İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/301 K.2024/14

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2022/301Karar2024/14Tarih11 Ocak 2024Okuma18 dk · 3.542 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/301
Karar No
2024/14
Karar tarihi
11 Ocak 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.542 kelime·18 dk okuma·8 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/301

KARAR NO : 2024/14

DAVA

Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

DAVA TARİHİ : 26/04/2022

KARAR TARİHİ : 11/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

DAVA/TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin 10.12.2019 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulan davalı şirketin kurucu ortağı ve % 10 nispetinde pay sahibi olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin tescil edildiği ve fiilen faaliyetine başladığı ilk günden beri davalı şirketin ortağı olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, hatta uzun bir dönem davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili müdürlüğü görevini üstlendiğini, davalı şirketin diğer ortağı ----- zamanla müvekkilini davalı şirketten uzaklaştırmak, hatta müvekkilinin şirket müdürü olduğu dönemde müdürlük görevini ifa etmesini fiilen engellemek amacıyla hareket ederek,

müvekkilini tehdit etmek ve iş yerine ait kapı kilitlerini değiştirmek suretiyle bu amacına ulaştığını, bu hususta-----ve onunla birlikte hareket eden davalı şirket çalışanı ----- hakkında -----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ Soruşturma numaralı dosyası ile İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali, Tehdit ve Hakaret suçlarını işledikleri gerekçesiyle şikayetçi olunduğunu,

ilgili soruşturma dosyasının halen derdest olup celbi halinde davalı şirket çalışanı -----müvekkilinin üzerine yürümek suretiyle saldırdığına ve davalı şirketin diğer ortağı -----iş yeri kapı kilitlerini değiştirtmek suretiyle müvekkilin davalı şirkete girişini ve görevini ifasını engellediğine ilişkin soruşturma dosyasına mübrez kamera kayıtlarından bu hususun teyidi sağlanacağını, yukarıda arz ve izah olunduğu üzere müvekkilinin defaatle davalı şirkete borç verdiğini ancak bugüne dek ne davalı şirkete borç vermiş olduğu bedelleri, ne de hak kazanmış olduğu kar paylarını davalı şirketten alamadığını,

bu nedenle ------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------esas sayılı dosyası ile borç olarak vermiş olduğu bedeller ile hak kazanmış olduğu kar payının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı dava ikame ettiğini, davanın halen derdest olduğunu, TTK'nin 638/2. maddesinin haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketten çıkmasına karar verilmesi amacıyla dava ikame edebileceği hükmünü amir olduğunu,

müvekkilin çekilmez hale gelen ortaklıktan çıkmasına ve esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsili amacıyla ----- Arabuluculuk Bürosu'nun ------numaralı dosyası ile dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını ileri sürerek öncelikle, TTK'nin 638/2. maddesi gereği ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile yargılama sonuna dek müvekkilinin davalı şirketin vergi borçlarından sorumluluğunun kaldırılmasına, bu hususta ilgili vergi dairesi'ne müzekkere yazılmasına,

davacı müvekkilinin izah olunan haklı sebepler neticesinde TTK'nin 638/2. maddesi gereği ortaklıktan çıkmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla esas sermaye payının gerçek değerine uyan şimdilik 1.000,00-TL ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP : Davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen işbu şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirketin temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.

DELİLLER

Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı,---- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kayıtları, ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- esas sayılı dosyası UYAP içeriği, -----Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ----- Soruşturma numaralı dosyası UYAP içeriği-----Asliye Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası UYAP içeriği, ----- Vergi Dairesi Kayıtları, Bilirkişi Raporu, Tanık, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

TANIK (Davacı tanığı) -----. "Ben davalı şirketin kurucu ortağı olurum bu şirketi ben 2019 yılında ------ ile birlikte %50-50 ortak olarak kurmuştuk, şirket otomotiv aksesuarları imalatı alanında faaliyet gösteriyordu, biz bu kuruluşu resmi olarak şirkete çevirdiğimiz sırada davacı ------ %5'er hissemizi vermiştik, böylece şirkette------%10 hissesine sahip olmuştu, yani aslında şirketin resmi olarak kuruluşu sırasında 3 ortaklı olup %45-45 ve 10 hisse şeklinde pay sahibiydik,

ben bu şirketteki %45 hissemi 2021 yılında diğer ortak----- resmi olarak devrettim ancak ortaklığım fiilen devam ediyordu çünkü bana başka bir işten dolayı icra geldiği için bu şekilde hissemi devretmek zorunda kalmıştım, ve şirketten ayrıldım, ----- şirkette aynı zamanda müdür olarak görev yapıyordu, bir süre sonra şirkette işler iyi gitmeye başlayınca -----müdür olan ve aynı zamanda ortak davacıyı şirketten göndermek için baskı yapmaya, hakaret etmeye başladı,

sektörde------ akrabaları da olduğu için ve şirket sektörde büyüdüğü için-----bütün gücü ve yetkiyi üzerine almak istiyordu ve bu nedenle ------ bulunan müdürlüğü de almak ve onu şirketten uzaklaştırmak niyetindeydi, bu sebeplerle şirkette aralarında tartışmalar yaşanıyordu, bu şekilde ----- tarafından kendisine karşı hakaret ve tehdit eylemleri başladı, aynı zamanda ------akrabasının yanında çalışan ----- olaylara müdahil olmuştu ve davacıyı tehdit edip hakaret etmişti, ben bu olayları birebir yaşadığım için biliyorum, hatta buna ilişkin devam eden davalar bulunmaktadır, bana karşı herhangi bir eylemleri olmamıştır,

------ hanıma bu süreçte 750.000 TL şirketten ayrılmak için para teklif ettiler kendisi bu teklifi bizim de telkinlerimizle kabul edip şirkette çalışmayı bıraktı ancak resmi olarak müdürlük görevi devam ediyordu, kendisi bu şekilde 1 ay beklediği halde taahhüt edilen 750 Bin TL ödenmedi ve kendisine bu parayı dava açarak alabiliyorsa alsın dedi.

Davacı vekili tarafından tanıktan soruldu: benim yukarıda anlattığım ve bizzat tanık olduğum kavgaların birinde ----- davacıya "senin ne mal olduğunu biliyoruz, sen eski çalıştığın patronunla ve onun oğluyla yatan bir kadınsın, seni bu firmadan göndermesini biz iyi biliriz, gerekirse firmanın ismini değiştiririz veya yeni firma kurarız " demişti.

Biz kavgalar büyüyünce ------ hanımı işe gitmemesini istedik ve kendisi işe gitmedi daha sonra kendisiyle ilgili müdürlükten azil için dava açıldığını biliyorum bu şekilde sanırım genel kurul yapılarak müdürlükten alındı ve müdür olarak ----- atandı, bu şirketin yıllık cirosu 2020 yılında 1.000,000,00 USD civarında olduğunu biliyorum, bu olaylar 2021 yılı Eylül ayında meydana gelmiştir, o aya kadar 500.000 USD civarında ciro yaptığını biliyorum, bende 2021 yılı Ekim ayının 15 i civarı şirkette çalışmayı fiilen bıraktım, -----geçici olarak devrettiğim hisselerimi de henüz geri alamadım,

benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:

Dava; 6102 sayılı TTK'nin 638. maddesi uyarınca haklı nedenlerle limited şirket ortaklığından çıkma ve aynı yasanın 641. maddesi uyarınca ayrılma akçesinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi istemlerine ilişkindir.

6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak arabuluculuk başta olmak üzere dava şartları değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış , tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.

Somut olaya geçmeden önce davanın yasal dayanağı, koşulları ve sonuçlarına ilişkin bir kısım hukuki açıklamalar yapılaması gerekecektir.Şirketin tanımı ve unsurları Türk Ticaret Kanunu'nda bulunmamaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nda adi şirket için yapılan tanım, şirketler için de kabul edilen genel bir tanımdır.

Türk Borçlar Kanunu madde 620, şirketi bir sözleşme olarak nitelendirmiştir. Buna göre şirket, iki veya daha fazla kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emek veya mallarını birleştirmeyi yükümlendikleri bir sözleşmedir.6102 sayılı kanunun 638. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.

(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. " hükmünü getirmiştir. Yine aynı kanunun 641/1.

Maddesi " Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. " hükmünü getirmiştir. Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak “haklı sebeplerin” nelerden ibaret olduğuna değinilmemiştir.

Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir.

Yargıtay--- HD. -----Sayılı ilamında ".... Dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ile ortaklık payının tahsili istemine ilişkindir... taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı da bir gerçektir. Davalı şirketin şahıs şirketi niteliğinde oluşu, ortaklar arasındaki güven ve eşgüdümün şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermesi bakımından önemi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirtmiştir.

Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biride ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir.

Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir.

Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur.

Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK’nin 638/2. maddesinde belirtilen düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir.

Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır.

Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir.

Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. ( Bkz. Yargıtay HGK ----- Sayılı ilamı )Yukarıda ifade edildiği üzere haklı sebebin varlığının tespiti mahkemece tayin ve tespit edilir.

Kanunda limited şirketlerde çıkmayı mümkün kılacak haklı sebebini ne olduğu kanunda belirtilmemiş olsa da hem 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hem de Türk Ticaret Kanunu'nun kollektif şirketlere dair maddesinde 219/son cümlesinde haklı sebep olabilecek durumlar sayılmıştır. Ancak burada kanun koyucu örnekseme yoluna gitmiştir, dolayısıyla tahdidi bit sayımdan bahsedilemez.

Bununla birlikte haklı sebep; ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olaydır. Limited şirkette hem ortaklık ilişkisinden doğ; uyuşmazlıklar hem de ortaklık dışı, ortaklar arasındaki kişisel sebeplerden doğan uyuşmazlıklar haklı sebep olarak kabul edilebilir (bknz özellikle ortaklık ilişkisinden bağımsız kişisel nedenlerden doğan uyuşmazlıkların haklı sebep teşkil edebileceğine dair. Yargıtay ----. HD ------).

Limited şirkette haklı çıkma sebepler aşağıdaki şekilde sıralanabilir: - Azlık hakları ile bireysel hakların süreklilik taşıyan şekilde ihlal edilmesi, Şirketteki hakimiyetin ( çoğunluk gücünün ) kötüye kullanılması, Ortakların şirket bilgilerinin gizliliği sınırları dahilinde bilgi alma ve inceleme haklarının engellemesi, Ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi, Ortaklardan belirli bir gruba veya kişiye haksız yara sağlanması, Genel kurulun kanundaki usule aykırı olarak bir çok kez toplantıya çağrılması, Şirket pasiflerinin sürekli olarak artış göstermesi, Ortaklara kar payı dağıtılmaması.

Burada önemli olan, durumun şartları incelendiğinde haklı ebeple çıkma talep eden ortak bakımından ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı uyarınca devam ettirilmesinin mümkün olmadığıdır. Çıkma davası kapsamında, çıkarılma davalarından farklı olarak çıkma hakkını kullanan ortağın haklı sebebin doğumunda kusurlu olup olmamasının bir önemi yoktur (------).

Zira çıkarılma davasından farklı olarak çıkma davasında, ortaklıktan çıkmayı talep eden ortak haklı sebebi doğuran hareket ve fiillerde bulunsa dahi kendi rızası ile ortaklıktan çıkmayı talep ettiği için ortaklıktan çıktıktan sonra haklı sebep ortadan kalkacağından şirket, amacı yönünde faaliyetlerine geri dönecek ve şirketin sağlıklı olarak işlemesi için önündeki engeller kalkacaktır.

Çıkarılma davasında olduğu gibi haklı sebebi kusurlu olarak doğuran ortakları birleşerek, Türk Medeni Kanunu md. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı şekilde kusur olmayan ortağı çıkarma Ve ortaklık hakkını sonlandırma gibi bir durum çıkma davasında söz konusu değildir. Zira yukarıda belirtildiği üzere, TTK md. 638 f.2'de düzenlenen hak mutlak niteliktedir.

Bu hakkın kullanılmasında incelenecek husus, objektif olarak ortaklık ilişkisinin taraflarca devamının mümkün olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin devamının Zora girmesinde kimin kusurlu olduğu çıkma davası kapsamında önem arz etmez.

Yargıtay -----Hukuk Dairesi 16.11.2015 tarih ve------sayılı kararında çıkmayı talep eden ortağın haklı sebep olarak gösterdiği hususlara kendisinin sebep olduğu için haklı sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle çıkmı talebinin reddedildiği ilk derece mahkemesi kararını yerinde görmemiş ve haklı sebebin varlığının tarafların kusurlarından bağımsız olarak taraflar arasındaki ortaklık ve güven ilişkisinin delenip zedelenmediğine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.Yukarıda ifade edildiği üzere haklı sebebin varlığının tespiti mahkemece tayin ve tespit edilir.

Kanunda limited şirketlerde çıkmayı mümkün kılacak haklı sebebini ne olduğu kanunda belirtilmemiş olsa da hem 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hem de Türk Ticaret Kanunu'nun kollektif şirketlere dair maddesinde 219/son cümlesinde haklı sebep olabilecek durumlar sayılmıştır. Ancak burada kanun koyucu örnekseme yoluna gitmiştir, dolayısıyla tahdidi bit sayımdan bahsedilemez.

Bununla birlikte haklı sebep; ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olaydır. Limited şirkette hem ortaklık ilişkisinden doğ; uyuşmazlıklar hem de ortaklık dışı, ortaklar arasındaki kişisel sebeplerden doğan uyuşmazlıklar haklı sebep olarak kabul edilebilir (bknz özellikle ortaklık ilişkisinden bağımsız kişisel nedenlerden doğan uyuşmazlıkların haklı sebep teşkil edebileceğine dair. Yargıtay----- HD-----).

Limited şirkette haklı çıkma sebepler aşağıdaki şekilde sıralanabilir: - Azlık hakları ile bireysel hakların süreklilik taşıyan şekilde ihlal edilmesi, Şirketteki hakimiyetin ( çoğunluk gücünün ) kötüye kullanılması, Ortakların şirket bilgilerinin gizliliği sınırları dahilinde bilgi alma ve inceleme haklarının engellemesi, Ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi, Ortaklardan belirli bir gruba veya kişiye haksız yara sağlanması, Genel kurulun kanundaki usule aykırı olarak bir çok kez toplantıya çağrılması, Şirket pasiflerinin sürekli olarak artış göstermesi, Ortaklara kar payı dağıtılmaması.

Burada önemli olan, durumun şartları incelendiğinde haklı ebeple çıkma talep eden ortak bakımından ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı uyarınca devam ettirilmesinin mümkün olmadığıdır. Çıkma davası kapsamında, çıkarılma davalarından farklı olarak çıkma hakkını kullanan ortağın haklı sebebin doğumunda kusurlu olup olmamasının bir önemi yoktur (------).

Zira çıkarılma davasından farklı olarak çıkma davasında, ortaklıktan çıkmayı talep eden ortak haklı sebebi doğuran hareket ve fiillerde bulunsa dahi kendi rızası ile ortaklıktan çıkmayı talep ettiği için ortaklıktan çıktıktan sonra haklı sebep ortadan kalkacağından şirket, amacı yönünde faaliyetlerine geri dönecek ve şirketin sağlıklı olarak işlemesi için önündeki engeller kalkacaktır.

Çıkarılma davasında olduğu gibi haklı sebebi kusurlu olarak doğuran ortakları birleşerek, Türk Medeni Kanunu md. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı şekilde kusur olmayan ortağı çıkarma Ve ortaklık hakkını sonlandırma gibi bir durum çıkma davasında söz konusu değildir. Zira yukarıda belirtildiği üzere, TTK md. 638 f.2'de düzenlenen hak mutlak niteliktedir.

Bu hakkın kullanılmasında incelenecek husus, objektif olarak ortaklık ilişkisinin taraflarca devamının mümkün olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin devamının zora girmesinde kimin kusurlu olduğu çıkma davası kapsamında önem arz etmez.

Yargıtay ----- Hukuk Dairesi 16.11.2015 tarih ve------ sayılı ilamında çıkmayı talep eden ortağın haklı sebep olarak gösterdiği hususlara kendisinin sebep olduğu için haklı sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle çıkmı talebinin reddedildiği ilk derece mahkemesi kararını yerinde görmemiş ve haklı sebebin varlığının tarafların kusurlarından bağımsız olarak taraflar arasındaki ortaklık ve güven ilişkisinin delenip zedelenmediğine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ;

davacın ----- Ticaret Odasının 10/12/2019 tarih ----sicil------ oda sicil numarasına kayıt ve tescilli ----- adresinde kurulu bulunan -----ŞİRKETİNE % 10 hisse ile ortak olduğu , şirketin iki ortaklı olduğu, diğer ortak ------ % 90 hisse sahibi ve şirketin münferiden temsilcisi olduğu dosyada bulunan tescil kayıtlarından anlaşılmıştır. Ayrıca davacının dava ve karar tarihi itibarıyla ortaklık sıfatının devam ettiği bedihidir.

Mahkememizce davalı şirket davaya cevap vermediğinden ileri sürüler iddiaların inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış ve işin niteliği gereği dosyaya kazandırılması gereken bilcümle delil getirtilmiştir.

Buna müteakip uyuşmazlığın çözümünde teknik bilgi gerektiğinden ve bilirkişi deliline de dayanılmış olduğu anlaşılmakla öncelikle dosya 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince yargı çevremize göre -----Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen şirketin faaliyet alanı ve uyuşmazlığın niteliğine göre alanında uzmanlardan oluşan bir bilirkişi heyetine verilerek ortaklıktan çıkma koşulları ve ayrılma akçesi konusunda rapor düzenlenmesi istenmiştir.

Bilirkişiler SMMM ----- İnşaat Mühendisi ----- ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Doç.Dr.------ tarafından düzenlenen 31/07/2023 tarihli raporda özetle. Teknik değerlendirme neticesinde, işyeri mizanlarından alınan tesis, makine, cihaz, demirbaş ve taşıtların toplam yaklaşık güncel değerlerinin, mizan evrakında görünen değerin, inceleme tarihi itibarı ile güncellenmesi sonucunda 1.082.450,00.-TL olabileceği kanaatine varıldığı.

Davacının hisse payı itibariyle tesis, makine, cihaz, demirbaş ve taşıtlardan alabileceği tutarın Şirket sermayesi 1.000 paya ayrılmış olduğuna göre bir payın değeri 1.082.450,00.-TL üzerinden %10 paya sahip olan ve Davacı --- hissesinin 108.245,00 TL olduğu, Davacı ----- Şirket sermayesi bakımından alacağının 144.748,71 TL olarak hesap ve tespit edildiği, Yüce Mahkeme tarafından, davacının alacaklarının ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi durumunda, 108.245,00 TL nin ticari temerrüt faizinin 20.586,57 TL olduğu ve toplamda faiziyle birlikte 128.831,57 TL olarak hesap edildiği,

Davacının 144.748,71 TLlik alacağı bakımından ticari temerrüt faizinin 27.529,02 TL ve toplamda faiziyle birlikte 172.277,73 TL olarak hesap edildiği, Dava dilekçesinde, Davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkma talebi koşullarının oluşup oluşmadığının takdirinin ise Yüce Mahkemeye ait olduğu yönünde rapor verilmiştir.

Mahkememizce bilirkişi raporu davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen rapora karşı herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir. Yalnızca davacı vekili tarafından genel itirazlar öne sürülerek bilirkişi raporu doğrultusunda dava kısmen ıslah edilerek ayrılma akçesi yönünden miktar artırılmış ve harç tamamlanmıştır.

Anılan ıslah işlemine ilişkin dilekçe gereği bilgilendirme amacıyla davalıya tebliğ edilmiş ve yine dosyaya davalıdan sadır olan bir beyan yansımamıştır.

Mahkememizce tüm dosya kapsamı, tanık beyanı ve anılan bilirkişi raporu üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmede; taraflar arasında görülen mahkememiz yönünden maddi vakıaların tespitine ilişkin bağlayıcı; taraflar yönünden kesin delil niteliğindeki ------Asliye Ceza Mahkemesinin ----Esas ------ Karar sayılı dosya ve ilamı içeriğine göre tarafların hasım konumunda oldukları ve davalı şirketin diğer ortağı ------ davacıya karşı eylemlerine bağlı olarak Tehdit, Hakaret ve İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali suçlarından cezalandırıldığı,

anılan dosyaya göre taraflar arasındaki itilafa başka bir kişinin da katıldığı ve onun da cezalandırıldığı görülmüştür.

Buna göre sermaye şirketlerinin ana felsefesi olan karşılıklı güven; güç ve iş birliği amacının hepten ortadan kaldığı gibi, ortakların aralarındaki ilişkinin çekişmeye ve çatışmaya dönüştüğü, hatta çatışmaya başka kişilerin de dahil olduğu, şirket ortaklığı ilişkisi bir yana ortaklar arasındaki kişisel ve insanı ilişkilerin bile ortadan kalktığı ve böylece davacı ortak ve hatta diğer ortak yönünden şirket ortaklığının devamının imkansız hale geldiği sabit görüldüğünden somut olayda ortaklıktan çıkma koşullarının hasseten gerçekleştiği ve iddianın sübut bulduğu açıkça tespit edilmiştir.

Buna bağlı olarak, mevcut bilirkişi raporunun da uyuşmazlığın temeli ve çözümü açısından yasal dayanaklar noktasında dosyaya sunulan diğer delillerle uyumlu ve yerinde olduğu, yapılan ıslah işlemi de gözetilerek özellikle çıkma akçesi yönünden tespit edilen miktarın şirket mal varlığının karar tarihine en yakın dönemdeki rayiç değeri üzerinden hesaplandığından hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir.

Binaenaleyh; davacının davasını TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri nazarında ortaklıktan çıkma ve ona bağlı olarak ayrılma akçesi yönünden ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile.

6102 sayılı TTK'nin 638/2. maddesi gereğince davacının----Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- sicil numarasında kayıtlı davalı ------ Şirketi unvanlı şirketteki ortaklığından çıkmasına ve 6102 sayılı TTK'nin 641.maddesi gereğince toplam 144.748,31 TL ayrılma akçesinin 1.000,00 TL kısmına dava tarihinden.

143.748,31 TL kısmına ıslah tarihi olan 14/11/2023 gününden itibaren taraflanın ve işin niteliği gereği işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 TBK, 117/1, 620, TTK,16/1, 219/son, 638, 641, HMK, 109,187/1, 190,198 240 vd, 266 vd, ,282, )6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince davalı şirket sorumlu tutulmuştur. ( Çıkarma davalarından farklı olarak çıkma davaları nispi harç ve nispi vekalet ücretine tabidir. Bkz. Yargıtay -----HD. ----Sayılı ilamı, Yargıtay -----HD. -----.

Sayılı ilamları ) Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-)Davanın kabulü ile; 6102 sayılı TTK'nin 638/2. maddesi gereğince; davacının ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün----sicil numarasında kayıtlı davalı ----- Şirketi unvanlı şirketteki ortaklığından çıkmasına,

2-)6102 sayılı TTK'nin 641.maddesi gereğince toplam 144.748,31 TL ayrılma akçesinin 1.000,00 TL kısmına dava tarihinden ; 143.748,31 TL kısmına ıslah tarihi olan 14/11/2023 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,

3-)Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanı için----- Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,

4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.887,76 TL karar ve ilam harcından; dava açılışında peşin yatırılan 80,70 TL harcın ve ıslah harcı olarak yatırılan 2.455,00-TL harcın mahsubuyla bakiye 7.352,06-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak alınarak hazineye gelir kaydına,

6-)Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç, 2.455,00-TL ıslah harcı, 11,50-TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi masrafı, 128,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.756,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 23.160,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına)

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/301, K. 2024/14, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2022/301
  4. Karar No : 2024/14
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 26/04/2022
  7. Karar Tarihi : 11/01/2024
  8. Gereği Düşünüldü/
  9. Dava/talep
  10. Deliller
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/301
Karar No
2024/14
Tarih
11 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/302 K.2024/34
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/302 K.2024/20
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/303 K.2024/51
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/305 K.2024/34
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/305 K.2024/20
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/305 K.2024/52

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.