KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/514
- Karar no
- 2024/862
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 13/01/2022
- Numarası
- 2021/120 E. - 2022/7 K.
- Davacı
- ...
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
2.080 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/120 Esas - 2022/7 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 1991 yılından beri "..." markası altında paketli ve uzun raf ömrü olan kruvasan ürünlerini Türkiye dahil 30 ülkede piyasaya sürdüğünü ve toplam 79 ülkede markalarını tescil ettirdiğini, müvekkilinin ülkemizde de 2013/82275, 2015/24882, 2015/24888 sayılı marka tescillerinin bulunduğunu, davalı Şirket adına tescilli 2019/36467 ve 2019/36286 sayılı "..." ibareli markaların olduğunu, bu markaların müvekkili markaları ile iltibas yarattığını, yine müvekkilinin tanınmış markalarının ayırt edici karakterine zarar verdiğini, dava konusu markaların,
görsel ve kavramsal olarak müvekklinin "..." markaları ile son derece benzer olduğunu, davalıya ait 2019/36467 sayılı markanın, tıpkı müvekkili markaları gibi kırmızı bir küre şeklinin merkezine stilize harflerle kelime unsurlarının konulması ile oluşturulduğunu, markaların gölgelendirme, yazı tipleri ve ışıklandırmalarının dahi birebir aynı olduğunu, kaldı ki davalının 2019/36286 sayılı sözcük markasının da yine müvekkili markaları ile anlamsal benzerlik taşıdığını, müvekkili markasının haftanın 7 gün olmasından kaynaklı olarak haftanın her günü anlamına gelecek şekilde tasarlandığını,
davalı markasının ise bir yılın 52 hafta olması nedeniyle yılın her haftası anlamına geldiğini, dava konusu markaların da genel görünüm itibariyle müvekkili markalarına son derece benzer olduğunu, taraf markalarının birebir aynı mallarda tescil edilmek istenildiğini, taraf markalarının ortalama düzeyde tüketicilere hitap ettiğini, davalı markalarının müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de hükümsüz kılınmaları gerektiğini, davalı markalarının tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın ürün ambalajlarında, müvekkili ürün ambalajlarının dahi taklit edildiğini ileri sürerek,
2019/36467 sayılı "...+şekil" ve 2019/36286 sayılı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2016 yılından beri Ankara’da gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürettiği ürünleri Irak'a ihraç ettiğini, 2019/36286 sayılı markanın dava dışı bir şirket tarafından müvekkiline 23.09.2019 tarihli marka devir sözleşmesi ile devredildiğini, davacının kruvasan dışında herhangi bir ürününün bulunmadığını, müvekkili markaları ile davacı markaları arasında hiçbir benzerlik olmadığını, davacının tüm sayılar üzerinde hak iddia edemeyeceğini, yine müvekkilinin şekil unsuru içeren markası ile de davacı taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasındaki unsurların yazılış,
biçim ve konumlarının davacı markalarından farklı olduğunu, davacını kek, bisküvi, çikolata gibi ürünlerin satışını gerçekleştirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı yana ait 2019/36286 sayılı "..." şeklindeki marka ile davacı markaları arasında, benzer görülen malların varlığına rağmen, işaretler arasındaki somut farklılık nedeniyle karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, davalı yana ait 2019/36467 sayılı ve "...+şekil" ibareli markanın, davacı yana ait "...+şekil" markası, bu markayı da ihtiva eden "... hazelnut+şekil" ve "...+şekil" şeklindeki ambalaj markaları ile 30.sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.
Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.
Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” ve 32. sınıftaki “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” malları bakımından, yarattıkları bütünsel algıları itibariyle aynı ekonomik kaynak tarafından piyasaya sürülmüş ürünler için kullanılan markalar oldukları algısını yaratabileceği, ortalama tüketicinin önceden bildiği davacı markasına güvenerek dava konusu markayı da tercih etme eğiliminde olabileceği ve işaretleri birbirlerinin devamı, serisi olarak algılayabileceği, taraf markaları arasındaki benzerliğin tüketicinin bu bağlantıyı aynı–aynı türdeki mallarda kurmasına neden olacak düzeyde olduğu,
bu nedenle işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut bulunduğu, davacı yanın markalarının ambalajlı pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar mallarında ülkemiz tüketicisi nezdinde de nispeten bilinir hale getirildiği,
özellikle “pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar” ürünleri ve bu ürünlerle doğrudan bağlantılı görülen mallarda, dava konusu markanın tescilinin, dava konusu marka lehine önceki tanınmış markadan sonraki markaya imaj transferini sağlayabileceği, dava konusu marka lehine haksız bir menfaat elde edinimine yol açabileceği, davacı markasının ayırt edici kimliğine zarar verebileceği, karıştırılma ihtimali açısından varılan kanaatlerde benzer görülen “pastacılık ve fırıncılık mamuller, tatlılar” malları açısından, davalı yanın, tanınmışlıktan kaynaklı koruma şartlarından da yararlanması gerektiği,
davalı şirket başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2019/36467 sayılı markasının 30.sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.
Bal,arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.
Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” ve 32.sınıftaki “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” malları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, dava konusu yapılan 2019/36286 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebi ve diğer fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, davalının her iki markasının da müvekkilinin tescilli ve tanınmış "...+şekil" markaları ile karıştırılma ihtimali yarattığını, dolayısıyla bu markaların hükümsüz kılınması gerektiğini, bilirkişi raporu kapsamında benzer bulunmayan malların da müvekkili markaları kapsamındaki mallar ile benzer veya bağlantılı olduğunu, müvekkilinin "...+şekil" markalarının tanınmış bulunduğunu, bu hususun karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği gibi aynı nedenle SMK’nın 6/4 ve 6/5. maddeleri gereğince de dava konusu markaların hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu, dava konusu marka tescillerinin kötü niyete dayandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, mahkemenin, müvekkili markasının davacı markalarıyla iltibas yarattığı yönündeki kabulünün yerinde olmadığını, müvekkil adına kayıtlı ve Türkçe'de "..." anlamına gelen "..." markasının, davacının markalarıyla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, davacının markasında sayı olarak "7" ve zaman olarak "..." kelimelerini kullanmasının, tüm sayı ve zaman seçenekleri üzerinde davacıya bir hak bahşetmeyeceğini, diğer bir deyişle bu şekildeki kullanımların davacının tekelinde olmadığını, "..." kelimesi kullanılarak Türkiye'de ve dünyada tescil edilmiş başkaca markaların bulunduğunu,
kaldı ki müvekkili markasının bu kelimeleri dahi içermediğini, dolayısıyla markalar arasında herhangi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığını, mal sınıfları yönünden de farklılık bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına tescilli "..." asıl unsurlu markalarla dava konusu 2019/36286 sayılı "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı,
yine 2019/36467 sayılı marka yönünden de, davanın reddine karar verilen mallar ile davacı markaların kapsamlarındaki malların benzer olmadığı, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklanan bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği, davalının marka tescillerinin kötü niyete dayandığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, davalı adına tescilli 2019/36467 sayılı "...+şekil" ibareli marka ile davacıya ait "...+şekil" asıl unsurlu markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilerek, bu marka kapsamındaki bir kısım mallar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davalının 2019/36467 sayılı markası, kırmızı ve yuvarlak bir logo içerisinde, beyaz renkte 52 sayısının hakim unsur olarak konumlandırılması ve sayının hemen
altında ise çok daha küçük bir şekilde yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacı adına tescilli markalar ise yine kırmızı yuvarlak logo içine yazılmış "7" rakamı ile Türkçe'de günler anlamına gelen İngilizce "..." sözcüğünden meydana gelmektedir. Davacı markalarında logo içerisine yer alan "7" rakamını aynı kısmına ve dikey olarak "..." sözcüğü yazılmıştır.
Görüldüğü üzere taraf markaları arasındaki tek ortaklık, kırmızı yuvarlak bir logo içine kelimelerin beyaz olarak yazılmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, markalarda yer verilen kelime unsurları arasında herhangi bir benzerlik söz konusu değildir.
Taraf markalarını oluşturan rakam ve kelimelerin farklılığı, davacı iddiasının aksine belirtilen bu unsurlar arasında kavramsal bir benzerliğin de bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, birbiri ile hiçbir benzerliği olmayan kelime ve rakamların sırf kırmızı yuvarlak bir logo içerisine beyaz harfle yazılmalarının, markaların karıştırılması sonucuna yol açmayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu 2019/36467 sayılı marka ile davacı adına tescilli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da söz konusu markanın hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı gözetilerek,
bu marka yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/514, K. 2024/862, 3 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama