İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/530 K.2024/818

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2024/530Karar2024/818Tarih20 Kasım 2024Okuma56 dk · 11.206 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/530
Karar No
2024/818
Karar tarihi
20 Kasım 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

11.206 kelime·56 dk okuma·12 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/530

KARAR NO : 2024/818

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 30/07/2024

KARAR TARİHİ : 20/11/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından tedbir talepli olarak ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: "...

KONU

Şirket müdürü davalının yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle yasadan, esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle azline, bu yüzden şirketin ve müvekkilin uğradığı doğrudan ve dolaylı zararların tespiti ile tazminine, şirkete kayyım atanmasına, ivedilikle ihtiyati tedbire karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALAR

1.Müvekkil ... , ---- Şirketi 'nin 10.000 pay sahibi ortağıdır.

2.Öncelikle ve önemle belirtmeliyiz ki, müvekkilin ortağı olduğu-----Şirketi aile şirketi olup, şirketin hakim ortağı ve şirket müdürü olan davalı ..., müvekkilin boşanma aşamasında olduğu eşidir.Müvekkilim tarafından ilk olarak 15.05.2018 tarihinde ----- Aile Mahkemesi'nin ----. dosyası ile açılan ve sonrasında karşılıklı -----Aile Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyaları ile açılan , akabinde ----- Aile Mahkemesi'nin ----- Esas Sayılı dosyasında birleşen boşanma davası halen taraflar arasında derdesttir.

3.Bilindiği gibi, TTK 630. maddesinin 2.fıkrası uyarınca "Her ortak haklı sebeplerin varlığında yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir." TTK m.630 kapsamında en geniş anlamıyla, müdürün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlar ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

TTK 626/1 uyarınca "Müdürler görevlerini yerine getirirken gerekli tüm özeni göstermek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralları çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler." Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bağlılık borcuna tabidirler. ( TTK 613 ) Özen yükümü, müdürler açısından hem yasadan doğan bir borç, hem de işlem ve eylemlerindeki kusurun ölçüsüdür.

Bağlılık yükümü, müdürlerin her alanda sadakatle hizmet etmeleri, şirketin ismini, manevi değerlerini ve kazanç sağlayıp paylaşmak amacı güden bir ticaret şirketinde özellikle şirketin maddi çıkarlarını korumaları ve kişisel çıkarlarından üstün tutmaları gereğini ifade eder. (TTK 626. madde gerekçesi , TTK 613. maddesi)

TTK 613. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlardan, özellikle şirkete zarar veren ve kendilerine özel çıkar sağlayan davranışlardan kaçınmakla yükümlüdürler.

Bağlılık yükümü kapsamında dile getirilen bu yasaklar müdürler için yeterli olmayıp, müdürlük sıfatı şirketle aralarındaki bir vekalet ya da hizmet sözleşmesiyle kazanılacağından sadakat ve bağlılık yükümü her iki sözleşme kapsamında da yasal olarak mevcut olduğundan, belirtilen maddeler yanında ----- üyelerine ilişkin 369. maddenin de uygulama alanı bulacağı izahtan varestedir.4.Ne var ki davalı şirket müdürü, özen ve bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, yasalarda ve şirket sözleşmesinde belirtilen yükümlülüklerini de yerine getirmemiş, bu yükümlülüklerini kasten,

ihmal ve ağır şekilde tekrar tekrar ihlal etmek suretiyle müdürlük nüfuz ve yetkilerini kötüye kullanarak azınlık pay sahibi müvekkil ile şirketi zarara uğratmıştır.Davalı şirket müdürünün, keza çoğunluğun müdürün aile üyesi olması nedeniyle onun güdümündeki genel kurulun şirket menfaati gerektirmediği halde hakimiyet gücünü kötüye kullanarak aldığı, azlığın ve münferit ortakların menfaatlerini zedeleyen kararları dürüstlük kurallarına aykırıdır.

Şirket müdürü ...'un aşağıda delilleriyle açıklayacağımız eylem ve işlemlerinden görülebileceği gibi; şirket esas sözleşmesi ve kanun tarafından kendisine yüklenen görevlerini tam olarak, şeffaf , tarafsız , dürüstlük kurallarına uygun şekilde yerine getirmediği, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, tarafımızca henüz sınırlı evraklar üzerinden yapılmış olan kısıtlı incelemede dahi kasten müvekkili ve şirketi zararlandırıcı pek çok usulsüz eylem ve işlemleri olduğu, şirketi tamamen keyfi ve denetimsiz, kendi şahsi çıkarları doğrultusunda adeta tek adam otoritesinde yönettiği, azınlık haklarını ezdiği,

davet, gündem hazırlamak da dahil ‘dizayn ve organize ettiği’ genel kurullarda TTK 447. maddesinde butlan yaptırımına tabi eşit işlem ilkesine aykırı davranışlarda bulunarak aldığı kararlarda ortaklar arasındaki eşitliği gözetmediği, yıllardır kar payı dağıtımı yapmadığı, hazırladığı mali tabloların ve beyannamelerin yasalara ve gerçeğe uygun içerikte olmadığı, şirket kayıtlarında davalının mal varlığı lehine usulsüzlükler olduğuna dair ciddi emareler bulunduğu, şirket kasasını şahsi kasası gibi görüp kullandığı,

rekabet yasağını ihlal ettiği , bu hususlarda istenen bilgileri vermekten, genel kurulda gündeme getirilen soruları da yanıtlamaktan ısrarla imtina ettiği genel kurul tutanakları ve noter ihtarnameleriyle de sabittir.

Mahkemece yapılacak inceleme sonucu da tespit edilecek müdürün, hukuki sorumluluğunun yanında, aynı zamanda cezai sorumluluğunu da gerektiren usulsüz işlemleri hakkında ayrıca şikayet haklarımız saklıdır.Esasen, hakimiyet gücünü tamamen elinde bulunduran ve müvekkilimle boşanma aşamasında olmasından kaynaklanan husumetini şirket işlerine de taşıyarak,

şirket nezdindeki " aile büyüğü-hakim ortak, temsil ve ilzama yetkili müdür" konumunu, nüfuzunu dürüstlük kurallarına aykırı şekilde kendi kişisel çıkar ve menfaatine (şirkette ortak gösterdiği oğlu ve kız kardeşi menfaatine dahil) kötüye kullanmak, tüzel kişilik perdesinin ardına gizlenmek suretiyle önce müvekkili şirketten dışlayan davalı, aleyhine 15.5.2018 tarihinde açılan boşanma davası öncesinden başlamak üzere, müvekkilin boşanmadan ve mal rejiminin tasfiyesinden doğacak yasal alacaklarını azaltmak, yok etmek, aynı zamanda şirketteki yasal hak ve yetkilerini kısıtlamak, ortadan kaldırmak,

azınlık ortak olan müvekkili zarara uğratmak kastıyla müvekkil aleyhine her fırsatta sistematik şekilde kötü niyetle peş peşe pek çok hukuka aykırı, keyfi, usulsüz, haksız eylemler, işlemler gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye de devam etmektedir. Davalı, ‘şirket içi statü ve güven istismarına dayalı’ bu menfi eylemleriyle doğrudan ve dolaylı olarak hem şirketi hem de müvekkilin ortaklık haklarını zarara uğratmaktadır. Öyle ki;

4.1 İlk olarak şirket müdürü ..., boşanma davasından bir kaç ay önce ---- Limited Şirketi’nde 31.998, müvekkil ... 10.000, ---- 1 hisseye sahip iken, 15.03.2018 tarihli----- Karar No’lu Genel Kurul Kararı ile şirkette toplam kayıtlı değeri 799.950 TL tutarındaki hisselerinden mevcut beheri 25,00 TL olan 1 adet hissesini ---- Noterliği’nin 19.02.2018 tarih , ----- yevmiye sayılı ve sonrasında beheri 249.975,00 TL olan 9999 adet hissesini ----Noterliği’nin 13.03.2018 tarih ve ----- yevmiye sayılı hisse devir ve temlik sözleşmeleri ile toplamda beheri 250.000 TL olan 10.000 adet hissesini muvazaalı şekilde bedelsiz kız kardeşi, şirket dışından ----devretmiştir.

Ayrıca , yine şirkette mevcut beheri 500.000 TL olan 20.000 adet hissesini de ----Noterliği’nin 13.03.2018 tarih ve ---- yevmiye sayılı hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ilk eşinden olma oğlu, şirket dışından ----- muvazaalı devretmiştir. Davalı şirket yetkilisinin, şirkette 31.998 hisseye sahip iken, hisselerinin büyük bir çoğunluğu olan toplam 30.000 adedini oğlu ve kız kardeşine devri işlemlerinden sonra şirkette sadece 1998 hissesi kalmıştır. Ancak, muvazaalı hisse devir işlemleri ve aile ilişkileri nedeniyle söz konusu kişiler ve bunlara ait muvazaalı olan ve tarafımızca dava konusu edilen hisseler üzerindeki hakimiyeti devam edegelmiştir.

----- Gazetesinden de mal kaçırmak amacıyla yapılan devir öncesi ve devir sonrası şirket ortakları ve hisseleri görülmektedir. ( 27.03.2008 tarihli ve 23.03.2018 tarihli -----gazetesi )

Sonra da, 21.03.2018 tarihli ve devamındaki aralarında akrabalık , menfaat birlikteliği ve ilişkisi bulunan, hisselerini muvazaalı devrettiği, henüz pay defterine adları dahi yazılmamışken, yasal ortak sıfatını taşımayan bu sözde ortaklara oy kullandırmak suretiyle, pay devirlerini onaylatmış, daveti ve gündemleri müdür sıfatıyla kendisi tarafından hazırlanan, peş peşe organize ettiği, kendisini başkan yaptığı olağanüstü genel kurullarda alınan usulsüz genel kurul kararlarıyla müvekkili şirketten uzaklaştırmış, kar payı alma hakkını engellemiş, müvekkilin şirketteki hak ve yetkileri ile ortaklıktaki kar, tasfiye payı,

oy oranlarını ve etkinliğini azaltmak kastıyla üst üste usulsüz sermaye artırımları yapılmasını sağlamıştır.

Davalının özensizliğinin ve kötü niyetinin ayrı birer göstergesi olan söz konusu, çoğu geçersiz, tescil edilebilme niteliklerini de haiz olmadığı için tescil talepleri dahi reddedilen, hukuka aykırı, tekrar tekrar alınan genel kurul kararlarının iptali için tarafımızca ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----sayılı,---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- birleşen ---- Asliye Ticaret ----- sayılı dosyalarıyla açılan davalar derdest olup, celbini talep ediyoruz.

4.2 Yine, aynı saikle daha önce ortaklar kurulu kararı ile 15 yıl için şirket müdürlüğüne atanmış olan müvekkilimin, 21.03.2018 tarihli ----- sayılı Genel Kurul Kararı ile münferit ve müşterek olan tüm temsil ve ilzam yetkileri iptal edilerek tüm yetkiler ...’ta bırakılmıştır. Bu çerçevede, davalı gerekçesiz olarak müvekkilin şirketi yönetim ve temsil yetkisine son verilmesini sağlayarak, şirkette tek müdür statüsünü elde etmiştir.(28.03.2018 Tarihli ----- Gazetesi, 9.10.2018 tarihli ve 7.12.2018 tarihinde tescil edilen Sermaye Artırımına İlişkin ----- Gazetesi)

4.3 Ayrıca, şirket yönetimi, genel kurul tarihinden en az 15 gün önce şirket merkezinde ve şubelerinde, bazı belgeleri hissedarların incelemesine hazır bulundurmak zorunda iken tam aksine müvekkilimin eşi, şirket ortağı ve müdürü olan iş bu dilekçemizde yer verilen haksız fiilleri keyfi olarak icra eden ... tarafından, müvekkilime şirketten bilgi , belge ve para verilmemesi, şirkette kimsenin müvekkilimle görüşmemesi, talimatlarına uyulmaması, ödemelerinin yapılmamasına dair sözlü ve yazılı talimatlar verilmiştir. (...’un el yazısı ve imzasıyla personele verilen talimat örneği)

4.4 Müvekkili şirketten uzaklaştıran, müvekkilin maaşlarını dahi kendi hesabına aktaran davalı, müvekkilin şirket maillerine bloke koydurmuş, müvekkile tahsis edilen ----- plaka araca el koymuş ve nihayetinde müvekkilimin iş akdine de tüm maaş ve işçilik alacakları da ödenmeksizin 30.04.2019 tarihinde son vermiştir. Öyle ki , müvekkilim genel kurul toplantılarına dahi özel güvenlik eşliğinde yukarı çıkartılmak suretiyle katılabilmiş, otoparka aracını bırakması dahi engellenmiştir.

4.5 Bunlarla da yetinmeyen, şirketteki müdür sıfatını kötüye kullanarak afaki muhasebe kayıtlarıyla müvekkil adına fiktif borçlar yaratan davalının talimatı ile şirket tarafından ----İcra Müdürlüğü'nün ----Sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine 1.771.752,28 TL tutarında dayanaksız ve haksız bir icra takibi başlatılmıştır. İtirazımız üzerine müvekkil aleyhine ----.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Sayılı itirazın iptali davası açılmış olup dava derdesttir.İş bu davaya konu icra takibine dayanak gösterilen, şirket yetkilisi ... tarafından kendi özel amaçları doğrultusunda düzenlettirilen, ...'un el yazısıyla karalanmış keyfi bir kısım gelir gider notlarına dayalı, şirket defter, belge ve kayıtlarıyla, gerçek durumla uyuşmayan, müvekkilin bilgi, belge ve görüşlerine başvurulmaksızın dolayısıyla da objektif iyi niyet ve özen kurallarıyla bağdaşmayan, eksik bilgi içeren, ilgili mevzuatta yazılı usul ve esaslarla örtüşmeyen ,

14.6.2018 tarihli ---- tarafından kaleme alınan bir "Özel Amaçlı Rapor" ile müvekkilim haksız şekilde 1.771.752 TL borçlu çıkartılmaya çalışılmış ise de; mahkemece alınan 15.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda görüleceği üzere bu haksız, astronomik rakamlardan sonra müvekkilin şirkete olan borcunun, mahkeme kararı ile de 40.220 TL gibi rakamlara düşmesi de davalı şirket yetkilisi ...'un bir kısım keyfi uygulamalar ve sözde mahsuplaşmalar ile müvekkili şirkete borçlu çıkararak kendisine haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, dolayısıyla ne denli kötü niyetli olduğunu alenen ispatlamıştır.

Kaldı ki, söz konusu rapora itirazlarımızda belirttiğimiz gibi müvekkilimin davalı şirkete borçlu olmayıp, şirketten alacaklı olduğu da sabittir. ( 15.11.2019 Tarihli Bilirkişi Raporu ve Özel Amaçlı Rapor)

Müdürün eşit işlem ilkesine aykırı davranışlarının en bariz örneklerinden biri, yukarıda izah ettiğimiz gibi, davalının şirket yetkilisi sıfatıyla müvekkilime ve kendi kendisine gönderdiği ----Noterliği'nin 24.07.2018 tarihli, ----- yevmiye numaralı ihtarnamesinde (kendisinin) şirket ortağı ...'un şirkete 1.161.960,65 TL borçlu, müvekkil ...'un 1.760.466 TL borçlu olduğundan bahisle ödenmesini ihtar etmiş olmasına rağmen, eşit işlem ilkesine aykırı şekilde belirtilen borçlar sebebiyle yalnızca müvekkilim aleyhine ,üstelik de haksız icra takibi başlatılmış, ...'un kendisi aleyhine hiçbir takibin başlatılmamış olmasıdır.

Keza, bilançoya göre, davalı müdür 2020 yılında şirketin 700.000.-TL tutarında şüpheli hale gelen alacağı için de icra takibi başlatmamıştır. Şirkete borçlu şirket müdürü ihtara konu borcunu şirkete ödemiş ise bunu belgeleriyle ispat etmelidir. En basit anlatımla, fiktif olan kayıtlarda müvekkile borç yazılan paralar müvekkil tarafından şirketten alınmamış, şirket yetkilisi ... tarafından şirketten alınarak mal edinilmiş, sonra da muhasebe hileleri yapılarak kayıtlarda müvekkil borçlu gösterilmiştir.

5- Nitekim, davalı müdürün daha önceki 3.11.2021 tarihli genel kurulda haksız ibrası, iş bu dava konusu haksız eylemlerinin de geçmişteki uzantıları olan önceki eylem ve işlemleri nedeniyle aleyhine tarafımızca ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin -----. sayılı dosyası ile sorumluluk ve tazminat davası açılmış olup, iş bu dosyada da müdürün önceki usulsüz işlemleri delilleriyle sabittir. Celbini talep ediyoruz.

Son olarak, 08.05.2024 tarihli ,2021- 2022 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan usulsüz, kanun ve esas sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırı genel kurul kararlarının iptali için de tarafımızca ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- sayılı dosyası ile dava açılmış olup, celbini talep ediyoruz.

I-DAVALI ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN BUNLARIN DIŞINDA DA, AŞAĞIDA DELİLLERİYLE İZAH EDİLEN YASA VE ESAS SÖZLEŞMEDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRI DAVRANIŞLARININ ARDI ARKASI KESİLMEYEN VE SÜREGELEN İŞLEMLERLE KÖTÜ NİYETLE VE DÜRÜSTLÜK KURALLARINA AYKIRI OLARAK SİSTEMATİK ŞEKİLDE DEVAM ETMESİ; SÜREKLİ EDİMLİ BİR HUKUKİ İLİŞKİNİN DEVAMINI ÇEKİLMEZ HALE GETİRMEKTEDİR. DOLAYISIYLA AZLİN HAKLILIĞI VE GEREKLİLİĞİ MUTLAKTIR.

1-ORTAKLARA EŞİT DAVRANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Şirket müdürü davalı , TTK 627. maddesindeki ortaklara eşit işlem yapma yükümlülüğüne aykırı şekilde, temsil ve ilzam yetkilerini kötüye kullanarak müvekkilin yasal ortaklık haklarını kullanmasını haksız ve keyfi şekilde kısıtlamak, bilgi belge edinme hakkını engellemek, ortak olduğu şirkete girişini dahi engellemek gibi müvekkil aleyhine usulsüz ve zararlandırıcı bir çok haksız eylem ve işlem gerçekleştirmiştir.

2-ORTAKLARA BİLGİ VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

TTK 614. maddesi hükmünde tanımını bulan, ortaklık haklarının kullanılması ve şirket faaliyetlerinin denetlenebilmesi, ortağın bir çok mali ve yönetsel hakkını kullanabilmesi açısından büyük önem taşıyan, müvekkilimin ihtarnamelerle de talep ettiği şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması,

özel denetçi tayini talebi şirket müdürü davalı ve şirket tarafından gerçeğe aykırı, soyut bir takım iddia ve bahanelerle keyfi, haksız ve hukuka aykırı şekilde reddedilmiş, inceleme hakkı engellenmiş, bununla da yetinilmeyerek adeta müvekkilin salt yasal bilgi ve belge edinme hakkını kullanma talebi nedeniyle hukuka aykırı 3.11.2021 tarihli genel kurul kararı ile müvekkilin " ortaklıktan çıkarılmasına " karar verilmiştir.

(03.11.2021 tarihli genel kurul kararı ve ekleri , yanıt alınamayan soruları gösterir ---- BİLANÇO VE GELİR TABLOSU MUKAYESELİ ANALİZ SONUÇLARI başlıklı belge ile ticaret sicil tescil talebinin red/ iade kararı )

Söz konusu haksız ve hukuka aykırı genel kurul kararının, tarafımızca açılan --- Asliye Ticaret Mahkemesinin -----sayılı dosyası ile iptaline karar verilmiştir.

2.1 Davalı TTK Md. 614 ve Md. 627, TBK Md. 505 ile şirket esas sözleşmesine aykırı olarak, bir tür vekalet ilişkisi olan müdürlük görevi sırasında şirketi yönetip temsil ederken hem ortaklara bilgi verme yükümlülüğünü hem de ortaklara eşit davranma yükümlülüğünü kasten ihlal etmiştir. Görev ve yetki sınırlarını da aşmıştır. Bundan da hem şirketin hem de müvekkilin ortaklık hakları zarara uğramıştır.

Davalı, ortak müdür olarak hem kendisi hem de ortak olan çocukları lehine ve yararına her türlü bilgiyi alıp kullanırken, müvekkilin bilgi ve inceleme hakkını ısrarla ve keyfi olarak engelleyip, kısıtlamıştır.

Somut bilgi vermediği halde, ‘vereceğim’, ‘veriyorum’, verdim’, ‘şirketten değil vergi dairesinden isteyip al’, ‘sadece vergi beyannamesi ekindeki bilanço ve gelir tablosunu veririm’ gibi gayrı ciddi söylemlerle müvekkili 3. kişi yerine koyan ihtarnamelerle ve adil olmayan, objektif iyi niyet kurallarına aykırı yollara saparak müvekkili sürekli oyalamıştır.

2.2 Davalı müdür hem ortak hem de müdür sıfatıyla mali bakımdan istismara açık ve incelemeye muhtaç nitelikte olan şirketin ve şirket ortağı müvekkilin menfaatlerini zedeleyen birçok işlemini ve haksız fiilini, mali kaybı perdelemiştir, halen de perdelemektedir. Hesapların düzgün tutulmasından sorumlu olan şirket müdürü şirketin iş ve işlemleriyle ilgili bilgi ve belgeleri gizlemez, memnuniyetle ibraz eder.

Bu halde, kendisine bu yönde verilen talimatları ısrarla yerine getirmeyen, görevini hem ihmal eden hem de kişiselleştirerek kötüye kullanan davalı müdürün süreklilik arz eden yasaya ve esas sözleşmeye ve iktisadi hayatın olağan akışına aykırı olan fiilleri nedeniyle kendisine bir menfaat sağladığına dair emarelerin ve kuvvetli şüphenin doğması kaçınılmazdır.Nitekim, 2021 ve 2022 yıllarına ait son genel kurul kararı ekindeki talep ve sorularımıza genel kurul dahil hiçbir suretle cevap verilememiş olması, müvekkil ortağın bilgi alma hakkının engellenmesi bu durumun en somut delilidir.

Bu hususa ilişkin detaylara ilgisi nedeniyle izleyen bölümlerde yer verilmektedir.

2.3 Davalının bir önceki genel kurulda da yapılmış olan iş bu haksız engellemeleri üzerine, bilgi belge edinme hakkı ancak tarafımızca ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- dosyası ile açılan dava sonucu cebri icra yolu ile kısmen kulanılabilmiştir.

Ayrıca, son yapılan 8.5.2024 tarihli 2021 ve 2022 yıllarına ait genel kurulda da bilgi edinme hakkı kullandırılmamış, özel denetçi tayini talebimiz de karşılıksız bırakılıp, reddedilmiş olduğundan, yine tarafımızca ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- sayılı dosyası ile bilgi belge edinme hakkının kullanılması ve özel denetçi tayinine ilişkin dava açılmak zorunda kalınmıştır. İşbu dosyanın da celbini talep ediyoruz.

Bu bağlamda, söz konusu genel kurulun "şeffaflık, sakınarak karar alma, pay sahiplerinin inceleme, bilgi alma denetleme haklarını savsaklama, eşit işlem ilkesini gözetmeme " hallerini de içine alan davalı şirket müdürünün hakimiyet gücünü kötüye kullanarak aldırttığı kararların dürüstlük kurallarına da aykırı olduğu ve azlini haklı kıldığı açıktır.

Aşağıda yer verdiğimiz, Yargıtay ----Hukuk Dairesinin----- 9.11.2020 tarihli kararında da " ....Aynı Hususların Ortakların Şirket Yönetiminden Bilgi Alma Haklarının Sürekli İhlali Halinde de Söz Konusu Olduğu/Özensizliği ve İhmali Sürekli Hale Gelmiş Davalı Müdürün Azline Karar Verilmesi Gerektiği" vurgulanmıştır.

3-KAR PAYI DAĞITMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ -ORTAKLIK KAR ELDE ETTİĞİ HALDE DEVAMLILIK ARZ EDECEK ŞEKİLDE KAR PAYI DAĞITIMININ YAPILMAMASI

3.11.2021 tarihli bir önceki genel kurulda, azınlık ortak olan müvekkil ile ---- tarafından kar payının dağıtılmamasına muhalefet edilerek, 2018-2019-2020 yıllarına ait kar payının dağıtılması talep edilmiş ise de, şirket müdürü davalı ile aralarında akrabalık ile menfaat ilişkisi bulunan ve hakim gücü elinde tutan çoğunluk pay sahipleri , oyçokluğuyla kar payının dağıtılmamasına karar vermişlerdir.

3.1 Şirket müdürü ... genel kurula sunduğu önergeyle, yasal sorumlulukların ve ihtiyat akçesinin ayrılmasından sonra 2018 yılına ait kar payının Mart 2022 tarihine kadar dağıtılmasını talep ederek, oylamaya sunmuş, belirtilen ve birlikte hareket eden ortakların oy çokluğu ile sadece 2018 yılı karının dağıtılmasına karar verilmiş ise de karar, şirket müdürü tarafından tescil ettirilememiştir.

Oysa, yasadaki kurguya göre kâr payının dağıtımı asıl, kâr payı dağıtılmaması ise istisnadır. Gerek doktrin ve gerekse de istikrar kazanmış emsal niteliğindeki Yargıtay kararlarına göre; kural olarak bir sermaye şirketi türü olan limited şirkete bu şirketin sağlayacağı kazançtan yararlanmak amacı ile ortak olunur. Yine , ilke olarak bu tür şirketlerde ortağın kâr payı alacağı, genel kurulun kâr dağıtma kararıyla muacceliyet kazanır. Ancak, şirket ana sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, şirket ortaklar kurulu TTK’nın bu konudaki düzenlemeleri ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç üzerinde keyfî bir tasarruf yetkisine sahip değildir. Ortaklar kurulu bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde vazgeçemez.

Yargıtay bir içtihatında; "...yaklaşık (8) yıl boyunca kâr dağıtımı yapmayan davalı şirketin, 2015 yılına ait kârını da dağıtmayarak şirket yedeklerine eklenmesine karar verilmiş olmasının yasa, sözleşme ve objektif iyi niyet kuralları ile çeliştiği, TTK’nın 608/3-b maddesinde;”Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi şekilde ortaya konulması,

Bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı göstermesi,bu hususların şirket sözleşmesinde açıkça gösterilmesi,” şeklinde düzenlenen yasal koşulların oluşmadığı,davalı şirketin net işletme sermayesinin ¨1.915.344,34 olması ve 8 yıldan beri kâr eden bir şirketin hiç bir yıl kâr payı dağıtmaması gözönüne alındığında, kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurmayacağı,

kanunda öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından uygun ve yararlı olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle davalı şirketin 2015 yılına ait ¨1.064,596,63 tutarındaki kârının dağıtılmayarak şirketin yedeklerine eklenmesine dair kararın iptaline karar verilmesi gerektiğine ..” hükmetmiştir.

İlgili Yargıtay içtihadı da nazara alındığında; müvekkilin yasadan kaynaklanan ve vazgeçilmez nitelikte olan kar payı alma haklarının sınırlandırılarak kısıtlanması her yönden hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan , tarafımızca belirtilen ----- Ticaret Mahkemesinin ----- sayılı dosyası ile iptal davası açılmış olup, bu durumun aynı zamanda şirket müdürü davalının azlini gerektiren haklı sebeplerden biri olduğuna kuşku yoktur.

3.2 Bütün bunların yanında önemle belirtmeliyiz ki, kar tahakkuk etmeden veya muteber bir genel kurul kararı olmadan dağıtım yapılması veya ortaklara benzeri nitelikte para aktarımı yapılması halinde veya kar payına mahsuben ortaklara verilen avansın dağıtılan kar payından fazla olması halinde müdür, şirketin ve ortakların bu yüzden uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür ki, uzun yıllar kar payı dağıtımı yapmayan davalı şirket müdürünün şirketten hangi miktarlarda avans veya para aldığı dahi bilinmemektedir.

Her ne kadar , müvekkilin ısrarlı talebi üzerine sonradan göstermelik tutarlarda kar payı dağıtımı yapılmış ise de, davalı müdürün sorumluluğunu gerektiren şirket zararları nedeniyle müvekkile dağıtılan kar payının olması gerekenin çok çok altında oluğu , bu yöndeki dolaylı zararlarının da davamız kapsamında nazara alınmasını , kar payı hesaplamalarındaki usulsüzlükler nedeniyle müvekkilin gerçek kar payının hesaplanarak farkların ödettirilmesini talep ediyoruz.

Nitekim , Yargıtay ----Hukuk Dairesinin 29.6.2021 tarihli, ----ve ---- sayılı ilamında;"Mahkemece; somut uyuşmazlıkta her iki şirketin azınlık ortağı olan ...'in her iki şirketin 26.04.2014 ve 15.03.2014 tarihli genel kurullarında alınan kararların iptaline ilişkin davada; çoğunluğun şirketi yönetirken azınlık haklarının ve dengesinin korunmasının bir zorunluluk olduğu,

çoğunluğun almış olduğu kararlardan azınlığı ezecek ve hakların bertaraf edecek şekilde kararlar almaması gerektiği, çoğunluğun haklarını kullanırken Türk Medeni Kanun'un 2. maddesi gereğince dürüstlük ve iyiniyet kurallarına göre hareket etmesi gerektiği, her iki şirketin çoğunluk hissesini elinde bulunduran ...'in şirket genel kurulunda almış olduğu şirket yöneticisinin ibrasına, şirket müdürünün maaşının arttırılmasına, kar payının dağıtımına ilişkin olarak alınan kararların iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, azınlık hissesine sahip ortağın haklarını bertaraf etmeye yönelik olduğu,

her ne kadar alınan genel kurul kararlarının oy çokluğu ile alındığı sabit ise de, yukarıda belirtilen iyi niyet, dürüstlük kuralları, azınlık haklarının korunması gibi hususlar ile incelenen ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- esas sayılı dava dosyası ile başlayan ve taraflar arasındaki husumeti arttıran başka davalar da dikkate alınarak çoğunluk hissesine sahip ...'in çoğunluk oyu ile alınan her iki şirketin 26.04.2014 tarihli ve 15.03.2014 tarihli genel kurullarında alınan şirket müdürü ...'in ibrasına ilişkin maddeler ile maaşının arttırılmasına yönelik maddeler ve kar payının dağıtımına ilişkin maddelerin iptaline," denilmiştir.

4-SADAKAT (BAĞLILIK) YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Sadakat yükümlülüğü özetle, ortak ve yöneticinin görevi gereği ve göreviyle bağlantılı olarak

icra ettiği her türlü faaliyet ve işlemlerinde ortaklık menfaatlerini gözetmesi anlamına gelmektedir. Diğer bir ifade ile sadakat yükümlülüğü, olası bir menfaat çatışmasında, müdürün ortaklık menfaatini ön planda tutmasını, müdürün hem ortaklığın amacının gerçekleşmesi için aktif olarak çaba göstermesini, hem de ortaklığa zarar verecek davranışlardan kaçınmasını emreder .

Nitekim, sır saklama yükümlülüğünü de kapsayan sadakat yükümlülüğü TTK m. 613 f. 2 hükmünde "ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacakları" şeklinde en geniş manasıyla ifade edilmiş iken müdürün sorumluluğunun daha ağır olduğu muhakkaktır.

Davalı şirket müdürü ise, aşağıda belirteceğimiz eylemleriyle de defalarca ve süregelen biçimde sadakat yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle müdürlük sıfatının ve yetkilerinin kullanılmasını şirket ve müvekkil açısından çekilmez hale getirmiş , izah edilen somut koşullar müdürün değiştirilmesi ihtiyacını adil ve fazlasıyla haklı gösterecek düzeyde zorunlu hale getirmiştir.

Haklı sebebin varlığı için müdürün kusurlu olması ya da şirketin ve/veya ortaklık haklarının zarara uğramış olması da şart değildir ki, şirketin ve ortaklık haklarının zarara uğradığı da sabittir.

5-REKABET YASAĞININ İHLALİ

Davalı müdür. TTK Md. 613, 626, 629 ve şirket esas sözleşmesi ile yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak sadakat, bağlılık, doğruluk ve samimiyet yükümlülüğünü, ortaklıkla iş yapmama yükümlülüğünü ve şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğünü de ihlal etmiştir.5.1 Ortak müdür davalı , görevi gereği ve göreviyle bağlantılı olarak icra ettiği her türlü faaliyet ve işlemlerinde ortaklık menfaatlerini gözetmemiş ve ön planda tutmamıştır.

Şirketin özel bilgilerini kendisinin ve çocuklarının ortak olduğu diğer bir şirketle eylemli olarak paylaşarak ticari sırları saklama yükümlülüğünü ihlal ve suiistimal etmek suretiyle müvekkilim aleyhine şahsi çıkar sağlamıştır. Ayrıca, söz konusu şahsi çıkar ilişkisi, yönetim ve temsil yetkisini kötüye kullanarak, hem ortaklık ile işlem yapma yasağına (TTK Md. 395 ve Md. 629/1) hem de rekabet etme yasağına (TTK Md. 626/2) muhalefet ederek de gerçekleşmiştir.

Böylece hem şirket hem de müvekkil için zarar doğmuştur. 5.2 Zira, ------ gazetelerinden de anlaşılacağı üzere ;

Şirket ile aynı adreste/binada mevcut, ----- ticaret sicil no ile kayıtlı Tasfiye Halinde ----- boşanma davasının açılmasından (15.5.2018) hemen sonra 20.10.2018 tarihinde tasfiyeden çıkarıldığı ve şirketin ortaklarının; -----olduğu tescil edilmiştir. Şirketin müdürlerinden biri --- - iken diğeri ----’tur. ( 25.10.2018 Tarihli ----- Gazetesi İlanı). 23.11.2018 tarihinde ise, ... ve ----’un tüm payları devir alarak şirkete ortak oldukları tescil edilmiştir. ----’un müdürlük görevi sona ermiştir. ( 29.11.2018 Tarihli ----- Gazetesi İlanı)

Yine , 05.03.2019 tarihinde, şirketin tür değiştirerek -----Şirketi’ne dönüştürüldüğü, ortaklarının ... ile ----- aynı zamanda Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandığı tescil edilmiştir. ( 11.03.2019 Tarihli ---- Gazetesi İlanı) Görüleceği üzere, şirket müdürü davalı ..., önceki evliliğinden olma oğlu ---- ile hakim ortağı olduğu ------) kurulduğu 2008 yılından beri hiçbir faaliyeti olmamasına rağmen, 15.5.2018 boşanma dava tarihinden itibaren şirketi aktif hale getirmiştir.

5.3 ... ve oğlu ---- , isimleri , adresleri, faaliyet konuları dahi aynı olan her iki şirkette (----- oy haklarının çoğunluğuna veya tamamına sahip olmaları, ayrıca yönetim organını belirleyip, seçebilme gücüne sahip, yönetici olmaları şirketlerin oy ve yönetim gücünü hakimiyet aracı olarak kullanmaya muktedir olduklarının somut göstergesidir.

Ekte sunulan 29.05.2024 tarihli ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün " Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına Davet " ilanıyla da görüleceği üzere daha önce ...'un kız kardeşi ---- muvazaalı devrettiği hisselerinden 133.850 TL tutarındaki pay da ---- tarafından ...'un önceki evliliğinden olma oğlu ------- devredilmiştir.

Ancak henüz genel kurulda karar alınıp tescil ettirilememiştir. ( EK: 1----- Gazetesi ilanı ) Böylece , zaten daha önce hisselerinin büyük çoğunluğunu muvazaalı devrettiği oğlu "----- 08.05.2024 tarihli genel kurul kararının 6. maddesi ile şirket müdürü seçilmesine, şirketi her hususta 10 yıl için münferit imza ile temsiline" karar verilmiştir.

Ancak , işbu karar da tescil ettirilememiştir.Bu suretle, her iki şirketi de birlikte ve/veya ayrı ayrı kontrol etmeye muktedir olan davalı ve oğlunun yazılı olmayan, şifahi bir hakimiyet sözleşmesi çerçevesinde, 5422 SK M. 13’te tanımlanan ilişkili kişiler olarak birlikte hareket ettikleri hem mezkur yasa maddesi hükmü hem de ticaret sicil kayıtlarıyla da tescillenmiş olmaktadır.

Adı geçenler şirket genel kurulunda ibra dayanışması içine de girmiştir. Fiilen yaratılan bu durum ve uygulamayla müvekkilimin ortak olduğu ----- bağımsız şirket olma vasfı zedelenmekte, hâkim gücün kötüye kullanılması suretiyle içi boşaltılarak, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve menfaat dengesi ile azlık hisselerin menfaatlerinin korumasız kalması gibi her türlü suiistimale açık ortam yaratılmaktadır.

Sadakat, bağlılık, özen, doğruluk, dürüstlük, samimiyet yükümlülükleri ile ortaklara eşit davranma yükümlülüğüne aykırı haksız fiillerle, azlığın ezilmesi, ortağa bilgi verilmemesi, aynı konuda şirketle iş yapma yasağı ve haksız rekabet yasağı gibi iş bu dilekçemizde yer verilen kabul edilemez fiili durumlar yaratılmaktadır.

Davalının rekabet yasağına aykırı şekilde şirket portföyünü kendisi ve oğlunun ortağı olduğu -----aktardığı , bu suretle şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığı, şirketin zarara uğratıldığı yolunda, özellikle şeffaf olmayan davalı yönetimi karşısında müvekkilin ciddi duyum ve şüpheleri bulunmakta olup, her iki şirket kayıtlarından tespit edilebilecek yukarıda sayılan fiiller ile rekabet yasağının ihlali nedeniyle de davalının azli ve şirketin uğradığı zararların tazmini gerekmektedir.

5.4 Nitekim, Yargıtay ----. H.D., ----sayılı kararında da rekabet yasağına aykırılık haklı neden olarak değerlendirilmiştir;

"Dava şirket ortağı tarafından müdürün azli talepli olarak şirket müdürüne açılmıştır. Davacı

taraf davalının aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir şirket kurduğunu, şirket mallarını fiilen çalıştığı ve yeni kurduğu şirkete aktardığını, müşterileri yeni kurduğu şirkete yönlendirip ortak olunan şirketi zarara uğrattığını iddia ederek, davalının azlini talep etmektedir. Mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davalının, iştigal konuları aynı olan ve aynı mıntıkada bulunan işyerine ortak olduğu, mesaisinin çoğunu buraya harcadığı, bu duruma davacıların açık muvafakatinin bulunmadığını, her ne kadar davalı hakkında açılan ceza davasından davalı beraat etmiş olsa da muhik sebeplerin varlığı halinde ortakların her daim mahkemeden müdürlükten azil talebinde bulunabileceği belirtilerek davalının şirket müdürlüğünden azline ve ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir."

5.5 Müdürün Azli Hususunda Haklı Sebeplere İlişkin Bazı Emsal Yargıtay Kararlarına , Yasal Mevzuat Ve Doktrine Göre ;

-Yeni kurulan ortağı olduğu şirkete ait borçları müdürü olduğu şirketin imkânları ile doğrudan ödemesi veya kendisini aracı kılarak dolaylı ödemesi,

-Ortak müdürün, diğer ortakların rızasını almadan aynı konu ve amaca hizmet eden yeni bir şirkete ortak ve/veya müdür olması, şirketler kar elde etmek amacıyla kurulduğu için başlı başına müdürün yetkilerini kötüye kullanması ve haksız rekabet yaratılması olarak kabul edilmektedir.

-Müdürün ortak olduğu diğer şirkete önemli mesai harcaması, müdürün yetkilerini kötüye kullanmasıdır ve haksız rekabet yaratılmasıdır.

-Müdürün ortak olduğu şirkete her türlü nakit, değer, varlık, müşteri vs transferi ya da nakit, değer ve varlıkları zimmetine geçirmesi, müdürü olduğu şirketten nakit, değer, varlık, kaçırması, gayrı resmi kayıt dışı işlemler olması, Yargıtay’a göre azil için haklı sebep niteliğindedir.

-Ortak olan müdürün , diğer ortakların onayını almadan limited şirketin faaliyet alanında kendi adına ya da başkası adına hareket etme hakkı yoktur. Üstelik şirketten çekilen paraların kim tarafından neye istinaden çekildiği, hangi ödeme için kullanıldığının araştırılarak bir sonuca varılması gerekmektedir.

-Müdürün görevini yerine getirirken yaptığı işlemleri belgelemesi de çok önemlidir. Yargıtay bir kararında şirket adına tahsil edilen paraların şirket kayıtlarında resmi olarak gösterilmemesi, giderlerin belgelendirilmemesi, belgelendirilen ödemelerin ise kayıtlara girilmemesi da dahil, bu eylemleri gizlemek adına ilgili tüm ticari evrakların kaçırılmasını, ibraz edilmemesini, mali ve ticari tabloların incelemesine engel olmayı haklı sebep olarak değerlendirmiştir.

-Yine , TTK m. 364 f. 1 hükmünün gerekçesinde , TTK m. 629 hükmünün atfıyla, yolsuzluk, yetersizlik, bağlılık yükümlülüğünün ihlali, birçok şirkette üyelik sebebiyle görevin ifasında güçlük, geçimsizlik, nüfuzun kötüye kullanılması,

-Keza, bilançoda değişiklik yapılması, zimmet, evrakta sahtecilik yapmak, vergi kaçırmaya teşebbüs etmek, genel kurula rapor düzenleme yükümlülüğünü yerine getirmemek eylemlerinin haklı sebep oluşturacağı ifade edilmiştir .

-Bunun haricinde limited şirkette ortakların çıkma veya çıkarılmasına ilişkin haklı sebepler yine doktrinde, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcunun ihlali, zimmete para geçirme, hesapları düzgün tutmamak, şirketi kötü yönetmek ve ticari itibarını sarsılmasına neden olmak, şirket idaresinde hile yapmak, irtikap, ticari sırların ifşa edilmesi, ortaklık kar ettiği halde devamlılık arz edecek şekilde kar dağıtımının yapılmaması, alınan kararlara aykırı davranılması şeklinde tahdidi olmamak üzere sayılmıştır.

Bu bakımdan müdürlük görev ve yetkisine uygun düştüğü ölçüde ortaklıktan haklı sebeple çıkma veya çıkarılma hususunda TTK 638-640 madde hükümlerinde yapılan açıklamaların TTK m. 630 hükmüne de uygulanması yerinde olacaktır.

-Bu doğrultuda ortaklıktan çıkma ve çıkarılmaya ilişkin olarak haklı sebep kavramı doktrinde, "ortaklık ilişkisinin devamını objektif olarak imkansızlaştıran veya bu ilişkiyi çekilmez hale getiren durumları ifade etmek için kullanılmaktadır. " şeklinde bir tanımlama yapılmıştır. Bu tanımlamanın dava yoluyla müdürlükten azil konusunda da esas alınabileceği , dolayısıyla en genel anlamda, müdürlerin yönetim ve temsil yetkisinin sonuçlarının ortaklar bakımından çekilmez bir hal alması halinde, mezkur durumun haklı sebebin varlığına karine oluşturacağı açıktır.

-Aynı hususlar ortakların şirket yönetiminden bilgi alma haklarının sürekli ihlali halinde de söz konusudur. En temel vazifelerinden olan genel kurulun toplantıya çağrılması şeklindeki görevini dahi yerine getirmeyen, bu husustaki özensizliği ve ihmali sürekli hale gelmiş davalı müdürün azline karar verilmesi gerektiği ,

-Davalının butlanı mucip kararlarla diğer şirket ortağı davacıya karşı eşit işlem ilkesine aykırı bir durum yaratılmasına sebebiyet verdiği, davacının ortaklıktan kaynaklanan ve vazgeçilmez nitelikteki haklarının zedelenmesine yol açtığı, bu durumun davacı ortak nezdinde davalı ... olan güvenin sarsılmasına ve sonuçta şirket bakımından da olumsuz durumların ortaya çıkmasına sebebiyet vermesi nedeniyle, davanın bidayetinde davacının davalı ... hakkındaki azil isteminin haklı nedenlere dayandığının da kabulü gerekmektedir .

6-ŞİRKET KAYITLARINDA USULSÜZLÜK

6.1BİR ÖNCEKİ GENEL KURULDAKİ HUKUKA AYKIRI EYLEMLER EN SON YAPILAN 2021 VE 2022 YILLARINA AİT 08.5.2024 TARİHLİ GENEL KURULDA DA SÜRDÜRÜLMÜŞ, (GK Tutanağı 4. madde ) ŞİRKET MÜDÜRÜ DAVALI, MÜVEKKİLİN BİLGİ EDİNME VE İNCELEME HAKLARI KISITLANMAK SURETİYLE VE MÜVEKKİLİN ----- BİLANÇO VE GELİR TABLOSU BAŞLIKLI MUKAYESELİ ANALİZ SONUÇLARINA" İLİŞKİN SORULARINA DA HİÇBİR CEVAP VERMEMİŞ, HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE 2021-2022 YILLARINA AİT MALİ TABLOLARIN OY ÇOKLUĞU İLE ONAYLANARAK İBRA EDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR . (EK:2 8.5.2024 TARİHLİ GENEL KURUL KARARI VE EKLERİ , ŞERH, BİLANÇOLAR, FAALİYET RAPORU )

Olağan genel kurul toplantısında usul ve yönetmeliğe aykırı, zorunlu asgari içeriğe dahi sahip olmayan tek sayfa sözde bir faaliyet raporuyla 2021-2022 yıllarına ait mali tablolar, müvekkilin bilgi ve belge edinme hakkı keyfi biçimde engellenmek suretiyle ve "---- Bilanço ve Gelir Tablosu Mukayeseli Analiz Sonuçları" başlıklı sorularına hiçbir cevap verilmeksizin hakim gücü elinde bulunduran ortakların oy çokluğu ile onaylanarak ibra edilmiş olup, söz konusu ibra kararına olumsuz oy kullanılarak, muhalefet edilmiş ve tarafımızca ---Asliye Ticaret Mahkeme----- sayılı dosyası ile iptal davası açılmıştır. Çünkü; sadece bilanço ve gelir tablosu üzerinden yapılan değerlendirmeler sırasında dahi aşağıdaki yer verilen ciddi sonuçlar doğuracak önemli hususlar tespit edilmiştir.

6.2 FAALİYET RAPORU İLE İLGİLİ USULSÜZLÜKLER

Yıllık faaliyet raporu, tüm şirketlerin hazırlaması gereken, şirketle ilgili bilgilerin yer aldığı bir rapordur.Türk Ticaret Kanunu'nun birçok maddesinde yer alan Yıllık Faaliyet Raporuyla ilgili, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın anılan kanunun 516, 518, 565 ve 610’uncu maddelerine dayanarak hazırladığı “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik” 28 Ağustos 2012 tarihli ---- yayımlanarak, yürürlüğe girmiştir

.

Yıllık faaliyet raporunun işlevi;

Faaliyet raporunda şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışı, her yönüyle finansal durumu doğru, eksiksiz, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmak zorundadır. Yıllık faaliyet raporu, şirket faaliyetlerinin izlenebildiği ve şirketin kurumsal yönetilip yönetilmediğini görülmesini sağlayan temel belgedir.

Yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır.

Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 12. Maddesinde Yıllık Faaliyet Raporunda yer alması zorunlu unsurlar şu şekildedir;

MADDE 12 – (1) Yıllık faaliyet raporunun finansal durum bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:

a)Finansal duruma ve faaliyet sonuçlarına ilişkin yönetim organının analizi ve değerlendirmesi, planlanan faaliyetlerin gerçekleşme derecesi, belirlenen stratejik hedefler karşısında şirketin durumu,

b) Geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak şirketin yıl içindeki satışları, verimliliği, gelir oluşturma kapasitesi, kârlılığı ve borç/öz kaynak oranı ile şirket faaliyetlerinin sonuçları hakkında fikir verecek diğer hususlara ilişkin bilgiler ve ileriye dönük beklentiler,

c) Şirketin sermayesinin karşılıksız kalıp kalmadığına veya borca batık olup olmadığına ilişkin tespit ve yönetim organı değerlendirmeleri,

ç) Varsa şirketin finansal yapısını iyileştirmek için alınması düşünülen önlemler

Ancak ekte sunduğumuz 2021-2022 yılına ait davalı müdürün hazırladığı Faaliyet Raporu (!) Türk Ticaret Kanunu ve "Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelikte" belirtilen işlevinden uzak, üç satırlık tek sayfa bir beyandan oluşmaktadır. Bu durum bile usulsüzlüklerin ehemmiyetini gösterir vahim bir durumdur. Nitekim, rapor olarak verilen 1 sayfadan ibaret kağıtta düzenlenen örneğin zorunlu olmasına rağmen aşağıdaki hususların dahi yer almadığı görülmüştür:

"Yöneticilerin şirketle kendisi veya başkası adına yaptığı işlemler ile rekabet yasağı kapsamındaki faaliyetleri hakkında bilgiler, yöneticilere sağlanan mali haklar ve menfaatler, verilen ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri ile ayni ve nakdi imkânlar, sigortalar ve benzeri teminatların toplam tutarlarına ilişkin bilgiler, personel sayısı, şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler, iç denetim faaliyetleri, yatırımlar, şirket ve yöneticileri aleyhine açılan davalar, şirketin belirlenmiş dönemsel hedeflerine ulaşılıp ulaşılamadığı ve gerekçeleri, yıl içinde yapılan olağanüstü genel kurullar,

finansal duruma ve faaliyet sonuçlarına ilişkin yönetim organının analizi ve değerlendirmesi, planlanan faaliyetlerin gerçekleşme derecesi, belirlenen stratejik hedefler karşısında şirketin durumu, geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak şirketin yıl içindeki satışları, verimliliği, gelir oluşturma kapasitesi, kârlılığı ve borç/öz kaynak oranı ile şirket faaliyetlerinin sonuçları hakkında bilgi ve fikir verecek diğer hususlara ilişkin bilgiler ve ileriye dönük beklentiler, şirketin sermayesinin karşılıksız kalıp kalmadığına veya borca batık olup olmadığına ilişkin tespit ve yönetim organı değerlendirmeleri,

varsa şirketin finansal yapısını iyileştirmek için alınması düşünülen önlemler, kâr payı dağıtım politikasına ilişkin bilgiler ve kâr dağıtımı yapılmayacaksa gerekçesi ile dağıtılmayan kârın nasıl kullanılacağına ilişkin öneri, şirketin öngörülen risklere karşı uygulayacağı risk yönetimi politikasına ilişkin bilgiler, riskin erken saptanması ve yöneticilerin çalışmalarına ve raporlarına ilişkin bilgiler, satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, kârlılık, borç/öz kaynak oranı ve benzeri konularda ileriye dönük riskler, faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve ortakların,

alacaklıların ve diğer ilgili kişi ve kuruluşların haklarını etkileyebilecek nitelikteki özel önem taşıyan olaylara ilişkin açıklamalar" ın hiç birinin faaliyet raporunda yer almadığı açıktır.

Bütün bunların yanında önemle belirtmeliyiz ki, TTK 617. maddesine göre " Limited şirketlerde olağan genel kurul toplantısının her yıl için hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması zorunlu " olmasına rağmen, davalı şirket ve müdürü tarafından bu zorunluluğa da riayet edilmemiştir.

2021 ve 2022 yıllarına ait genel kurulların dönemsellik ilkesi gözetilerek ayrı ayrı ve birbirine karıştırılmadan kanunda zorunlu sürelerde yapılması esas olduğu halde, genel kurullar tüm hesap ve işlemler, faaliyet raporları , onaylar, ibralar vs.. birbirine karıştırılarak torba şeklinde usule ve esasa aykırı olarak yapılmıştır.Aynı zamanda , özellikle faaliyet raporları ile doğrudan bağlantılı, mali tabloların ve müdürün ibrasına ilişkin kararların hükümsüzlüğü ve iptali sebebi de olan bu usulsüzlüklerin müdürün sorumluluğunu gerektirdiği açıktır.

Zira, her yıl olağan genel kurulun yapılamaması durumunda faaliyet raporları , müdürün ibrası , mali tabloların ibrası ve şirket için gereklilik arz eden bir çok konu görüşülememiş olacağından şirket ve azınlık ortak müvekkil zarara uğratılmaktadır.

7- Müdürün sorumluluğunu gerektiren , son genel kurul toplantı tutanağının ekinde yer alan , " ----- BİLANÇO VE GELİR TABLOSU MUKAYESELİ ANALİZ SONUÇLARI OLAĞAN GENEL KURULA SUNULAN VE TUTANAĞA DÜŞÜLEN ŞERH 2021-2022" başlıklı yazılı muhalefet şerhi ile soru ve tespitlerimiz , işbu dava kapsamındaki hukuki değerlendirmelerimiz özetle aşağıdaki gibidir ;

Genel kuruldan şirket için hayati nitelikte olan aşağıdaki içeriği ve sınırları belirlenmiş muamelelere özel denetçi atanması talep edilmiştir. Çünkü; Şirketin mali tablolarına göre şirketin içinde bulunduğu durum son derece vahimdir. Şirket; hem 2021 yılında hem de 2022 yılında zarar sebebiyle sermayesinin tamamını kaybetmiş, dolayısıyla teknik iflas ve borca batık duruma düşmüştür. Ancak, şirketi bu duruma düşüren, müvekkile sürekli olarak bilgi ve belge vermekten imtina ederek, fiillerini gizleyen davalı şirket müdürü sebep olduğu bu durum karşısında yasal sorumluluklarını yerine getirmekten de imtina etmiştir.

Şöyle ki; şirket 2021 yılında 11 milyon TL zarar etmiştir. Şirketin sermayesi sıfırlanmış, özkaynakları 2021 yılında (-) 6.6 milyon TL, 2022 yılında, (-) 2.5 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Sorumlu şirket müdürü TTK’na göre 2021 yılında teknik iflas hali olan bu zararın ve negatif özkaynak nedenini ve zarara sebep olan nakit çıkışlarını, yasal yükümlülükleri ve sorumlulukları çerçevesinde ne yaptığını hukuka uygun olarak izah etmelidir.

Denetim kurulu da bu işlemleri nasıl denetlendiğini ve sonuçlarını izah etmelidir.Bilindiği üzere, sermayenin kaybı, borca batık olma ve teknik iflas durumu ve bunlar karşısında yöneticilerin çağrı, bildirim ve tedbir alma konularındaki yükümlülükleri TTK'nun 376'ncı maddesinde düzenlenmiştir.

Davalı şirket müdürü ve lehine oy kullananlar, hem şirketi 2021 ve 2022 yıllarında teknik iflas-borca batık duruma düşürmüş, hem de şirket için varoluş sorunu olan bu yasal yükümlülüklerini ihmal etmiştir. Sorumludur. Zira; mezkur yasa maddesine göre;

“(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.”TTK'nun "devredilemez görev ve yetkiler” başlıklı 375. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde yönetim kurulunun “Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması” nın devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasında olduğu hüküm altına alınmıştır.

Davalı müdür bu yükümlülüğünü de ihmal etmiştir.

Sorumludur.TTK’nın “Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu” başlıklı 553. maddesinin 1. Fıkrasında; “(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.Yukarıda yer verilen yasa hükümleri uyarınca şirketin teknik iflası-borca batık olma gibi hayati bir konunun yönetim kurulu üyeleri,

müdürler tarafından titizlikle analiz edilmesi ve devamlı olarak gözlemlenmesi gerekmektedir. Davalı müdür, bu yükümlülüklerini yok sayarak işbu dilekçemizde yer verilen haksız fiillerine devam etmiştir, etmektedir.Yukarıdaki hususlar ve 'traji-komik faaliyet raporu' şirkette ciddi bir iç ve dış denetim faaliyeti olmadığını, denetim faaliyetlerinin de davalı müdürün hakimiyeti altında yürütüldüğünü de göstermektedir.

Dolayısıyla, şirketin 2021-2022 yıllarına ait olağan genel kurulda mali tablolar ile ibra görüşmelerinin gündeme uygun olarak, sağduyu içinde, bilinçli etkin ve gerçekçi biçimde objektif olarak yapılabilmesi için aşağıdaki işlem ve konuları hazirunun dikkatine sunulmuş ve sorularımızın sorumlu müdür tarafından usulünce ve hukuka uygun olarak huzurda yanıtlanması, denetçiler tarafından denetim usülü ve sonuçları hakkında bilgi verilmesi, yeterli bilgi verilmemesi halinde özel denetçi atanması, özel denetçi atama işleminin oylanması bilhassa ve önemle talep edilmiştir:

1)Şirketin bankadan ödenemeyecek kadar küçük günlük nakit ihtiyacı için kasada para bulundurulması gerektiği halde, daha önceki yıllarda olduğu gibi kasa işlemlerinin sınır tanımaması, kasada 2021 yılı sonunda 384.827 TL, 2022 yılı sonunda ise, 524.888 TL nakit bakiyesi kalması şirket müdürünün yıllar boyunca zimmetinde sürekli ihtiyaç fazlası nakit bulundurduğunun göstergesidir.

Keza, 2021 yılında ciddi zarar etmiş olan şirketin gider kabul edilmeyen ödemelerinin, yani ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile şirket faaliyetleriyle doğrudan ilgili olmayan gider ve ödemeler, kanunen yasaklanmış fiiller nedeniyle yapılan, belgelendirilemeyen, usulünce tevsik edilemeyen dolayısıyla da gider kabul edilmeyen ödemelerinin 2021 yılında 10 milyon TL, 2022 yılında 3.1 milyon TL gibi rekor seviyelere çıkması şirket müdürünün şahsi harcamalarını şirketin paralarından karşıladığının somut göstergesidir.

Şirket müdürü işlemleri izah etmelidir. Şirket müdürü şahsi harcamalarını şirket kasasını şahsi kasası gibi kullanarak, fiktif muhasebe kayıtları yaparak şirkete ödetmektedir.

2)2021-2022 yılları bilançolarında, sırasıyla; 2.05 milyon TL ve 11.8 milyon TL olan Diğer Hazır Değerlerin mahiyeti ulusal ve uluslararası muhasebe sistem ve ilkeleriyle bağdaşmamaktadır, belirsizdir. Şirket müdürü tarafından açıklamaya muhtaçtır.

3)Alıcılar ve Satıcılar içinde ilişkili kişiler (ortaklar, ortakların yakın akrabaları veya bunların ortak oldukları şirketler) olup olmadığına dair bilgi verilmelidir, Alıcılarla ve Satıcılarla cari hesap mutabakatları ibraz edilmelidir. Alıcılar hesabında mevcut büyük tutarlı hareketler ile banka dışı hareketler Şirket müdürü tarafından izah edilmelidir.

4)2021-2022 yıllarında, sırasıyla; 2.6 milyon TL ve 4.6 milyon TL olan Alacak Senetlerinin mahiyetleri, borçluları, hatır senedi olup olmadıkları, re’eskont uygulanmayarak, yasal vergi tasarrufu hakkının ihmal edilerek şirketin zarara uğratılması şirket müdürü tarafından izah edilmelidir. Keza, verilen sipariş avansları da izaha muhtaç bir başka konudur.

5)Şirketin piyasaya borçları örneğin 2020 yılı sonunda 14.4 milyon TL iken, 2022 yılı sonunda 45.9 milyon TL’na yükselerek rekor kırmıştır. Şirketin geleceğini etkileyecek olan bu denli büyük borç altına girmesinin nedeni sorumlu şirket müdürü tarafından izah edilmelidir. Keza, şirketin iş ve işlem hacmi ciddi oranda artmasına rağmen, şirket 2021 yılında 11 milyon TL zarar etmiştir.

Şirketin özkaynakları ise, eritilerek 2021 yılında (-) 6.6 milyon TL, 2022 yılında, (-) 2.5 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

Sorumlu şirket müdürü şirketin sermayesini sıfırlayıp, negatif yapan, TTK’na göre 2021 yılında teknik iflas hali olan bu zararın ve negatif özkaynak nedenini ve zarara sebep olan nakit çıkışlarını, yükümlü ve sorumlu olarak ne yaptığını hukuka uygun olarak izah etmelidir.Şirketin net kar marjı, dolayısıyla da operasyonel etkinliği 2021 yılında zarara ve negatife dönmüştür.

Şirketin hisse başına kar oranı (ROE) dolayısıyla da 2022 sonu itibariyle şirketin değeri negatif olmuştur. Şirketin işletme sermayesi ihtiyacı her iki yılda da negatif olup, 2022 yılı sonu itibariyle (-) 5.8 milyon TL’dir. Şirketin kredibilitesi ve borçlanma kapasitesi, dolayısıyla da mali itibarı düşmüştür. Şirketin finansal rasyosu; şirketin mali bakımdan batık durumda olduğunu göstermektedir.Borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması hâlidir.

Borca batık durumda olmanın işaretleri yıllık ve ara dönem finansal tablolardan, denetim raporlarından, yönetim organının hesap, analiz ve belirlemelerinden ortaya çıkabilir.

TTK'nun 376/3 maddesinde; şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretlerin var olması durumunda alınması gereken tedbirler açıklanmaktadır. Buna göre, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır.

Eğer aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister.

Ancak şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki borcun alacaklıları alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş olmaları halinde iflas ertelenebilir.TTK Md. 376/1; zarar sebebiyle sermaye kaybının % 50 ye eşit ve bundan fazla fakat üçte ikiden daha az olması halini düzenlemekte, TTK Md. 376/ 2 zarar sebebiyle sermaye kaybının üçte ikiye eşit veya daha fazla ancak % 100 den daha az olması halini düzenlemekte, TTK Md. 376/3 yani borca batıklık ise, sermaye kaybının % 100 den daha fazla olması halini ifade etmektedir.

Müvekkilin ortak olduğu şirkette 2021 ve 2022 yıllarındaki durum budur, özkaynaklar (Şirketin toplam aktifi - borçları toplamı) milyonlarca lira gibi ciddi tutarlarda negatiftir. Yani şirketin toplam aktifi ve varlıkları şirketin borçlarını karşılayamamakta ve milyonlarca lira açık vermektedir.

Davalı Şirket müdürü bu durumu da şirket ortağı müvekkilimden saklamış ve yasada sözü edilen mahkemeye başvurma yükümlülüğünü yerine de getirmemiştir. Bu durumu gizleyen denetçiler, onaylayan ortaklar ve diğer görevlilerle birlikte sorumludur.

...’a mali müşaviri, yasal temsilcisi ile birlikte, yukarıda hususlarda dahil olmak üzere, ortaklar cari hesapları, kayıtlara esas alınan ve dayanak teşkil eden tediye ve tahsilat belgeleriyle 2021 ve 2022 yıllarına ait bilanço ve gelir tabloları , bakiyeli detay genel mizanları , faaliyetleri, harcamaları, ödemeleri, yönetimin kalitesi, kar zarar durumu, kar payı vs ile ilgili şirketin bütün iş ve işlemleri , hesapları hakkındaki elektronik ortamda tutulanlar da dahil tüm şirket kayıtları üzerinde inceleme ve bilgi edinme yetkisinin ve ayrıca tüm belgelerin birer örneğinin verilmesi talep edilmiştir.

Yukarıdaki hususlar birlikte değerlendirildiğinde şirket ortağı ... şirket ile olan ilişkilerinde, şirketten olan taleplerinin, şirketin sorumlu müdürü hakkında açmış olduğu davaların ne denli samimi ve haklı olduğu açıkça görülür. "

Bahsi geçen sorularının hiç birisine cevap alamayan, bilgi belge edinme hakkı da kullandırılmayan müvekkilin 2021-2022 yıllarına ait mali tabloları onaylaması ve ibra etmesi mümkün olmayıp, esasen diğer karara olumlu oy kullanan ortakların yazılı olarak teknik iflas-borca batıklık bildirimimize rağmen tüm bunları sorgulamaksızın mali tabloları onaylayarak ibra etmeleri hayatın olağan akışına aykırı ve izaha muhtaç olduğu gibi , kararın iptalini , ayrıca karara olumlu oy kullanan ortakların da müdürle birlikte sorumluluklarını gerektirmektedir.

Öte yandan, mali tabloların onaylanmasında müdür ... ile tescil edilmemiş imza yetkili müdür ---- oy kullanmaları da mümkün olmayıp, geçersizdir. Öyle ki; bilanço ve kâr zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrası aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da gelmektedir.

Nitekim, ... ve ---- oy kullanmak suretiyle karar alınmış olup, bu husus keyfi ve sübjektif kararlar alınmış olduğunun bir başka göstergesidir.

8-Söz konusu OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISININ 5. MADDESİNDE ŞİRKET MÜDÜRÜ ...'UN OY ÇOKLUĞU İLE İBRA EDİLMESİ DE HUKUKA AYKIRI OLUP , MÜDÜRÜN SORUMLULUĞUNU GEREKTİREN YUKARIDA BELİRTİLEN İŞ VE EYLEMLERİ KARŞISINDA İBRASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Şirketin teknik iflas ve borca batıklık durumu mali tablolardan ilk bakışta anlaşılmaktadır (Bakınız özkaynaklar kalemi). Genel kuruldaki hem sözlü hem yazılı şerhimize rağmen mali tabloların onaylanması ve şirket müdürünün ibra edilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bizce butlanla malüldür .Genel kurulda şirket müdürünün ibrasında oy kullananlar , ...'un önceki evliliğinden kızı ----, oğlu ---, kız kardeşi ----.

Karara tarafımızca olumsuz oy kullanılmış ve açıkça muhalefet edilmiştir.Öncelikle ve önemle belirtmek isteriz ki. TK 619. maddenin 1. fıkrası " herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılanları " müdürlerin ibrasında oy kullanmaktan men ettiğine göre, yasa koyucunun şirket yönetimini bizzat yürüten müdürleri bu yasağın kapsamı dışında bıraktığı düşünülemez.

Nitekim, müdürlerin ibra oylamasında sahip oldukları oyları kullanmalarında hukukun evrensel ilkelerinden birisi olan "Hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz= Nemo debet esse iudex in propria causa" kuralı da engeldir. Bu halde müdürler kendi ibralarında bizzat oy kullanamayacağı gibi oylarını bir vekil aracılığıyla da kullandıramazlar.

Nitekim; Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 26.12.2018 tarihli, ----. sayılı ilamında; "şirket ortağı olan şirket müdürünün ibrasına ilişkin kararda alt ve üst soyunun oy kullanmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle ---numaralı şirket müdürünün ibra edilmesine ilişkin kararın iptaline" denilmiştir.

Keza , yine TTK 436 madde hükmünde; " Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz." denilmiştir.

Her ne kadar, söz konusu hüküm Anonim Ortaklıklara ilişkin olsa da , müdürlerle aralarında menfaat birliği bulunan kızı, oğlu ve kız kardeşinin oyları ile nesnel verilere göre ibra edilmemesi gereken bir müdürü sorumluluktan kurtarmaları halinde ortakların bu karara karşı TTK 622/445. madde anlamında dürüstlük kurallarına aykırılık nedeni ile iptal davası açma olanakları vardır.

Ayrıca , sübjektif ve keyfi şekilde salt babaları ve ağabeyini aklamak amacıyla iş bu karara olumlu oy kullanan diğer ortakların da müdürle birlikte sorumlulukları olduğu izahtan varestedir. Bu hususta dava haklarımız saklıdır.

9-Şirket müdürü ...'un yukarıda yer verdiğimiz ----- Bilanço ve Gelir Tablosu Mukayeseli Analiz Sonuçları" başlıklı sorularda da açıkça görülebileceği gibi, şirket esas sözleşmesi ve kanun tarafından kendisine yüklenen görevlerini tam olarak , şeffaf , tarafsız , dürüstlük kurallarına uygun şekilde yerine getiremediği,

özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, henüz yapılan kısıtlı incelemede dahi kasten müvekkili ve şirketi zararlandırıcı pek çok usulsüz eylem ve işlemleri olduğu , şirketi tamamen keyfi ve denetimsiz kendi şahsi çıkarları doğrultusunda yönettiği , azınlık haklarını ezdiği , TTK 447. maddesinde butlan yaptırımına tabi eşit işlem ilkesine aykırı davranışlarda bulunarak aldığı kararlarda ortaklar arasındaki eşitliği gözetmediği , mali tabloların ve beyanlarının gerçeği yansıtmadığı her türlü izahtan varestedir.

Mahkemece yapılacak inceleme sonucu da tespit edilecek müdürün , aynı zamanda cezai sorumluluğunu da gerektiren usulsüz işlemleri hakkında şikayet dava haklarımız saklıdır.

Nitekim , davalı müdürün daha önceki 3.11.2021 tarihli genel kurulda haksız ibrası , iş bu dava konusu haksız eylemlerinin de geçmişteki uzantıları olan önceki eylem ve işlemleri nedeniyle aleyhine tarafımızca ---- sayılı dosyası ile sorumluluk ve tazminat davası açılmış olup , iş bu dosyada da müdürün önceki usulsüz işlemleri delilleriyle sabittir. Celbini talep ediyoruz.

Şirket müdürünün söz konusu haksız , usulsüz eylem ve işlemleri şirket defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile de sabit olacaktır.

10-Şirket müdürü yaptığı keyfi ve haksız işlemlerle, yersiz ve gereksiz , lüks harcama ve ödemelerle, fiktif (itibari) kayıtlarla şirketin ve müvekkilin ortaklık haklarının doğrudan ve dolaylı zararına sebep olmuştur.Kaldı ki, mali tablolar gerçeğe aykırı düzenlenmiş, yanıltıcı beyanlarda bulunulmuş, belgelerde tahrifat yapılmış olması halinde, VUK m.359 kapsamında bu fiillere sebebiyet verip, iştirak edenler hakkında hukuki ve cezai sorumluluk doğacağı aşikardır.

Bu çerçevede hatırlatmak isteriz ki, vergi kaçakçılığı suçu; vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen defter ve kayıtların, fatura veya diğer belgelerin hukuka aykırı olarak, yanıltıcı biçimde düzenlenmesi, kullanılması, tahrif edilmesi, yanıltıcı biçimde kaydedilmesi, yok edilmesi; bu evrak ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapılması VUK m.359 uyarınca fiilin niteliğine göre görevi suiistimal, özel evrakta sahtecilik, emniyeti suiistimal suçlarının özel bir türü olarak kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır.

11- Kaldı ki, geçerli bir ibranın söz konusu olabilmesi ve sonuç doğurabilmesi için sorumluluğa ilişkin işlem ve faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması normal düzeydeki bir ortağın anlayacağı şekilde ortaya konulması veya bilançoda gösterilmesi gerekir. Dolayısıyla mali tabloların, keza müdürün ibrasının her yönden geçersiz olduğu da açıktır.

12- Şirket müdürü ...'un yukarıda yer verdiğimiz "----- Bilanço ve Gelir Tablosu Mukayeseli Analiz Sonuçları" başlıklı şerhimizde de açıkça görülebileceği gibi, şirket esas sözleşmesi ve kanun tarafından kendisine yüklenen görevlerini tam olarak, şeffaf, tarafsız, dürüstlük kurallarına uygun şekilde yerine getirmediği, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, henüz yapılan kısıtlı incelemede dahi kasten müvekkili ve şirketi zararlandırıcı pek çok usulsüz eylem ve işlemleri olduğu, şirketi tamamen keyfi ve denetimsiz kendi şahsi çıkarları doğrultusunda yönettiği, mali tabloların ve beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, şirket kasasından ve nakit varlıklarında kendi menfaatine statüye aykırı harcamalar yaptığı her türlü izahtan varestedir.

Yargıtay ----Hukuk Dairesinin ----: 13.2.2002 Tarihli Kararında da özetle ; " ....statüye aykırı biçimde yaptığı harcamalar nedeniyle ve ortaklar kurulu kararı olmadan yaptığı iş ve muameleler nedeniyle şirketi zarara uğratan limited şirket müdürünün doğan zarardan şahsi sorumluluğunun olduğu (6762/m.342 )" vurgulanmıştır.

Nitekim, Yargıtay ----H.D.,-----sayılı onama kararı ile de görüleceği üzere. "Bahsi geçen dosya şirket ortağı tarafından müdüre karşı açılan müdürlükten azil davasıdır.

Davacı taraf ----. isimli şirketin ortağı olduğunu ve davalı müdürün -----şirketi ile aynı faaliyet alanında ve konusunda -----. isimli bir başka şirket kurup bu şirketin müdürlüğünü de yaptığını belirterek, davalı müdürün her iki şirketin de müdürü olmasından cihetle ---ile ---- şirketi arasında anlaşma yaparak ortağı bulunduğu ----- şirketinin içinin boşaltıldığını, dolayısıyla müdürün rekabet yasağına aykırı işlemler yaptığını iddia etmiştir.

Mahkemece şirket kayıtları üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde kasa bakiyelerinin çok yüksek olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, davalı müdürün bazı fiktif kayıtlarla işlem gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.

Öte yandan davalı müdür tarafından kurulduğu iddia edilen ----- şirketinin ticaret sicil kayıtlarından şirket müdürünün davalı olduğu ve ---- şirketinin, davacının ortağı olduğu ----şirketi ile aynı yer ve konuda faaliyet gösterdiği ve ----- ile ----- şirketi arasında kurulan ticari ilişkinin davacının ortağı olduğu ------şirketine zarar verdiği tespit edilmiştir.

Bu kapsamda mahkeme müdürün şirketin idaresinde üzerine düşen görev ve borçları yerine getirmediği ve şahsi menfaatlerini ön planda tuttuğu gerekçesi ile davalının ----- şirketindeki müdürlük görevinden azline karar vermiştir." Söz konusu karar ve yerel mahkeme gerekçeleri Yargıtay tarafından onanmıştır.

Bu sebeple, müdürün azli ile birlikte mahkemece yapılacak inceleme sonucu da tespit edilecek müdürün, aynı zamanda cezai sorumluluğunu gerektiren usulsüz işlemleri nedeniyle şirkete ve müvekkile verilen zararların tazminini talep ediyoruz.

13-ŞİRKETİN İTİBARININ SARSILMASI Davalı şirket müdürü , aynı zamanda müvekkilin eşi ... aleyhine açmış olduğumuz , davalının sadakatsiz eylemleri ile zina hukuksal nedenine dayalı ---- Aile Mahkemesinin -----sayılı, birleşen boşanma dava dosyasının celbi ile de görüleceği üzere ; Müvekkilim , davalı şirket müdürü olan eşi ...'un bütün bu haksız eylem ve işlemlerinin yanında şirkette kendisinden 30 yaş küçük , üstelik evli ve bir çocuklu , muhasebe personeli olan ------ isimli kadınla ilişkisi olduğunu öğrenmiştir.

Bütün şirket çalışanlarının , tarafların özel ve iş çevresinin tanık olduğu , artık ayyuka çıkan , müvekkilin kulağına kadar gelen bu ilişki nedeniyle , söz konusu kadının yetkisi olmayan bir muhasebe çalışanı olmasına rağmen davalı şirket müdürü tarafından özel iltimaslar gösterildiği, davalıdan aldığı cesaretle şirket müdürlerinin işlerine karışma cüretini gösterdiği,

etrafa emir ve talimatlar yağdırdığı , bu yüzden müdürler , diğer şirket çalışanları ile davalı arasında ciddi tartışmalar, huzursuzluklar çıktığı , şirketin işleyişinin dahi bozulduğu , bu olaylardan sonra müdürlere , diğer şirket çalışanlarına mobbing uygulanarak söz konusu kadının yönlendirmesiyle işlerine son verildiğini , şirket çalışanları dahil herkes bilmektedir.

Tüm bu hususlar söz konusu derdest boşanma davasında her türlü delille ispat edilmekte olup, celbini talep ediyoruz.

Şirket içinde alenen yaşanan , her iki tarafı da evli olan bu ilişki nedeniyle şirketin ciddiyeti, sektördeki itibarı , manevi değerleri de sarsılmış olup, bu dahi şirket müdürünün kusurlu ve azlini gerektiren haklı sebeplerdendir.

Bu bağlamda belirtmeliyiz ki, son olarak davalı şirket müdürü, ---- Karar sayılı , 4.12.2023 tarihli çoğunluk kararı ile hiç gereği yok iken sevgilisi ---- ait 1 adet ---- model ---- plakalı binek aracın , üstelik değerinin çok üzerinde olan 750.000 TL 'ye satın alınmasını sağlamıştır. ( EK: 3 Şirkete araç alımına dair karar )Bu suretle , söz konusu aracı şirkete satın aldırtmak ve tahmin edildiği üzere sevgilisine şirket kaynaklarından yeni bir araç satın almak suretiyle de şirkete olan sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek şirketi ve müvekkili zarara uğratmıştır.

14- DAVALI ŞİRKET MÜDÜRÜ KENDİSİ VE OĞLU, KIZ KARDEŞİ , ENİŞTESİ YARARINA DA MAL EDİNMİŞTİR.

Daha önce de , davalı müdürün , şirketteki suistimallerinden dolayı şirket muhasebecisi ---- şahıs adına senetler aldığı , ---- ait --- ili , ------Sitesindeki bir evin - eşinden olma halen şirket yetkili hakim ortağı ---- devrini sağladığı , söz konusu evin satışa çıkarıldığı , ayrıca ----- ait aracı da oğlu üzerine aldığı, tüm bu olayları hiç bir şekilde şirket kayıtlarına yansıtmadığı " hususları önceki aleyhine açmış olduğumuz sorumluluk davasında delilleriyle izah edilmişti.

Şirket müdürü davalının , bu kez benzer eylemlerini sürdürerek önceki evliliğinden olma oğlu ---- adına , şirket kaynaklarını kullanarak ----- lüks bir ev , şirket adına olmakla birlikte kullanımına tahsis ettiği ---- marka lüks bir araç ve ---- 'de lüks bir yazlık almış olduğu bilinmektedir. Davalının ayrıca , şirket paralarını kız kardeşi ---- eşi ----- üzerindeki banka hesaplarına kaçırdığı tahmin edilmektedir.

Şirket müdürü olarak da , daha önce kullanmakta olduğu yine şirket adına kayıtlı ----- marka aracı varken , bunu satmaksızın ayrıca bir de yine kendi kullanımına tahsis ettiği , adının baş harflerini taşıyan özel ---- plakalı, ---- model ---- marka lüks bir araç satın aldığı , yine --- - adına daha önce aldığı ----- lüks teknesine gidiş geliş transferlerini sağlamak üzere şirket adına kayıtlı ---- marka----- plakalı bir aracı tahsis ettiği, bu aracı salt bunun için yaz kış orada bulundurduğu, ayrıca eski eşi ---- da , şirketten ---- marka bir araç tahsis ettiği , bu aracın ----- bulunduğu bilinmektedir. Keza , şirket müdürü davalı , kendisine, oğluna şirketten yüklü maaş ödemeleri yaptırdığı gibi, şirkette hiç çalışması olmayan kız kardeşi ----- dahi maaş ödemeleri yaptırtmaktadır.

Davalının , yukarıda belirtilen eylem ve işlemleri ile şirketi bu denli zarara uğratır , borca batık hale getirirken, bir yandan da kendisi ve yakınlarına haksız mal edinmesi , gereksiz lüks harcamalar yapabilmesi , bu denli lüks araçlar, tekneler alarak kendisi ve yakınlarının kullanımına tahsis edebilmesi işbu davadaki haklılığımızın bir başka göstergesidir.

Davalı , kendisi ve oğlu, kızkardeşi , eniştesi yararına mal edinmiş olmakla , dürüstlük kurallarına aykırı şekilde şirketi ve dolayısıyla müvekkili zarara uğratmıştır.

Tanık beyanlarımızla da ispatlanabilecek olan bu durumun, şirket kayıtlarıyla , tapu kayıtlarıyla , işlemin taraflarının banka hesaplarıyla ve bilirkişi incelemesi ile de mahkemece araştırılarak tespitini , ----- ait tapu kayıt ve trafik tescil , banka kayıtlarının celbini , hiç bir ekonomik gücü olmayan bu şahısların kısa zamanda edindikleri bu malların ve paraların kaynağının , davalı ... , şirket banka hesapları ,kayıtlarıyla mukayeseli araştırılmasını ve tespitini talep ediyoruz.

Banka hesaplarını başkasının kullanımına sunmak, kara para aklama suçu olarak Mali Suçları Araştırma Kurumu denentimine tabidir. Suç işleyenler hakkında 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası uygulanacağı malumdur.

15-Davalı, bunun yanında şirket kasasını kendi şahsi kasası gibi kullanmakta , bir yandan şirketin kredi borçları olduğundan bahisle müvekkil aleyhine haksız icra takibi yaparken , müvekkilin şahsi ortak hesaplarındaki paraları şirkete aktarırken , kar dağıtımı bile yapmaz iken bir yandan da şirket adına , ancak kendisinin , ilk evliliğinden olma oğlunun , kız kardeşinin özel kullanımına tahsis ettiği lüks araçlar, yatlar satın almış , hatta yukarıda belirtildiği üzere yakınları adına da şirket kasasından taşınır ve taşınmaz mallar almıştır.

Tüm bu hususlar şirket ve davalının banka hesapları , şirket kayıtları, aktarımları yaptığı 3. şahısların mal varlığı kayıtları üzerinde yapılacak sorgu ve inceleme ile açıkça ortaya çıkacaktır. Davalının bu haksız eylemlerinin de haklı azlini ve sorumluluğunu gerektirdiği , bu yüzden uğranılan zararları tazmin gereği ise izahtan varestedir.

16-ŞİRKET MÜDÜRÜ DAVALI, GENEL KURULU KANUNEN BELİRLENEN SÜREDE TOPLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHMAL VE İHLAL ETTİĞİ GİBİ , GÖSTERMELİK YAPTIĞI TÜM GENEL KURULLARDA DA ŞİRKETİ TEMSİL VE İLZAM YETKİLERİNİ MÜDÜRLÜK GÖREVİNİ, DÜRÜSTLÜK KURALLARINA AYKIRI ŞEKİLDE ARALARINDA MENFAAT VE AKRABALIK İLİŞKİSİ BULUNAN HAKİMİYETİ ALTINDAKİ DİĞER ORTAKLARLA BİRLİKTE SUİİSTİMAL ETMEK SURETİYLE TAMAMEN KEYFİ , USULSÜZ VE HUKUKA AYKIRI KARARLARIYLA MÜVEKKİLİ VE ŞİRKETİ ZARARA UĞRATMIŞTIR.

Nitekim davalı şirket müdürü daha önce yapılan 3.11.2021 tarihli genel kuruldan sonra 3 yıldır genel kurulu toplantıya çağırmadığı gibi, daha önce de o denli hukuka aykırı , tescili dahi mümkün olmayan geçersiz kararlar aldırtmıştır ki , son olarak yapılan genel kurul kararı da dahil olmak üzere söz konusu genel kurul kararlarının çoğunu tescil ve ilan dahi ettirememiştir. Yargitay ----. Hukuk Dairesinin ----- T. 9.11.2020 Tarihli kararında da özetle ; " Limited Şirket Müdürünün Haklı Sebeplerle Azli İstemi Görevde Bulunduğu 7 Yıllık Süreçte En Temel Vazifelerinden Olan Genel Kurulun Toplantıya Çağrılması Şeklindeki Görevini Yerine Getirmeyen ve Bu Husustaki Özensizliği ve İhmali Sürekli Hale Gelmiş Davalı Müdürün Azline Karar Verilmesi Gerektiği ,

• Genel Kurulun Toplantıya Çağrılmaması ( Davalı Şirket Müdürünün Göreve Geldiği Yıldan Davanın Açıldığı Yıla Kadar Yapılması Zorunlu Olanlar da Dahil Olmak Üzere Genel Kurul Toplantılarını Yapmadığı - Müdürlerin Görevleri Yerine Getirirken Gerekli Olan Tüm Özeni Göstermekle Yükümlü Oldukları ve Müdürün Özen Yükümlülüğünü Ağır Bir Şekilde İhlal Etmesinin Azli İçin Haklı Sebep Sayılacağının TTK'nda Düzenlendiği )

• Müdürün Görevini Yerine Getirirken Gerekli Özeni Göstermemesi ( Azlık Pay Sahiplerinin Mahkemeye Müracaatla Genel Kurulun Toplantıya Çağrılmasını Talep Edebilecek Olmalarının Uzun Yıllardır Toplantı Çağrısında Bulunmayan Davalı Müdürün Bu Konudaki Sorumluluğunu ve Ağır Kusurunu Ortadan Kaldırmadığı - Aynı Hususların Ortakların Şirket Yönetiminden Bilgi Alma Haklarının Sürekli İhlali Halinde de Söz Konusu Olduğu/Özensizliği ve İhmali Sürekli Hale Gelmiş Davalı Müdürün Azline Karar Verilmesi Gerektiği )

• Her Yıl Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapılması ( Genel Kurulu Toplantıya Çağırma Yetkisinin Müdüre Ait Olduğu - Şirket Ortaklarının Genel Kurulu Doğrudan Toplantıya Çağırma Yetkisi Bulunmadığı Ortakların Bu Haklarını Ancak Müdür Aracılığıyla Müdürün Çağrıya Rağmen Toplantı Yapmaması Halinde Mahkemeden Bu Hususta Karar Alarak Kullanabileceği/Genel Kurul Toplantılarının Hazırlanması ve Yürütülmesinin Şirket Müdürünün Devredilemez Yetkileri Arasında Olduğu ) 6102/m.614,616,617,625,626,630 " vurgulanmıştır.

Son olarak 08.5.2024 Tarihli Genel Kurul Toplantısı ile alınan kararların tümü de bu şekilde sadece şirket müdürü davalının kendi menfaatine , müvekkili zarara uğratma kastıyla göstermelik bir sözde toplantı ve oylama ile alınmış olup, iş bu genel kurul kararlarının her birinde görülen davalının açık kötü niyeti ile usulsüzlükleri, şirketi ne denli keyfi, kötü ve denetimsiz yönettiği , bunları perdeleme gayretiyle kendi kendini, mali tabloları ibrası karşısında iptali için tarafımızca yukarıda belirtilen dava dosyası ile dava açılmış olup ,

iş bu davada tek tek delilleriyle izah edilen hususlar da davalının görevini ne denli kötüye kullandığını alenen ispatlamaktadır.Nihayet , olağan genel kurul toplantısının 7.maddesi ile , sözde şirket aleyhine iş ve işlemlerde bulunduğu gerekçesiyle müvekkil ...'un ortaklıktan çıkarılması için şirket müdürüne dava açma yetkisi verilmesine " ilişkin oy çokluğu ile alınan karar , davalının başından beri izah ettiğimiz dürüstlük kurallarına aykırı , müvekkil aleyhine usulsüz ve zararlandırıcı işlemlerinin bir uzantısı olup, kötü niyetinin en bariz örneklerinden biridir.

Şirketin hakim ortağı ve temsil ve ilzama yetkili olmak; şirketi, diğer ortakları ve alacaklıları kayba uğratacak biçimde bu hakları kötüye kullanma hakkını vermez . Aksine davranışların hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde haksız , hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğu , hiç bir hukuk düzenince korunmayacağı izahtan varestedir. Nitekim, şirketin müşterilerinin ve işlerinin başka şirkete kaydırılarak devredilmesi, varlıkların devri, nakitlerinin şirket dışına çıkarılması, alacak devri, şirkette verimliliğin ve karlılığın azaltılması, en temel hak olan kar dağıtımının sınırlanması gibi şirketteki hakimiyetin kullanılması ve uygulanmasına yönelik işlemlerle şirket, müvekkil dahil azınlık ortaklar kayba uğratılmıştır.

II-TTK 336/ 5 HÜKMÜNE GÖRE , YUKARIDA İZAH EDİLEN DAVALININ HAKSIZ VE USULSÜZ İŞLEMLERİ NEDENİYLE MÜVEKKİLİN HEM ŞİRKETİN DOĞRUDAN ZARARLARI DOLAYISIYLA UĞRADIĞI ZARARLARI , HEM DE DOĞRUDAN ZARARLARI MEVCUT OLDUĞUNDAN BUNLARIN AYRI AYRI TESPİTİ İLE BELİRSİZ ALACAK OLARAK, haksız işlem tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte ŞİMDİLİK 2000 TL' nin ŞİRKETE ÖDETTİRİLMESİNİ, 2000 TL'nin , MÜVEKKİLE ÖDENMESİNİ TALEP EDİYORUZ .

BK 41,50,51. ve TMK 2. maddesi ile yukarıdaki madde hükmü birlikte değerlendirildiğinde, şirketin doğrudan zararlarının ( müvekkilin dolaylı zararları ) yanında müvekkilin şirket müdürünün eylemleri sonucunda doğrudan zararları da doğduğundan , zararı doğuran olay hem müvekkilin mal varlığında direk azalmaya neden olmuş, hem de mal varlığındaki artışı engellemiş olduğundan, hem şirketin , hem müvekkilin mal varlığında meydana gelen eksilme ve kayıpların , doğrudan ve dolaylı , müspet menfi zararlarının tespiti ile , henüz zararın kapsamı , şumulü , miktarı tam olarak bilinmediğinden ,

ancak davalının ve şirketin hukuk alanında olan zarara ilişkin deliller toplandıktan , bilirkişi incelemesi ile tespit edildikten sonra ortaya çıkacağından , ileride talebimiz belirlenmek , arttırılmak suretiyle HMK 107. Maddesine göre belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere doğrudan zararlarının müvekkile , dolaylı zararlarının ise şirkete ödenmesi suretiyle tazminini talep ediyoruz. Yargıtay ----HD ---- Sayılı kararı da bu yöndedir.

III-İHTİYATİ TEDBİR VE KAYYIM ATANMASI TALEBİMİZ

Yukarıda izah edilen sebeplerle , HMK 389 ve devamı maddeleri ile ilgili mevzuat uyarınca davalı şirket müdürünün müvekkil ve şirketi zarara uğratan eylemlerinin ağırlığı , artarak devam etmesi , bu aşamada dahi davamızın delilleriyle sabit olması karşısında , ileride şirket , müvekkil ve şirket alacaklılarının telafisi imkansız zararlarının önlenmesi bakımından gerekli tedbirlerin alınmasını , ihtiyati tedbir kararı verilerek davalının yönetim ve temsil yetkisinin geçici olarak sınırlandırılmasını veya kaldırılmasını , söz konusu şirkete dava süresince kayyım atanmasını , kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanını talep ediyoruz.

Dava sonunda da azil kararı ile birlikte davalının yönetim ve temsil yetkisinin tamamen kaldırılarak şirkete kayyım atanmasını talep ediyoruz.

Nitekim , Yargıtay --- H.D., ---- sayılı ilamında da "

Şirket ortağı tarafından müdürlükten azil için müdüre bir dava ikame edilmiştir. Davacı,

müdürün şirkete gelmediğini, yönetimin aksadığını, üretimin azaldığını, şirket kayıtlarında

bazı usulsüzlüklerin tespit edildiğini iddia ederek davalının müdürlükten azlini talep etmiştir.Mahkemece; yapılan yargılamada davalının şirket müdürü olduğu dönemde satışların düşük gerçekleştiği, şirketin zor durumda bırakıldığı, hesapların yanlış tutulduğu, genel kurul toplantılarının yapılmadığı, T.T.K.nun 161. maddesinde belirtilen azil sebeplerinin gerçekleştiği sonucuna

varılarak, davalının müdürlük görevinden alınmasına, ---- şirkete kayyum olarak atanmasına karar verilmiştir." Söz konusu karar , Yargıtay tarafından kanuna uygun görülerek onanmıştır. Kıyasen uygulanacak 6102 sayılı TTK’nın 235. maddesinin 1. fıkrası, haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisinin, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabileceği, gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkemenin temsil yetkisini “ihtiyati tedbir” olarak kaldırıp bu yetkinin bir kayyıma verilebileceği, kayyımın atanması, görevleri, mahkemece verilen temsil yetkisi ve bunların sınırlarının mahkemece resen tescil ve ilan ettirileceği hükmünü aşağıda alıntı yapıldığı şekilde düzenlemiştir ;

“Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir.ecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir.”

IV-Müdürlükten Azil Davasının Sonuçları ve Ticaret Sicilinin Etkisi

Müdürlükten azil davası neticesinde, müdürün azli kararıyla birlikte söz konusu durumun ticaret sicilinde tescil edilmesini ve TMK m. 427 f. 1 b. 4 uyarınca yönetici kayyım atanmasını , kararla birlikte mevcut durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesini talep ediyoruz. Zira bu durum zaten TTK m. 36 hükmünün bir sonucu ve gereğidir.

Sonuç olarak, yukarıda delilleriyle izah edilen , yargılama sırasında da her türlü delille ispat edilecek olan sebeplerle , davalı müdürün temsil ve imza yetkisini kötüye kullanarak şahsi çıkarları doğrultusunda şirketi ve müvekkilin ortaklık haklarını usulsüz işlem ve kayıtlarla kasten zarara uğratmış , bu ve benzeri yasaya, esas sözleşmeye ve içtihatlara aykırı olan, zarar veren çok sayıdaki menfi fiilleri icra edip, her yolu deneyerek süregelen biçimde gerçekleştirmiş olması karşısında azlin haklılığı , zorunlu hale geldiği ve davalının sebebiyet verdiği müvekkil ile şirketin zararlarını tazminle yükümlü olduğu her türlü izahtan varestedir.

Nitekim, müvekkil genel kurul toplantısında davalıyı ibra etmemiştir. Şirket ortağı olan müvekkilin Anayasamızda (bilhassa Md. 35, 36 ve 48/2) ve TMK Md. 23’te koruma altına alınmış olan mülkiyet hakkını, kişisel özgürlük ve menfaatlerini korumak ve davalının sonu gelmeyen TMK Md. 2’de yazılı iyi niyet kurallarına aykırı haksız fiillerine karşı iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur.

V- Dava şartı olması nedeniyle, huzurdaki uyuşmazlığın çözümü için, tarafımızca ----- Arabuluculuk Merkezine 25/07/2024 tarihinde başvuruda bulunulmuş, ---- sayılı arabuluculuk dosyasına kaydedilen uyuşmazlığın çözümü için Av. Arb. ---- arabulucu olarak atanmıştır. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında anlaşma sağlanamamış olup, e imzalı 30/07/2024 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağını ekte sunmaktayız. Gerektiğinde aslı sunulacaktır. (EK4:30/07/2024 Tarihli Arabuluculuk Son Oturum Tutanağı)

.........

NETİCE VE TALEP

Yukarıda izah edilen nedenlerle , her türlü fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla ;

1-Davalı şirket müdürü ...'un yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılarak AZLİNE, kayyım atanmasına , kararla birlikte ticaret sicilinde tescil ve ilanına ,

2-HMK 107. maddesine göre; müvekkilin ve -----.Şti'nin doğrudan ve dolaylı zararlarının tespiti ile belirsiz alacak olarak , haksız işlem tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte şimdilik; müvekkilin 2000 TL dolaylı zararlarının dava dışı ----- ödettirilmek , 2000 TL doğrudan zararlarının ise müvekkile ödenmek üzere tazmini ile davalı şirket müdüründen tahsiline ,

3-İvedilikle , HMK 389 ve devamı , kıyasen uygulanacak 6102 sayılı TTK’nın 235. maddesinin 1. fıkrası uyarınca haklı sebeplerin varlığının gözetilerek davalının yönetim ve temsil yetkisinin dava süresince de kaldırılmasına , kayyım atanmasına , kayyımın atanması , görevleri, mahkemece verilen temsil yetkisi ve bunların sınırlarının mahkemece resen tescil ve ilanına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine ,

..."

şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak davalının yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle yasadan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmek suretiyle davacının ve "-----Şirketi" ünvanlı şirketin zararına sebep olduğu ileri sürülmek suretiyle söz konusu şirketin müdürü olan davalının yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılarak azline, kayyım atanmasına ve kararla birlikte ticaret siciline tescil ve alanına.

HMK. Madde 107 düzenlemesi kapsamında belirsiz alacak olarak söz konusu şirketin doğrudan ve dolaylı zararlarının tespitiyle haksız işlem tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte şimdilik 2.000 TL dolaylı zararlarını dava dışı söz konusu şirkete ödettirilmek,

2.000 TL doğrudan zararlarının ise davacıya ödenmek üzere tazmini ile davalı şirket müdüründen tahsiline karar verilmesi ve ayrıca dava süresince tedbiren davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ve kayyım atanmasına ve tedbir kararının tescil ve ilanına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Ön inceleme duruşması yapılarak engel bir dava şartı olmadığı belirlendikten sonra ihtilaf noktaları tespit edilerek tahkikata geçilmiş olup, ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin celbedilip incelenen UYAP içeriğine bağlı olarak hukuki ve fiili irtibatı belirlenen ---- Esas sayılı dava ile birleştirme kararı verilmiş olup,

ön inceleme duruşma tutanağının buraya aynen alınması uygun görülen gerekli-yeterli kısımları:

"...

Belirli gün ve saatte celse açıldı.

Davacı Vekili Av. ... ile Davalı Vekili Av. ... duruşmaya katıldı. Başka gelen yok. Belli yerde açık yargılamaya başlandı.

Tebligatların yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşıldı.

Davacı vekili tarafından ibraz edilen 19/11/2024 tarihli dilekçede eldeki davaya konu dönemin diğer davalara konu dönemlerden farklı olduğu yönünde beyanlarda bulunulduğu anlaşılmakla öncelikle bu yönden soruldu.

Davacı vekili: zapta geçen dilekçemizi tekrarla eldeki davaya konu dönem 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin son genel kurul dönemini kapsamaktadır, diğer davalar ise daha önceki dönemlerle ilgilidir, davaların konusu dönemler farklıdır, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı.

Davacı Vekili

Tedbir talebinin değerlendirilmesi dışında kalan diğer tensip ara kararlarının yerine geldiği anlaşıldı.

Cevabi yazı ve eklerine göre derdestlik itirazı yönünden ilgisi olabilecek davaların --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas ve aynı mahkemenin ----- Esas sayılı davaları olduğu anlaşılmakla bu dosyalar yönünden dosyaya giren gerekli-yeterli UYAP içerikleri ve zapta geçen dilekçe ile beyan ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde farklı dönemlere ilişkin aynı mahiyette davalar olduğu, ----- Esas sayılı dava hakkında 06/07/2022 tarih ve ----- Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve dosyanın İstinaf sürecinde olduğu; ------ Esas sayılı davanın ise yargılamasına devam edildiği ve duruşmanın 29/01/2025 günü saat 10:45'e bırakılmış olduğu anlaşıldı.

Davalı vekilinden soruldu: cevap dilekçemizi aynen tekrar ederiz, usule ve esasa ilişkin itiraz ve savunmalarımızı tekrar ediyoruz, dedi.

Ön inceleme duruşmasına geçildi.

Davanın tensip tutanağında da belirtildiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 320’inci maddesi gereğince basit yargılamaya tabi olduğu ve HMK uyarınca dava hakkında HMK'nın 316-322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği anlaşıldı.

HMK'nın 119-121 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ve ekleri incelendi, Dava dilekçesi ve eklerinde herhangi bir eksiklik olmadığı görüldü.

HMK'nın 114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde aktif husumet ehliyeti itirazı ile derdestlik itirazının karara bağlanması gerektiği, bunların dışında dava şartlarının mevcut olduğu anlaşıldı.

Söz konusu itirazlar yönünden soruldu.

Davalı vekili: aktif husumet ve derdestlik itirazlarımız ile önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, dedi.

Davacı vekili: bu konudaki yazılı beyanlarımızı tekrarla itirazların reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.

Dosya incelendi:

GGD

Davanın niteliği, konuya ilişkin yasal düzenlemeler, tarafların ortak olduğu şirketin yapısı, yetki ve temsil yönünden ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde aktif husumet itirazının yerinde olmadığı sonucuna varıldığından bu aktif husumet itirazının reddine, Davaların konusu dönemlerin farklı olması nedeniyle derdestlik şartları gerçekleşmediğinden yerinde görülmeyen derdestlik itirazının reddine, oy birliği ile karar verildi, tefhimle açık yargılamaya devam olundu. Yukarıdaki kararlara da bağlı olarak dava şartları yönünden ön incelemeye engel bir durum olmadığı görüldü. ..........

GGD

1-Tarafların anlaşamadıkları hususların; dava dilekçesinde ve zapta geçen 19/11/2024 tarihli dilekçede ileri sürülen ----- Şirketi" ünvanlı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin son genel kurul dönemi bakımından söz konusu şirketin uğradığı zarar ile davacının doğrudan maruz kaldığı zararın varlığı ve miktarı ile davalının yönetici sıfatını haiz olup olmamasına da bağlı olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, tarafların kusurlu olup olmadıkları, kusur ve varsa paylaşım oranlarının ne olduğu, bütün bunlara bağlı olarak davalının ayrı ve müştereken sorumlu olunan zarar miktarının;

davalının azlinin gerekip gerekmediği ve buna bağlı olarak yerine kayyım atanmasının gerekip gerekmediği ve ayrıca ihtiyati tedbir niteliğinde kayyım atanmasının gerekip gerekmediği hususlarının aydınlatılması noktasında toplandığının tespitine,

2-HMK'nın 320/2.maddesi gereğince tarafların sulh olmak ve arabulucuya başvurmayı istemedikleri anlaşılmakla tahkikat aşamasına geçilmesine ve bu tutanak esas alınarak tahkikatın yürütülmesine, .......... Bu davanın aynı mahiyette olan ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı davasıyla birleştirilmesi yönünden soruldu. Davacı vekilinden soruldu: birleştirme hususunun takdirini Mahkemeye bırakıyoruz, dedi. Davalı vekilinden soruldu: birleştirme hususunun takdirini Mahkemeye bırakıyoruz, dedi. Dosya incelendi: hukuki irtibat nedeniyle davaların birleşmesi gerektiği anlaşılmakla yargılamanın bittiği bildirildi. ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.

Sonuç olarak davaların tarafları, konusu, davaların niteliği, söz konusu ---- Esas sayılı dava dosyasından verilen cevabi yazı ve ekleri birlikte değerlendirildiğinde her iki davanın birlikte görülmesi gerektiği, her iki davada da aynı mahiyette taleplerin ileri sürüldüğü ve aynı araştırmaların yapılması gerektiği, davalar arasındaki tek farkın sorumluluk dönemlerinin farklı olmasına bağlı olduğu, sorumluluğa ilişkin hususların tek elden değerlendirilmesi ve yargılamanın ucuzluğu ilkesi yönünden davaların birlikte görülmesinde hukuki yarar bulunduğu;

----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davanın daha önceki esaslı olup, derdest olması, davalar arasında irtibat bulunması karşısında davaların birlikte görülmesinde hukuki yarar bulunduğu anlaşılmakla ---- Esas sayılı bu davanın ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas sayılı davası ile birleştirilmesine ilişkin olmak üzere aşağıdaki karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Hukuki ve fiili irtibat nedeni ile bu davanın ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Esas sayılı davası ile birleştirilmesine, 2-Esasın bu şekilde kapatılmasına, 3-Tedbir talebinin söz konusu ---- Esas sayılı dosya üzerinden karar bağlanmasının gözetilmesine, İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda nihai kararla birlikte İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/530, K. 2024/818, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2024/530
  4. Karar No : 2024/818
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 30/07/2024
  7. Karar Tarihi : 20/11/2024
  8. Gereği Görüşülüp Düşünüldü
  9. Konu
  10. Açıklamalar
  11. Iıı-ihtiyati Tedbir Ve Kayyım Atanması Talebimiz
  12. Netice Ve Talep
  13. Ggd
  14. Ggd
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/530
Karar No
2024/818
Tarih
20 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/530 K.2024/809
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/531 K.2024/1331
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/531 K.2024/833
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/531 K.2024/1891
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/531 K.2024/848
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/532 K.2024/668

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.