KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/55
- Karar No
- 2024/921
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
3.965 kelime·20 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/55
KARAR NO : 2024/921
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 08/01/2020
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
01.03.2017 tarihindeki yaralanmalı trafik kaza nedeniyle davacının yaralanarak sürekli sakat kaldığını, buna ilişkin tazminat ödenmesi için 16.01.2019 tarihinde davalıya başvuru yapıldığını 17.01.2019'da tebliğ olduğunu, ancak davalının 13.04.2018 tarihinde 60.640,00-TL ödeme yaptığını ve başka bir ödeme yapmayacağını belirttiğini, bunun üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduklarını ve rapor neticesinde bakiye 37.646,03-TL tazminat talep edebileceğinin belirlendiğini,
bunun üzerine ıslah ettiklerini ve başvurunun bu bedel üzerinden kabul edildiğini ancak İtiraz Tahkim Komisyonu tarafından uyuşmazlığın çözümü için başka bir yola gidildiği için usulden red kararı verildiğini, ----.
ATM'nin----- sayılı dosyasından %15 sakatlık oranı üzerinden sulh olarak ibraname yapıldığını ve feragat edilerek davanın reddi kararı verildiğini ancak 02.01.2019 tarihli ----- Üniversitesi'nden alınan rapora göre güncel maluliyetin %24 olduğunu ve buna göre hüküm kurulması gerektiğini beyanla 50,00-TL sürekli sakatlık tazminatının ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, davacı tarafın ibraz ettiği deliller ve özellikle kaza tespit tutanağı tarafımıza tebliğ edilmediğini, bu nedenle belge suretleri ve delillerin taraflarına tebliğini talep ettiklerini, poliçe genel şartlarında, başvuru sırasında ibrazı zorunlu olan evraklar açıkça sayıldığını, davacı tarafça ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmuyor ise dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
tarafları ve konusu aynı olan bir davanın tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, huzurdaki talep te bulunan davacı, aracın işleteni, sürücüsü veya maliki ise alacaklı ve borçlu sıfatı birleşeceğinden davanın reddi gerektiğini, dava konusu olayla ilgili olarak ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının ve nihayet bilirkişi raporunun temini gerektiğini, ancak hukuk mahkemesi ceza mahkemesi bilirkişi raporu ile bağlı olmayacağından, kusura ilişkin incelemenin yukarıda izah ettiğimiz hususlar da dikkate alınarak resen yapılmasını talep ettiklerini,
davacının kazayı yaşadığı sırada sigortalı araçta hangi amaçla bulunduğu ve bu taşımanın esasen hatır taşımasına binaen mi yapıldığı hususunun tespit edilmesi gerekliliği ve hatır taşımasının tespiti halinde bu hususun tazminat belirlenmesinde ciddi ve makul bir indirim sebebi olduğu Yargıtay’ın uygulamalarında sabit hale gelmiş bir hukuki gerçeklilik olmakla bu hususun yerel mahkeme tarafından tespit ve takdiri gerektiği, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi mahkeme tarafından re’sen gözetilmesi gereken indirim sebepleri olduğunu, tazminat hukukunun bir ilkesi olarak,
sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek zorunda olduğunu, hatır taşımacılığı, bir indirim sebebi olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 87/a’de hükme bağlandığını, hatır için taşımada salt yolcunun yararı bulunduğu açık olduğunu, yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı, zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusur olduğunu, zarar gören, zarar veren olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabileceği gibi rızanın diğer bir takım olgulardan da çıkarılmasının mümkün olduğunu,
hiçbir Yargıtay Kararında da hatır taşımasına ilişkin delil sunulması hususu Sigorta şirketine yüklenmediğini, hatır olmayan bir husus, bilet, para, akraba olması gibi hususlar ispat edilebileceğini, söz konusu hususların olmaması durumunda olayın hatır taşıması olacağı aşikar olduğunu, hatır için taşınmadığı iddiası tazminat talebinde bulunanlar tarafından ispat edilmesi gerektiğini, tedavisi tamamen tamamlanan ve kalıcı şekilde malul kalan davacının, bakıma muhtaç olup olmadığı hususu maluliyet raporu dışında ayrıca alınacak bir bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı;
kişi başı teminat limiti ile sınırlı olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, davacının bakıcı gideri ihtiyacı olması halinde bakıcı gideri için hesaplanacak tazminat ve maluliyet için hesaplanacak tazminat tutarları toplamı en fazla kişi başı teminat limiti kadar olacağını, hem malul kalan kişinin hem bakım ihtiyacını karşılayan kişinin;
yaşı, evlilik durumu, sosyal ve ekonomik durumu, tazminat takdirinde dikkate alınması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkca belirlenmiş olup tazminat hesaplaması artık standart hale getirtildiğini, hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özellikleri dikkate alınması gerektiğini, davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşin tekrar evlenme olasılığı (TÜİK verileri) gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak,
aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini, açıklanan ve Mahkemece re’sen dikkate alınacak nedenlerden dolayı; haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, davanın ihbarına, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Nüfus Kayıt Örnekleri, Çeşitli Hastane bilgi .belge kayıtları, ----- Üniversitesi Maluliyet Raporu, Sigorta Başvuru ve Hasar Dosyası, Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması, Trafik Tescil Kayıtları, --- C.Başsavcılığının ----- soruşturma ---- karar sayılı dosyası, ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas Sayılı Dosya Aslı, Uyuşmazlık Hakem Kararı ve İtiraz Tahkim Komisyonu karar ve kayıtları, Adli Tıp Raporları, Bilirkişi Hesap Raporu, Dosya kapsamındaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) doğan zararın; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. İle 1483. maddelerinde düzenlenen ZMMS Poliçesi teminatı kapsamında 2918 Sayılı KTK'nin 85/1-son, 91/1, 86/1, 88/1 maddelerine göre sigortalı araç sürücüsünün kusur durum ve oranına göre davalı sigorta şirketinden tahsiline yönelik maddi tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak;
öncelikle resen gözetilmesi gereken başta Hukuk Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre zorunlu arabuluculuk dava şartı ile 2918 Sayılı KTK'nin 97. maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddelerine göre genel ve özel dava şartları ile taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş,
deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle taraflar arasında aynı olaya ilişkin olarak görülen ve sulh yoluyla sonuçlanan ----.Asliye Ticaret Mahkemesinin --- esas sayılı dosyası fiziki olarak istendiği ve dosya arasına alınarak incelenip değerlendirildiği belirtilmelidir.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.
Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1.
Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1.
Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir.
Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.
İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir.
Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de,
“Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu;
böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir----. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince.
01/03/2017 tarihinde --- yolu üzerinde dava dışı sürücü --- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı kullanık amacına ve kayıtlarına göre hususi nitelikteki aracın karıştığı tek taraflı maddi hasarlı/ yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının da yaralandığı dosyadaki bilgi ve belgelerle sabittir.
Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ----plakalı motorlu aracın davalı sigorta şirketine kaza tarihi itibarıyla ---- poliçe numaralı 23/12/2016-23/12/2017 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 310.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 310.000,00 TL teminat limitiyle ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir.
Meydana gelen trafik kazası nedeniyle trafik zabıtası tarafından kaza tespit tutanağı düzenlenmiş ve tek taraflı kazada kusurun ---- olduğunun yazıldığı görülmüştür. Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığın çözümü için esaslı üç unsur olan kusur, maluliyet ve zarar hesabı üzerinde durulmuştur. Davacı kazaya karışan araçta yolcu konumundadır. Kazada birden fazla kişi yaralanmıştır.
Buna göre mahkememizce gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Buna göre öncelikle ---- C.Başsavcılığının----- soruşturma ---- karar sayılı dosyası içeriği, ifade tutanakları ve sonuçta kovuşturmaya yer olmadığına yönelik verilen karar ile aynı kazaya ilişkin açılan ve davalı sigorta şirketinin davacının malüliyetinin % 8 kalıcı maluliyet olarak kabulü ile bu oran üzerinden yaptığı ödeme bağlı olarak sulh olunması ile özellikle davacının araçta yolcu olarak bulunmasına göre yolcu olan davacının müterafik kusuruna ilişkin bir tartışma ve savunma bulunmadığının anlaşılması karşısında olayda kusurun tamamen davalıya sigortayı araç sürücüsünde olduğu kabul edilerek diğer hususların çözümüne geçilmiştir.
Zira az evvel bahsedilen bilgi ve belgelere göre araçta yolcu olarak bulunan davacının müterafik kusuruna ilişkin hiçbir veri tespit edilememiştir.
(HMK,TBK,52,74/1) Bu kabule göre davalının kusura dayalı sorumluluğu bulunduğunun tespit edilmesine müteakip ise talep gereği davacının kalıcı maluliyet durumunun tespiti bakımından kazadan itibaren tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez --- ATK ----İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihideki yönetmelik hükümlerine göre davacının kalıcı maluliyetine ve varsa oranına ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir.
Anılan kurum/daire tarafından ön raporlardan sonra sonuçta düzenlenen 04/01/2024 tarihli raporda ise özetle; ---- oğlu 1965 doğumlu --- 01.03.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 30.03.2013 tarih ve ---- sayılı ---- Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliği,Kas İskelet Sistemi.
Omurgaya Bağlı Sorunlarda Özürlülük:Üç lomber vertebrada transvers proçes fraktürü,Tablo 1.7:%5 + %5 +%5= %14.26 (Baltazard Formülü)Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Özürlülük Oranları, Tablo 3.3:%5,Tablo 3.8a ve 3.8b Fleksiyon kısıtlılığı %5,Tablo 3.8a ve 3.8b internal rotasyon kısıtlılığı %10,Baltazard Formülü(%5 + %5 +%10)= %18.75,Tablo 3.2: %10Baltazard Formülü (%14.26 + %10)= %22.84 olduğuna göre;1.
Kişinin tüm vücut engellilik oranının %23 (yüzdeyirmiüç) olduğu,2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği,3. Kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş , oran ve süre verilmiştir.
Bu rapor da, taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı taraf vekillerince hiçbir tıbbi dayanağı olmayan genel ve soyut nitelikte itirazlar öne sürüldüğü görülmüş ve doğal olarak işbu itirazlar yerinde görülmemiştir.
Böylece maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinden tazminat hesabı aşamasına geçilmiş ve dosya teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş ve kusur ve maluliyet oran, süre ve durumlarına göre tazminat hesabı yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Bilirkişi Aktüerya uzmanı Av. ---- tarafından hazırlanan 23/09/2024 tarihli raporda özetle. 01.03.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, Adli Tıp Raporunda belirlenen %23 orandan, diğer mahkeme dosyasıyla sulh olunan %15 oran mahsup edildiğinde %8 üzerinden yapılan hesaplamada ----’ın talep edebileceği sakatlık tazminatının 302.538,95-TL olacağı sonucuna varıldığı yönünde rapor verilmiştir.
Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki bayan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz ile birlikte dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep artırım dilekçesi de verilmiştir. Taraf vekillerince gerek bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar esasa etkili görülmemiştir.
Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan değerlendirmede; öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği, kusurun tamamen direksiyon hakimiyetini kaybederek aracı şarampole yuvarlayan davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu, davacı yolcuya müterafik kusur olarak atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla varsa doğan zarardan davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu tespit edilmiştir.
Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı maluliyet oranının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmiş olduğu görüldüğünden hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir.
Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun Yargıtay uygulaması gereği TRH 2010 Yaşam tablosu esas alınarak proğrasif rant yöntemine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu yasal sebeplerin bulunduğu ve hesaplanan tazminatlardan sigortalısı araç sürücüsünün % 100 kusur oranına göre davalının poliçe limitleri dahilinde sorumlu tutulabileceği anlaşılmıştır.
Hülasa; yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler kapsamında haksız fiil niteliğindeki trafik kazası ile malüliyet/zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, ortaya çıkan kalıcı maluliyet zararı nedeniyle hesap ve talep olunan tazminat alacağından davalının sorumlu tutulabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Zira taraflar arasında görülen ----.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- Esas Sayılı dosyasındaki ibra ve sulh sözleşmesinin açıkça davacının % 15 maluliyeti üzerinden yapıldığı ve buna göre davacıya 47.750,00 TL Tazminat ödendiği de görülmüştür. 2918 sayılı KTK'nin 111 inci maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilirler.
Yasada belirtilen iki yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayımızda Ankara Mahkemesi nezdinde yapılan ibra ve sulh sözleşmesi tarihi olan 09/04/2018 tarihine göre dava tarihi olan 08/01/2020 gününe göre iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği tespit edilmiştir. Şu halde yapılması gerekenin poliçe limiti olan 310.000,00 TL bedelden yapılan 47.500,00 TL ilk ödemenin düşülmesi ve bakiye alacağın tespit edilmesidir.
Buna göre bilirkişi raporunda belirlenen ve talep arttırıma konu edilen 302.538,95 TL olduğuna göre yapılan ödeme olan 47.750.00 TL toplamının poliçe limitini aştığından 310.000.00 TL poliçe limitinden 47.750,00 TL düşüldüğünde 262.250,00 TL sonucuna ulaşılmış ve bu miktardan davalının sorumlu tutulabileceği anlaşılmıştır.Binaenaleyh; mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, talep arttırım dilekçesi, sigorta poliçesinin türü, tarih ve kapsamı ile limitleri, dava tarihinde oluşan temerrüt tarihi, sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmasının gerekmesi,
özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ATK raporları ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından ibraz edilen rapor da gözetildiğinde; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince usulüne uygun olarak kısmen ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.
Mamafih davalı vekili tarafından hatır taşıması savunma ve definde bulunulmuştur. Bilindiği üzere hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle bu gibi taşımalarda, 6098 sayılı TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yüksek Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, bilhassa dosyadaki soruşturma dosyası içeriğine ve nüfus kayıtlarına göre davacı yolcunun sürücü ile kardeş oldukları anlaşılmıştır. Yüksek Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaatin bulunduğu akrabalar arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz.
Şu halde kardeşler arasındaki taşıma ilişkisinden indirim yapılaması söz konusu olayamayacağı gözetilmiş ve bu açıdan bir indirime gidilmemiştir. Sonuç itibarıyla davanın kısmen kabul; kısmen reddi ile.
262.250,00 TL kalıcı iş göremezliğe ilişkin maddi tazminatın 09/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı sigorta şirketinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatı sigorta poliçesi limiti olan 310.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- davalı sigorta şirketinden alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (40,288,95 TL) talebin reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK.
3, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2,111, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 146, 187,190, 191, 198, 266 vd,282 )Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların verilen karardaki haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir.
Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/55, K. 2024/921, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama