KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/475
- Karar No
- 2025/576
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
Karar Metni
3.554 kelime·18 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/475
KARAR NO : 2025/576
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/07/2024
KARAR TARİHİ : 03/07/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı ------ arasında şifaen kurulan satış sözleşmesi gereği davacıya tibbi malzeme gönderilmesi, bunun karşılığında da davacı şirketçe ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı,
davacı şirketçe davalı taraf emrine -------- muhataplığında 20.02.2022 tarihli 107.892,00 TL bedelli, 20.03.2022 tarihli 107.892,00 TL bedelli, 18.06.2022 tarihli 93.742,03 TL bedelli, 18.07.2022 tarihli 93.742,03 TL bedelli, 25.07.2022 tarihli 277.000,00 TL bedelli, 25.08.2022 tarihli 277.000,00 TL bedelli, 25.09.2022 tarihli 277.000,00 TL bedelli, 25.10.2022 tar 277.000,00 TL bedelli, 25.11.2022 tarihli 277.000,00 TL bedelli toplamda 9 çek verildiğini, davalının çekleri tahsil ettiğini, davacı şirketçe yapılan cari hesap incelemelesi sonucunda davalı şirkete fazladan ödeme yapıldığının tespit edildiğini,
bu durum davalı ------ yetkililerine sözlü olarak bildirildiğini, bunun üzerine------hata sonucu fazlaca ödenen bedelin iadesinin yapılacağını sözlü olarak davacı şirkete bildirdiğini, davalı şirket tarafından 27.10.2022 tarihinde 77.000,00 TL, 03.11.2022 tarihinde 75.000,00 TL olmak üzere toplam 152.000,00 TL davacı şirkete ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından yapılan ödemeler ile davalı şirketçe gönderilen malzemeler, kesilen faturalar, yapılan ödemeler hesaplandığında davacı şirketin 693.882,39 TL fazladan ödenmiş alacağı bulunduğunu,
davalı şirkete 18.12.2023 tarihinde------ Noterliği aracılığı ile ------- yevmiye numaralı ihtarname ile kalan 693.882,39 TL bedelin iadesi davalı şirketten talep edildiğini, ihtara riayet edilmediğini, davacı şirketin fazladan ödemiş olduğu bedele istinaden davalı taraf adına 30.01.2024 tarihinde ----- Genel İcra Dairesi ------numaralı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takip sonucunda davalı taraf 31.01.2024 tarihinde borca ve işlemiş faiz bedeline haksız itirazda bulunarak takip dosyası durdurduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu,
beyan ederek işbu davanın kabulü ile ----- Genel İcra Dairesi----Esas sayılı ilamsız icra takibi dosyasına davalı tarafından sunulan itirazın iptaline hükmolunarak takibin kaldığı yerden devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine tahmiline, davalı tarafın kötü niyetli olarak takibin uzamasına yönelik itirazına karşı İİK madde 67/2 gereğince icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ticari satışlar neticesinde davacı şirkete tahakkuk etmiş bir borcunun bulunmadığını, davacı şirket tarafından COVID-19 PANDEMİ zamanında müvekkil şirkete yüksek sayıda KİT siparişi verilmiş olup davalı şirket tarafından da söz konusu KİTLER hazırlanmaya başlanmışsa da davacı tarafından söz konusu bu KİTLER vaka sayılarının düşmesi sebebiyle teslim alınmadığını ve si) in iptal edildiğini,
ayrıca davacı şirket tarafından söz konusu bu KİT siparişi ile beraber davalıya ait olan değeri 25.000 Avro olan -----ve değeri 12.500 Avro olan ------cihazları da anlaşma gereğince 1 yıl süre ile davacı şirkette kalacağını, söz konusu cihazların davacı şirket bünyesinde olduğunu, davacı tarafından söz konusu bu iki cihazın davalı şirkete teslim edilmediği gibi cihazların kira bedelleri de ödenmediğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen 9 adet çek bedeli söz konusu siparişler karşılığında verildiğini, ancak şirketin kusuru olmaksızın davacı tarafından söz konusu siparişin iptal edildiğini,
söz konusu yapılan ödemeler sonrasında da davalı şirket ile davacı tarafından mülkiyeti davalıya ait olan değeri 25.000 Avro olan ----- ve değeri 12.500 Avro olan ----- cihazlarının davalı şirkete teslim etmediğini, davalı şirket tarafından davacı şirketten söz konusu mülkiyeti müvekkil şirkete ait olan cihazların teslimi talep edildiğinde ise söz konusu cari hesap borcunun kapanması sonrasında ürünlerin teslim edileceğinden bahisle açıkça kötü niyetli olarak söz konusu ürünlerin teslim edilmediğini, kaldı ki söz konusu ürünlerin değerinin toplamının 35.000 Avro + KDV olduğu,
davacı tarafından huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın 2 katından daha fazla olduğunu, esasında cari hesapta davalı şirketin alacaklı olduğu ortada iken davacı tarafından açılan işbu dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm yaşanan sürece rağmen davalı şirket tarafından cihazların teslimi şartıyla söz konusu çek bedellerinin faizleriyle beraber ödenmesi talebi de haklı gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini,
davalı şirketçe haricen yapılan araştırma sonrasında da davacı şirket sahibinin vefatı sonrasında davalının teslim etmiş olduğu cihazlar sel sebebiyle arızalanması sebebiyle davacı tarafından davalı şirkete teslim edilmediğini, davacı şirketin kira bedellerini ödemediğini” beyan ederek davacı tarafından açılan işbu davanın yukarıda detaylıca izah edilen haklı cevap ve itirazlarımız doğrultusunda davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
----- Genel İcra Dairesi'nin ------sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, -----Noterliğinin 18/12/2023 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi, Çek Fotokopileri, Banka Dekontları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları 2022 Yılına Ait BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Satımdan ve Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan)
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada Mahkememizce Tebligat Kanunu hüküm ve usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ----- Genel İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır.
Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığa ilişkin 2022 yılına ait BA/BS formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Sebepsiz zenginleşme ise; haklı bir neden olmaksızın bir kimsenin malvarlığının başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşme davası, haksız olarak başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen kimsenin, bu zenginleşmeyi geri vermesi amacını taşır. Bu şekilde, hukuki değerler arasında bozulmuş olan denge yeniden tesis edilmiş olur. Sebepsiz zenginleşme 6098 sayılı TBK'nin 77-82. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
TBK'nin 77/I maddesinde “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olacağı” ifade edilmiştir. Zenginleşen kimsenin malvarlığının, herhangi bir mal edinmeden de artış göstermesi ve malvarlığının azalması gerekirken haklı bir sebebe dayanmadan azalmayıp mevcut durumunu muhafaza ettirmesi de madde hükmünde ifade edildiği üzere sebepsiz zenginleşme sayılmaktadır.
Davanın sebebi sebepsiz zenginleşme olmakla kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. (BK.m.101/1, TBK.m.117/1) Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlememektedir. Sebepsiz zenginleşmede ise sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.
(TBK.m.117/2) 6098 sayılı TBK'nin 117.maddesine göre de; 'Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
Ancak, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır, düzenlemesi bulunmaktadır.6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise. Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Satım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir.
Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır.
6100 sayılı HMK’nin 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Yine aynı yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Taraflar 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tüzel kişi tacir sayılmakta ve takibin ve davanın dayanağının da satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır.
6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında Mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ------: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ----) (KOD ------) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 ---- NO: ----- KANUN NO: ------) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı/ vekili tarafından ------ Genel İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar/cari hesap alacağı nedeniyle fazla ödenen bedelin iadesine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı,
ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.
Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında satış sözleşmesi ve yukarıda açıklanan yasal sürece ilişkin olarak bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve dosyaya yazılı olarak cari hesap sözleşmesi ibraz edilmediğinden açık hesap ilişkisine göre fazla ödeme bulunup bulunmadığı ve varsa iade edilmesi gereken miktar üzerinden çözülmesi gerekmektedir.
Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022 yılına ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir.
Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan taraf vekillerine ihtar edilmiştir.
Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM----- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi------ tarafından düzenlenen 28/05/2025 tarihli raporda özetle; davacı şirket tarafından ibraz edilen 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerin.
T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, Davalı şirket tarafından ibraz edilen 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerin.
T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olmadığı, 2022 yılından 2023 yılına devir bakiyelerinin birbirini doğrulamadığı, mesnetsiz kayıtların yapıldığı, davalı şirketin 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin davalı şirket lehine delil kabiliyetinin bulunmadığı, aleyhine delil kabiliyetlerinin bulunduğu, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu,
taraflar arasındaki husumetin giderilmesi hususunda davacı şirketin ticari defter kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirketin yapmış olduğu fazla ödemeden kaynaklı olarak davalı şirketten takip tarihi itibariyle 693.882,39-TL alacaklı olduğu,
29.01.2024 tarihinde ----- Genel İcra Dairesi’nin -------Sayılı dosya ile davacı alacaklı, davalı borçlu aleyhine (693.882,39-TL Asıl Alacak + 6.330,49-TL takip öncesi işlemiş faiz toplam 700.212,88-TL üzerinden icra takibinde, bulunmuştur, davacı şirketin talep etmiş olduğu 6.330,49-TL takip öncesi işlemiş faiz tutarı olan 6.330,49-TL’nın hesaplamasının doğru olduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine uygun olarak tebliğ edilmiştir; taraf vekillerince beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede öncelikle taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin mübrez deliller ve tarafların ticari defterlerine göre sabit olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin sona erdiği, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olmasına göre takip tarihi itibarıyla takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu,
davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından HMK'nin 222/4 hükmünde düzenlenen açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olacağı, davacının ticari defterlerinin ise HMK'nin 222.maddesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı vekili tarafından davalıya sözleşme kapsamında cihaz teslim edildiği ve sözleşme sonunda iade edilmediklerinden davacı şirket tarafından fazla ödenen çek bedellerinin de kendileri tarafından iade edilmediğini öne sürmüşse de, Mahkememizce taraf vekillerinden istenen açıklamaya göre davacı vekili böyle bir teslim olmadığını beyan etmiş, davalı vekili de sözleşme bulunmadığını ifade etmiştir.
Ayrıca ayırıntılı ara karara rağmen davalı vekili tarafından bildirilen tanıkların hangi vakıanın ispatı için dinletileceği açıklanmamıştır.
Böylece cihazlara yönelik savunma teslime ilişkin yazılı bir belge olmadığından soyut nitelikte olduğu, bu hususun basiretli tacir kavramı da gözetildiğinde yazılı belgeye bağlanması ve koşullarının belirlenmesi gerektiğinden başkaca delillerle ispat edilmesinin mümkün de olmadığı anlaşıldığından davalı tarafın aynı zamanda çek bedellerinin satım ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalar bağlamında davacının çekle yaptığı ödemelere göre takibe konu ödemenin fazla olduğunu da teyit eden bağlantılı bileşik ikrar niteliğinde olduğu ve davacının davasını yukarıda açıklandığı şekilde ispat edildiği kabul edilmiştir.
Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre takip tarihinde davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve işbu borcun ödenmesine ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi, karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil de ileri sürülmediğinden vaki sebepsiz zenginleşme oluşturan paranın/borcun iade edilmek suretiyle sona erdirilmediğinden sonuçta takip ve dava konusu asıl alacağın varlığının ve miktarının aynen sabit kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.(HMK, 222, 266, 281, 282, 320/2) Binaenaleyh,
davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222. maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerden neşet eden mevcut bilirkişi raporu, bağlantılı mürekkep ikrar ve anılan diğer durum ve deliller karşısında ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek,
davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün------Noterliğinin 18/12/2023 tarih ve ------- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle oluştuğu, işlemiş faizin tebliğ tarihine ve verilen üç günlük atıfet süresine göre doğru olduğu, tarafların TTK'nin 16/1.maddesi gereğince tüzel kişi tacir sıfatlarına göre avans faizi uygulanmasının mümkün olmasına göre takip tarihindeki faiz şekil ve oranı da denetlenmek suretiyle davacının davasının kabulü ile,
davalı- borçlunun ----- Genel İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibin aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd,77 vd, 117/1, 207 vd, TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 282, 320/2 )
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde asıl alacağın davacı şirketin ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının savunmalarına göre de davalı şirketin borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu halde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden iddia ve savunma, icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile mevcut bilirkişi raporu itibarıyla takibe konu asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan hükmolunan asıl alacağın (693.882,39 TL ) %20'si olan 138.776,47 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/475, K. 2025/576, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama