KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/865
- Karar No
- 2024/746
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
2.657 kelime·13 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/865
KARAR NO : 2024/746
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ : 14/11/2022
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirket yetkilisi ----- isimli sitede yayımlanan satılık araç ilanından davalı ... ait --- plaka sayılı --- marka ----- model ikinci el aracı beğenmiş ve ilanın açıklamalar bölümünde yer alan ----- numaralı telefon numarasını arayarak davalı ile iletişime geçmek istediğini, davacı şirket ilanda belirtilen telefon numarasını aradığında telefonu açan şahıs kendisini ----- olarak tanıttığını ve ilanda yer alan bilgilerin doğru olduğunu, araçta 3-4 parça boya ile parça değişimi olduğunu ve aracın 150.000 kilometrede olduğunu söylediğini, davacı şirket yetkilisi,
kendisine verilen bilgiler doğrultusunda araçta başka hata ve kusurun olmadığına güvenerek aracı satın almak istediğini beyan etmiş ve bu amaçla ---- bulunan kardeşi --- - arayarak aracı görmeye gitmesini söylediğini, --- ---, 06/08/2022 tarhinde --- --- isimli kişi ile buluşmuş ve taraflar satışa konu aracı --- -- isimli kişinin tarif ettiği ----- Ekspertiz firmasına götürdüğünü, ekspertiz şirketi tarafından araç üzerinde yapılan yaklaşık 15 dakikalık inceleme sonucu,
tıpkı diğer davalı----- davacı şirkete ve ----- üzerindeki ilanda da belirtildiği şekliyle aynı olan araçtaki hata ve kusurları gösteren ekspertiz raporunun davacı şirkete verildiğini, buna göre davacıya verilen ----- numaralı ekspertiz raporunda;
kaput değiştiğini, sol arka kapı boyalı, arka kapı boyalı, sağ arka çamurluk lokal boyalı, sol ve sağ ön çamurluk boyalı olarak tespit edildiğini, ekspertiz firmasının hazırladığı ekspertiz raporu ile davalı ...'ın vekaleten araç satış yetkisi verdiği ---- isimli kişinin araçta mevcut olan hata ve kusurlara ilişkin beyanlarına duyduğu güven ile aracı satın almaya karar veren davacı şirket, ----- üzerindeki satış ilanında 225.000,00 TL olarak gösterilen davalı ...'a ait aracı 06/08/2022 tarihinde 150.000 km’de olduğunu zannederek 217.000,00 TL bedel karşılığında satın alma hususunda ----- ile anlaşma sağladığını,
fakat noter satış sözleşmesinde satış bedeli 183.000,00 TL KDV dahil olarak gösterildiğini, davacı şirket adına ----- bulunan ----tarafından yapılan araç satın alım işleminde, araç bedeli banka yoluyla --- - gösterdiği ---- IBAN numaralı "-----" isimli kişinin hesabına yatırıldığını, dava konusu aracın noterdeki satış işlemlerinin tamamlanması ve araç satış bedelinin ---- gösterdiği banka hesabına geçmesinin ardından, ----- ve beraberinde bulunan isimlerini bilmedikleri diğer 4 kişi, hayırlı olsun bile demeden noteri terk ettiğini,
bunun üzerine davacı şirket adına aracın devir işlemlerini gerçekleştiren ----- yedek anahtar ile aracın şahıslar tarafından çalınabileceğini düşünerek hemen aracın başına gitmiş ancak aracın yerinde olduğunu görünce başkaca bir şüphe duymadığını, dava konusu araç satın alındıktan 2 gün sonra ----- İlinde oto galericilik yapan davacı şirket araca müşteri bulduğunu, aracı satın almak istediğini söyleyen kişiye araçla ilgili bilgi verildiğini ve ekspertiz raporları gösterildiğini, alıcı kişi,
aracın hasar ve kilometre sorgularını yaptığında dava konusu aracın ağır hasar kaydının olduğunu ve kilometresinin 580.000'den geri çekildiğini gördüğünü, alıcı kişinin vermiş olduğu bilgiler sonrası şaşkınlığa uğrayan davacı, dava konusu aracı ----- getirterek buradaki bir ekspertiz firmasına gösterdiğini, dava konusu araç üzerinde yapılan ekspertiz incelemesinde davalıların beyan ettiklerinin dışında fazladan.
2 parça boya, 1 parça değişen, şase ve podyelerde oynama, ağır hasar kaydı, kilometrede oynama, taksi çıkması, motorda duman atma ve başkaca arızalar olduğu tespit edildiğini, dava konusu aracın ------ İlinde 5 yıl boyunca ticari takside çalıştırıldığı ve daha sonra ticari taksilikten çıkarılarak ----- İline satıldığı öğrenildiğini, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararlardan araç sahibi olan davalı ... sorumlu olduğunu, açıklanan ve mahkemece re’sen gözetilecek nedenlerle;
davacı şirkete kilometresi düşürülerek ve sair ayıp ve eksiklikleri gizlenerek satışı yapılan ikinci el aracın değeri ile müvekkil şirkete taahhüt edilen vasıf ve mahiyetteki araç arasındaki fiyat farkının davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesi ve ayrıca davacı şirket tarafından aracın satın alımı esnasında yapılan harcamalar ile araç üzerindeki ayıpların giderilmesi için yapılan tamir harcamalarınında belirlenerek denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanılması ve dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesini,
dava konusu aracın bedeli ile davacı şirkete taahhüt edilen vasıf ve mahiyetteki aracın bedeli arasındaki fiyat farkı için fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL'nin, dava konusu araç için yapılan sair masraflar ve aracın zaruri masrafları olan zorunlu trafik sigortası için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.600,00 TL'nin, ekpertiz ücreti için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00 TL'nin, noter araç satış devir ücreti için de şimdilik 200,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini,
Mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı duruşmalara katılmamış; kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, ----- Noterler Birliği Araç Tescil Raporu, -----Noterliğinin 06/08/2022 tarih ----- yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi, Banka Dekontu, ----- ZMMS Sigorta Poliçesi, ---- Ticaret Sicil Kayıtları, ---- Vergi Dairesi Kayıtları, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları, ---- Esnaf ve Sanatkarlar odaları Birliği Kayıtları, ----- Vergi Dairesi Başkanlığı Kayıtları, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi Kayıtları, ----. Müzekkere Cevabı, ----- Müzekkere cevabı, UYAP GİB Sorgu sonuçları, Ekspertiz Raporu, Tanık Beyanları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; ' Ben davacı şirketin müdürüyüm, davaya konu ----- plakalı aracı ---- sitesi üzerinden gördüm, yazılı numaraya aradığımda ------ telefonu cevapladı, kendisi ile araç hakkında konuştum, aracın kaputunun değişik olduğunu ve yan parçalarında 4 parça boya bulunduğu araç km 149 bin olduğunu söyledi, ben ---- da bulunan kardeşimi ekspertiz yapmak üzere ----- 'ın yanına gönderdim, araca ekspertiz yaptılar araç satıcının dediği gibi çıktı bunun üzerine bedelini ödeyerek aracı satın aldım, 217 bin TL ödeme yapmıştık, aracı ------ 'e getirdim, burada müşteri çıkması üzerine müşteri aracı ekspertize götürdü,
ekspertiz de aracın taksi çıkması olduğunu, sarı folyosu çökülmüş olsa da yer yer folyo kalıntısı olduğu görüldü bunun üzerine aracın km sorgusunu yaptık, km sinin 500 bin km üzerinde olduğu aracın ağır hasarlı kayıtlı olduğu anlaşıldı.
Satıcı bize aracın ağır hasarlı olduğunu ve taksi çıkması olduğunu söylememişti, ben bunun üzerine satıcıyı aradım, satıcı aracın bedelinin 160 bin TL'sini peşin diğer kısmını ise senet vererek ödeyebileceğini söyledi, biz kendisine güvenmediğimizden kabul etmedik, bizim bu ticaretten zararımız olmuştur, 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; 'Ben davacı şirkette çalışıyorum, davaya konu ---- plakalı aracı ----- sitesi üzerinden gördük, telefonla görüştük, ben araca ekspertiz yapmak üzere ----- gittim, ekspertiz neticesinde araç satıcının söylediği gibi çıktı, aracın bedelini ödeyerek ----- getirdik, burada müşteri çıktı, müşteri ile birlikte ekspertiz yaptığımızda aracın taksi çıkması olduğu ağır hasar kayıtlı olduğu ve km sinin 400 bin km kadar düşürüldüğü anlaşıldı. Ben aracı aldığımda araç 150 km civarındaydı, satıcıyı aradığımızda aracın 150-160 bin TL'sini verip geri kalan için bir bir buçuk ay gibi süre istediğini söyledi, biz kabul etmedik 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; ' Ben ----- memur olarak çalışıyorum, kardeşim --- --- 'a geldi bir araç alım satımı için beraber giderek davaya konu ---- plakalı aracı eksperiz yaptırdık, araç satıcının söylediği gibi çıktı, satıcı bize aracın 148 km olduğunu hasar kaydının bulunmadığını söylemişti, bunun üzerine aracın bedelini ödeyerek satın aldık, araç ------ getirilip müşteri çıktığında yeniden ekspertize götürüldüğünde ağır hasar kayıtlı olduğu ve km sinin düşürüldüğü, taksi çıkması olduğu anlaşıldı. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dava, Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada, mahkememizce tensip zaptı hazırlanarak dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak resen değerlendirmeye tabi 6102 sayılı TTK'nin 5/A maddesi ve 6325 sayılı HUAK gereğince arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115 maddeleri kapsamında genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı,
harç eksikliği ve avans eksikliği gibi hususlar incelenip değerlendirilmiş ve devamında yasal bir engel bulunmadığı anlaşılmakla yasa gereği taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez tercihen esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine belirlenen uyuşmazlığın hükmen giderimesi için tahkikat işlemlerine geçilmiş; delilerin toplanması ve incelenmesi sürdürülmüştür.
Ne var ki, mahkememizce açılan işbu dava üzerine Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30.maddesi gereğince usul ekonomisi ilkesi gözetilerek 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddelerinde bulunan düzenleme kapsamında dava şartlarına yönelik yapılan son inceleme ve değerlendirme sonucunda aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Anayasa'nın 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz".
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dosyanın usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde öncelikle görev yönünden incelenmesi ve sonuçlandırılması gerekmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.
Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır.
Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519,
komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmamasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır.
Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
TTK'nin 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. Örneğin, Kambiyo senetleri, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince kambiyo senetlerine ilişkin uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda asliye hukuk mahkemesi; asliye hukuk mahkemesinin bakması gereken davalarda asliye ticaret mahkemesi görevli sayılamaz.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir sıfatı taşıdığı fakat davalı gerçek kişinin tacir olduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi bu yönde bir iddia da ileri sürülmediği gibi, araç satış sözleşmesinin davalı adına oğlu tarafından vekaletlen yapılmış olması,
arabuluculuk tutanağı içeriği, vergi dairesi, ticaret sicili, esnaf odası gibi kurum ve kuruluşlardan gelen müzekkere yanıtları ile nüfus kaydı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalının tacir sıfatı taşımadığının açık ve kesin bir şekilde anlaşılmış olduğu, davaya konu aracın tescil kayıtlarından ve araç satış sözleşmesinden de anlaşıldığı üzere hususi nitelikte otomobil vasfında olduğu, davacının söz konusu aracın öncesinde ticari taksi olarak kullanılmış olduğu iddiasının araç vasfının tayini yönünden sonucu değiştirmeyeceği, bu durumun yalnızca araçtaki ayıp iddiasının ispatına ilişkin olarak ortaya konulmuş olduğu,
her halde ve şartta eldeki davada her iki tarafın ticari işletmesinden doğan bir husus bulunmadığı, böylece davanın mutlak , nispi ve ticari dava kabul edilen iş ve ticari davalar kapsamında kalmadığın mahkememizin görevli olmadığı, işbu uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde genel hükümler uyarınca görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh.
6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmesi gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/865, K. 2024/746, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama