KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/69
- Karar No
- 2023/773
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2023
Karar Metni
1.823 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/69
KARAR NO : 2023/773
DAVA
Tazminat (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/01/2023
KARAR TARİHİ : 13/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla ---- İcra Müdürlüğü ----- (eski dosya numarası-----Esas Sayılı dosyasında davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlattığını, davaya konu takip 12.04.2013 tarihinde açılmış ve ödeme emri 22.04.2013 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiğini, bono 05.01.2013 Vade ve 35.000 TL bedelli olduğunu, müvekkili vadesi 05.01.2013 olan alacağına takip sonucunda 16.01.2023 tarihinde ulaşabildiğini, müvekkili yıllarca alacağının karşılığını tahsil edemediğini ve bundan dolayı da her geçen gün zarar ettiğini,
bu sebeple karşı tarafla iletişime geçtiğini ardından da arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, bu başvuru ve görüşmelerden bir sonuca varılamadığını, müvekkilinin munzam zararı karşılanmadığını, davalı borcunu vadesinden 10 yıl sonra ödediğinden bu süre zarfında müvekkili altın fiyatlarının çok yükselmesi ve enflasyon farkı nedeniyle zarar ettiğini, yüksek dolar kuru ve enflasyon oranı, altın fiyatlarında son on yılda gerçekleşen artışlar ve hayat pahalılığı karşısında para alacağının değerinin yıllar içinde düştüğünu,
tüm bu sebeplerle müvekkili alacağına alacağın doğduğu tarihten enflasyon farkı talep edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili alacağını elde edemediğinden altın yatırımı yapamadığını, borçlarının ödemekte güçlük yaşadığını, alacağının altın olarak değerlendiremediğini, bu nedenlerle; fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 tl munzam zararın enflasyon farkıyla davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Alacak tahsili amacıyla ----.
İcra Müdürlüğü -----Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlattığını ve bu takibin 12.04.2013 tarihinde açıldığını ve ödeme emrinin 22.04.2013 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiğini beyan ettiğini, bononun 05.01.2013 vade ve 35.000 TL bedelli olduğu belirttuiğini, karşı taraf müvekkilin yaptığı ödemeye karşı kendi alacağına yönelik zararının olduğunu ve bunun karşılanması gerektiğini iddia ettiğini, öncelikle davacı yanın iddiasının aksine bononun vade tarihi 05.01.2013 olmadığını, ilgili bononun vade tarihi 15.01.2013 olduğunu,
davacı yanın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili davacı yana ait "---- adlı işletmede işçi olarak çalışmaktayken müvekkili görevi gereği sık sık ----- başta olmak üzere sık sık davacı yana ait firmanın müşterilerine ürünlerinin dağıtımını yaptığını, davacı yan bu dönemde müvekkilden işçisi olması nedeniyle emanet edilen mallarının güvencesi olması amacıyla müvekkilden boş senetler aldığını, piyasada bu senetlere "İyiniyet Senedi" dendiğini, daha sonra müvekkili aleyhine bu boş senetler haksız yere doldurularak icraya konduğunu,
müvekkilinin karşı yan ile dava dilekçesinde iddia ettiğinin aksine herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkilin karşı yan ile ticari bir ilişkide olduğuna ilişkin hiçbir fatura ya da ticari kayıt bulunmadığını, ancak davacı yan müvekkili üzerinden maddi menfaatler sağlamak amacıyla somut gerçeklere aykırı beyanlarda bulunarak haksız taleplerde bulunduğunu, bu nedenlerle; ilk olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, zamanaşımına yönelik taleplerimizin reddi halinde karşı tarafın munzam zarar iddialarının davacı tarafından ispatlanmadığı,
zarar şartının oluşmadığından dolayı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı yana yüklenmesini karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TBK'nın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir."Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir.
Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir.
İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır.Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır.
Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir.
Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır.
Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir." (Yargıtay -----.
HD ----- Esas-----Karar)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun -----Esas ve Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.
Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez.
Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.
Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (-----).
Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır.
Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. ( Bu yönde-----BAM ----.HD.---- Esas ve Karar sayılı kararı, Yargıtay ----.HDnin ----- Esas ve Karar sayılı ve ----- Esas ve Karar sayılı kararları )
"...Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.
Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır.
Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez...." hususunun belirtildiği (aynı doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ------ Karar sayılı ilamı),Davacının davalıya sattığı sığırların bugünkü piyasa değerinin 950.000,00 TL olduğu, icra takibine konu alacağın ise 292.000,00 TL olduğu, davalının bu sığırların satışından elde ettiği gelirlerden oğlu adına satın aldığı taşınmazlardan oldukça kar elde ettiğini belirterek munzam zarar talebinde bulunduğu,
davacının ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlar dışında geç ödeme nedeniyle kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zararı ispat edemediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince davanın reddine ilişkin yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." (----BAM ----.HD ----- sayılı ilamı,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2022 tarih ---- Esas ------Karar sayılı ilamı)
"Somut olayda; mahkemece, 17.09.2021 tarihli celsede munzam zararına ilişkin talebini somutlaştırmak üzere davacıya süre verilmiş, davacı, 20.09.2021 tarihli dilekçesinde, ayrıca bir ispat zorunluluğunun olmadığını belirtmiş, aşamalarda ise hakkın doğduğu tarihten itibaren geçen sürede enflasyon, paranın değer kaybı ve alım gücündeki düşüş, faizin ana para üzerinden hesaplanması ve ana paranın enflasyon karşısında sürekli erimesi gibi olgular dikkate alınarak munzam zarar hesaplaması yapılmasını talep etmiştir.
Buna göre, davacı, munzam zararını ispatlayamadığı gibi esasen somut bir munzam zarar iddiasında da bulunmamıştır. O halde mahkemece, davacının munzam zarara ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." ---- BAM -----. HD ---- Esas-----Karar sayılı ilamı.)
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde. Davacı taraf her ne kadar müvekkilinin kuyumculuk işi ile iştigal ettiğini belirterek dava konusu borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin o dönemdeki koşullar dikkate alınarak 24 ayar gr altın cinsinden 368 gr altın alabileceğini belirtmiş ise de tahsil edilecek para ile altın alınacağına ve bu nedenle müvekkilinin somut bir zarara uğradığına dair herhangi bir delili dosyaya ibraz edememiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay ----- HD kararı ile sair BAM kararlarında da belirtildiği üzere ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz/altın karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olguların TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermeyeceği, somut olayda davacının faizi aşan munzam zararını müstekar Yargıtay uygulamalarında belirtilen şekilde ispatlayamadığı,
bununla birlikte işbu davada TBK'nin 122/1, TBK 154/2. ve 146. (on yıl) maddeleri gereğince zamanaşımını kesen sebeplerin bulunması sebebi ile davalı vekilinin zamanaşımı def'inin de yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/69, K. 2023/773, 13 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama