KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/255
- Karar No
- 2024/642
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
Karar Metni
2.557 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/255
KARAR NO : 2024/642
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/04/2022
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
02.10.2021 tarihinde davacının maliki olduğu ve davacı sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı araç ile ----- maliki olduğu, sürücü ----- sevk ve idaresindeki---- plaka sayılı aracın çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bahse konu trafik kazasında davacıya ait --- model ------ marka araç hasar görmüş ve değer kaybına uğradığını, bahse konu kazanın meydana gelmesinde davacının aracının sürücüsüne atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını,
dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren ----- plaka sayılı araç kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile ----- nezdinde teminat altında olup müvekkilin davaya konu trafik kazası neticesinde maruz kaldığı zararlardan davalı sigorta şirketi sorumlu olduğunu, davaya konu kaza neticesinde davacının başvuranın aracında ekspertiz raporuna göre meydana gelen 29.054,23-TL olup hasar nedeniyle davacının aracında parça değişimi yapılmış ancak ekspertiz raporundan da görüleceği üzere orijinal olmayan, eşdeğer nitelikte takılan parçalar mevcut olduğunu,
bahse konu husus da davacının aracındaki değer kaybı tutarını artırdığını, hasar sebebiyle oluşan değer kaybı sigorta şirketi tarafından karşılanmadığını, davalıya 28.01.2022 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuruya istinaden 22.02.2022 tarihinde 5.925,99-TL’lik kısmi bir ödeme yapıldığını, ancak bahse konu tutarın davacının zararını karşılamaktan uzak, eksik ve yetersiz olduğunu, arabuluculuk görüşmeler neticesinde herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle;
haklı davanın kabulü ile 01.02.10.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının aracında meydana gelen değer kaybı sebebiyle HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere ve HMK m.107/2 gereğince artırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacı Nüfus Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Hasar Dosyası ve ZMMS Poliçesi, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Ekspertiz Raporu, Kaza ve Kazalı Araç fotoğrafları, Ödeme belgeleri, Bilirkişi Raporları, ----- Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi otomobilde meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararının, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd, 1483 vd maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 Sayılı KTK'nin 85/1-son, 91/1, 86/1, 881/1 maddeleri gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusur durum ve oranına göre davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları ile taraf sıfatı,
harç gibi hususların incelenmesi ve değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yolunu tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine ön inceleme duruşması tamamlanarak tahkikata geçilip delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyada mukim belgelere göre sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide. Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır.
Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde,
motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir.
Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.
İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.Hasar onarım bedeli yönünden.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir.
Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir.
(Yargıtay -----sayılı ilamı)Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda.
02/10/2021 tarihinde-----sokağın kesiştiği kavşakta saat 13:24 sularında davacının malik-işleten-sürücüsü olduğu----plakalı hususi otomobil ile dava dışı ---- işleteni ve sürücüsü olduğu ---- plakalı hususi otomobilin karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği ve buna bağlı olarak davacının aracında maddi hasar ve değer kaybı oluştuğu , kazada kusurun davalı sigorta şirketinin müteselsil olarak sorumluluğunda bulunan otomobil sürücüsünde olduğu iddiasıyla meydana gelen hasar nedeniyle ortaya çıkan değer kaybı zararının davalı sigorta şirketinden tahsili istenmiştir.
2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir.
Bu tutanağın içeriğine göre kazada kusur durum ve oranı anlaşılamamıştır.
Haksız fiil niteliğindeki trafik kazasında kusurlu eylemiyle kazaya neden olduğu iddia edilen sürücüsü -- olan ---- plakalı otomoblin kaza tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketine ----- poliçe numaralı 07/02/2021-07/02/2022 başlanğıç - bitiş tarihli maddi hasar halinde araç başına 43.000,00 TL limitli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, hasar ve hasara bağlı olarak ortaya çıkan değer kaybı üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespiti esasına göre hasara bağlı değer kaybı miktarının gerçek zararın karşılanması ilkesinden hareketle tespiti halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır.
Bu kapsamda taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve maddi hasarlı trafik kazası tutanağı ve olayın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamına nazaran kusur ve hasara göre onarım bedeli ve değer kaybı konusunda teknik bilgi gerektiğinden HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen makine mühendisi bir bilirkişiye verilmiştir.
Bilirkişi Makine Mühendisi ---- tarafından hazırlanan raporlar ve ek raporun olaya uygun, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmakla HMK'nin 281.maddesi kapsamında aynı konuda yeniden farkı bir bilirkişi görevlendirilmiş ve bu kez makine mühendisi bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 18/09/2023 tarihli rapor dosyaya sunulmuştur.
Bu raporun özelikle kusur durum ve oranı yönünden taraf vekillerince itiraza uğraması nedeniyle kaza yerini kroki üzerinde gösterir şekilde rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Bilirkişi ---- tarafından hazırlanan 15/02/2024 tarihli raporda özetle ; ---- plakalı otomobil sürücüsü---- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun, Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: başlıklı Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında; “h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” Hallerinde asli kusurlu sayılırlar, maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı Asli Derecede Kusurlu Olduğu, Yüzde Yetmişbeş (%75), ---- plakalı otomobil sürücüsü ----- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun, Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: başlıklı.
Madde 52 – Sürücüler: “a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, Zorundadırlar.” maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı Tali Derecede Kusurlu Olduğu, Yüzde Yirmibeş (%25), görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Anılan rapora karşı da yapılan itiraz üzerine dosya kusur yönünden ---- ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş ve kusur raporu düzenlenmesi istenmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 07/06/2024 tarihli raporda az önceki rapordaki tespitler benimsenmek suretiyle davacı sürücünün % 75 sigortalı sürücünün ise % 25 oranında kusurlu oldukları görüşü bildirilmiştir.
Bu rapora karşı da özellikle davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ancak mahkememizce uyuşmazlığın ilanihaye kusur üzerinden sürdürülemeyeceği de düşünülmekle yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir. Zira bilirkişi ----- tarafından düzenlenen raporda kaza ayrıntılı olarak değerlendirilmiş kaza yeri ve aracın konumları harita üzerinde gösterilmiş ve sürücülerin ihlal ettikleri trafik kuralları tek tek ortaya konulmuştur.
Davacı açısından bakıldığında 'YOL VER' tabelasına rağmen kavşakta geçiş önceliğine uymadığı ve kazanın ana etkenin bu olduğu açık ve net bir şekilde tespit edildiğinden ATK kusur raporunun ve onun atıf yaptığı kusur raporunun yeterli, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek aynen benimsenmiştir.
Mahkememiz uygulaması gereği olayda olduğu gibi yol ver tabelası gibi asıl etkenlerin varlığı halinde özellikle hız gibi idari işlem gereken kusurların kazaya etkisi görülmemekle birlikte kazanın meydana geldiği yer , araçların konumu ve hasar durumları nazarında sigortalı araç sürücüsüne atfedilen % 25 kusurun da yerinde ve yeterli olduğu anlaşılmıştır. (---- Değer kaybı meselesine gelince bilirkişi ---- tarafından düzenlenen raporda belirlenen 15.000,00 TL değer kaybının yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamasına göre aracın marka,
modem ve km gibi unsurları nazarında günün ekonomik koşullarına ve piyasa rayiçlerine göre kadri maruf ve yerinde bulunmuş ve işbu rapor da hasar onarım ve değer kaybı bedeli olarak belirlenen miktarlar gerçek zarar ilkesinden hareketle olaya uygun olduğu kabul edilmiştir.
Filhakika, gerçekleşen işbu durumlara göre davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranına ve poliçe limitiyle sınırlı olması nezdinde 15.000,00 TL değer kaybının % 25 kısmından sorumlu olacağı ve bununda 3.750.00 TL'ye tekabül ettiği açıktır. Davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulan belgelere göre davacıya 5.925,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı sabit olduğundan davacının davalıdan değer kaybı alacağı kalmamıştır.
Hasılı kelam, davacı tarafından yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde maddi hukuk yönünden TMK,6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince ispat edilemeyen ve maddi gerçek ve hukuki sorumluluk yönünden de yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6, TBK, 49, 50,51/1, 74, 117/1, TTK, 1401 vd, 1483, KTK.
81/2, 85, 86, 88, 91, 97, 99, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, HMK, 187/1, 190, 198, 266 vd,281, 282 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur.
Bu kapsamda ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmiştir.
Mamafih, karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında ; davanın alacak tam ve kesin olarak belirlenmeden ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırımı halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi,
hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/255, K. 2024/642, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama