KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/748
- Karar No
- 2025/610
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2025
Karar Metni
1.206 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/748
KARAR NO : 2025/610
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2023
KARAR TARİHİ : 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkile ait----- plakalı araç ile davalı sigorta şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı ------ plakalı araç arasında 12.04.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası karşı taraf tutanak tutmaktan imtina ettiğini ve müvekkili oyaladığını, müvekkili hem karşı taraf ile iletişime geçmeye çalıştığını, hem de ruhsat sahibi şirket ile temas kurmaya çalıştığını ancak bir sonuç alamadığını, bu sebeple hem şikayette bulunuduğunu, hem de aracı kendi yaptırmak zorunda kaldığını, araçta meydana gelen hasar sonucunda müvekillinin aracını hasar onarım süresi boyunca kullanamayacağı sabit olduğunu,
araç mahrumiyet bedeli de ruhsat sahibi ve sürüsünün müteselsil sorumluluğunda olduğunu, bu nedenlerle; davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ------. vekili cevap dilekçesinde özetle; Karşı tarafın müvekkili şirket nezdinde bir hak veya alacağı bulunmadığını, kazaya karışan ve müvekkili şirketçe sigorta edilen araç, müvekkili şirket nezdinde 07.04.2023 tanzim tarihli, 08.04.2023 - 08.04.2024 tarihleri arasında geçerli,------ numaralı poliçe ile ZMMS kapsamında sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat bedeli 120.000 TL olduğunu, müvekkili şirket poliçe limitini aşan bedelden sorumlu olmadığını, bu nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin işbu dava kapsamında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf aleyhine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Emniyet Genel Müdürlüğü'ne------ Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne yazılan müzekkere cevapları, araç trafik kayıtları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası sonucu davacı tarafa ait araçta meydana gelen hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin kazaya karışan aracın maliki ve ZMMS sigortacısından tahsili talebine ilişkindir.Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosyaya ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde; ----- Arabuluculuk Bürosu, büro dosya numarası ----- ve arabuluculuk numarası ------ olan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından 27/07/2023 tarihli son tutanağın düzenlendiği, bu haliyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”.
Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları. Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
Somut olayda; 12.04.2023 tarihinde mülkiyeti davacı tarafa ait olan ------ plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketine sigortalı, davalı ---- şirketine ait ------ plaka sayılı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasıyla meydana gelen zararın araç maliki ve trafik sigortacısından tahsili talebi ile huzurdaki davanın ikame edildiği, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraf dışında davacı tarafın iddialarını destekler nitelikte başkaca herhangi bir delilin dosyaya sunulamadığı bu haliyle davacı taraf iddialarının mevcut deliller kapsamında ispat edilemediği anlaşılmakla davanın davalı sigorta şirketi bakımından reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ---- husumete ilişkin itirazlarının değerlendirilmesinde;İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde. “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır.2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır.
Huzurdaki davada, davalı ------- uzun süreli kira sözleşmesi ile davaya karışan aracın kiralandığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceği itirazında bulunduğu, bunun üzerine ilgili delillerin ibrazı için davalı tarafa süre verildiği ve yine ilgili yerlerden gerekli evrakların celp edildiği, buna göre dava konusu kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın kaza tarihini kapsar şekilde dava dışı -----kiralandığı, bu haliyle davalı tarafın kaza tarihi itibariyle kazaya sebebiyet veren aracı fiili hakimiyetinde bulundurmadığı ve ondan iktisaden faydalanan kişi olmadığı anlaşılmakla davanın ------ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Vekalet ücretine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Araç trafik kaydına göre davanın davalı ------yöneltilmesinde davacının bir kusuru bulunmadığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın red edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere davacı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/748, K. 2025/610, 14 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama