İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/113 K.2025/280

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2022/113Karar2025/280Tarih27 Mart 2025Okuma22 dk · 4.421 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/113
Karar No
2025/280
Karar tarihi
27 Mart 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.421 kelime·22 dk okuma·7 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2022/113 Esas

KARAR NO:2025/280

DAVA

İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 15/02/2022

KARAR TARİHİ: 27/03/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davacının, müteahhit olduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile daireler yaptığını, ----- sahibi ve yetkilisi olan ---- ile birlikte ----kurduğunu ve ----birlikte inşaat yaptıklarını ancak -----tutum ve davranışları nedeniyle müvekkil ile----arasındaki ortaklığın fazla uzun sürmediğini, müvekkilinin, -------adlı şirket olarak ortak inşaat yaptığı sırada,----ile aralarındaki dostluk ve güven ilişkisine binaen davalı ----- kredi kullanabilmesi için;

---- birlikte yaptıkları ancak paylaşımda kendisine düşen ve --------adına tapuya kayıtlı olan ------ yine bu taşınmazda müvekkilin kardeşine satmış oldukları ----üzerine ipotek kurduklarını,----- tüm aktif malvarlığını davalı -------- geçirerek borçsuz bir şekilde ticaretine devam ettiğini, davaya konu olan borcun her ne kadar davalı ----- ise de sonradan kurulan davalı -------- aktif değerleri ile aynı mekanda ve aynı sektörde faaliyetine devam ettiğini, asıl borçlu şirketin ise metruk bir yerde, gayri faal ve borçlarını ödeyemez durumda olduğunu,

yeni kurulan şirketin sahibinin asıl borçlu şirketin muhasebecisi olan ----olarak gözüktüğünü ancak şirketin gerçek sahibinin asıl borçlu şirketin sahibi olan ---- olduğunu, sonradan kurulan ------ asıl borçlu davalı şirketin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla ve kötü niyetle kurulduğunu, Arabuluculuk görüşmesine katılan ----- araçlarının mevcut olduğunu, ----- dağıtım işini yaptığını beyan ettiğini, müvekkilinin piyasadan edindiği duyumlara göre de ----- her iki şirketin de tüm mal varlığını elden çıkarmaya başladığını,

işbu davada uyuşmazlık konusu olan ------ kullanmış olduğu kredi nedeniyle müvekkilin ödemek zorunda kaldığı kredinin taksitleri olup, ----- olduğu ticari kredi ile araç ve diğer şirket malvarlığını edindiğini, -----perdelemek için daha sonradan da bu şirketin muhasebecinin sahibi olduğu ---------kurulduğunu, bu nedenle müvekkilin davalı şirketlerden olan alacağını garanti altına alınması için her iki şirket adına kayıtlı olan banka hesaplarında bulunan paralara bloke konulması ve şirketlerin araçların ve taşınmazların tespiti ile bu araçlar üzerine ---- şeklinde ihtiyati tedbir konulmasına,

davalıların --------nolu dosyası yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına; borçluların alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ----- sahibi olan ----ile davacı ------isimli inşaat şirketini kurduğunu, bu şirket davaya konu ---------kayıtlı taşınmaz üzerinde inşaat yapıldığını.

Ancak inşaatın yapılması için şirketin banka kredisi alması gerektiğini, şirket ortağı olan davacının------ düzgün olmaması ve ----yeni kurulmuş bir şirket olması nedeniyle -------- banka nezdinde kredibilitesi olmadığından inşaat için kredi alması ve çek defteri temin etmesi mümkün olmadığını, bunun üzerine ---- ortağı olan ------- büyük bir fedakarlıkla, sırf inşaat işinin yürütülebilmesini sağlamak için kendi şirketi olan ------bankalar nezdindeki kredibilitesinden faydalanarak davaya konu olan --------- nezdinde banka kredisi kullanmış,

bu kredi için de ----yapacağı inşaatta hakedişi olan bağımsız bölümler üzerine ipotek tesis edilerek teminat verildiğini, söz konusu ipoteklerin bahse konu inşaatın finansmanı için verildiği o dönem ilgili banka yetkilileri tarafından da bilindiğini, ------ üzerinden kullandığı kredi ile ----- yaptığı inşaat işini yürüttüğünü.

Buna ilişkin olarak -----tarafından doğrudan ------- lehine keşide edilen onlarca çekten 2.000.000TL'nin üzerinde değeri olan ve işbu cevap dilekçesi için kısa sürede temin edebildikleri çeklerin bir kısmının fotokopilerinin sunulduğunu, davacı vekili, dava dilekçesinde birçok gerçek dışı hususu iddia etmesine rağmen, ---- bahse konu kredinin ----kişisel ihtiyacı için değil ---- yapacağı---------- parseldeki inşaat için kullanıldığından hiç bahsetmediğini, bu kredi ---- kendi ihtiyacı için kullanılmış olsa, -------- yaptığı inşaattaki bağımsız bölümler üzerinde niçin ipotek tesis edildiğini açıklamaları gerektiğini, dolayısıyla,

her şeyden önce davacının -------- kredi borcu olarak ödediğini iddia ettiği ----nezdinde ki kredi borcunun gerçekte davacı ----- da ortak olduğu---------- yapmış olduğu inşaata ilişkin bir borç olduğunun ortaya konulması gerektiğini, ipotek koyulan taşınmaz zaten --- tarafından satın alınmış ve ------ adına kayıtlı olup, davacıya ipotekli olarak devredilmiş, davacı da taşınmazı ipotekli olarak kabul ettiğini, ----- yaptığı inşaatın doğrudan ----kullanmış olduğu ------edildiğinin ortada olduğunu, bunun aksini iddia eden davacı tarafın, bahse konu inşaat için davacı ---------- tutarda sermaye yatırdığını,

inşaat için hangi harcamaları yaptığını, bahse konu inşaatın nasıl finanse edildiğini ticari defterler ve banka kayıtlarıyla ispat etmesi gerektiğini, tüm bu anlatılanlar ışığında,----- parseldeki taşınmaz üzerinde ----- olan borcu için konulan ipotek borcunun gerçekte davacı ile ---- olan ----ortak olduğu ---- borcu olduğunun tartışılmaz olduğunu, davalı ------- davacının iddia ettiği gibi hiçbir aktifi olmayan bir şirket olmadığını, -------- ticari faaliyetine devam eden,

üzerine kayıtlı bir çok aracın bulunduğu ve halihazırda ----- faaliyeti olan bir şirkettir. -------- sistemi üzerinden yapılacak basit bir sorgulama ile bile davalı ---- üzerine kayıtlı araçları olduğu görülebileceğini, ------- tamamen birbirinden bağımsız iki ayrı şirket olduğunu, şirket ortakları ve şirketin yetkilileri farklı kişiler olduğunu beyan ederek; açıklanan nedenlerle, haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER

------ sayılı dosyası ------ sureti, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, -------, Banka Kayıt ve Dekontları, ------ Müdürlüğü müzekkere cevabı, Fotoğraflar----- Tanık Beyanları, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

TANIK (DAVACI TANIĞI) ------- Ben davalı -------- kuruluşundan itibaren yaklaşık 8 yıl bu şirkette şoför olarak çalıştım, ben şirketten ------- yılının 3. Ayında ayrıldım, ben iş hususunda anlaşamadığım için ayrılmıştım, işçi alacaklarına ilişkin devam eden davam da bulunmaktadır, davalı şirketinin sahibi ----, ben davacı ----mahalleden uzun yıllardır tanırım, davacın ------ çatı işleri yapardı, davacı, davalı ---- sahibi olan -------- yılında kentsel dönüşüm amaçlı inşaat işi yapmaya başladılar,

daha sonra birlikte birkaç inşaat yaptıktan sonra ayrıldıklarını biliyorum ancak ben inşaat işinde nasıl yaptıklarını ve borçlarına ilişkin bir bilgim yoktur, ben davalı ----- çalıştığım için ve davacıyı tanıdığım için ----- bana inşaatla ilgili ödemelerin yapılması ve ara işlerin yerine getirilmesi gibi işleri de veriyordu, bu sırada davacı ----- işlerinin başında duruyordu, ben ----toplanan paraları dediğim gibi ---- talimatları doğrultusunda ilgili yerlere götürüp veriyordum, ben ---- yılında ayrıldıktan sonra ----isim değiştirerek -----adını aldı ve aynı yerde faaliyetine devam etti, halen de faaliyetine devam etmektedir,

bu şirketlerin ikisinin sahibi ve fiilen işleten ----------- ben davacının, davalı şirket adına veya sahibi adına ödeme yaptığını veya alacağı bulunup bulunmadığını bilemiyorum, ben tarafların hesaplarına ilişkin hiçbir bilgi sahibi değilim, benim net olarak bildiğim yukarıda anlattığım gibi tarafların birlikte inşaat işi yaptıkları ve bir süre sonra ayrıldıklarıdır, öte yandan yine dediğim gibi bana sorduğunuz davalı şirketlerin de esasen aynı şirketler olup aynı kişiye yani-----olduğudur dedi.

Davacı vekilinin isteği üzerine soruldu: ben de davacıyla davalı şirket sahibi ---- ortak inşaat yaptığı bir binadan ev satın almıştım, hatırladığım kadarıyla ---- yılında inşaat bittikten sonra almıştım ve halen oturuyorum , ben daire aldığımda parasını patronum olan ---- vermiştim bir kısmını çalışma karşılığında, bir kısmında kredi kullanarak ödedim dedi.

Davalı vekilinin isteği üzerine soruldu: benim ifademde geçen paraları götürdüğüm şirket tarafların ortak olduğu inşaat şirketi ---------şirkettir, benim götürdüğüm paralar ekmek fırınında toplanan paralar olup bu paraları inşaat işinde kullanıyorlardı zaten işin parasal kısmına ----bakıyordu, daireleri de kendisi satıyordu, davacı --------- inşaat başında duruyordu hatta yaptıkları ilk iş davacının ailesine yapılan taşınmaz üzerine yapılan binaydı dedi. Tanık devamla.

6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi.

Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.TANIK (DAVACI TANIĞI) ----------Ben davacı ------ amcasının oğlu olurum, davacı aracılığı ile de davacı şirketlerinin sahibi olan ----- tanışmıştım, davacı ile---- tarihini hatırlamamakla birlikte yaklaşık 5 yıl önce ortak inşaat işi yapmışlardı aynı zamanda ----ekmek mamulleri üretimi işi yapıyordu, şuan ------ ekmek işletmeciliği yapmaktadır, beni yaklaşık 1 yıl önce -----ekmek fabrikasına çağırdı ve -----taksitlerini ödeyeceğini söylemişti, bu taksitler ----------dükkanı kefil olarak gösterilen ve çekilen kredinin karşılığı olduğunu biliyorum,

ben bildiğim kadarıyla bu toplam kalan 750-800 bin TL civarındaydı, daha sonra tekrar kendisiyle görüştüm bana ben krediyi ödeyemiyorum ne yapıyorsunuz yapın dedi, bunun üzerine kredileri ----- ödemek zorunda kaldı, ben --- şirketi duydum, bu şirket ----- ancak ben o şirkete hiç gitmedim, ben ----- uzlaştırmak için -------- fabrikasına 2 defa gitmiştim sanırım 2 defa da ---- ile yine ----- isimli kafede buluşmuştum, ben----- görüştüğümde birisinde yanımda davacı ---- birinde de yalnızdım,----görüştüğümüzde ise birinde ---- birinde de ---arkadaş vardı dedi.

Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: Ben anlattığım gibi ---- birkaç defa görüştüm, bu görüşmelerin sonucunda ------ taksiti ödemesi için hatırladığım kadarıyla 26 Bin TL para vermiştim o da bana bunun karşılığında 30 bin TL lik çek vermişti, çeki ödemedi çeki kaybettiğine ilişkin başvuru yapmış, daha sonra benden aldığı parayı banka hesabına iade etti, çek halen bende durmaktadır, bu çek ----- isimli şirketin çekidir, bu çeki ------- imzalayıp bana vermişti, benim kendisine borç olarak verdiğim parayı bir taksit olarak ödemişti, ancak ondan sonraki taksitleri ödemedi, ödemeyince de davacı ------ zorunda kaldı dedi.

Tanık devamla. 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi.

Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.Ben davacı ---- amcasının oğlu olurum, davacı aracılığı ile de davacı şirketlerinin sahibi olan ---- tanışmıştım, davacı ile ------- tarihini hatırlamamakla birlikte yaklaşık 5 yıl önce ortak inşaat işi yapmışlardı aynı zamanda -------- üretimi işi yapıyordu, şuan -------- ekmek işletmeciliği yapmaktadır, beni yaklaşık 1 yıl önce------ekmek fabrikasına çağırdı ve ------ taksitlerini ödeyeceğini söylemişti, bu taksitler--------dükkanı kefil olarak gösterilen ve çekilen kredinin karşılığı olduğunu biliyorum,

ben bildiğim kadarıyla bu toplam kalan 750-800 bin TL civarındaydı, daha sonra tekrar kendisiyle görüştüm bana ben krediyi ödeyemiyorum ne yapıyorsunuz yapın dedi, bunun üzerine kredileri ---ödemek zorunda kaldı, ben ------ duydum, bu şirket ----- ancak ben o şirkete hiç gitmedim, ben-----uzlaştırmak için ------ fabrikasına 2 defa gitmiştim sanırım 2 defa da ----- isimli kafede buluşmuştum, ben --------- de görüştüğümde birisinde yanımda davacı ------ birinde de yalnızdım, ----- görüştüğümüzde ise birinde --- de ------------- isimli bir arkadaş vardı dedi.

Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu: Ben anlattığım gibi ----- birkaç defa görüştüm, bu görüşmelerin sonucunda ---------taksiti ödemesi için hatırladığım kadarıyla 26 Bin TL para vermiştim o da bana bunun karşılığında 30 bin TL lik çek vermişti, çeki ödemedi çeki kaybettiğine ilişkin başvuru yapmış, daha sonra benden aldığı parayı banka hesabına iade etti, çek halen bende durmaktadır, bu çek ----isimli şirketin çekidir, bu çeki----imzalayıp bana vermişti, benim kendisine borç olarak verdiğim parayı bir taksit olarak ödemişti, ancak ondan sonraki taksitleri ödemedi, ödemeyince de davacı ----------ödemek zorunda kaldı dedi.

Tanık devamla. 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.' dedi.

TANIK (DAVACI TANIĞI) --------- 'Ben davacıyı ve davalı şirketleri daha doğrusu davalı şirketlerin sahibi olan--------tanırım bu kişiler benim arkadaşım olur, bu arkadaşlar yaklaşık 5 sene önce inşaat işi yapmak için birlikte şirket kurmuşlar ve birlikte inşaat işi yapmışlardı, benim bildiğim kadarıyla aralarında kredi ilişkisi olduğu doğrudur, bu krediyi aslında ---- kullanmıştı, daha sonra ----- krediyi ödemedi, taraflar ----simli inşaat şirketindeki ortaklığı bitirdikten sonra ------- bütün borçlarını üstlenmişti, ben bana sormuş olduğunuz kredinin hangi şirket için kullandığını bilemiyorum,

benim bildiğim kadarıyla davacının davalı şirket ile herhangi bir ortaklığı veya ilişkisi söz konusu değildir, bahsettiğim krediyi nerede kullandıklarını da tam olarak bilemiyorum ancak bu kredinin ----- bağımsız bölümlerinin teminat gösterilerek çekildiğini biliyorum, ------ verdiği sözleri genelde tutmaz, hatta bu kredinin bir taksidini şuanda huzurda bulunan tanık ----- aldığı borç ile ödediğini duymuştum, daha sonra ---- kredi borcunu ödemeyince davacı ödemek zorunda kaldı ve halen ödemeye devam ettiğini biliyorum dedi.Davacı vekilinin isteği üzerine soruldu: bana sorulan 14/06/2019 tarihli sözleşme doğrudur,

sözleşme altındaki tarafıma atfedilen imza bana aittir diğer isimlerin altındaki imzalar da kendilerinindir, sözleşme içeriği doğrudur dedi. Davalı şirketlerin ikisinin sahibi de ------, dedi. Tanık devamla. 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.' dedi.

TANIK (DAVACI TANIĞI) --------'Ben davacıyı ve davalı ------- ------- sahibi olduğunu bildiğim ------- yaklaşık 15 yıldır tanırım, bu arkadaşlar birlikte bir inşaat şirketi kurmuşlardır ve birlikte inşaat şirketi yapmışlardır, daha sonra bu kişiler ayrıldı, bu ayrılma sırasında 3-4 arkadaş oturup konuşmuştuk bana sormuş olduğunuz kredi olayının da orada bahsi geçmişti, bu kredinin hisse oranında ödenmesi gerektiği ve bu hissenin %75 ---- %25 ise --------- ait olduğu kararlaştırılmıştı her iki taraf da toplam kredi miktarını bu oranda ödeyeceklerdi, ben 2019 yılından sonra -------taşındım,

bu nedenle krediyi ödeyip ödemediklerini ve aralarındaki daha sonra gelişen işlere ve ilişkilere ilişkin bir bilgim yoktur ayrıca ben ----de bilmiyorum, ancak---- sahibi olduğunu biliyorum, bizim yanımızda hesap görmüşlerdi ve bu hesaba göre belirttiğim oran belirlenmişti benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir dedi.

Davacı vekilinin isteği üzerine soruldu: Biz taraflarla tam hatırlayamamakla birlikte 2019 yılının sonlarına doğru toplantı yaptığımızı sanıyorum, ben aynı yılın sonlarında ----gittikten sonra da toplantı yaptıklarını duydum, ancak gelişen olayları bilemiyorum , ben ----- taşındıktan sonra arada bir İstanbula gidip geliyordum bu nedenle toplantı tarihlerini karıştırmış olabilirim dedi.

Davalı vekilinin isteği üzerine soruldu: Benim bildiğim kadarıyla belirttiğim %75-25 paylaşım ----- arsa sahibi olmasından dolayı kaynaklanıyordu, dediğim gibi ----ödeyeceği taksit sayısı %25 e tekabül eden miktara ilişkindi bana sorulan taksit sayısı bu orana karşılık geliyordu dedi.

Tanık devamla. 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' dedi.

TANIK (DAVACI TANIĞI) ----- 'Ben davacı ve ---- isimli kişiyi yaklaşık 20 yıldır tanırım, ben ----- market işletiyordum bu kişileri de mahallede tanıyorum, davalı -------kardeşi ile beraber işlettiği ekmek fabrikası vardı ve ben kendisinden ekmek alıyordum, bu nedenle kendisini tanıyordum, daha sonra ---------- de tanıştım, bu kişiler birlikte inşaat şirketi kurdular ve birlikte üç dört tane inşaat yaptılar daha sonra bunlar anlaşamadı ve aralarında kavga etmeye başladılar biz de arkadaş olarak anlaştırmaya çalıştık, biz ------gibi kişilerin bulunduğu bir ortamda ---- toplantı yaptık,

bu toplantı öncesinde bunlar birkaç defa toplantı yapmışlar, bunlar toplantıda ortaklığın tasfiyesi konusunda anlaşmaya çalışıyordu, bildiğim kadarıyla ------- senet verecekti, daha sonra biz başka bir toplantı yaptık, o toplantıda bana sormuş olduğunuz ------ tarihli protokolü imzaladık, daha sonra bir toplantı daha yaptık, yaptığımız bu toplantılarda dükkanın 1/4 hissesi verilmediği için ---sanırım bu taksitleri ödemedi, ben yapmış olduğumuz toplantıda -------- devrettiği dükkanın 1/4 hissesini kendisine vereceğini söylemişti, bildiğim kadarıyla bu hisseyi devretmemiş, benim bana sormuş olduğunuz kredi ile ilgili hiçbir bilgim yoktur dedi.

Davacı vekilinin isteği üzerine soruldu: ben daha önce ------ isimli ----- -----ait olduğunu biliyorum, ben yaklaşık 2-3 yıl önce bu şirketi ------ devraldım, ancak ekmek fabrikası kapalıdır, ekmek fabrikasını şile tarafında yapacaktık ancak onu da yapamadık, bana sormuş olduğunuz ---- şirketi biliyorum ancak kime ait olduğunu bilmiyorum, ----------- bir fabrikası vardır, ben şirketi devraldıktan sonra ------- araçları kullanılmadığı için ve eskidiği için satmıştım, hatta daha elimizde şirket adına kayıtlı araçlar vardır onları da elden çıkartacağım şirketin vergi borcu olduğu için şuanda satamıyorum dedi.

Davalı vekilinin isteği üzerine soruldu: Benim ------- şirketin sermayesi ile ilgili bir bilgim yoktur, ben sözleşmede yazılan 20 sinden sonra borcun kapatılacağı mı yoksa ----- ödeyeceği şeklindeki yazılan hususun ne anlama geldiğini tam hatırlamıyorum ancak taraflar arasındaki paylaşmanın hisseye göre yapıldığını hatırlıyorum dedi. Tanık devamla.

6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' dedi.

TANIK (DAVALI TANIĞI) ------ 'ben davacıyı ve davalı ---- sahibi olan -----mahalleden uzun yıllardır tanıyorum, benim ----------- isimli şirket ile bir bilgim yoktur, davacı-----inşaat şirketi kurmuşlardı ve birkaç tane inşaat yaptılar, bildiğim kadarıyla 3. İnşaatta aralarında anlaşmazlık çıktı ve ayrıldılar bu ayrılma nedeniyle hesaplaşma yapılması gerekiyordu biz de arkadaşları olarak bu toplantılarda bulunduk, benim bulunduğum toplantıda bana sormuş olduğunuz kredi hususu da gündeme gelmişti, bu krediyi bildiğim kadarıyla inşaat işinde kullanmışlardı, bu kredinin ödemesini ilk etapta ---- yapıyordu,

bu kredinin ödemesini ------- ait olan bir dükkanın 1/4 hissesinin kendisine ait olması şartıyla yapacaktı, bildiğim kadarıyla-------- dükkanın 1/4 hissesini ----vermedi,---- ödemeleri bıraktı, bizim yaptığımız toplantıda ---- kredi taksitlerinin ilk 15 taksidini ödemişti, daha sonra ödemeyi bırakmış olabilir, ben duyduğuma göre geri kalan taksitleri ------ ödemişti dedi.Davacı vekilinin isteği üzerine soruldu: Ben ------ hiç görüşmedim ben de tarafların yapmış olduğu binada bir daire almıştım ve parasını da -------beye ödemiştim, ben o dönem 300.000 TL karşılığında almıştım dedi.

Davalı vekilinin isteği üzerine soruldu: ben kredinin yaklaşık 15-20. Taksidine kadar ----- tarafından ödendiğini biliyorum, ben bunu ---- duydum, dedi. Tanık devamla. 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' dedi.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.

6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir.

Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.

Öncelikle davaya esas ------ sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelerin bir kısmına ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır.

2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de; -------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. --------Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın -------- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.--------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır.

Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.

İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Öte yandan kural olarak tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız ayrı kişiler olup “sınırlı sorumluluk” ilkesi çerçevesinde hukuki işlemlerde taraf olurlar. Kimi zaman sözleşme ve kanundan doğan borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmek için tüzel kişiliğin araç olarak kötüye kullanıldığı bilinen bir gerçektir.

Bunun engellenebilmesi amacıyla doktrinde “perdenin aralanması “teorisi geliştirilmiş, zaman içerisinde ---- da bu teori benimsenmiştir --------- Perdenin aralanması ile şirket kurucusu gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebildiği gibi, aynı şirketler içerisinde yer alan kardeş şirketler arasında da sorumluluğun gerçekleştiğinin kabulü sağlanabilir.----------sayılı ilâmında organik bağ kavramı ise şu şekilde açıklanmıştır: " Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır.

Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir.

Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır -------- Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir.

Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.

Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir -------- Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir.

Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır.

Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir."Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında;-------- sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar ve bu kapsamda alınan ve bedeli ödenmeyen çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığı,

icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar.

Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi ----- bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz.----------Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir.

Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

Buna göre Mahkememizce alınan bilirkişi raporu, taraf ve tanık beyanları, isticvap beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının dava dışı bankaya yapmış olduğu kredi ödemesini davalı --------- adına yapmak zorunda kaldığı, zira genel kredi sözleşmesine göre bu şirketin asıl borçlusu ve krediyi kullanan konumunda olduğu, davacının alınan kredi için ipotek verilen taşınmazın hissedarı olduğundan ödemek durumunda kaldığı,

bu kredinin her halde davalı şirket tarafından kullanıldığı ve asıl sorumlusunun kendisi olduğu açık bir şekilde ortada olduğundan bu şirketin davaya konu borçtan rücuen sorumlu tutulmasının gerektiği, mezkur şirket ile diğer davalı ----- arasında doğrudan organik bağlantı bulunduğu, zira ilk şirketin sahibi ve temsilcisinin ----- olduğu ikinci şirketin temsilcisi ------ çalışanı olduğu, daha sonra aynı adreste ve aynı alanda faaliyet gösteren ikinci şirketin temsilcisinin ve işletmesinin ----- olduğu,---- ise bu sefer çalışan konumuna geldiği,

bu husus bir yana dosyada bulununa----- çözüm bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere ikinci davalı şirket ------- önünde giyim ve görünümüne bakıldığında bir fırın işçisinden çok patron görünümünde iş yerimden sizlere sesleniyorum ifadesini de kullanarak siyasi mesajlar verdiği görülmüştür. Bu mekanın --------unvanlı şirkete ait olduğu da anılan şirketin temsilcisi tarafından duruşmada ikrar edilmiştir.

Bütün bunlara göre mevcut delillere, olayların gerçekleşme biçimi ve sürecine göre davalı şirketlerin tüzel kişilik perdesi aralandığında aralarında somut olayın organik bağ teorisinin ----- uygulamasına göre tipik bir örneğini teşkil ettiği, davalı şirketlerin asıl sahibinin ve sorumlusunun ------- olduğu, sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla tüzel kişiliğin araç olarak kullanıldığı ve buna ilişkin tüm işlemlerin kötü niyetli olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.

Binaenaleyh; davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ve HMK'nin 190 maddeleri gereğince başta banka kayıtları, ---- Kayıtları,------ kayıtları ve dosyaya mübrez gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilen bilirkişi raporları da gözetildiğinde açıkça ispatladığı sonuç ve kanaatiyle davanın kabulü ile;

davalı-borçluların -----Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir, Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise;-------- kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi,

alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur.

Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.

Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Somut olayda tazminatın, takip hukuku acısından amacı ışığında yapılan değerlendirmede; davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve yapılan yargılamaya göre davalıların borcunun varlığını ve gerçek miktarını kendiliğinden tahkik ve tespit edebilir durumda olduklarının anlaşılması nedeniyle dava konusu alacağın/borcun muayyen/likid olduğu tespit ve tayin edildiğinden İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan asıl alacağın %20'si olan 4.400,00 TL icra inkar tazminatının da davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre,

323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1,3 maddeleri gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalılar müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur.

Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-)Davanın KABULÜNE,

2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların ----------sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin aynen devamına,

3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 4.400,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.502,82 TL karar ve ilam harcından; 265,71 TL peşin harcın ve icra dosyasından alınan 110,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 1.127,11 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak alınarak Hazineye gelir kaydına,

5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---- bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,

6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 265,71 TL peşin harç ve 11,50 TL vekalet harcı, 595,00 TL posta masrafı, 4.750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.702,91 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 22.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )

Dair; davacı asıl, davacı vekili ve davalı şirketlerin vekillerinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı (22.000,00 TL < 40.000,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2025

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/113, K. 2025/280, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No:2025/280
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 15/02/2022
  7. Karar Tarihi: 27/03/2025
  8. Gereği Düşünüldü/
  9. Deliller
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/113
Karar No
2025/280
Tarih
27 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/114 K.2025/477
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2022/115 K.2025/551
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/116 K.2025/233
  • İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/117 K.2025/90
  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/118 K.2025/218
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2022/118 K.2025/185

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.