KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/93
- Karar No
- 2024/916
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
2.078 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/93
KARAR NO : 2024/916
DAVA
Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/02/2024
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, davacı şirketin, davalı/borçlu şirkete taşıma hizmeti verdiğini, dava dilekçesi ekinde işbu taşımaya ilişkin yapılan yazışmalar ve taşımaya ilişkin evrakların sunulduğu, yapılan tüm işlemler ve masraflar maille davalı şirkete bildirildiği ve onların bilgisi dahilinde yapıldığı sonrasında da faturalandırıldığını, dosyaya sunmuş oldukları evraklardan da taşımanın yapıldığı ve hangi aşamalarda hangi masrafların yapıldığının sabit olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerden dolayı davacının fazlaya dair her türlü yasal hakkı saklı tutularak;
davanın kabulü ile 6.442,00 Euro'nun faturaların davalı şirkete tebliğinden itibaren avans faizi ile davacıdan alınarak taraflarına verilmesine, masraf ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve 2023 Yılı BA-BS Formları, Dolaşım belgesi, Transit Refakat Belgesi , Faturalar, E-mailler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR:
Dava , taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. ( Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilnin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Taraflar TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;
6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ---: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ------) (KOD ----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: -----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davanın dayanağı taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacak iddiasıdır.
Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dosyada bulunan faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ---- Esas, ----- Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.
Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nin 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.
Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır.
Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230).
Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof.
Dr. ----.) Mahkememizce bu şartlara ve faturalara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı şirket davaya yanıt vermediğinden münkir kabul edilerek davacı tarafça gösterilen deliller toplanmış, sunulan deliller değerlendirilmiş ve tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2023 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir.
Taraflar arasında ticari taşıma ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği, davanın temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Bilirkişi SMMM---- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 10.10.2024 tarihli raporda özetle; davacının incelenen 2023-2024 dönemi ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür.
Mahkemenin 11.07.2024 tarihli ---- Nolu celse kararı “3-) A-Taraflar tacir olup ticari defterlere dayanıldığı bildirilmekle ve davanın niteliği gereği tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği dikkate alınarak.
TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca her iki tarafın uyuşmazlık konusu alacakla ilgili yıllara (2023) ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişi eşliğinde 27/09/2024 günü saat 14:20 yapılmasına,” karar verildiği, bu karar uyarınca davalının belirlenen inceleme günü ve saatinde hazır olmaması yerinde inceleme talebinde bulunmaması nedeniyle dava konusu ile ilgili ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan işbu alacak davasına konu faturaların temel fatura senaryosu ile düzenlenmiş e- faturalar olduğu,
davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle (07.02.202+nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı düzenlendiğinden bu husus gözetilerek avans faizi talebi yerinde görülmediği gibi VUK'nun 230. maddesinde faturanın içeriği belirtilmiş olup, faturada bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle, kararlaştırılan günün kesin vade olarak kabulü mümkün de değildir.
Dolayısıyla faturanın tebliği tek başına ihtar yerine geçmeyeceğinden TBK'nin 117/1 (Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.) maddesi ve TBK'nin 154/2 (Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.) maddeleri gereğince temerrütün dava tarihi ile oluştuğu gözetilmiştir. Binaenaleyh; davacı şirketin davada gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını.
TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/3 maddeleri nazarında kendi ticari ticari defterlerindeki kayıtlar, faturalar, mevcut bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; dosyaya sunulan sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile.
6.442,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren avans faizini geçmemek kaydıyla 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para (Euro) türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki --'nin döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6, TBK, 1 vd.117/1 TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30, 33, 222/3 , 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, Av.Kanunu 2/1,2 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/93, K. 2024/916, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama