KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/819
- Karar No
- 2024/395
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2024
Karar Metni
1.170 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/819
KARAR NO : 2024/395
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/11/2020
KARAR TARİHİ : 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. İş bu davanın, yıllardır cari hesap alacak/borç ilişkisi içinde çalışan taraflardan, davalının cari hesap alacağına itiraz etmesi sebebi ile açıldığını, davacı firman alacağının, davalı tarafından açılan konkordato davasında tespit edildiğini ve komiserlikle hesap mutabakatı yapıldığını, davacı firma ile davalı uzun yıllar cari hesap/ticaret yaptığını, davalının işlerinin kötüleşmesi sonucu ---- Asliye Hukuk Mahkemesi ----.
Sayılı dosyasıyla Konkordato-Geçici tedbir kararı aldığını, ----.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- sayılı konkordato davasında mahkemeye sunulan 05.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda görüleceği üzere davacının alacağının, davalı tarafça aynen kabul edildiğini, ticari defterlerine işlediğini, konkordato komiserliği tarafından düzenlenen raporda ise hesap mutabakatının yapıldığını, davalı şirketin daha sonra feragat dilekçesi vererek konkordato talebinden ve davasından vazgeçtiğini, konkordato kararı veren-----Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tedbir kararını kaldırdığını ve davayı feragat sebebiyle ret ettiğini,
tedbir kararının kaldırılması üzerine, davalıya ilamsız takip yapılarak -----İcra Müdürlüğü ----- Sayılı dosyası ile cari hesap alacağının talep edildiğini, davalının vekili aracılığı ile borca ve takibe itiraz ettiğini, yetki itirazının ise olmadığını, davalı tarafın icra takibine itiraz ederken, yetki itirazında bulunmadığını, bu nedenlerle;
davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, fazlaya dair haklar mahfuz kalmak kayıt ve şartı ile şimdilik 390.300,00 TL'nin taraflarına ödenmesini, tarafların tacir olması gözetilerek alacağa temerrüt tarihi itibariyle avans faizi işletilmesini, davalının itirazı da dikkate alınarak dava değerinin %20'si oranında icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini, dava masraf ve vekalet ücretlerinin davalıya tahmil edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında cari hesaba dayalı alacaklarının bulunduğundan bahisle ----- İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalının alacaklı görünen davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından yasal süresi içerisinde takibe, borca, faize ve tüm ferilerine açıkça itiraz edildiğini, öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresi ----- İlçesi olup, ---- Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini,
borcu kabul etmemekle birlikte davacı tarafından uygulanan faiz oranın da yasal olmadığını, ancak %9 yasal faiz oranı üzerinden ve takip tarihinden itibaren sadece ana paraya faiz işletilmesi gerektiğini beyan etmiş ve davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatı ile yargılama harç ve giderlerine mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
----.İcra Müdürlüğü----- Esas, Taraflara ait BA/BS formları, bilirkişi raporları. ----.İcra Müdürlüğü -----Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 390.300,00 TL alacak yönünden 08.09.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferileri ile yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, -----İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Her ne kadar davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine ve mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de dava konusu alacağın para alacağı olması sebebiyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 89. Maddesinin "para borçları alacaklının ikametgahında ödenir" hükmü gereğince alacaklının yerleşim yerinin icra dairesinin ve mahkememizin yetkisi içerisinde bulunduğu anlaşılmakla davalı borçlunun icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazı mahkememizce yerinde görülmemiştir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde,
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, davacı tarafın dava konusu 390,300,00 TL'lik alacağının taraf ticari defterlerinde ve mal/hizmet alım satımına ilişkin düzenlenen BA/BS formlarında kayıtlı olduğu,
bu haliyle davacının asıl alacak talebine ilişkin davasında haklı olduğu kanaati ile likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle davalı yan aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/819, K. 2024/395, 3 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama