KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/867
- Karar No
- 2025/640
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2025
Karar Metni
1.505 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/867
KARAR NO : 2025/640
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/11/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacının, yıllardır sektörde hizmet veren, işini layıkıyla yapan ve sağlamış olduğu hizmeti eksiksiz yerine getiren, hizmet sağladığı gerçek ve/veya tüzel kişilerin en ufak bir mağduriyetine sebebiyet vermemeye çaba gösteren bir firma olduğunu, davacı tarafından sağlamış olduğu mal ve hizmet tam ve eksiksiz, yükümlülüklerine uygun olsa da kimi zaman somut olayda da yaşanmış olduğu üzere hizmet sağlanan kişiler tarafından müvekkili şirketin sağlamış olduğu hizmetin karşılığı olan kısacası karşı tarafın yükümlülüğü olan hizmet bedeli davacı tarafa ödemediğini, davacı,
hakkı olan ve hizmetinin karşılığını oluşturan hizmet bedeli ödenmediğinden haklı olarak -----İcra Dairesi ------- dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, fakat davalı yan 16.09.2024 tarihinde haksız ve kötüniyetli bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini, davalı tarafından yapılan itiraz neticesinde huzurdaki davanın da konusunu oluşturan icra takibinin durdurulması yönünde tensip tutulmuş, icra takibinin durduğunu beyan ederek;
davalı borçlu şirketin icra takibine vaki haksız ve kötüniyetli itirazının asıl alacak tutarına tekabül eden 175.838,40.-TL üzerinden iptali ile --- İcra Müdürlüğünün -------- sayılı dosyası üzerinden davalı borçlu şirket aleyhine başlatılan takibin 175.838,40.-TL asıl alacak erinden fer'ileriyle birlikte devamına, haksız itirazı ile takibi sürüncemede bırakıp borcunu demeyen ve müvekkil şirketi mağdur eden kötüniyetli davalı borçlunun, alacağın en az %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkumiyetine, gerek takip öncesi işlemiş faize ilişkin, gerekse fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımızın saklı tutulmasına,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı uhdesine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı, davalı aleyhine takip başlattığını, haklı itirazlarımız üzerine takibin durması sonucunda itirazın hükümden düşürülmesi için davacı tarafından açılan davanın hiçbir gerekçesi, hukuki dayanağı olmadığını, davacı yan dilekçesinde davalından alacaklı olduğu iddiasında bulunmuşsa da bu iddianın taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, davalıya tebliğ edilen dava dilekçesi ekinde dava dilekçesinde iddia edilen cari hesap tablosu tek taraflı düzenlendiğini, Borçlar Kanunun 90. maddesi, “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.”.
117.maddesi ise, “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” hükümlerini içerdiğini, bu hüküm gereğince davacı yan tarafından davalı şirkete gönderilen herhangi bir ihtarname bulunmadığından borcun muaccel hale geldiği kabulü mümkün olmayıp, icra dosyasında faiz başlangıç tarihi de bu nedenle hatalı olduğunu, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadan, yalnızca davacı yanın iddiası doğrultusunda cari hesap dökümleri yasal delil olarak kabul edilemeyeceğini, nitekim cari hesap ilişkisi mevcut olduğu ihtimalinde bile taraflar arasında herhangi bir mutabakat yapılmadığını,
cari hesap borçlusu bakımından lehe olan yasal hakların kullanılmasına mahal vermeksizin hukuki işlem başlatılması davacı yanın kötü niyetli tutum içerisinde olduğunun açıkça göstergesi olduğunu beyan ederek; davacının kötü niyetinin açıkça göstergesi olan, hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
------ İcra Dairesi ----- Esas sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait BA/BS formları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, -----. İcra Dairesi ------ Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Kayıt dışı ekonomiyi ve sahte fatura düzenlenmesini engellemek üzere bilanço esasına göre defter tutan kurum, kuruluş ve kişilere KDV hariç belirli bir tutarın üzerinde düzenledikleri (BS) ve aldıkları (BA) faturaları vergi dairesine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder ( Yargıtay ------HD, -----
Davaya dayanak 07.06.2024 tarih175.838,40 TL bedelli fatura davacı taraf defterlerinde kayıtlı olup, BA/BS formlarıyla taraflarca vergi dairesine bildirilmiş olduğu görülmekle, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere faturaya konu mal ve hizmetin teslim edildiğinin kabulü gerekli olup (Yargıtay ----HD.--------, uyuşmazlığın bedelin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı kabul edilmiştir.Neticeten; huzurdaki davada dava konusu faturanın davacı defterlerinde ve davalı taraf BA formlarında kayıtlı olduğu,
davalı tarafça işbu faturaya ilişkin olarak iade faturası düzenlendiği ya da süresi içerisinde itiraz edildiğine dair bir savunmada bulunulmadığı, dava konusu faturanın davalı tarafa teslim edilip vergi dairesine bildiriminin yapılmış olması karşısında artık faturaya konu mal ve hizmetin davalı tarafça alındığına karine teşkil edeceği aksinin davalı tarafça ispatının zorunlu olduğu, buna karşın mahkememizce 07/03/2025 tarihli duruşma ile kesin süre verilmesine rağmen ticari defter ve kayıtların bulunduğu yerin mahkememize bildirilmediği ve defterlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı,
bu haliyle davacı tarafın asıl alacak iddiasının yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur.
Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir.
Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
(HGK'nın 07/06/2006 tarihli, ------. sayılı ilamı)Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/867, K. 2025/640, 18 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama