KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/788
- Karar No
- 2025/421
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2025
Karar Metni
1.422 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/788
KARAR NO : 2025/421
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/11/2024
KARAR TARİHİ : 12/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisine dayalı ticaret 07.09.2023 tarihinde başladığını.
Davacı şirket tarafından davalıya düzenli olarak mal satışı yapılmış, davalı şirket ise mal satışı karşılığında davacı şirkete ödeme yapıldığını, davalının 218.797,24 TL toplam cari hesap borcunun tahsili için başlattığımız icra takibinin ekinde sunmuş oldukları cari hesap ekstresi ve bu ekstrede yer alan faturadaki mal ve hizmetler davalıya tam ve eksiksiz olarak sunulmuş olup, işbu husus fatura ve sevk irsaliyeleriyle sabit olduğunu, ayrıca davalının sunulan mallara ve faturaya ilişkin yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazı olmadığını beyan ederek; davalı-borçlunun ------.
İcra Müdürlüğü ------. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın 218.797,24 TL yönünden iptaline ve takibin 218.797,24TL üzerinden devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
HMK m.128 gereği usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi sunmayan davalı taraf, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır.
DELİLLER
-----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait BA/BS formları,
-----.
İcra Müdürlüğü ------- Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 218.797,24 TL asıl alacak olmak üzere işlemiş faiz ile birlikte toplam 228.526,97 TL yönünden 30/01/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak "17.01.2024 TARİHLİ CARİ HESAP EKSTRESİ 218.797,24 TL" açıklamasının gösterildiği, davalı tarafından 05/02/2024 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği,
itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce SMM bilirkişiden 14/03/2025 tarihli bilirkişi raporu alınarak taraflara tebliğe çıkarılmış, davacı tarafça rapora karşı beyan dilekçesi sunulmuş, davalı tarafça herhangi bir beyan ve itiraz dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava,------. İcra Müdürlüğü -------Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosyaya ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde; ------ Arabuluculuk Bürosu, büro dosya numarası ---- ve arabuluculuk numarası -------- olan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından 28/06/2024 tarihli son tutanağın düzenlendiği,
bu haliyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Kayıt dışı ekonomiyi ve sahte fatura düzenlenmesini engellemek üzere bilanço esasına göre defter tutan kurum, kuruluş ve kişilere KDV hariç belirli bir tutarın üzerinde düzenledikleri (BS) ve aldıkları (BA) faturaları vergi dairesine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder ( Yargıtay ----- HD, ------Neticeten; huzurdaki davada dava konusu alacağa dayanak faturaların davacı defterlerinde ve davalı taraf BA formlarında kayıtlı olduğu,
davalı tarafa tebliğ edilmeyen bir faturanın muhasebeleştirilerek vergi dairesine bildiriminin yapılması mümkün olmadığından faturanın davalı tarafa teslim edilmiş sayılacağı, davalı tarafça işbu faturaya ilişkin olarak iade faturası düzenlendiği ya da süresi içerisinde itiraz edildiğine dair bir savunmada bulunulmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edilip vergi dairesine bildiriminin yapılmış olmasının artık faturaya konu mal ve hizmetin davalı tarafça alındığına karine teşkil edeceği aksinin davalı tarafça ispatının zorunlu olduğu,
ön inceleme duruşmasında verilen kesin süre içerisinde davalı tarafça ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer ve muhatap alınacak kişinin kimlik ve iletişim bilgilerinin de dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davanın taleple bağlı kalınarak 218.797,24 TL asıl alacak talebi bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur.
Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir.
Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
(HGK'nın 07/06/2006 tarihli, ------. sayılı ilamı)Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerinin, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle HMK m. 326 gereği davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın kabul edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/788, K. 2025/421, 12 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama