KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/365
- Karar No
- 2025/303
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
1.943 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/365
KARAR NO : 2025/303
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 27/05/2024
KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacının ----. tarafından ------şirketi sigortalandığını, 19.02.2022 tarihinde sigortalının da içerisinde faaliyet gösterdiği ----- Bölgesi’nde elektrik kesintisi yaşanmasının akabinde elektriğin tekrar gelmesi ile ---- marka, ---- üretim tarihli, ---seri numaralı, ----- model numaralı taşlama tezgahında arıza meydana geldiği ihbar edildiğini, sigortalı makinede yaşanan arızanın tespiti/onarımı adına “-----” firması çağırılmış ve yapılan incelemede.
“Taşlama tezgahında bulunan ----- modüller incelemelerimizde ----- modül patlamış ve diğer ünitelere de zarar vermiştir.” şeklinde servis raporu mevcut olduğunu, anlık voltaj yükselmesi, voltaj dalgalanması, elektriksel darbe vb. sebeplerden kaynaklı olarak söz konusu makineye ait reglaj ve --- modüllerin yandığı, bundan kaynaklı olarak makinenin devre dışı kaldığı, arızalanan parçaların makinenin --- motor sürücülerine hitap eden kontrol kartları olduğu, onarım yoluna gidildiği,
onarımlar sonrası ise makine üzerine modüllerin montajının yapıldığı ve makinenin sağlıklı bir şekilde tekrar devreye alındığı bilgisi edinildiğini, bağımsız eksper tarafından yapılan çalışma sonucu sigortalıya 22.03.2023 tarihinde 2.019,70 Euro ödeme yapıldığını, ---- yaşanan plansız elektrik kesintisi akabinde yukarıda detayları verilen makinenin arızalandığı,
---- Yönetimi’nden alınan bilgiye göre elektrik kesintisinin --- enerji sağlayan ----- ait olan trafodan kaynaklandığı tespit edildiğinden işbu davayı açmak gereği hasıl olduğunu, şebekenin gerektirdiği bakım ve onarımın yapılmasından ve şebekenin iyileştirilmesi ve genişletilmesinden ilgili iletim ve dağıtım şirketi sorumlu olduğunu, bu itibarla, sunulan elektrik enerjisinin sürekliliğinin ve kalitesinin sağlanması ve korunmasından, elektrik iletim ve dağıtım şebekesi işletmecileri mesul olduğunu, sözü geçen hasarların davacı sigorta şirketince sigortalıya ödenmesi gereği, hasarla ilgili dava ve talep hakları davacı şirkete devredildiğini,
sigortalının hasar ile ilgili dava ve talep haklarına davacı şirket hem TTK Md. 1472 uyarınca hem de temlik beyanıyla halef olduğunu, arabuluculuğa başvurulmuş olup anlaşma sağlanamadığını, arz ve izah olunan nedenler ile resen takdir edilecek sebeplerle; ----.İcra Dairesi - ---- Sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz tarihinde davalının davacı şirkete borçlu olduğu açıkça tespit edilmiş iken tüm dosya borcuna kötü niyetli şekilde itiraz edildiğinden İİK m.67/2 gereği %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Zamanaşımı, yetki, görev, taraf sıfatı yokluğu, husumet, yargı yolu uyuşmazlığı, hak diişiirticii süreler yöniinden itiraz ettiklerini, davacı şirket tarafından açılmış bulunan iş bu dava hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, iddalar haksız ve gerçeği yansıtmadığını, şebekenin gerektirdiği bakım ve onarımın yapılmasından ve şebekenin iyileştirilmesi ve genişletilmesinden ilgili iletim ve dağıtım şirketi sorumlu olduğunu, sunulan elektrik enerjisinin sürekliliğinin ve kalitesinin sağlanması ve korunmasından, elektrik iletim ve dağıtım şebekesi işletmecileri sorumlu olduğunu, aksi halde ,
muhafazası elektriğin teminine bağlı şeylerde tıpkı dava konusu makine arızlanması durumunda zararın sorumlulara tarafından giderilmesi gerektiğini, dava konusu arıza ---- sorumluluğunda olmayan noktada - gelmesi ---- kablo başlığı ve ---- parafudr test-bakım-işletmesi dağıtım şirket---- sorumluluğunda olduğunu, bu sebeple yaşanan kayıplardan davalı idarenin sorumlu olmadığını, davalı kurum ---- ile abonelik ve satış sözleşmesi imzaladığını iddia edildiğini, ancak bu ifade gerçeği yansıtmadığını, sigortalı müşteri doğrudan davalı idarenin iletim sistemine bağlı olmayıp ---- Bölgesi olduğunu,
davalı ----- davacı şirketin sigortalısı ile imzalanmış bir abonelik vs.sözleşmesi olmadığı gibi ,davacı şirkete elektrik vermek gibi bir yükümlülüğü de bulunmadığını, ayrıca ----- dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinin denetleyicisi konumu da bulunmadığını, davacı sigorta şirketi tamamem hatalı ve varsayımsal dayalı olarak işbu davayı --- yönelttiğini, yukarıda arz ve izah edildiği üzere ---- sisteminden kaynaklanan bir arıza da söz konusu olmadığından illiyet bağı da bulunmadığını, arz olunan nedenlerle aleyhlerine açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve ücreti vekalet,
yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,----. İcra Dairesi'ne Ait---- Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, EPDK Hukuk Dairesi Başkanlığı 02/01/2025 Müzekkere Cevabı, OSB Dağıtım Lisansı, Hasar Dosyası, Fotoğraflar, Makine Kırılma Sigorta Poliçesi, Ekspertiz Raporu, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, Makine Kırılması Sigorta Poliçesi nedeniyle dava dışı sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına ait makine/taşlama tezgahının hasarı için ödediği tazminatın tahsili için başlatılan ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalıca yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce işbu dosyada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen araştırmaya tabi başta dava şartı arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, harç, sıfat, hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ---İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmek ve bir örneği çıkartılıp dosyaya konulmak suretiyle incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları, konusu ve miktarı ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının aktif dava ehliyeti yönünden 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.
Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.
Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. Davanın yasal danağı 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların davadaki durum ve konumlarına bakıldığında ; davacının dava dışı sigortalısı ----- ile aralarında Makine Kırılması Sigorta Poliçesi düzenlendiği ve dava dışı sigortalının faaliyet gösterdiği ----- Bölgesinde elektrik kaynaklı sebeplere bağlı olarak taşlama tezgahında hasar meydana geldiği ve oluşan zararın tazmin edildiğinin öne sürülerek bu zararın davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği öne sürüldüğü tespit edilmiştir.
Ne var ki davalı şirket tarafından husumet itirazında bulunulmuş olup Mahkememizce yapılan araştırma ve özellikle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yazılan müzekkere yanıtına göre;----- tüzel kişiliğine 18/10/2007 tarih ve ---- numaralı ---- lisansı verilmiş olup, ---- Onaylı katılımcılarına ---- dağıtım lisansı kapsamında elektrik enerjisi dağıtımı ve tedariki yapmakta olduğu bildirilmiştir.
Bilindiği üzere taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Yargısal uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir.
Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır.
Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır.
Başka bir anlatımla dava şartların işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir.
Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur -----Açıklanan işbu ilke ve hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun birçok kararında da yer bulmuştur.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya tekrar bakıldığında, davalın yalnız iletim faaliyetinden sorumlu olduğu, dava dışı sigortalı ile abonelik sözleşmesinin bulunmadığı, davacının dava dışı zarar gören sigortalının ---- faaliyet gösterdiği sabit olduğu gibi, ileri sürülen zarara neden olan elektrik enerjisini ---- elektrik enerjisinin dağıtımını yapan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan dava dışı ----- aldığının anlaşıldığı, bu durumda davalı şirketin zarara sebep olduğu ileri sürülen elektrik enerjisindeki kesinti, voltaj yüksekliği ve dalgalanması gibi hususlar yönünden sorumluluğunun bulunmadığı,
davacının davalıdan maddi hukuka göre herhangi bir hak talep edemeyeceği, sonuçta mevcut bilgi, belge ve taraf açıklamalarına göre işbu davada davalının davalı taraf sıfatı (Pasif Husumet Ehliyeti) bulunmadığı tespitine bağlı sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/365, K. 2025/303, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama