KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/503
- Karar No
- 2024/353
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
Karar Metni
7.342 kelime·37 dk okuma·13 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/503
KARAR NO : 2024/353
DAVA
Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 18/07/2022
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesi ile; davacı şirketin ortaklarının -----ve ----- olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasında-----İlçesinde inşaat yapım projeleri yapmak amacıyla ------.
Noterliği'nin 22/06/2015 tarih ve ---- yevmiye nolu "Adi Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile ----Adi Ortalığı" ünvanlı adi ortaklık kurulduğu ve söz konusu adi ortaklık sözleşmesine göre ortaklığın yönetiminin Ortaklık İdare Kurulunca yapılacağının ve bu idare kurulunun davacı şirketin ortağı ------ ile davalı şirket adına ----- tarafından birlikte oluşturulduğu halde söz konusu idare kurulu tarafından davacı şirketi doğrudan zarara uğratma amacıyla bir takım iş ve işlemlerin yapıldığının tespit edildiği,
---- İcra Müdürlüğü' nün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden davacı şirket aleyhine davacı şirketin haberi olmaksızın yapılan ciroya dayalı olarak 10.085.000,00 TL'lik icra takibi başlatıldığı, bu miktarın taraflar arasındaki veya davacı ile adi ortaklık arasındaki cari hesapta veya mizanda yer almayan bir borç tutarı olması itibariyle kötü niyetle yapılmış bir cironun söz konusu olduğu, icra takibinin iptali amacıyla açılan ve ----.
İcra Hukuk Mahkemesi' nin ---- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören dava dosyasında icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, söz konusu adi ortaklık idare kurulu imza yetkisi ile davacı şirketin haksız bir şekilde borçlandırıldığı, takibe konu senedin davacı şirketin yetkilisi olan ve aynı zamanda adi ortaklık kurulu üyesi olan davalı ------ tek imzasıyla düzenlenmiş olduğu,
söz konusu senedin düzenlenmesinden davacı şirketin diğer ortağı/yetkilisi/müdürü ----- haberinin dahi olmadığı belirtilerek ve dilekçede ileri sürülen sair sebeplere dayalı olarak söz konusu ----Adi Ortalığı İdare Kurulu"nun azledilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı ------vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde müvekkilinin davacı şirketin %50 ortağı olduğu, şirket ile ilgili tüm kararların müştereken alınacağı yönünde karar bulunduğu, müvekkilinin imzası ve onayı olmadan şirketi ilgilendiren hiçbir işlemin yapılamayacağı, şirketin lehine veya aleyhine herhangi bir dava açılamayacağı hususlarının kararlaştırıldığı, buna rağmen müvekkilinin onayı ve izni olmaksızın bu davanın müvekkilinin rızası hilafına açılmış olduğu, bu davayı açan avukat hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, adi ortaklık sözleşmesinin 6. Maddesine göre ortaklık idare kurulunun iki kişiden oluşturulduğu,
bu iki kişiden birinin müvekkili olduğu, ileri sürülen taleplerin hiçbir hukuka uyar yanının bulunmadığı, ileri sürülen iddiaların iftira niteliğinde olduğu, aksine dilekçede belirtilen şekilde temin edilen finansmanın ----- tarafından ve bu konularda işlem yapmaya yetkili olması nedeniyle,
adi ortaklığın borçlarının ödenmesi için kullanmayıp davacı şirketin başka borçlarının ödenmesi amacıyla kullanıldığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Diğer davalılar vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde davalı gösterilen şirketin ortaklık idare kurulu üyesi olmaması nedeniyle bu davalı yönünden husumet itirazında bulunularak bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle karar verilmesi talep edilmek suretiyle ileri sürülen taleplerin hiçbir hukuki dayanağının ve geçerliliğinin bulunmadığı ve azil için haklı sebep olduğu ileri sürülen icra takibine konu kambiyo senetleri ile ilgili iddiaların
afaki nitelikte olduğu vesair iddialarında afaki nitelikte olup yasal ve sözleşmesel dayanaktan yoksun ve haksız olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve: "...
KONU
----Ortaklığı İdare Kurulu yetkisinin tedbirenkaldırılması talebinden ve beyanlarımızdan ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Davalılar tarafından sunulan cevap dilekçelerinde bahsedilen hususların eksik ve çarpıtılarak izah edilmesine karşı beyanda ulunma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle işbu beyan dilekçesini sunmaktayız.
1) Öncelikle adi ortaklığa müvekkil şirket tarafından verilen tüm senetlerde müvekkil şirket ortaklarının münferit imza yetkisi olmasına rağmen kefillik imzaları da söz konusudur. Fakat dava dilekçemizde bahsetmiş olduğumuz iki senette ortaklardan sadece -----imzası ile senedin düzenlendiği görülmektedir. Müvekkil şirketin örnekleri ekteki diğer senetlerde de görüleceği üzere benimsemiş olduğu bir kültür vardır. Buna göre adi ortaklığa verilen tüm senetler çift imza ile verilmiştir ve bu durum adi ortaklık ve adi ortaklığın diğer ortağı olan ---- Tarafından da bilinmesine rağmen dava dilekçesine konu olan senetlerin sadece ----- imzası ile atılmasına rağmen diğer ortak ----. Bu hususta oturmuş olan geleneği görmezden gelmiş ve maalesef bu hukuka aykırılığa alet olmuştur.
2) Dosyaya karşı tarafça sunulan ve bağımsız bir yeminli müşavire düzenletilmiş olan adi ortaklık mali belgelerine istinaden hazırlanan raporda da görüleceği üzere dava dilekçesinde bahsedilen 3.085.000 TL'lik ve 7.000.000 TL'lik senetlerin varlığına dair herhangi bir kayıt söz konusu değildir. Alınan rapora evrakların eksik incelenmesi nedeniyle itibar etmediğimizi belirtiriz.
Fakat bu rapora göre ----İnşaat'ın adi ortaklığa olan borcu 7.176.524,87 TL olarak tespit edilmiştir. Yani düzenlenen rapordan da görüleceği üzere adi ortaklık idare kurulu tarafından yapılan ciro işleminin haksız olduğu ortaya çıkmaktadır. Müvekkil firmanın adi ortaklıktan kaynaklanan borcunun çok üstünde bir borç ile karşı karşıya kalmasına sebebiyet veren adi ortaklık idare kurulu üyeleri olmuştur.
İdare kurulu üyelerinin bu kötü niyetli hareketleri neticesinde müvekkilin tespit edilen 7.176.524,87 TL olan borcuna 10.085.000 TL'lik bir borç daha eklenerek hukuka ve ahlaka aykırı bir sürecin içerisine sürüklenilmiştir.
3) -----Tarafından haberdar edildiğimiz bir diğer husus ise idare kurulu tarafından ----- İnşaat'ın adi ortaklığa olan 7.176.524,87 TL borcun 28.07.2022 tarihinde -----temlik edilmesidir.
Ekte sunulu temlik sözleşmesinde de görüleceği üzere 7.176.524,87 TL olan borç ''tasfiye tarihinden itibaren tasfiye gayesi ile sınırlı olarak faaliyetine devam edecek olması nedeniyle devir ve temlik tutarı ile sınırlı olmaksızın ileride doğabilecek cari hesap borcunun ödenmesi için DEVREDEN'in diğer kurucu ortağı ve temlik borçlusu muhatap ----- İNŞAAT'tan olan cari hesap alacağının 7.250.000 TL tutarındaki kısmını...'' şeklinde ifade edilerek ve ''yuvarlama'' hesabıyla 74.000 TL fazladan takdir edilmiş bir miktar olarak temlik etmiştir.
Hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu yuvarlama hesabı ve temlik işlemi dahi idare kurulunun görevini ve sorumluluğunu istismar ettiğinin en bariz göstergesidir.
4) ----- İnşaat tarafından adi ortaklık borcuna istinaden ---- ili ---- ilçesi ---- Mahallesi 1150 ada 37 parsel adresinde bulunan adi ortaklık mülkiyetindeki dükkan vasfında olan taşınmaz üzerine 6.000.000 TL bedelli ------ Lehine ipotek tesis edilmiştir. Dosyaya mübrez 14.04.2022 tarihli adi ortaklık ortaklarının tamamının imzası ile düzenlenen Ön Protokol'ün 9.maddesinde de bu hususta anlaşıldığı sabittir. Bu ipotek 28.07.2022 tarihinde --- - adlı kişiye temlik edilmiş ve buna karşılık 6.000.000 TL'lik ödeme ---- yapılmıştır. Akabinde --- tarafından müvekkil şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Burada dikkat çeken en önemli husus hem ipotek temliki hem de ---- İnşaat'ın adi ortaklığa olan borcunun ------ temliki aynı gün içinde gerçekleşmiştir. İdare kurulu yangından mal kaçırırcasına hareket etmekte ve müvekkili çok büyük ve haksız borçlar altına sokmaya devam etmektedirler. Nitekim adi ortaklık borcuna istinaden -----Lehine tesis edilen ipoteğin üçüncü bir kişiye temliki halinde her şeyden önce cari hesaptan 6.000.000 TL bedelli borcun mahsup edilmesi gerekmesine karşın bu yapılmamıştır.
Sonuç olarak bakıldığında bir an için ---- İnşaat'ın adi ortaklığa olan borcunun, adi ortaklık tarafından alınan mali rapordaki kadar olduğunu kabul ettiğimizde 7.176.524,87 TL miktarlı bir borçtan bahsedilecektir. Fakat adi ortaklık idare kurulunun yapmış olduğu iki adet senedin (3.085.000 TL ve 7.000.000 TL bedelli) ------ ciro edilmesi ile cari hesap borcuna 10.085.000 TL daha borç eklenmiştir. Akabinde ---- İnşaat tarafından cari hesap borcuna istinaden ----. lehine tesis edilen 6.000.000 TL bedelli ipoteğin üçüncü bir kişi temlik edilmesi ile 6.000.000 TL daha borca eklenmiştir.
Sonuç itibariyle ----- İnşaat'ın adi ortaklıktan kaynaklanan borcu 7.176.524,87 TL'den 23.261.524,90 TL'ye çıkmış vaziyettedir. Adi ortaklık idare kurulu muvafakat etmediğimiz ve itibar etmememize rağmen hazırlatmış olduğu mali denetim raporuyla bile tezat işler yapmaktadır.
5) Bizce ---- tarafından münferit imza yetkisine denk gelecek şekilde keşide edilen ve sonradan tanzim edildiği şüphesiz olan 3.085.000 TL ve 7.000.000 TL bedelli senetlerin izahı idare kurulu üyeleri ----- ve --- - tarafından yapılmaya çalışılmıştır. Fakat yapılan açıklamalar yanlıştır.
Şöyle ki; davalı ----- Tarafından sunulan cevap dilekçesinde 3.085.000 TL bedelli senet için ''davacı şirketçe finansman yükümlülüğü kapsamında yaklaşık 4 milyon TL'lik kambiyo senedi keşide edilerek ADİ ORTAKLIK'a teslim edilmiş ve ADİ ORTAKLIK tarafından işbu kambiyo senetleri mal ve hizmet tedarikçilerine ciro edilmiştir.
Ancak, söz konusu kambiyo senetlerinin de vadelerinde davacı şirketçe ödenmemesi üzerine müvekkil şirket tarafından ADİ ORTAKLIK'a borç verilmek zorunda kalınmış ve söz konusu tutar ADİ ORTAKLIK tarafından davacı şirketin ilgili çek hesaplarına yatırılmak suretiyle kambiyo senetleri ödenmiştir.
Dava dilekçesinde bahsi geçen icra takibine konu senetlerden ilki ADİ ORTAKLIK tarafından bu sebeple davacı şirketten alınmıştır.'' şeklinde açıklama yapılmıştır fakat bahsi geçen olay yaşanmamıştır. Bir an için bu olayın yaşandığı varsayımında bile bunun bir cari hesap borcu olduğu aşikardır ve cari hesap borcuna ilişkin olarak zaten bir borç tutarı ortaya çıkmıştır.
Yani davalı tarafın bahsettiği gibi bir olayın yaşanmış olması varsayımında dahi bu borç cari hesaba yansıtılmıştır ve senedin iadesi gerekirken idare kurulu tarafından haksız bir şekilde davalı şirkete ciro edilmiştir.
Hakeza yine davalı taraf 7.000.000 TL bedelli senet için; ''Parsel No: ---’de kayıtlı ana taşınmazda yer alan ve tapu sicili nezdinde ADİ ORTAKLIK’ın ortakları olan davacı şirket ve müvekkil şirket adına müştereken (müvekkil şirket 3/5 oranında ve davacı şirket 2/5 oranında) kayıtlı bulunan ancak ADİ ORTAKLIK’ın aktifinde kayıtlı (-----) no.lu bağımsız bölümün 3. şahıslara satışı ve bu satış ile ilgili gelirin ve maliyet kalemlerinin her bir ortağın kendi bünyesinde oluşmasının sağlanabilmesi için söz konusu taşınmazın ADİ ORTAKLIK tarafından ortaklarına (davacı şirkete ve müvekkil şirkete) satılarak fatura düzenlenmesine ortaklarca
müştereken karar verilmiş olup, 13.01.2020 tarihi itibarıyla belirtilen oranlardaki mülkiyet paylarının satış bedeline ilişkin faturalar ADİ ORTAKLIK’ça müvekkil şirkete ve davacı şirkete ayrı ayrı düzenlenmiş ve davacı şirket ile müvekkil şirketin anılan taşınmazdaki mülkiyet paylarının satışından doğan borçları ADİ ORTAKLIK’taki cari hesaplarına kaydedilmiştir.
Bu sebeple, ADİ ORTAKLIK’ça davacı şirkete fatura edilen tutar 6.400.000-TL+KDV= 7.552.000-TL olup, söz konusu fatura içeriği davacı şirketçe de aynen kabul edilmiştir. Bu borç tutarının davacı şirketin ADİ ORTAKLIK’taki cari hesabında ilave borç bakiyesi oluşturacağı bilindiği için bu borcun da dahil olduğu 7 milyon TL’lik senet davacı şirketin ADİ ORTAKLIK’a olan cari hesap borcuna karşılık davacı şirketçe keşide edilmiştir.
Dava dilekçesinde bahsi geçen icra takibine konu senetlerden ikincisi de, ADİ ORTAKLIK tarafından bu sebeple davacı şirketten alınmıştır.'' şeklinde açıklanmıştır. Fakat bu da yine yapılan eylemin haksızlığını bizzat ortaya koyan bir beyan ve itiraf niteliğindedir. Nitekim yukarıda bahsi geçen işlem için ----- İnşaat,----- Nolu Parsel'de bulunan dükkandaki hissesi üzerinde 6.000.000 TL bedelli ipoteği ------. Lehine tesis etmiştir.
Kaldı ki 7.552.000 TL oluşan borcun 7.000.000 TL'lik senetle bağdaştırılması için ''ADİ ORTAKLIK’taki cari hesabında ilave borç bakiyesi oluşturacağı bilindiği için...'' şeklinde yine ''yuvarlama'' metodu ile hukuki ve mali disiplinden uzak ve özensiz bir hesap yapılmıştır.
Senetlere ilişkin olarak yapılan açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Senetlere ilişkin yapılmaya çalışılan tüm açıklamalar cari hesap alacağına ilişkindir ve ayrı bir alacak hakkı tanımamaktadır. ----- İnşaat'ın cari hesaptan kaynaklanan adi ortaklığa olan borcu ile idare kurulunun bu senetleri -----ciro etmesi ve ----- bu senetleri icra takibine konu yapması ile müvekkil şirket cari hesap dışında ve karşılığı olmayan bir borç yükünün altına adi ortaklık idare kurulu üyelerinin kötü niyetli marifetleriyle sokulmuştur.
6) Dosyaya mübrez 14.04.2022 tarihli adi ortaklık ortaklarının tamamının imzası ile düzenlenen Ön Protokol'ün 11. Maddesinde ''(-----) no.lu bağımsız bölümün satışı sırasında ---- İNŞAAT (-----) tarafından düzenlenerek ----- verilen ve ----- İNŞAAT ortaklarının kefili olduğu kambiyo senetleri düzenleyicisine iade edilecektir.'' hükmüne idare kurulu üyeleri ----- ve-----imza atmış ve bu hükmü kabul etmiş olmalarına rağmen protokol tarihinden sonra dava dilekçesine konu olan iki adet senet ----- İnşaat'a verilmemiş ve müvekkil firma bu senetlerden icra takibi ile haberdar olmuştur. İcra takibi ise protokol tarihinden sonra başlatılmıştır.
7) Dava dilekçemizde bahsetmiş olduğumuz bir diğer husus ise tarafların adi ortaklık çerçevesinde üstlenmiş oldukları ifayı yerine getirmek için yapmış oldukları faaliyetleri kapsamında eşit fatura keseceklerinin kararlaştırılmış olması,
---- kestiği finansman faturasına EŞİT MİKTARDA DENGE de hizmet bedeli fatura ettikten sonra adi ortaklık kazancından %40-%60 kar ve zarar dağılımı yapmaları gerekliliğine ilişkin idare kurulu üyelerinin ---- İnşaat ortağı ve müdürü --- - - haberi olmaksızın yapmış oldukları Ek Protokol 2 olarak adlandırılan değişiklik ile hizmet faturalarının da %40-%60 şeklinde kesilmesini öngören bir protokolü düzenlemiş olmalarıdır.
Bu konuda davalı-----cevap dilekçesinde ''davacı şirketin ortağı ve müdürü olan --- - -; davacı şirketçe (imza tarihleri itibariyle yürürlükte olan) imza sirkülerine istinaden imzalanan ek protokollerden haberdar olmadığı yönündeki iddiası hukuken geçersiz ve kabul edilemez niteliktedir ve ayrıca ticari hayatın olağan akışına da aykırıdır.'' şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Fakat dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğumuz ---- ve ------ arasında yapılan 2020 tarihli mail yazışmalarından da görüldüğü üzere müvekkil firmanın ortağı --- - - yukarıda bahsedilen konuda bir değişiklik yapılması yönünde ---- bir talep geldiğini ---- - ile paylaşması ve --- --- böyle bir şey olmadığını söylediği ortadadır. Yani --- -- haberi olmadığı gibi bahsi geçen ek protokolün 2016 yılında imzalandığı düşünüldüğünde ----bunu -----sakladığı aşikardır.
Yapılan bu gizli değişiklik neticesinde müvekkilimiz yaklaşık olarak 5.000.000 TL eksik fatura kesmek zorunda bırakılmıştır. Bu olay da idare kurulunun yetkisini suistimal ve istismar ettiğinin sebeplerinden biridir. Adi ortaklık idare kurulunun yetkisini suistimal etmesinden dolayı müvekkil firmanın haksız zararı yaklaşık olarak 28.335.000 TL olarak hesaplanabilmektedir.
Kabul etmemekle birlikte müvekkil firmanın toplam borcunun 7.250.000 TL olduğu kabul ettiğimizde bile müvekkilin şu anda haksız bir 21.335.000 TL (10.085.000 TL senetlerden 5.000.000 TL eksik fatura kesmeden ve 6.000.000 TL ipoteğin temlikinden kaynaklanan) bir zararı oluşmuştur. Bu zararın tamamı adi ortaklık idare kurulunun müvekkil firmadan habersiz olarak ve haksız bir şekilde yaptığı işlemlerin sonucunda meydana gelmiştir.
8) Adi Ortaklık idare kurulu müvekkil firmanın ticari defterleri ve cari hesabı inceleme yetkisini de kısıtlamaktadır. Adi ortaklık mali müşaviri --- - ile yaptığımız görüşmelerde adi ortaklığın ticari defter ve cari hesaba ilişkin tüm mali belgeler incelenmek için istendiğinde ''İdare Kurulu buna izin vermiyor ben de burada bir çalışanım'' şeklinde karşılık alınmıştır. Aylarca süren tüm ısrarlarımıza rağmen adi ortaklık mali kayıtları ortak şirket olan müvekkil şirketle paylaşılmamıştır. Adi ortaklık ortaklarının en temel hakkı olan ve kanundan kaynaklanan inceleme hakkı dahi idare kurulu tarafından keyfi olarak kısıtlanmıştır.
Görüldüğü üzere adi ortaklık idare kurulu huzurdaki davanın varlığına ve daha önce kendilerine gönderilmiş olan ihtarnamelere rağmen müvekkil firmanın zararına iş ve işlemlerde bulunmaya devam etmektedir. Bu nedenle huzurdaki dava sonuçlanana kadar idare kurulunun yetkisinin tedbiren kaldırılmasını talep etme gerekliliği hasıl olmuştur.
SONUÇ ve İSTEM :
Daha önceki dilekçelerimizde ve yukarıda izah edildiği üzere öncelikle ---- İnşaat Adi Ortaklığı'nın adi ortaklık sözleşmesinde belirlenen amaçlarını tamamlamış olması ve bu andan itibaren sadece ortaklık içindeki işlerin ve tasfiye işlemlerinin yapılmasının geriye kalmış olmasından dolayı ve müvekkil firmanın husumetli olduğu - --- ve ---- isimli şahıslardan oluşan İdare Kurulunun müvekkil firmayı zarara sokacak iş ve işlemlerde bulunmaması için yönetici yetkilerinin yargılama sonuna kadar TEDBİREN KALDIRILMASINA ve davamızın kabulüne karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan 03/10/2022 tarihli dilekçe ile-----Adi Ortaklığı İdare Kurulu' nun yetkilerinin yargılama sonuna kadar tedbiren kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş olup, bu talep üzerine yapılan inceleme sonunda 04/10/2022 tarihinde oluşturulan ara karar ile; davanın niteliği, dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, tedbir talebine ilişkin dilekçe, tedbir talebinin esas hakkında sonuç temin eder mahiyeti, şirketin kendi kendine yönetiminin asıl olması,
müdahalenin çok istisnai kriterlere bağlı olarak düşünülmesi gereği, ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler, yakın ispata ilişkin kurallar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, bu ara kararına karşı İstinaf yoluna başvurulması üzerine ---- BAM ----.
Hukuk Dairesinin 16/02/2023 tarih ve------ Esas, ----- Karar sayılı kesin nitelikli kararı ile İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bir kısım davalılar vekilinin 11/11/2022 tarihli dilekçesinin içeriği gözetilerek gerekli-yeterli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görüldüğünden söz konusu dilekçenin gerekli-yeterli kısımları: "...
KONU
Davacı vekilinin 03.10.2022 tarihli dilekçesine karşı beyanlarımızın sunulmasıdır.
BEYANLARIMIZ
1- Davacı şirket vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçesinin (1), (2), (3), (4) ve (5) no.lu bentlerinde ileri sürülen iddiaların tümü, gerçek dışı, haksız, mesnetsiz ve muhasebe ilkelere bütünüyle aykırı niteliktedir. Şöyle ki; a- Cevap dilekçemizin ekinde sunulan ve ----tarafından düzenlenen raporlar ile sabit olduğu üzere, 30.06.2022 tarihi itibarıyla, davacı şirketin -----Adi Ortaklığı'na ("ADİ ORTAKLIK") 7.176.524,87-TL tutarında cari hesap borcu; müvekkil şirketin ise ADİ ORTAKLIK'tan 7.176.524,87-TL tutarında cari hesap alacağı mevcuttur.
ADİ ORTAKLIK tarafından müvekkil şirkete 30.06.2022 tarihi itibarıyla olan 7.176.524,87-TL tutarındaki cari hesap borcunun ödenmesi için, ADİ ORTAKLIK'ın davacı şirketten olan doğmuş ve doğacak alacaklarından 7.250.000,00-TL müvekkil şirkete 28.07.2022 tarihinde devir ve temlik edilmiş ve böylece ADİ ORTAKLIK'ın müvekkil şirkete 30.06.2022 tarihi itibarıyla olan cari hesap borcu işbu alacak temliki ile kapatılmış ve müvekkil şirketin borçlusu davacı şirket haline gelmiştir.
Davacı şirketin müvekkil şirkete olan (temlike konu) borcunun da dava dışı ---- tarafından davacı şirket adına müvekkil şirkete ödenmesi üzerine müvekkil şirketçe davacı şirketin müvekkil şirkete olan cari hesap borcu kapatılmış ve dava dışı ---- yapmış olduğu ödemeye karşılık 28.07.2022 tarihinde toplam 7.250.000,00-TL tutarındaki alacak, tüm ferileri ve teminatları ile birlikte dava dışı --- - devir ve temlik edilmiştir.
b- Dava dışı --- ---, mülkiyeti ADİ ORTAKLIK'a ait olan (ve tapu sicili nezdinde ADİ ORTAKLIK'ın ortakları konumundaki davacı şirket adına 2/5 ve müvekkil şirket adına 3/5 oranında kayıtlı bulunan) --- İli, ---- İlçesi, ---- Mahallesi'nde kain ve ----Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde Pafta No: ---, Ada No:-----kayıtlı ana taşınmazda yer alan (----) no.lu dükkan niteliğindeki taşınmazın tamamının satışının davacı ve müvekkil şirket tarafından vaat ve taahhüt edildiği kişidir.
ADİ ORTAKLIK'ın ortakları ve dava dışı --- - arasında Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı şirket ve müvekkil şirket tarafından (----) no.lu taşınmazın mülkiyetinin tamamının dava dışı ---- satışı ve devri vaat ve taahhüt edilmiştir.
Müvekkil şirket tarafından satış vaadi ve taahhüdü yükümlülüğü ifa edilerek (----) no.lu taşınmazda maliki olduğu 3/5 oranındaki mülkiyeti payı dava dışı ----- tapu sicili nezdinde devredilmiş ancak davacı şirket tarafından satış vaadi ve taahhüdü ifa edilmeyerek (----) no.lu taşınmazın 2/5 oranındaki mülkiyet payı dava dışı --- devredilmemiştir. (---) no.lu taşınmazın 2/5 oranındaki mülkiyet payı halen dahi davacı şirket adına tapu sicili nezdinde kayıtlıdır.
c- Netice itibarıyla; alacak devir ve temlik işlemleri neticesinde müvekkil şirketin davacı şirketten alacağı kalmamıştır. Bu nedenle, davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçede ileri sürülen "borç miktarının artırıldığına" dair iddialar hiçbir geçerlilik taşımamaktadır.
Davacı şirketin ADİ ORTAKLIK'a 30.06.2022 tarihi itibarıyla olan 7.176.524,87-TL tutarındaki cari hesap borcuna, 3.085.000,00-TL ve 7.000.000,00-TL bedelli iki adet senet borcunun ve ipotek ile teminat altına alınan 6.000.000,00-TL tutarındaki borcun eklenmesi söz konusu değildir.
Davacı vekilinin taraflar arasındaki cari hesap durumunun tespitinde büyük bir yanılgıya düştüğü ve muhasebe ilkelerine aykırı şekilde beyanlarda bulunduğu, kesin delil niteliğindeki---- raporları ve hem ADİ ORTAKLIK'ın hem de müvekkil şirketin cari hesap kayıtları ile sabittir.
d- Öte yandan, davacı şirketçe ADİ ORTAKLIK lehine düzenlenen iki adet kambiyo senedinin ADİ ORTAKLIK tarafından müvekkil şirkete ciro edildiği tarih itibarıyla müvekkil şirketin ADİ ORTAKLIK'tan olan cari hesap alacağı, iki adet kambiyo senedinin toplamından fazlaydı. Bu nedenle, davacı şirketçe ADİ ORTAKLIK lehine keşide edilen kambiyo senetlerinin ADİ ORTAKLIK tarafından müvekkil şirkete (ciro tarihi itibarıyla) olan cari hesap borcunun bir kısmının ödenmesi için müvekkil şirkete ciro edilmesi ve vadelerinde ödenmeyen kambiyo senetlerinin yetkili hamil sıfatıyla müvekkil şirketçe icra takibine konu edilmesi, hukuka ve ticari hayatın olağan akışına uygun niteliktedir.
e- Davacı vekili tarafından gerek dava dilekçesinde ve gerekse 03.10.2022 tarihli dilekçesinde "iki adet senet" ile ilgili olarak ileri sürülen iddiaların tümü, gerçek dışı ve afaki nitelikte olup, katiyetle kabul etmemekteyiz. Zira, davacı şirket tarafından imza sirkülerine istinaden keşide edilen kambiyo senetlerinin hukuken geçerli ve davacı şirketi bağlayıcı nitelikte olduğu açıktır.
f- Davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçesinin (2) no.lu bendinde, "----tarafından düzenlenen raporlarda iki adet senedin varlığına dair kayıt söz konusu olmadığı ve alınan rapora evrakların eksik incelenmesi nedeniyle itibar edilmediği" belirtilmiş olup, davacı vekilinin işbu beyanı da muhasebe ilkelerine aykırı niteliktedir. Zira, cari hesap borcuna istinaden kambiyo senedi alındığında kambiyo senetleri cari hesap kayıtlarına işlenmez. ---- raporları da cari hesap kayıtlarına göre düzenlendiğinden, ----- raporunda kambiyo senetlerinin yer almaması muhasebe ilkelerine uygun niteliktedir.
g- Davacı vekilinin 03.10.2022 tarihli dilekçesinde yer alan "iki adet senet ile ilgili olarak yapılan açıklamaların doğru olmadığı" yönündeki beyanına da itibar edilemez. Yine, davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçesinin (5) no.lu bentte 3.085.000,00-TL bedelli senet ile ilgili olarak yer alan "bahsi geçen olayın yaşanmadığına" dair beyan da gerçek dışıdır.
Zira, cevap dilekçemizin EK-5'inde sunulan ihtarnameler ile; davacı şirketin ADİ ORTAKLIK'a finansman koyma borcunu yerine getiremediği, bu nedenle ADİ ORTAKLIK'ın idari, mali ve hukuki yükümlülüklerini yerine getirmekte güçlük çektiği, ADİ ORTAKLIK'ın her türlü idari, mali ve hukuki yükümlülüklerinin ifa edilebilmesini teminen müvekkil şirket tarafından ADİ ORTAKLIK'a her defasında yüklü miktarlarda borç para verilmek zorunda kalındığı ve davacı şirketin borcunu ödemesinin ve finansman koyma yükümlülüğünü yerine getirmesinin sürekli olarak müvekkil şirketçe davacı şirketten talep edildiği hususları sabittir.
Keza, davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçesinin (5) no.lu bendinin ikinci paragrafında "7 milyon TL'lik senet" ile ilgili olarak ileri sürülen hususlar da kabul edilemez niteliktedir. Öncelikle, cevap dilekçemizde söz konusu senet ile ilgili olarak yer alan beyanların tamamı somut olayın gelişim sürecine ve gerçeğe uygundur. Ayrıca, davacı şirketin hatalı şekilde değerlendirdiği diğer husus da, ipotek tesis etmekle borcunu ödediğini/kapattığını düşünmesidir. İpotek ile teminat altına alınan bir borç, sadece ve sadece, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak tahsilat gerçekleşmesi halinde tahsilat oranında kapatılabilir. Davacı vekilinin "ipotekle borcun kapandığını" ileri sürmesi, en temel hukuk ilkeleriyle dahi bağdaşmamaktadır.
h- Yukarıda arz edilen hususlara ilaveten olmak üzere vurgulanması gereken önemli konulardan biri de. 30.06.2022 tarihli cari hesap özetinden sonraki süreçte ADİ ORTAKLIK tarafından ödenmesine devam edilen (tam tasdik hizmeti alınması gibi) mutat giderler ve ADİ ORTAKLIK'ça inşaatı tamamlanan 37 ve 89 Parsellerdeki projelere ilişkin olarak kat maliklerine olan yasal ve sözleşmesel garanti yükümlülüğü kapsamında ödemesi yapılan tutarlar mevcuttur.
Ayrıca, bunların dışında ADİ ORTAKLIK'ın ADİ ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ çerçevesinde üstlendiği edim ve yükümlülüklerin ifasından dolayı üçüncü şahıslarca ADİ ORTAKLIK aleyhine açılan derdest davalar da mevcuttur. ADİ ORTAKLIK'ın ve dolayısıyla ortakları olan davacı şirketin ve müvekkil şirketin işbu borçlardan dolayı yasal ve sözleşmesel yükümlülüklerinin aynen devam ettiği açıktır.
Dolayısıyla, ADİ ORTAKLIK'ın tasfiyesinin tamamlanmasına kadar olan süreçte ADİ ORTAKLIK'a ait mutat giderlerden, ADİ ORTAKLIK'ça inşaatı tamamlanan 37 ve 89 Parsellerdeki projelere ilişkin olarak kat maliklerine olan yasal ve sözleşmesel garanti yükümlülüğü kapsamında yapılması gerekebilecek ödemelerden ve ayrıca ADİ ORTAKLIK aleyhine açılmış ve açılabilecek olan dava ve icra takiplerinden dolayı oluşacak tüm tutarlardan davacı şirketin ADİ ORTAKLIK'taki ortaklık payına tekabül eden kısmının davacı şirketçe ödenmesi gerektiği açıktır.
Alacak devir ve temlikinden dolayı oluşan 73.475,13-TL tutarındaki fazla kısım da, bu nedenle ADİ ORTAKLIK cari hesap kayıtlarında davacı lehine işlenmiştir.
İşbu maddede belirtilen nitelikteki ödemeler nedeniyle 30.06.2022 tarihinden 30.09.2022 tarihine kadarki dönemde toplam 44.729,69-TL tutarında ADİ ORTAKLIK'ın proje maliyetlerine yansıtılan tutarlar doğmuş ve bu tutarlara ait dekontlar da davacı şirkete iletilmiş olup, 30.09.2022 tarihi itibarıyla davacı şirketin ADİ ORTAKLIK nezdinde 28.745,44-TL tutarında bakiye alacağı kalmıştır.
2- Davacı vekili tarafından replik dilekçesinin (6) no.lu bendinde ileri sürülen "senetlerin iade edilmediğine" dair iddia da hiçbir geçerlilik taşımamaktadır.
Zira, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında ADİ ORTAKLIK'ın tasfiyesine yönelik olarak akdedilen14.04.2022 tarihli Ön Protokol'de iade edileceği belirtilen senetler ile müvekkil şirketçe icra takibine konu edilen senetler birbirlerinden tamamen farklıdır.
14.04.2022 tarihli Ön Protokol'de iade edileceği belirtilen senetler, ADİ ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ ve Ek Protokoller uyarınca (ADİ ORTAKLIK'ın kat karşılığı inşaat yapım projeleri kapsamında proje arsalarının maliklerine vermesi gereken banka teminat mektuplarının müvekkil şirketçe verilen teminatlar neticesinde bankalardan alınması nedeniyle banka teminat mektubu tutarlarından davacının ADİ ORTAKLIK'taki %40 oranındaki ortaklık payına tekabül eden tutarlara istinaden) davacı şirketçe müvekkil şirket lehine keşide edilerek müvekkil şirkete teslim edilen senetlerdir ve söz konusu senetler Ön Protokol tarihinden sonra davacı şirkete iade edilmiştir.
Davacı şirketçe ADİ ORTAKLIK lehine keşide edilen (ve ADİ ORTAKLIK'ça müvekkil şirkete ciro edilen) senetlerin iade edileceğine dair bir hüküm ise Ön Protokol'de mevcut değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin "senetlerin iade edilmediği" yönündeki iddiası, her türlü yasal ve sözleşmesel dayanaktan yoksundur ve somut gerçeklerle örtüşmemektedir.
3- Davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçesinin (7) no.lu bendinde ileri sürülen iddialar da tümü ile gerçek dışıdır. Zira, cevap dilekçemizde de belirtildiği üzere; gerek----.
Noterliği’nce 22.06.2015 tarihinde ----- yevmiye numarası ile tasdik edilen SÖZLEŞME ve gerekse 24.06.2015 tarihli (---) no.lu Ek Protokol ile 14.11.2016 tarihli (-----) no.lu Ek Protokol, ADİ ORTAKLIK'ın ortakları olan davacı şirketin ve müvekkil şirketin (SÖZLEŞME ve Ek Protokollerin imza tarihleri itibariyle) yürürlükteki imza sirkülerlerine istinaden imza altına alınmıştır.
Bu nedenle, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan ----; davacı şirketçe (imza tarihleri itibariyle yürürlükte olan) imza sirkülerine istinaden imzalanan ek protokollerden haberdar olmadığı yönündeki iddiası hukuken geçersizdir.
Ayrıca, davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçenin (7) no.lu bendinde iddia edilenin aksine; yukarıda (1) no.lu bentte arz edildiği üzere davacı şirketin cari hesap borcu artmamış; bilakis temlik işlemi neticesinde cari hesap borcu kapatılmıştır.
4- Davacı vekili tarafından replik dilekçesinin (8) no.lu bendinde ileri sürülen iddialar da tümü ile gerçeğe aykırı niteliktedir.
Zira, ADİ ORTAKLIK'ın ortağı olan davacı şirketi temsilen --- -, ADİ ORTAKLIK’ın İdare Kurulu Üyesidir ve bu kapsamda ADİ ORTAKLIK İdare Kurulu Üyesi olan ------ tarafından ADİ ORTAKLIK’ın işleyişi hakkında Türk Borçlar Kanunu’nun 631. maddesinde öngörülen tüm hak ve yetkiler kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.
Kaldı ki, bu konuda ADİ ORTAKLIK’ın İdare Kurulu Üyesi olan --- - tarafından ADİ ORTAKLIK’a hiçbir sözlü veya yazılı bildirimde de bulunulmamıştır. Bu nedenle, davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçede ileri sürülen "davacı şirketin inceleme yetkisinin kısıtlandığına" dair iddialar, hiçbir geçerlilik taşımadığı gibi haksız ve dayanaksızdır.
ADİ ORTAKLIK'a bu konuda daha evvelce gönderilen ihtarnameye cevaben ADİ ORTAKLIK tarafından keşide edilen ihtarnamede de, "1- Muhatap tarafından keşide edilen ihtarnamede ileri sürülen iddiaların hiçbiri, somut gerçeklerle örtüşmemektedir.
Zira, --- -ADİ ORTAKLIĞI’nın (“ADİ ORTAKLIK”) ortağı olan-----Şirketi’ni temsilen ----- ADİ ORTAKLIK’ın İdare Kurulu Üyesidir ve ADİ ORTAKLIK, ADİ ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ’nde öngörülen hüküm ve koşullar dahilinde yönetilmekte, temsil ve ilzam edilmektedir. Bu kapsamda ADİ ORTAKLIK İdare Kurulu Üyesi olan ----- tarafından ADİ ORTAKLIK’ın işleyişi hakkında Türk Borçlar Kanunu’nun 631. maddesinde öngörülen tüm hak ve yetkiler kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.
Kaldı ki, bu konuda ADİ ORTAKLIK’ın İdare Kurulu Üyesi olan ----- tarafından ADİ ORTAKLIK’a hiçbir sözlü veya yazılı bildirimde de bulunulmamıştır. Esasen, Türk Borçlar Kanunu’nun 631. maddesinde öngörülen hak ve yetkileri kullanamadığını iddia edenin ADİ ORTAKLIK’ın ortağı olan ----- Şirketi’nin diğer gerçek kişi ortağı olduğu açıktır. Yukarıda arz edilen nedenlerle, muhatap tarafından keşide edilen ihtarnamede ileri sürülen “Türk Borçlar Kanunu’nun 631.
Maddesinde öngörülen yükümlülük kapsamında adi ortaklığın bir ortağı olarak bu konuda daha önce iletilen taleplerin cevapsız kaldığı, adi ortaklığa ait mali belgelerin eksiksiz olarak paylaşılması konusunda gerekli özenin gösterilmediği ve evrakların eksiksiz olarak paylaşılmadığı” yönündeki iddialar, hiçbir yasal ve sözleşmesel geçerlilik taşımadığı gibi haksız ve dayanaksızdır. 2- Bununla birlikte, muhatabın vekiline daha evvelce şifahen de bildirildiği üzere.
ADİ ORTAKLIK’ın tüzel kişi ortakları arasında akdedilen 14.04.2022 tarihli Ön Protokol’de ADİ ORTAKLIK’ın 30.04.2022 tarihi itibari ile düzenlenecek tasfiye bilançosu uyarınca sona erdirilmesi ve tasfiyesi konusunda sağlanan mutabakat gereği tasfiyenin ivedilikle gerçekleştirilebilmesi ve tamamlanabilmesi için ADİ ORTAKLIK’ın merkezinde bulunan ADİ ORTAKLIK’a ait ticari defter ve kayıtların ADİ ORTAKLIK’ın merkez adresinde muhatap ----- Şirketi’nin (ihtarnamede adı belirtilen) resmi mali müşaviri tarafından incelenebileceğini ve işbu inceleme esnasında ADİ ORTAKLIK’ın ortağı ---- Şirketi’nin diğer gerçek kişi ortağı olan ----- hazır
bulunabileceğini ihtaren bildiririz." hususları aynen bildirilmiştir.
İhtarnameden de açıkça anlaşılacağı üzere, ADİ ORTAKLIK'ın ticari defter ve kayıtlarının ADİ ORTAKLIK'ın merkez adresinde incelenebileceği hususu açıkça belirtilmiştir.
5- Davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçenin (8) no.lu bendinde belirtilen ---- tarafından İdare Kurulu buna izin vermiyor ben de burada bir çalışanım yönünde beyanda bulunulduğuna" dair beyan da gerçeği yansıtmamaktadır. Zira, ADİ ORTAKLIK İdare Kurulu'nca kabul edilmeyen talep, davacı şirketin ortağı olan ---- ADİ ORTAKLIK'a ait ticari defter ve kayıtları ADİ ORTAKLIK'ın merkez adresinin dışında başka bir yerde inceleme istemidir.
6- Davacı şirketin ihtiyati tedbir talebi de, usule ve hukuka aykırı nitelikte olup, Sayın Mahkemenizce 04.10.2022 tarihli Ara Karar ile davacı şirketin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi son derece isabetli ve yerindedir.
7- Ayrıca, davacı vekili tarafından 03.10.2022 tarihli dilekçenin "Sonuç ve İstem" başlıklı bölümünde ihtiyati tedbir istemi ile ilgili olarak beyan edilen "müvekkili firmanın ---- ve ---- ile husumetli olduğu" yönündeki ifadeden de, davacı şirketin ortakları arasındaki anlaşmazlıkların içine davacı şirketin diğer ortağı tarafından müvekkillerimin de dahil edilmeye çalışıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Zira, müvekkillerimden hiçbirinin davacı firma ve ortakları ile bir husumeti bulunmamasına rağmen davacı vekilince dilekçesinde husumet var olduğuna dair asılsız bir beyana yer verilmiştir. Kaldı ki, müvekkillerimden hiçbirinin davacı şirketi veya ortaklarını zarara sokma gayesi içerisinde olması da düşünülemez.
8- Öte yandan, işbu dava, basit yargılama usulüne tabi olup, Sayın Mahkemenizce 19.07.2022 tarihli Tensip Tutanağı'nın (5) no.lu bendinde davacı tarafın cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin açıkça yazılmış olmasına rağmen davacı şirketçe cevaba cevap dilekçesi sunulması, usul kurallarına da aykırılık teşkil etmektedir ve bu hususa da itiraz ettiğimizi beyan ederiz.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz edilen açıklamalarımız ve sunulan delillerimiz ışığı altında; i- Evvelemirde müvekkillerimden ----- yönünden husumet itirazımızın kabulü ile davanın --- -. açısından pasif husumet yokluğundan reddine, ii- Davacının her türlü yasal ve sözleşmesel dayanaktan yoksun nitelikteki tüm iddia ve taleplerinin reddi ile davanın her iki müvekkilim açısından esas yönünden de reddine, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Dava: davacı şirket ile davalı şirket arasında 22/06/2015 tarihli "adi ortaklık sözleşmesi"ne göre kurulan ve davalı gerçek şahısların adi ortaklığın idare kurulunu oluşturduğu ve ----ORTAKLIĞI" ünvanlı adi ortaklığın söz konusu idare kurulunun azline ilişkin olup, yapılan ön inceleme duruşmasında öncelikle husumet itirazının karara bağlanması gerekmiş olup, dava konusu adi ortaklığın davacı şirket ile davalı şirket arasında kurulmuş olması,
davanın niteliği, davanın ve muhtemel kararın davalı şirketin hukuk alanını da etkiler niteliği ve dosya kapsamınin birlikte değerlendirilmesi sonucu husumet itirazının yerinde olmadığı anlaşıldığından husumet itirazının reddine karar verilerek ve başka bir dava şartı eksikliği olmadığı tespit edilerek yukarıda özetlenen davanın niteliği doğrultusunda ihtilaf noktaları belirlenerek tahkikata geçilmiş olup, bu konudaki taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları ve dosya kapsamı da gözetilerek tanık dinlenmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması yoluna gidilmiş olup,
davanın aydınlanması yönünden dosya kapsamına uygun ve yeterli görülen raporun gerekli-yeterli kısımları:
"...
DAVA KONUSU
Yukarıda numarası, konusu ve tarafları belirtilen dava dosyasının; bilirkişi incelemesi yapılmak üzere tarafımıza verilmesi nedeniyle gerekli incelemeler yapılmış ve aşağıdaki hususlar belirlenmiştir.
1. BİLİRKİŞİYE TEVDİ EDİLEN GÖREV
Sayın Mahkeme tarafından dosyanın 16/11/2022 tarihli duruşmada alınan-----nolu ara karar doğrultusunda bilirkişi heyetine verilmesine, " 5-Dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir ve bir ticaret hukuku öğretim üyesi nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar ve cevap dilekçesinde dile getirilen savunmalar dikkate alınıp yukarıda ön incelemede tutanağa geçirilen uyuşmazlık noktalarını aydınlatır şekilde ayrıntılı, gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlenmesinin istenilmesine " karar verilmiş olup dosya tarafımıza tevdii edilmiştir.
2. İCRA DOSYASININ ÖZETİ
Davalı ----tarafından ----.İcra Dairesinin ------ sayılı dosyasıyla bono alacağı sebebiyle uğranılan zarara dayanarak; davacı borçlu -----aleyhinde başlatılmış icra takibinde davacı borçluya gönderilen ödeme emrinde;
Açıklama Tanzim Tarihi Vade Tarihi Tutar (TL)
Asıl Alacak (Bono) 22.05.2019 31.12.2019 3.085.000,00
Asıl Alacak (Bono) 01.07.2019 31.12.2020 7.000.000,00
İşlemiş Faiz 1.034.320,21
Bono Komisyonu 9.255,00
İşlemiş Faiz 1.510.801,37
Bono Komisyonu 21.000,00
Toplam Alacak 12.660.376,58
12.660.376,58 TL tutarındaki toplam alacağın, alacağın tahsili tarihine kadar asıl alacağa işleyecek %15,75 reeskont avans faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili talep edilmiştir (kısmi ödemelerde TBK 100. Md. uygulanacaktır).
Davacının 12.660.376,58 TL'lik toplam alacağa istinaden İcra dairesi tarafından düzenlenen 22.04.2022 tarihli ödeme emrinin 13.05.2022 tarihinde davacı borçluya tebliğ edilmiş olduğu, (----İcra Dairesi tarafından 28.04.2022 tarihinde "Entegrasyon sorgusu sonucu gelen Mersis Adresine (Hızlı Tebligat) İcra/Ödeme Emri tebliğe çıkartılması talebinin KABULÜNE" karar verildiği), borçludan ihtarın tebliğini izleyen 7 (yedi) gün içerisinde borcun ödenmesinin talep edildiği, davalı borçlunun borca itiraz etmiş olduğu görülmüştür.
----.İcra Hukuk Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli ------nolu gerekçeli kararında "Takibe konu senetlerin lehdar kısmında ----Oraklığı" ibaresinin yazılı olduğu, senetlerin gerçek veya tüzel kişi adına tanzim edilmediğinden kambiyo senedi niteliğinin bulunmadığı anlaşılmakla İİK'nun 170/a maddesi kapsamında takibin iptaline karar vermek gerekmiştir. (Y-----.H.D.----.----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibin İPTALİNE" şeklinde hüküm verilmiş olduğu görülmüştür.
..........
4. İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE TESPİTLER A-)MALİ MÜŞAVİR BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ:
4.1. Davalı firma ------ detayı aşağıdaki tabloda görüleceği üzere 2019 ve 2020 yıllarına ait fiziki olarak tutulmakta olan ticari defter açılış- kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yapıldığı görülmüştür.
..........
4.2. Taraflar arasında kurulmuş olan --- - Adi Ortaklığı'nın detayı aşağıdaki tabloda görüleceği üzere 2019 ve 2020 yıllarına ait fiziki olarak tutulmakta olan ticari defter açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yapıldığı görülmüştür.
..........
4.3. ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen müzekkere cevabında, ----Adi Ortaklığı' nın sicil kaydının bulunamadığı, diğer firmalarla ilgili bilgilerin ise aşağıdaki şekilde olduğu görülmüştür.
..........
* Bilindiği üzere Anonim Şirketlerin kuruluş tescilinden sonra meydana gelen pay geçişlerine ait değişiklikler tescile tabi olmadığından, anonim şirketlerin ortaklık yapısının sicil kayıtlarından saptanması mümkün bulunmamaktadır.
4.4. -----.Noterliğinin 04.08.2022 tarih ------ sayılı müzekkere cevabında,----.Noterliği'nin 25.05.2022 tarihli ve ---- yevmiye numaralı ihtarnameye,----Noterliğinin 17.06.2022 tarihli ----- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle cevap verilmiş olduğu görülmüştür.
4.5. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---Hukuk Dairesinin 16.02.2023 tarih ----- Esas ----- karar nolu istinaf kararında "Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine" hüküm verilmiş olduğu görülmüştür.
4.6. Cari Hesaplar
-----Ortaklığı'nın ticari defter kayıtlarında detayı aşağıda görüleceği üzere; -----8.180.717,63 TL borcu, ----- 22.344.827,07 TL alacağı bulunmaktadır.
..........
----- ticari defter kayıtlarında detayı aşağıda görüleceği üzere;-----Ortaklığı'nın 22.344.827,08 TL borcu bulunmaktadır.
..........
----Ortaklığı' nda,----%40,----- %60 payı bulunmaktadır. Dolayısıyla; davacı ----- 8.180.717,63 TL, ------ 8.937.930,83 TL (22.344.827,08 TL x %40) borcu bulunmuş olduğu görülmüştür.
B-) ADİ ORTAKLIK İDARE KURULUNUN AZLİ YÖNÜNDEN İNCELEME
4.7. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na Göre Adi Ortaklığın Yönetimi ve Ortakların Yönetim Yetkisinin Kaldırılması
Adi ortaklığın yönetimi TBK m. 625'te şöyle düzenlenmiştir: Ortaklığın yönetimi
MADDE 625- Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.
Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir.
Görüldüğü üzere, TBK m. 625/1 uyarınca adi ortaklık, ortaklık sözleşmesi veya kararla belirlenen bir veya birden çok ortak ya da üçüncü kişi tarafından yönetilebilir. 12/06/2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 6'da da ortaklığın nasıl yönetileceği şöyle kararlaştırılmıştır. Madde 6 — Adi Ortaklığın Yönetimi Temsili ve İlzamı
6.1- Adi Ortaklık, Taraflar'dan ----- ve -----her birinin birer temsilcisinin iştiraki ile teşkil edilecek "Ortaklar îdare Kurulu" tarafından yönetilecektir.
6.2- Ortaklar îdare Kurulu'nun Üyeleri
- ----- temsilen --- -,
- ----- temsilen --- -- olmak üzere iki kişiden müteşekkildir.
6.3- Adi ortaklı 'ğın tek yetkili organı olan Ortaklar îdare Kurulu, tüm kararlarını oybirliği ile alacaktır. Adi ortaklık adına alınması gerekebilecek kararlar için ayrıca noter tasdikli bir karar defteri tutulacaktır...
Görüldüğü üzere 12/06/2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 6.1 ve 6.2'de adi ortaklığın davacı ve davalı ticaret şirketleri temsilen -----ve -----tarafından yönetileceği kararlaştırılmıştır.
Her ne kadar 12/06/2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 6.1 ve 6.2'de "ortaklar idare kurulu"nun adi ortaklığı yöneteceği söylense de, bilindiği üzere adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından anonim ve limited şirketlerdeki yönetim organı (yönetim kurulu ve müdür) vasıtasıyla yönetileceği söylenemez.
Bu sebeple adi ortaklık sözleşmesinin söz konusu hükmü yorumlandığında, esasen ortakların----- adi ortaklığı yöneteceği, ancak adi ortaklığı oluşturan kişilerin tüzel kişi ticaret şirketleri olmaları sebebiyle onları temsilen davalı ------ ve -----birlikte temsil ve oybirliği ile karar alarak adi şirketi yönetim temsil edeceklerinin kararlaştırıldığı ifade edilebilir.
Dolayısıyla davacı tarafın adi ortaklık idare kurulunun azlini istemesi bu yönüyle hatalı olduğu da söylenebilir.
4.8. Adi ortaklıkta ortakların yönetim yetkisinin kaldırılması / azil ve sınırlandırılması TBK m. 629'da şöyle düzenlenmiştir: Yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması
MADDE 629- Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.
Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.Bu hüküm uyarınca ortaklık sözleşmesi (ve kararla) ortaklara yönetim yetkisi verilmesi halinde, bir ortak yönetim yetkisi olan ortağın yönetim yetkisini, yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi gibi haklı sebeplerle kaldırabilir.
Haklı sebep yoksa, ortaklar birbirlerinin yönetim yetkisinin kaldırılmazlar (ayrıntılı bilgi için bkz. -----).
Yukarıda 4.7'de belirtildiği üzere, 12/06/2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 6.1 ve 6.2'de adi ortaklığı yönetme yetkisinin adi ortaklık sözleşmesinin tarafları olan davacı ve davalı ticaret şirketlerine verildiği kabul edilirse, davacı ---- haklı sebeplerle davalı yönetim yetkisinin ----(ve dolayısıyla ----- temsilcisi ----- yönetim yetkisini kaldırabileceği söylenebilir (TBK m. 629/2). Yine davacı ---- kendi temsilcisini her zaman azledebileceği de ifade edilebilir.
Nitekim davacı şirketçe -----Noterliği'nin 25.05.2022 tarih ve ------ yevmiye numarası ile adi ortaklığa ihtarname çekilmiş ve idare kurulunun TBK md. 2 ve TBK md. 629 doğrultusunda azledildiği bildirilmiştir.
Ancak 12/06/2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 6.1 ve 6.2'de adi ortaklığı yönetme ortaklara değil de davacı ve davalı ortaklığın temsilcileri olan davalı gerçek kişilere (yani üçüncü kişilere) verildiği kabul edilirse, TBK m. 629 kapsamında davacı şirketin azil / davalı ticaret şirketinin yönetim yetkisini kaldırma hakkının olmadığını belirtmek gerekir. Nihai takdir Sayın Mahkemenize aittir.
4.9.
Davacı taraf, davalı ---- tarafından --- İcra Dairesinin ----- sayılı dosyasıyla bono alacağı sebebiyle uğranılan zarara dayanarak; davacı borçlu ----- aleyhinde başlatılmış icra takibini ve bu kapsamda adi ortaklık sözleşmesiyle oluşturulan davalı gerçek kişilerce oluşturulan ortaklık idare kurulunun ve özellikle davacı şirket temsilcisi ----- davacı şirketin keşideci borçlu ve adi ortaklığın lehtar gösterildiği ve böylece davacı şirketin haksız olarak borçlandırıldığı hususunu haklı sebep olarak ileri sürmektedir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca bono / emre muharrer senetler nama ve emre düzenlenebilecek olup, lehtar olarak da gerçek ve/veya tüzel kişiler yazılabilir. Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık lehtar yazılamaz. Nitekim davacı şirket aleyhine Davalı ----- tarafından ----- İcra Dairesinin ----- sayılı dosyasıyla başlatılmış icra takibi de iptal edilmiştir.
Davalı taraf ise, davacı şirketin haksız olarak borçlandırıldığını kabul etmeyip, adi ortaklığın finanse edilmesi kapsamında davacı ve davalı ticaret şirketlerinin bono düzenlediği ifade edilmektedir. Nitekim 22.06.2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 8.8'de şöyle bir hüküm bulunmaktadır:
8 8- ADİ ORTAKLİK tarafından üçüncü şahıslara verilmesi gerekeöıleceK tum --- teminat mektuplan, ilgili üçüncü gerçek kişi ve tüzel kişilere ----- tarafından verilecektir. Söz konusu teminat mektuplarının, komisyonları ve masrafları ise ADİ ORTAKLIK tarafından karşılanacaktır. ----, ----- tarafından üçüncü kişilere verilen banka teminat mektupları ile ilgili olmak üzere, teminat mektuplarının ADİ ORTAKLIK'taki kendi ortaklık payına isabet eden kısmı tutarında çek veya bono tanzim ederek (şahsi kefaletli) bunları kontrgaranti olarak ---- tevdi edecektir. ----- tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarını her ne suretle olursa olsun teminat mektupları ile garanti edilen riskin sona ererek iade edilmesi durumunda, --- - vereceği kontrgarantiler de ----- iade edilecektir.
-----, İşbu madde hükmü kapsamında keşide edilerek ----- teslim edilecek olan kambiyo senedinin/senetlerinin, banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesi neticesinde banka tarafından ----- banka teminat mektubu tutarının tüm ferileri ve masrafları ile birlikte iadesinin talep edilmesi ve ----- tarafından ADİ ORTAKLIK'taki ortaklık payı oranına tekabül eden tutarın derhal ödenmemesi halinde tahsile verileceğini bildiğini, kabul ettiğini ve bu hususta hiçbir itirazda bulunmayacağını, ----- kambiyo senedini/senetlerini tahsile vermeye yetkili olduğunu gayri kabilirücu şekilde beyan, kabul ve taahhüt eder.
İşbu hüküm uyarınca davacı ----- davalı ------ tarafından üçüncü kişilere verilen banka teminat mektupları ile ilgili olmak üzere, teminat mektuplarının adi ortaklıktaki kendi ortaklık payına isabet eden kısmı tutarında çek veya bono tanzim ederek (şahsi kefaletli) bunları kontrgaranti olarak davalı ----vermeyi kabul etmiştir.
Yine m. 8.8/2 uyarınca da davacı şirket bu madde uyarınca keşide edip davalı şirkete vereceği kambiyo senetlerinin, davalı şirketin banka teminat senetlerini iade edilmesini istemesi ve davacı şirketin kendi payı tutarındaki ödememesi halinde tahsile verilmesini kabul etmiş durumdadır. Ancak davacının şirket adına keşide edilen ve davalı şirketçe icra takibine konulan bonolarda lehtar davalı şirket değil, adi ortaklık yazılmıştır.
Dolayısıyla söz konusu bonoların adi ortaklık sözleşmesi m. 8.8'e göre verilip verilmediği Sayın Mahkemenizin takdirindedir.TBK m. 627'de "Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar;
bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler. / Ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebilir. / Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek sarfetmiş olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir." denilerek, bir ortağın adi ortaklık işleri için yaptığı (doğrudan doğruya yaptığı) giderleri, payından fazla olan kısımları, diğer ortaktan isteyebileceği düzenlenmiş durumdadır.
Nitekim 22.06.2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m.8.1'de ortakların yaptığı giderleri birbirlerinden isteyebileceklerine ilişkin şöyle bir hüküm bulunmaktadır:
8.1- TARAFLAR, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ADİ ORTAKLIK İlişkisi çerçevesinde üstlendikleri tüm borçlardan ADİ ORTAKLIK'taki ortaklık payları nispetinde müştereken sorumludurlar. TARAFLAR, ADİ ORTAKLIK tarafından ifası taahhüt edilen inşaat yapım projelerinin gerçekleştirilmesi ve tamamlanması ile ilgili olmak üzere; ADİ ORTAKLIK'ın tüm borçlarından ve yükümlülüklerinden ADİ ORTAKLIK'taki ortaklık payları oranında müştereken sorumlu olduklarını, bu kapsamda gereken her türlü ödemeyi vadesinde yapacaklarını, işbu bent hükmünde düzenlenen yükümlülüklerinin ihlalinin ADİ ORTAKLIK'ın feshi için haklı sebep sayılacağını bildiklerini ve kabul
Adi ortaklık sözleşmesi m. 8.1 ve 8.8 uyarınca ortaklık idare kurulu üyesi davacı şirket yetkili ----- tarafından, adi ortaklık lehtar gösterilmesi gereksiz ve anlamsız gelmektedir.
Ancak söz konusu bono davacı şirket yetkilisi ve adi şirket ortaklık kurulu yetkilisi -----tarafından düzenlenmiş olması, söz konusu bonolara dayalı davalı şirketçe başlatılan icra takibinin -----.Îcra Hukuk Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli ----- Esas ---- nolu gerekçeli kararında "Takibe konu senetlerin lehdar kısmında "---- Adi Oraklığı" ibaresinin yazılı olduğu, senetlerin gerçek veya tüzel kişi adına tanzim edilmediğinden kambiyo senedi niteliğinin bulunmadığı anlaşılmakla İİK'nun 170/a maddesi kapsamında takibin iptaline karar vermek gerekmiştir.
(Y----.H.D. -----. İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibin İPTALİNE" şeklinde hüküm verilmiş olmasına rağmen, yukarıda mali inceleme kısmında belirtildiği üzere adi ortaklık kayıtlarında davacı şirket borçlu gözükmektedir. Ayrıca dosyaya sunulu davacı ve davalı şirketin tasfiye sözleşmesi yaptıkları da görülmektedir.
Tüm bu hususların davacı şirketin davalı -----yönetim yetkisini kaldırması ve dolayısıyla ortaklar idare kurulunu azletmesi bakımdan haklı sebep oluşturup oluşturmadığı hususunda takdir Sayın Mahkemenize aittir.
5. SONUÇ
Yukarıda arz ve izah edildiği ve nihai takdir hakkı Sayın Mahkemenizde olmak üzere,
Davalı firma------ 2019 ve 2020 yıllarına ait fiziki olarak tutulmakta olan ticari defter açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yapıldığı,
Taraflar arasında kurulmuş olan --- - Adi Ortaklığı' nın 2019 ve 2020 yıllarına ait fiziki olarak tutulmakta olan ticari defter açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süre içerisinde yapıldığı,
Davacı ------ ticari defterlerinin incelenmesi için davacı vekilinin ------adresine mail atılmış olduğu, tüm çabalara rağmen davacı vekiline ulaşılamadığı, dava dosyasında davacı ya da vekiliyle ilgili iletişim bilgilerinin bulunmadığı, davacı ve vekilinin tarafımla da iletişime geçmediği nedeniyle davacının ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılamadığı,
----Ortaklığı'nda,----- %40----- nin %60 payının bulunduğu, dolayısıyla; davacı ---- Ortaklığı' na 8.180.717,63 TL,------ 8.937.930,83 TL (22.344.827,08 TL x %40) borcunun bulunmuş olduğu,
12/06/2015 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi m. 6'da "6.1- Adi Ortaklık, Taraflar'dan ---- 'nin ve --- -her birinin birer temsilcisinin iştiraki ile teşkil edilecek "Ortaklar İdare Kurulu" tarafından yönetilecektir. / 6.2- Ortaklar İdare Kurulu'nun Üyeleri - ---- temsilen -----temsilen --- - olmak üzere iki kişiden müteşekkildir. 6.3- Adi ortaklı ğın tek yetkili organı olan Ortaklar İdare Kurulu, tüm kararlarını oybirliği ile alacaktır.
Adi ortaklık adına alınması gerekebilecek kararlar için ayrıca noter tasdikli bir karar defteri tutulacaktır." düzenlemesi uyarınca adi ortaklığı yönetme ve temsil yetkisinin davacı ve davalı ticaret şirketlerine verildiği; ancak söz konusu davacı ----- tüzel kişi olmaları nedeniyle adi ortaklığı her iki ticaret şirketini temsilen davalı gerçek kişilerin yöneteceğinin düzenlendiğinin söylenebileceği,
---- İnşaat Adi Ortaklığının tüzel kişiliği olmaması sebebiyle, adi ortaklık sözleşmesi m. 6.1 ve 6.2'de öngörülen 'ortaklar idare kurulu"nun, anonim ortaklık yönetim kurulu ve limited şirket müdürü gibi organ olarak yönetim yetkisine sahip olduğunun söylenemeyeceği,
Adi ortaklığın, ortaklar, davacı ve davalı ticaret şirketlerin yöneteceğinin kabulü halinde, TBK m. 629 uyarınca, davacı ticaret şirketinin davalı --- (ve dolayısıyla davalı ticaret şirketinin temsilcisi -----) yönetim yetkisinin kaldırılmasını haklı sebeplerle yapabileceğinin söylenebileceği ve davacı limited şirketin kendi temsilcisi davalı ----- azledebileceğinin ifade edilebileceği; buna karşılık adi ortaklık
sözleşmesinde yönetim yetkisinin ortaklara değil de ortakları temsilen davalı gerçek kişilere / ---- - ve --- --- verildiğinin kabulü halinde TBK m. 629 kapsamında davacı şirketin davalı ----- (ve dolayısıyla davalı ticaret şirketinin temsilcisi ------) yönetim yetkisini kaldırma yetkisinin olmadığının söylenebileceği, nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu,
TBK m. 629 uyarınca davacı şirketin haklı sebeple davalı -----(ve dolayısıyla davalı ticaret şirketinin temsilcisi ---- -) kaldırabileceği / azledebileceği kabul edilirse, davacı şirketin temsilci ---- - tarafından davacı şirketin keşideci ----- Ortaklığının lehtar olduğu iki adet toplam 10.085.000TL bonolar düzenlenerek ve söz konusu bonoların davalı----- cirolanması ve sonrasında davalı şirketçe ---- İcra Dairesinin ----- sayılı dosyasıyla davacıya karşı icra takibi başlatması ve bu şekilde davacı şirketin adi ortaklık ve davalı şirkete karşı borçlandırılmasının, - taraflar arasında adi ortaklığın tasfiyesi noktasında protokol akdedilmiş olmasıda göz önünde bulundurularak-, TBK m. 629/3 anlamında haklı sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada da tekrar edilen rapora itiraz dilekçesinde öncelikle itirazlar da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmek suretiyle gerekirse ek rapor alınması istenmiştir.
Bir kısım davalılar vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada da tekrar edilen itiraz dilekçesinde ileri sürülen itirazlara bağlı olarak davanın gerek usul yönünden ve gerekse esas yönünden reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı ----- vekili tarafından ek süre talep edildiği ve ek süre verildiği halde ek süreye rağmen rapora karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Davanın niteliği, itirazların mahiyeti ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde itirazlar yönünden yapılması gereken bir tahkikat işlemi olmadığı ve ek rapor alınmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılarak itirazlar Mahkememizce değerlendirilmek üzere teminin edilen rapor dosya kapsamına uygun ve davanın aydınlanması yönünden yeterli görülmüştür.
Sonuç olarak davanın niteliği, adi ortaklığa ilişkin olup, taraflar arasında ihtilaflı olmayan söz konusu 22/06/2015 tarihli sözleşme, adi ortaklığın yönetimine ilişkin sözleşmede yer alan düzenlemeler, gerekli kısımları yukarıya aynen alınan raporda tespit edilen veriler, adi ortaklığa ilişkin yasal düzenlemeler, kıyasen gözetilen şirketler hukukuna ilişkin düzenlemeler, şirketin kendi kendini yönetiminin asıl olması ve bu konuda adi ortaklık sözleşmesine yansıyan tarafların iradesi, tarafların iradesine müdahaleyi gerektirir çok istisnai kriterlere bağlı şartların somut olayda gerçekleşmemiş olması,
bu konuda bir kısım davalılar vekilinin dilekçelerine ve rapora itiraz dilekçesine yansıyan "haklı sebep" bulunmadığına ilişkin yerinde görülen savunmalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu adi ortaklığın idare kurulunun azlini gerektirir haklı sebeplerin somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığından sübut bulmayan davanın reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/503, K. 2024/353, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama