).
İlerde açılacak bir eda (adi ortaklığın tasfiyesi veya kar payının tahsili) davasında ileri sürülecek ve kanıtlanacak hususların ayrı bir dava konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Davacı, davalı ile arasında bir adi ortaklık bulunduğunu açacağı bir eda davasında ileri sürüp ispat edebilir. Nitekim Yargıtay ----.
Hukuk Dairesinin --- Esas, ---- Karar sayılı ilamı da aynı doğrultuda olup, yine benzer bir uyuşmazlıkta Mahkememizin --- Esas,---- Karar sayılı ilamıyla davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine --- Bölge Adliye Mahkemesi ------Hukuk Dairesinin --- Esas, ---- Karar sayılı ilamı ile davacının davalı ile arasında bir adi ortaklık bulunduğunu açacağı bir eda davasında ileri sürüp ispat edebileceği gerekesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olmakla, işbu davanın da hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği kanaatiyle, tensiben aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/69, K. 2025/50, 24 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama