KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/330
- Karar No
- 2024/835
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
Karar Metni
1.971 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/330
KARAR NO : 2024/835
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/05/2024
KARAR TARİHİ : 28/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin ulusal ve uluslararası nakliyat hizmeti ifa ettiğini, davalının, davacı şirketten ---- Cumhuriyeti'nin ---- şehrinden ----- gümrüğüne getirilecek yük için nakliye hizmeti talebinde bulunduğunu ve taraflar arasında dilekçe ekindeki sözleşme yapıldığını, davacı şirketin, yükün uygun araçla ---- Cumhuriyeti'nden alınıp ---- gümrüğüne teslimi için ekte faturasını sundukları alt yüklenici firma ile anlaştığını ve yükün ---- Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye sevki için gerekli izinleri aldığını, davalının,
nakliyesi yapılacak yükün yüklenmesi için gidildiği sırada müşterisinin işi iptal ettiğini ve nakliyenin de gerçekleşmeyeceğini bildirdiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7. maddesine göre yükleme faaliyetinin iptali halinde sözleşilen ücretin %70'nin (67.200 EURO) cayma bedeli olarak ödeneceği kararlaştırıldığını, davacı şirketin, davalının yükleme faaliyetini iptal etmesi sebebiyle alt yükleniciye o günkü kur karşılığına göre 02.10.2023 tarihinde ekteki faturadan da görüleceği üzere 529.860,63-TL ödeme yaptığını,
davacı şirketin iptal edilen bu iş sebebiyle sözleşmenin 7. maddesine istinaden ilk olarak 590.570,15-TL tutarında ve o günkü kura göre 20.500 EURO'ya karşılık gelen bir adet fatura tanzim ederek davalıya gönderdiğini, davalı taraf, fatura içeriğine ve miktarına süresi içerisinde itiraz etmediğini ve fatura bedeline mahsuben takip tarihine kadar 14.500 EURO ödeme yaptığını, faturadan kaynaklı bakiye 6.000 EURO'nun karşılığını da ekonomik sıkıntılarını gerekçe göstererek ödemediğini, davalı firmanın, fatura bedelini ödememesi üzerine 26.02.2024 tarihinde ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı şirket,
vekili vasıtasıyla borca ve borcun tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafın, icra takibine vaki itirazı üzerine ---- Arabuluculuk Bürosu'nun --- nolu dosyası üzerinden yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de anlaşma sağlanamadığını, arz edilen sebeplerle haklı davanın kabulüne, borçlunun yaptığı haksız ve mesnetsiz tüm itirazlarının iptaline ve takibin devamına,
takibe kötüniyetli olarak itiraz edilmiş olunması sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilmesine ve tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Genel yetki kuralları uyarınca davanın davalı tarafın olduğu yer somut olayda ----- Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekmekle beraber, bizzat davacı yanca sunulmuş olan sözleşmeyi ve içeriğini kabul anlamına gelmemekle birlikte;
davacının dayanmış olduğu Yurt Dışı Nakliye Sözleşmesi incelendiğinde, Özel Şartların 12. maddesinde "---- Mahkemeleri ve İcra Daireleri" yetkili kılındığını, ---- mahkemelerinin karşılığı ise ---- bulunan - -- -- olduğunu, bu sebeple de yetki itirazlarının olduğunu, davacı tarafça sunulmuş olan ve taleplerinin dayanağı olarak belirtilmiş olan Yurt Dışı Nakliye Sözleşmesinde yetki sözleşmesi ile tek yetkili yer kararlaştırıldığını, ancak buna rağmen davacı yanca yetkisiz bulunan ----Asliye Ticaret Mahkemelerinde dava açıldığını, davacı yanın dayanak olarak belirtmiş olduğu sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını,
davacı yanın imzasını içermediğini ve bu durumda teklif metni ya da görüşme aşamasında bir sözleşme olarak algılanabileceğini, talep ve iddialarının hukuken yerinde olmaması ve dayanaksız olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, sözleşmeyi ve içeriğini kabul etmemekle birlikte, davacı tarafça taşıma işini davacı tarafından iptal edildiğine dair bir belge dosyada mevcut olmadığını, davacı tarafın taşıma işlerini davalı şirketin tam olarak istediği gibi ifa edemeyeceği anlaşılınca sözleşmenin akdedilmesinden her iki taraf karşılıklı vazgeçtiğinden davacı taraf sözleşmeye kaşeleyip imzalamadığını, bu sebeple,
davacı yanın dayanaksız ve ispat edilememiş iddialarına itiraz ettiklerini, işbu haksız davanın bu açıdan da reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanca 6.000 Euro talepli icra takibi açıldığını, akabinde ise davacı yanca icra takibine ve borca itiraz edildiğini, taleplerinin dayanağı sözleşmeye, alacaklarına ve iddialarına itiraz ettiklerini, Mahkemece itirazların kabul edilmemesi durumunda ise takibe konu edilmiş meblağın haksız olduğunu ve yasalara aykırı bir şekilde fazla talep edildiğini belirttiklerini,
karayolu taşımacılığını düzenleyen kanun hükümleri ve uluslararası anlaşmalar gereğince sözleşmenin taşıtan tarafından feshi durumunda, taşıyan ya ispatlayabileceği zararını ya da taşıma ücretinin 1/3'ünü talep edileceğini, burada bir seçimlik hak tanınmış olup, birinin tazmini talep edildiğinde artık o sebep ile tazmin istenebileceğini, ancak somut uyuşmazlık incelendiğinde görülmektedir ki davacı yanca işlemler için 18.250 EURO bedelli bir alt fatura kesildiğini ve zararı olarak bu fatura gösterildiğini, ancak yine davacı yanca sunulan ve faturadan da görüleceği üzere iş iptal bedeli olarak 20.500 EURO talep edildiğini,
ancak bu durum karşısında itirazları kabul edilmese bile davacı yanın talep edebileceği meblağın davaya konu 6.000 EURO olamayacağını, ancak ve ancak 3.750 EURO olabileceğini davacı yan bu sebeple fazla talebine dair zararını ispat etmekle yükümlü olduğunu, arz ve izah edilen ve Mahkemece re'sen nazara alınacak nedenler ışığında;
esasa girilmeden önce----) yetkili olması ve işbu dava açısından yetkisizlik bulunması sebebiyle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
--- İcra Dairesinin---- Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, Yurt Dışı Nakliye Sözleşmesi, Vergi Dairesi Kayıtları, 2023 Yılı BA-BS Formları, Faturalar, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler,
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılmıştır. Duruşmada ön inceleme aşamasına geçmeden önce davanın her aşamasında resen incelenmesi ve gözetilmesi gereken genel ve özel nitelikteki dava şartları incelenmiş ve davada aşağıda açıklanacağı üzere özel nitelikteki dava şartı eksikliği bulunduğu tespit edilerek doğrudan aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesinde 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır, hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı ,mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçta dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. " düzenmesi mevcuttur.
Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması HMK'nin 114/2 maddesi kapsamında dava şartları arasındadır. 2004 Sayılı İİK' nin 67. maddesi gereğince; itirazın iptali davasının açılabilmesi için gerekli şartların.
1. Geçerli Bir İcra Takibinin Bulunması, 2.Yetkili icra dairesinde takip yapılması “itirazın iptali davası”nın koşullarından biridir, 3. Borçlunun Geçerli Bir İtirazının Bulunması, 4. Davanın Süresinde Açılmış Olması, 5. Hukuki Yarar, 6. Kesin Hüküm ve Derdestlik durumunun bulunmamasının gerektiğidir.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir.
Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın, -----tarih ve sayılı kararları). Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay ----. HD'nin, -----tarih ve sayılı kararları).
Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usûlüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.2004 sayılı İİK'nin 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nin 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan
maddelerine yapılmış sayılır. Diğer taraftan; ödeme emri tebliği üzerine, borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı 2004 sayılı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir.
Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca önce icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır.
Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da salt bu nedenle usulden reddine karar vermesi gerekmektedir.Yukarıdan beri açıklanan hususlar ve gösterilen yasal hükümler ışığında somut olaya bakıldığında ;
davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhinde -----.İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyası üzerinden fatura alacağına dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde bonca itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunduğundan yetki itirazında bulunulmuş ve -----) Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğu dermeyan edilmiştir. Gerçekten de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesi yer almaktadır. Davaya esas YURT DIŞI NAKLİYE SÖZLEŞMESİNİN 12.maddesinde bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarda ---- mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı görülmüştür.
Davalı vekilinin cevap dilekçesindeki yetki itirazı ve davalı şirketin genel yetkiye esas merkezi olan ----- ilçesi de gözetildiğinde ----- mahkemeleri ve icra daireleri düzenlemesinden anlaşılması gerekenin ---- Adalet Sarayındaki mahkemeler ve icra daireleri olduğu kabul edilmelidir. Zira ---- ilinde farklı şekilde adlandırılan birden fazla yargı çevresi bulunmakta olup, tacir olan tarafların ve Avukat olan vekillerinin bunları bildiği kabul edilmelidir.
Zira sözleşmedeki işbu yetki şartı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. ve 18. maddelerinde sayılan koşulları taşıdığından sözleşme; tacir olan tarafları bakımından geçerli ve bağlayıcı bulunmaktadır.
Şu halde, genel yetki kuralı ve yetki sözleşmesine aykırı olarak esasen davacının yerleşim yeri olan ---- İcra Dairelerinde yapılan takip yetkisiz icra dairesinde yapılmış olup, yetki sözleşmesi gereğince eldeki takibin geçerli bir icra takibi sayılamayacağı ve HMK'nin 115/2 maddesi nezdinde eksikliğin giderilmesinin de somut olay yönünden mümkün olmadığı sonuç ve kanaatiyle.
2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58. maddeleri gereğince yetkili yerde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (AY.138/1,İİK,50,58, 67, HMK,6,17,18,19, 114,115)
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/330, K. 2024/835, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama