KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/971
- Karar No
- 2025/446
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
Karar Metni
2.477 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/971
KARAR NO : 2025/446
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/05/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ...'in 08.08.2023 tarihinde yetkilisi olduğu------Şirketi'ni kurduğunu, kuruluş aşamasında nakit yönünden sıkıntıda olan müvekkiline, davalının, kendisinin ortak alırsa müvekkile yardımcı olabileceğini ilettiğini ve 12.10.2023 tarihinde 360.000 TL müvekkilin şahsi hesabına ödeme yaparak,
%40 hisse ile şirkete ortak olduğunu, tarafların aralarındaki anlaşma uyarınca davalı Mart/2024 dönemine kadar şirketin tüm masraflarını üstleneceğini ve şirketten para almayacağını taahhüt ettiğini, davalının, müvekkilinin yakın arkadaşının eşi olması ve buna bağlı güven telkin edici davranışlarda bulunması nedeniyle taraflar arasında buna ilişkin yazılı bir sözleşmenin yapılmadığını, yapılan bu ortaklık sonrasında, davalının ısrarla kendi iş yerlerine yakın olan kayın biraderine ait taşınmazı ofis olarak kiralama konusunda müvekkiline baskı yaptığını,
başka bir yer araştırmasına fırsat vermeden kayınbiraderi---- yerine imza atmak suretiyle 10.10.2023 tarihinde müvekkiline kira kontratını imzalattığını, bu olaya şirketin o dönemki mali müşavirinin de şahit olduğunu, kontrat uyarınca kiraya veren davalının kayınbiraderi olmasına rağmen, kira bedelini davalının eşi ----- hesabına yatırması gerektiği müvekkiline bildirildiğni ve kiraya veren ile hiçbir şekilde iletişime geçmemesi hususunda müvekkilin uyardığını, kiralanan yerde tadilat işlemlerine başlanıldığını davalı tadilat işlemlerini kendi tanıdığı kişilere yaptırdığını, davalının bu sürece müvekkilini hiçbir şekilde dahil etmediğini,
yapılan harcamalara ilişkin fatura, belge vs. ibraz etmediğini, sadece ----- yapılan işlemlerin ve bunların tutarlarının listesini müvekkiline gönderdiğini, davalının, şirkete ortak olduktan 2.5 ay sonra 25.12.2023 tarihinde, aniden ortaklıktan ayrılmak istediğini belirterek müvekkilden o güne kadar ortaklık için verdiği paranın yaklaşık 3 katı tutarında para talep ettiğini yeni kurulan şirket kara bile geçmemişken, davalı, kredi çektiğini , faizi ile birlikte ödenmesi gereken rakamın 1.000.000 TL olduğunu müvekkiline bildirdiğini,
şirketi yeni kurmuş olan ve yakın zamanda da talep ettiği için davalıya 80.000 TL ödeme göndermiş olan müvekkili bu bedeli kısa sürede ödeme imkanı olmadığını davalıya söylemesine rağmen davalının ısrarla kredi çektiğini , ödeyemediğini , istediği tutarı acil olarak ödemesi gerektiğini hem müvekkiline , hem de vekil olarak tarafına ilettiğini davalının para konusundaki tutumu karşısında kendisinden kredi belgelerini ibraz etmesini istediğini, krediyi üstlenip ödeme teklifinde bulunduğunu ama kendisi nakit para istediğini belirterek bu önerileri reddettiğini, müvekkilinden maaş talebinde bulunduğunu,
tarafların bu sebeple diyalogları bozulma noktasına geldiğini, müvekkilini tehdit ettiğini ve müvekkilinin bu tehdit sebebiyle arabasını satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı ----- plaka sayılı araç , 26.01.2024 tarihinde , 1.040.000 TL ye piyasa bedelinden daha düşük bir fiyata satıldığını, aynı gün davalının istediği 1.000.000 TL'nin hesabına aktarıldığını, müvekkilinin o dönemde yaşadığı panik ve endişe sebebiyle sağlıklı düşünemediği için ödemeyi kendi hesabından aktardığını ve aktarırken açıklama kısmına borç ödeme olarak yazdığını, müvekkil, borçlu olmadığı bir bedeli,
kendisine ve şirketine yapılan bu tehdit sebebiyle ödemek zorunda bırakıldığını, maddi manevi zarara uğradığını, davalı hem müvekkile hem de şirkete zarar vereceğini söyleyerek müvekkilini korkuttuğunu ve içinde bulunduğu zor durumdan faydalandığını, korkutulmak suretiyle arabasını satarak , şirket ortaklığı için kendisine ödenen 360.000 TL bedelin yaklaşık 3 katı bir tutarı olan 1.080.000 TL'yi geri ödemek zorunda kalan müvekkilinin mağdur olduğunu, davalının bu bedeli aldıktan sonra hissesini de aynı gün devretmediğini, müvekkilin kendisini sürekli araması neticesinde ancak 30.01.2024 tarihinde hisse devrini yaptığını,
davalının müvekkile karşı tehditlerini sürdürmeye devam ettiğini, bu kez tadilat masrafı, ortaklık kar payı, ödendiği halde kira bedeli, talep edilmediği halde depozito başlıkları altında tekrar para istemeye başladığını, taraflarınca ---- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ----- Sor. no ile işbu soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalıya fazla ödemenin günümüz şartlarına uyarlanarak ve zenginleşmenin gerçekleştiğini 26.01.2024 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesini talep ettiklerini,
müvekkilinin iş yerini kapatmak ve başka yere taşınmak zorunda kaldığını, bu sebeple yaşadığı manevi zararın kısmen dahi olsa giderilmesi amacıyla 100.000 TL manevi tazminatın müvekkilin kişilik haklarına zarar veren davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ettiklerini, davalı ...'in erkek kuaförü olarak kendi iş yerini işlettiğini, kendi adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri bulunan davalının ,bankada ve borsada parasının olduğunun bilindiğini, bunun yanında bir takım yasa dışı işler yaptığından da şüphelenildiğini, müvekkiline karşı işlemiş olduğu haksız fiil sebebiyle mal varlığını kaçırma ihtimalinin yüksek olduğunu,
davalı adına kayıtlı taşınır,taşınmaz mallar ile banka hesaplarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararının verilmesini davanın kabulü ile davacının davalıya haklı bir sebep olmaksızın yapmış olduğu ödeme nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve dava değeri artırılmak kaydıyla, şimdilik 100.000-TL nin 26.01.2024 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacıya iadesine, davacının maddi-manevi uğramış olduğu zarar sebebiyle,
fazlaya ilişkin alacak haklarımız saklı kalmak ve dava değeri artırılmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL maddi tazminat ile 100.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınıp, haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalı ve eşi uzun yıllardır davacı yanı tanıdığını, davacının bir çok maddi ve manevi probleminde yanında ve yardımcı olduğunu, hem müvekkil, hem de eşi yeri geldiğinde davacının evladıyla ilgilendiklerini, hatta hiçbir karşılık beklemeden davacının özel okulda okuyan evladının okul taksitlerini bilabedel ödediklerini, bunun yanında müvekkilinin uzun yıllardır erkek kuaförlüğü yapmakta ve iş yaptığı çevresinde tanınan, bilinen, ticari itibarına güvenilen, uzun yıllardır işlettiği dükkanı aynı yerde olan bir esnaf olduğunu, dolayısıyla bu tarz yeni kurulmuş bir işletmeye yatırım yapmak, müvekkilin yardım etme çabasından ziyade,
ticari itibarı olmayan davacının batmaması adına, dostu olarak cevap vermek olduğunu, davacı yanın iddialarında tarafların aralarındaki anlaşma uyarınca müvekkilin Mart 2024 dönemine kadar şirketin tüm masraflarını üstleneceğini ve şirketten para almayacağını taahhüt ettiğini, müvekkilin davacının yakın arkadaşının eşi olması ve buna bağlı güven telkin edici davranışlarda bulunması nedeniyle taraflar arasında buna ilişkin yazılı bir sözleşmenin yapılmadığı belirtildiğini, Mart 2024 tarihine kadar işletmenin kar paylarını hesaplayıp, gerekirse şirketin işlerinin düzeltilmesi,
akabinde önceki dönem kazançlarının da ortaya çıkacak tabloya göre ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, fakat davacı yan bu süreçte şirket hesabından şahsi hesabına defaatle para aktardığını ve kendi hesabına usulsüz şekilde para geçirdiğini, müvekkilin, şirkete ve davacıya sağladığı bir imkan da yapılan bu ortaklık sonrasında, müvekkil tarafından davacının tabiriyle 'ısrarla' kendi iş yerlerine yakın olan kayın biraderine ait taşınmazı ofis olarak kiralama konusunda davacıya baskı yaptığı,
başka bir yer araştırmasına fırsat vermeden kayın biraderi ----- yerine imza atmak suretiyle 10.10.2023 tarihinde davacıya kira kontratını imzalattığını, müvekkilin, şirkete ve davacıya sağladığı bir imkan da yapılan bu ortaklık sonrasında, müvekkil tarafından davacının tabiriyle 'ısrarla' kendi iş yerlerine yakın olan kayın biraderine ait taşınmazı ofis olarak kiralama konusunda davacıya baskı yaptığı, başka bir yer araştırmasına fırsat vermeden kayın biraderi ----- yerine imza atmak suretiyle 10.10.2023 tarihinde davacıya kira kontratını imzalattığını, bu olaya şirketin o dönemki mali müşavirinin de şahit olduğunu,
kiralanan yerde tadilat işlemlerine başlanıldığını, müvekkilin tadilat işlemlerini kendi tanıdığı kişilere yaptırdığını, bu sürece davacıyı hiçbir şekilde dahil etmediği, yapılan harcamalara ilişkin fatura, belge vs. ibraz etmediği, sadece ----- yapılan işlemlerin ve bunların tutarlarının listesini davacıya gönderdiği belirtildiğini, bu husus dahi yine müvekkilin şirketin ayakta kalması için şirketin üzerinden masraf yapmaması,
kendi şahsi hesabından bu tadilat ve tamiratın yapıldığını ve şirket karlılığa geçip ödeme zamanında bu masrafların tutarlarının ihtilaf sebebi olmaması niyetiyle davacıya bildirilmesi hususunu kapsadığını, bu durumlara rağmen davacı art niyetli davranıp, şirket hesabından kendi hesabına defaatle para aktardığını, müvekkilin, şirkete ortak olduktan kısa bir süre sonra 25.12.2023 tarihinde, aniden ortaklıktan ayrılmak istediği belirilterek,
davacıdan o güne kadar ortaklık için verdiği paranın yaklaşık 3 katı tutarında para talep ettiği hususu olduğunu, şirket hesabından şahsi hesaba aktarılan bedeller, ayrıca davacıya elden verilen şahsi borçlar, şirketin borçlularına müvekkil tarafından yapılan elden ödemeler ve kiralanan yerin tamirat, tadilat masrafı gibi şirket öncesine dayanmayan ancak bu kısa süre içerisinde müvekkil tarafından yapılan tüm masraf, gider ve sermaye bedelinin tutarı olarak belirlendiğini ve istenilen meblağ buna istinaden ortaklık için verilen meblağın 3 katı tutarına çıktığını, müvekkilin davacıya kredi çektiğini,
faizi ile birlikte ödenmesi gereken rakamın 1.000.000-TL olduğunu davacıya bildirdiğini, şirketi yeni kurmuş olan ve yakın zamanda da talep ettiği için davacı tarafından müvekkile 80.000-TL ödeme gönderildiğini ve davacının talep edilen bedeli kısa sürede ödeme imkanı olmadığını, davalı müvekkilin maaş talebinde bulunduğu, tarafların bu sebeple diyalogları bozulma noktasına geldiği,
müvekkilin davacıyı tehdit ettiğini ve davacının bu tehdit sebebiyle arabasını daha düşük bir bedelle satmak zorunda kaldığını, yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı ----- plakalı araçın 26.01.2024 tarihinde, 1.040.000-TL'ye piyasa bedelinden daha düşük bir fiyata satıldığını, aynı gün müvekkilin talep ettiği bedel olan 1.000.000-TL'nin müvekkilin hesabına aktarıldığını, aracın ederinden düşük satıldığı iddiası da davacının ticari bilgiden yoksun olduğunun bir başka ispatı olduğunu, ayrıca şirket adına kayıtlı aracın satış meblağı, davacının şahsi hesabına aktarıldığını,
davacı şahsi hesabından 'borç ödeme' ibaresiyle art niyetli olarak müvekkile talep edilen meblağı gönderdiğini, davacı vekili tarafından, müvekkilin bu bedeli aldıktan sonra hissesini aynı gün devretmediğini, davacının kendisini sürekli araması neticesinde 30.01.2024 tarihinde hisse devrini yaptığını, müvekkilin davacıya karşı tehditlerini sürdürmeye devam ettiğini, bu kez tadilat masrafı, ortaklık kar payı, ödendiği halde kira bedeli, talep edilmediği halde depozito başlıkları altında tekrar para istemeye başladığı iddia edildiğini, müvekkil yapılan hesaplamalara istinaden davacı taraftan ödediği tutarların karşılığını talep ettiğini,
ayrıca şirket içerisinde kalan mallar vs. olduğu için bunların da ortaklık payında olan meblağını talep ettiğini, sebepsiz zenginleşme, maddi ve manevi tazminat talepleriyle açılan davada, yukarıda açıkladıkları ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle müvekkilin sorumluluğu olmadığını. müvekkil ne sebepsiz zenginleşmeye neden olacak bir durum ve tavır içerisinde olduğunu, ne de maddi yahut manevi tazminat ödemesini gerektiren bir durum olduğunu, davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama Giderleri ile Ücret-i Vekaletin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
---- CBS ----- Soruşturma sayılı dosyası, Kira Sözleşmesi, Banka Kayıtları, ----- Yazışmaları, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dava , Maddi ve Manevi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Dosya Mahkememize ----. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/11/2024 tarih,----- Esas ----- Karar Sayılı ilamı ile verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip gelmiştir. Mahkememizce tensip zaptı hazırlanarak taraf vekillerine davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmış ve duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanları dinlenmiş ve itirazlar yönünden dosya incelemeye alınarak duruşma tehir edilmiştir.
Öncelikle somut olayda davanın taraflarının gerçek kişi tacir oldukları ve olayların dava dışı ------ Şirketi ortaklığından kaynaklandığı anlaşılmakla mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir. Bu kabulden hareketle duruşma ara kararları gereğince HMK'nin 320/1 ve 138. maddelerine göre dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde hüküm verilebileceği açıktır.
Bu minvalde Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30.maddesi gereğince çabukluk ve usul ekonomisi ilkeleri de gözetilerek. 6100 sayılı HMK'nin 114, 115.137,138,140 maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında dava şartlarına yönelik (arabuluculuk dava şartı) yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesine göre 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.
Hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri mevcuttur. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde aynen; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin MADDE 5/A - (EKLENMİŞ MADDE ----: 19.12.2018 RG NO: ----- KANUN NO: ------) (YÜR. TAR.: 01.01.2019) (-) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (DEĞİŞİK İBARE ----: 05.04.2023 ----- NO--- KANUN NO: --- (YÜR.
TAR.: 01.09.2023) (KOD -) para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna göre işbu menfi tespit davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle TTK'nin 5/A-1 ve HMK'nin 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır.
Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan hukuki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının istemi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiği paranın iadesi (bir miktar paranın ödenmesi) ve bu yüzden uğradığı manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dava görevsizlik kararı veren ----- Asliye Hukuk Mahkemesinde 24/05/2024 tarihinde açılmış olup dava açılış tarihi olan 14.05.2024 tarihi itibariyle işbu ticari dava zorunlu arabuluculuğa tabidir.
Davanın görevsiz mahkemede açılmış olması bu sonucu değiştirmemektedir. Bu cümleden olmak üzere işbu davada dava dilekçesine arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği eklenmediği gibi dava dilekçesinde bu yönde hiçbir açıklama da yapılmamıştır.
Bununla birlikte Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 27/12/2024 tarihinde kesinleştirme işlemi yapılığı, dosyanın mahkememize aynı gün 27/12/2024 tarihinde tevzi edildiği ve Mahkememizce 07/01/2025 tarihinde tensip zaptı hazırlandığı, davacı vekili tarafından aynı gün 07/01/2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı ve 08/01/2025 tarihinde arabulucunun görevlendirildiği, arabuluculuk son tutanağının ise 29/01/2025 tarihinde düzenlenerek 15/05/2025 tarihli duruşma öncesinde dosyaya ibraz edildiği görülmüştür.
Buna göre davanın görevsiz mahkemede açıldığı 24/05/2024 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmadığı gibi davanın görevsizlikle geldiği Mahkememizin esasına kaydedilmeden önce (27/12/2024) davacı tarafça yapılan bir arabuluculuk başvurusunun da bulunmadığı tespit edilmiştir.
Böylece eldeki olayda 6325 sayılı HUAK'nin 18/A ve 18/A(2) hükümleri gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusundaki emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alınarak herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh.
6102 sayılı TTK'nin 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Bendinin son cümlesi ve HMK'nin 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. (Yargıtay ---- H.D. ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı / ---- BAM -----. HD.-----.ilamı)
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/971, K. 2025/446, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama