KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/895
- Karar No
- 2024/833
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
Karar Metni
3.403 kelime·17 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/895 Esas
KARAR NO:2024/833
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/12/2023
KARAR TARİHİ: 28/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, borçlu ile yapılmış sözleşme kapsamında borçlunun işbu zaman zarfında asansör yapım, onarım ve bakım işlemlerini yapmış ve verilen hizmetler karşılığında karşı tarafa faturalar kesildiğini, işbu faturalar, e-fatura olarak tanzim edilerek davalı-borçluya tebliğ edildiğini, faturalara karşı süresinde herhangi bir itiraz olmadığından işbu faturaların kesinleştiğini ve oluşan bu fatura kaynaklı cari hesapta bakiye alacaklarının kaldığını, bu alacakları için yapılan icra takibine karşı borçlu tarafından herhangi bir borcu olmadığını beyan ederek takibe itirazda bulunduğunu,
borçlu takibi sürüncemede bırakmak için kötü niyetli olarak dosyaya itirazda bulunduğunu, borçlunun itirazları haksız ve yersiz olduğunu, borçlu, davacı firmadan mal ve hizmet satın almış, verilen hizmetler kapsamında borçluya faturalar kesilmiş ve faturalar e-fatura olarak borçluya tebliğ olunduğunu, bu kesilen faturalar için cari hesap oluşturulduğu ve borçlu tarafından bir kere de cari hesaba ödeme yapıldığını, sonrasında borçlunun bakiye cari hesap alacağını ödemeye yanaşmaması neticesinde işbu icra takibini açma zarureti doğduğunu, tarafların ticari defterlerinden da bu durum anlaşılacağını beyan ederek;
davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve mesnetsiz itiraz eden borçlunun asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının iddiaları, gerçek dışı olduğu gibi aynı zamanda soyut ve ispatsız olduğunu, davalıya ait bir asansör olmadığını, davalı, kendi nam ve hesabına bir asansör yaptırmadığı gibi olmayan bir asansörü için yapım, onarım ve bakım hizmeti alması da mümkün olmadığını, iddia edilenin aksine, taraflar arasında ve davalının şahsi sorumluluğunu doğuracak nitelikte bir sözleşme de olmadığın, yine taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi de mevcut olmadığını, gerek davaya konu icra takip dosyasına ve gerekse huzurdaki davanın dava dilekçesi ekine, iddiaya dayanak gösterilen ne bir sözleşme, ne de bir cari hesap sözleşmesi eklenmediği gibi,
iddiaya konu fatura da eklemediğini ya da şayet dosyaya sunulmuş ise dava dilekçesi ekinde davalıya tebliğ edilmediğini, davalıya sadece dava dilekçesi ve tensip zabtı tebliğ edildiğini beyan ederek; davaya dayanak belge vesair delillerin tebliği üzerine ayrıca cevap hakları saklı kalmak kaydıyla işbu davaya cevap dilekçelerinin kabulü ile yargılama neticesinde maddi ve yasal dayanaktan yoksun, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
----sayılı dosyası, ---- Kayıtları ve Müzekkere cevabı, ----- Müzekkere cevabı, Tarafların---Kayıtları ve ----Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. ----------6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı,
harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas --------- sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür.
Ayrıca tarafların ticaret sicil ve nüfus kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu yıllara ilişkin ----- celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı görülmüştür.
Davalı gerçek kişinin ticaret sicil kayıtlarına göre tacir kaydı bulunduğu ve vergi dairesi kayıtlarına göre işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tacir olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın----) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ------Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. -------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ------diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ---------iğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ---------sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir.
Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu -----formları getirtilmiştir.
Taraflar arasında ticari nitelikte hizmet ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura/lar alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya---- ---- resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir.--------- tarafından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda
hazırlanan ----- tarihli raporda özetle;1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin ibraz ettiği, 2023 yılı ilişkin ticari defterlerin. T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini ----onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür.
Davalı şirketin ibraz ettiği, 2023 yılı ticari defterlerinin noter açılış onamaları ile yevmiye defterinin noter kapanış onamasının sürelerinde yaptırılmış olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği görülmüştür. 2. Takip Konusu Alacak Yönünden: Davacının defterler kayıtlarına göre 24.10.2023 takip tarihi itibariyle davalıdan olan alacağının 19.860,00 TL olduğu.
Davalının defter kayıtlarına göre 24.10.2023 takip tarihi itibariyle davacı tarafa olan borcunun 5.462,00 TL olduğu görülmüştür. Davacı tarafın 10.01.2023 tarihinden 12.09.2023 tarihine kadar olan 9 adet 22.428,00 TL tutarlı faturalarının, davalının defterlerinde kayıtlı olduğu. Taraf ticari defter kayıtlarındaki 14.398,00 TL ( 19.860,00 – 5.462,00 ) tutarındaki uyumsuzluğun.
Davacının defterlerinde kayıtlı olan 2022 yılından 2023 yılına devir eden 7.432,00 TL borç bakiyesinin davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından, Davacının defterlerinde kayıtlı olan ------ tutarlı davalı ödemenin, davalının kendi defterlerinde kayıtlı olmamasından, Davalının defterlerinde kayıtlı olan ----------- tutarlı iade faturasının, davacı defterlerindekayıtlıolmamasındankaynaklanmaktadır.
Davacının defterlerinde 2022 yılından 2023 yılına devir eden 7.432,00 TL borç bakiyesine karşılık davalı defterlerinde kayıtlı olmayan davacı defterlerinde, davalı alacağına kayıt edilen 10.000,00 TL tutarlı ödemenin mahsubu edilmesi ile davacının, davalının 2.568,00 TL ( 7.432,00 – 10.000,00 =) tutarlı ödemesini kendi defterlerinde kabul etmiş olduğunun.
Davacı defterlerinde kayıtlı olmayan------tutarlı davalı iade faturasının, davacının ----- tarihine kadar olan 7 adet ---- tutarlı faturasına istinaden düzenlenmiş olduğu görülmüştür. ---- tarafından otomatik olarak oluşturulan, davacının ----formunda gözüken, ---- tutarlı davalı iade faturasının, a.arşiv fatura olduğu, a.arşiv faturanın kağıt ortamında teslim edilmesi esas olup, dosya kapsamından faturanın davacı tarafa kağıt ortamında veya elektronik ortamda iletildiğine dair belge bulunmadığı.
Davacının 2022 yılından 2023 yılına devir eden 7.432,00 TL alacak bakiyesine karşılık davalının kendi defterlerinde kayıtlı olmayan 10.000,00 TL tutarlı ödemesinin mahsup edilmesi ile davacının kendi defterlerinde davalının 2.568,00 TL tutarlı ödemesinin kabul edildiğinin, davacının 09.08.2023 tarihli 2.520,00 TL tutarlı, 12.09.2023 tarihli 2.520,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 5.040,00 TL tutarlı faturaları yönünden taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı,
Davacının defterlerinde kayıtlı olmayan davalının 23.10.2023 tarihli 16.966,00 TL tutarlı a.arşi faturasının, sekiz günlük kanuni süreden sonra iade edildiğinden teslim tesellüm karinesinin oluştuğu, aksinin ispatının davalıya geçtiği, dosya kapsamında bu yönde delil olmamasına göre davacının bu 7 adet 17.388,00 TL tutarlı faturalar yönünden alacaklı olduğu olduğunun kabulü halinde 24.10.2023 takip tarihi itibariyle davacının davalından 19.860,00 TL (5.040,00 + 17.388,00 – 2.568,00) alacaklı olduğu,
19.860,00 TL asıl alacak için takip sonrasında yıllık %16,75 ve değişen ranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.
(HMK,266,281, 282,) Öncelikle bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere tarafları arasındaki sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ve faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi kayıtların birbirlerini teyit ettiği ifade edilmelidir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.-------------- ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.
Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.
Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır.
Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230).
Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir---------------- Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir.
Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya --------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;
borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Buna açıklamalara göre somut olayda faturanın niteliği gereği tarafların defterlerine kayıt edilmesi ve taraflar arasında açık/cari hesap ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması karşısında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, davacı tarafından hizmet ediminin yerine getirildiği, fatura bedellerinin iddiaya konu hizmet bedeline uygun olduğu, davalıya düzenlenen faturaların ve davalının önceki ödemelerinin davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu,
davalının iade faturasını yasal sekiz günlük süre içinde düzenlemediği anlaşıldığından işbu iadeye kounu fatura içeriğindeki mal ve/veya hizmeti almadığının ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının yasal delillerle bunu kanıtlayamadığı gibi ödeme savunmasında da bulunmadığı, ayrıca ve özellikle davalının cevap dilekçesinde yemin delili başta olmak üzere esasen hiçbir delile de dayanmadığının tespit edilmesi karşısında;
davacı şirketin, ticari defterlerinde sıralı faturalar olarak aynen kayıtlı olan takip konusu alacağın ve bu kapsamda asansör bakım, onarım hizmetinin verildiğinin usulüne uygun olarak tutulan ve delil sayılan ticari defterleriyle kesin olarak ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.
(HMK,222/2,3) Binaenaleyh; davacı şirketin takipte/davada gösterilen asıl alacak yönünden davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/2,3 maddeleri nazarında usulüne uygun olarak tutulan her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez sair tüm bilgi, belge ve deliller de gözetildiğinde tamamen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli, elverişli ve hukuken yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek;
taleple bağlılık ilkesi, olayda temerrütün icra takibiyle oluşması ve icra takibinde tarafların tacir sıfatı gereği avans faizi uygulanmasının da doğru olduğu gözetilerek davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun ----------icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (19.680,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. --------Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise;
--------- kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır.
Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın (19.680,00 TL ) % 20'si olan 3.936,00 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/895, K. 2024/833, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama