KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/80
- Karar No
- 2025/616
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2025
Karar Metni
956 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/80
KARAR NO : 2025/616
DAVA
Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/02/2023
KARAR TARİHİ : 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ile davalı şirket 01.02.2022 tarihinde Palet Lojistiği Tedarikçi Hizmet Sözleşmesi imzalamış olup, sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen ve kullanmış oldukları ------ Paletleri, sözleşme sona erdikten sonra ------- şubeleri depolarından davalı şirketçe toplandığını, davalının 7.487 adet paleti davacı şirkete teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı şirket tarafından,
Nisan 2022 tarihinde davalı tarafından tek taraflı olarak feshedilen Palet Lojistiği Tedarikçi Hizmet Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde ------- depolarından toplayıp davacı şirkete iade etmediği paletler nedeniyle hukuka ve sözleşmeye aykırı davranmış olduğu tartışmasız olduğunu, davacı şirket tarafından gönderilmiş ----Noterliğinin 22.12.2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesine de borçlu şirket tarafından cevap verilmediğini beyan ederek; davanın kabulüne, yargılama giderleri vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
HMK m.128 gereği usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi sunmayan davalı taraf, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle,
mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.Somut olayda; huzurdaki davanın 01/02/2023 tarihinde ikame edildiği, huzurdaki davaya dayanak arabuluculuk başvurusunun ise 02/02/2023 tarihinde yani dava açıldıktan bir gün sonra yapıldığı ve 15/02/2023 tarihinde görüşme sonunda anlaşamama ile sonuçlandığı,
davalı tarafın arabuluculuk dava şartına ilişkin itirazının mahkememizin 2 nolu celsesinin 3 nolu ara kararı ile davanın esasına girilmeden evvel arabuluculuk görüşmelerinin tamamlanmış olması nedeniyle reddine karar verildiği, ancak müstakar Yargıtay ve BAM kararlarında esasa girilmeden evvel arabuluculuk görüşmelerinin sonuçlandırılmış olmasının yeterli görülmediği,
anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı ve bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden Mahkemece HMK madde 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği,
(Yargıtay ------.Hukuk Dairesi 21/11/2022 tarih ---- Esas ----- Karar, ------- Bölge Adliye Mahkemesi ------.Hukuk Dairesi 18/09/2024 tarih ----- Esas ----- Karar, ---- BAM -----HD ---- Esas ------- Karar sayılı ilamları), her ne kadar daha evvel arabuluculuk dava şartına ilişkin itiraz mahkememizce reddedilmiş ise de tarafların ileride hak kaybına uğramamaları ve usul ekonomisi gereği davanın HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Yasa yolu bakımından yapılan değerlendirmede.
Karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın alacak tam ve kesin olarak belirlenmeden ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olması ve yargılamanın geldiği aşamaya göre muhtemel ıslah halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/80, K. 2025/616, 14 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama