KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/456
- Karar No
- 2023/572
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2023
Karar Metni
1.761 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/456 Esas
KARAR NO: 2023/572
DAVA
Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 10/06/2022
KARAR TARİHİ: 13/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (rücuen tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı tarafından hizmet alımı ihaleleri kapsamında çalıştırılan -------- iş akdi, tazminat almayı hak edecek şekilde iş akdinin sonlanması nedeniyle alt işveren nezdinde çalışan sigortalı işçiye kıdem tazminatı olarak 28.06.2019 tarihinde ödenen ve davalı alt işverenliklerin sorumluluklarına isabet eden toplam (14.044,53) TL.'nin, taraflar arasında imzalanan teknik şartname hükümleri gereği, her bir davalının kendi dönemlerindeki süre sorumluluklarına göre, ödenen tutarların ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte, tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı --------Şti. ne dava dilekçesi ve eklerinin 24/06/2022 tarihinde, ------- Şti.ne TK 35 md. göre 23/07/2022 tarihinde dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edildiği, yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığından, HMK md 128 uyarınca, dava dilekçesindeki vakıaların inkar edildiği kabul edilmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:
Dava, davacı tarafından dava dışı işçi -------- ödenen tazminat ve işçilik alacaklarının, kendi dönemleriyle sınırlı olmak kaydıyla davalı şirketlerden tahsil edilmesine talebine dayalı rücuen tazminat davasıdır.
Özetle, davacı -------- Bankası, işçiye ödediği kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretini, işçinin çalıştığı dönemlerle sınırlı olmak üzere ilgili davalılardan talep etmektedir.Mahkememizce 14/6/2022 tarihli tensiple, -------- müzekkere yazılarak --------- 25/07/207 - 12/06/2019 tarihleri arasına ait hizmet kayıtları ile işe giriş ve işten çıkış bildirgelerinin mahkememize gönderilmesinin istenilmiş, yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
22/11/2022 tarihli ön inceleme celsesinde uyuşmazlığın, davacı tarafın asıl işveren sıfatı ile ödediği tazminat tutarlarının davalı şirketlere rücu şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiş ve dosya, işçilik alacakları konusunda hesap uzmanı bir bilirkişiye tevdi edilerek uyuşmazlık konularına ilişkin rapor alınması istenilmiştir.
2/12/2022 tarihli raporda özetle;"
(...) C) Alt İşverenliğin - Davalıların Sorumlulukları4857 Sayılı İş Yasasının 2.maddesinde “.. mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesi: veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur...” demektedir.Halen yürürlükte olan 1475 Sayılı İş Yasasının 14.maddesinde “..İşçilerin kıdemleri, hizmet akı devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır.
İşverenlerin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. Bu Kanunun neşrinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur.
Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesi ile sınırlıdır...” demektedir.4857 Sayılı İş Yasasının 6.maddesinde “... İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır...” demektedir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından hizmet alımı ihaleleri kapsamından çalıştırılan -------- işçilik alacakları sebebiyle toplam (14.044,53) TL. ödeme yapmak zorunda kaldığı, taraflar arasında imzalanan teknik şartname hükümleri gereği bu ödemeden davalının sorumlu olduğu belirtilerek, tüm dönem üzerinden ödenen tutarların ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Yukarıda belirtilen kararlardan hareketle, İş Yasasına göre yukarıda belirlenen bu sorumluluk hali tarafların işçilere karşı olan sorumluluğunu düzenlemektedir.
İş bu somut olayda ise taraflar arasındaki hukuki ihtilaf İş Yasasından kaynaklanmadığından İş Yasası hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda da Yargıtay kararlarına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.Dosyaya ibraz edilen Hizmet Alım Sözleşmesi ile İdari Şartname hükümlerinde sözleşme bedeline dahil giderler. Ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harçlar olarak belirtilmektedir.
Fiyat farkının sözleşme süresi içinde oluşan personel ücretleri ile ilgili bedel artışlarının ayrıca yükleniciye ödeneceği belirtilmektedir.
Bunun dışında taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ile idari şartname hükümlerinde; çalışanların sözleşmelerinin sona ermesinde, davacı kurum tarafından ödenmek zorunda kalınan kıdem tazminatı alacaklarının, yüklenicilere rücu edebileceği veya yüklenicilerin bu giderlerden sorumlu olacağına ilişkin bir hükme rastlanılmamıştır.6098 Sayılı Borçlar Kanunun 167.
Maddesi “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” şeklindedir.6098 Sayılı Borçlar Kanunun 168.
Maddesi “Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.” şeklindedir.Bu husustaki nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde açıkça dava konusu kıdem-ihbar tazminatından yüklenicilerin sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmaması nedeniyle davacının yasa hükümlerine göre ödemek zorunda kaldığı tutarları sözleşme hükümlerine göre rücu edemeyecektir.-------- tarihli kararında özetle; “...
Sözleşmelerin diğer hükümleri incelendiğinde, davacı Bakanlığın çalıştırılacal lerle ilgili işe başlama, çalışma koşulları, denetleme, mali haklarının ödenmesiyle ilgili denetim ve kontrolün tamamen elinde bulundurduğu ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir.
Dairemizce aynı nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan ve işçilerin iş mahkemesinde açtığı benzeri davalarda, işveren kurumla yükleniciler arasında sözleşmelerin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmayıp muvazaa olduğu sonucuna varılmış ve benzeri kararlar derecattan geçerek kesinleşmiştir.
Hal böyle olunca tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak, davacı Bakanlığın da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekir...” demektedir.Rücu hakkının bulunup bulunmayacağına ilişkin takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafın sigortalıya ödediği miktarın 6098 Sayılı Borçlar Kanunun genel hükümleri çerçevesinde rücu edebileceğinin kabulü halinde bu taktirde: 1. Seçenekte tamamının rücu edilebileceği.
2. Seçenekte ise 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 167/4. Maddesine göre yarısını rücu edilebileceği esasına göre alacak tutarları ayrı ayrı belirlenerek takdire sunulacaktır....
Hukuki durumun ve delillerin takdiri Sayım Mahkemeye ait olmak üzere; davacı kurum tarafından davalı alt işverene karşı açılan iş bu davada, davacının rücuan talep hakkının bulunduğunun kabulü halinde 2 seçenekli değerlendirme yapıldığı,
1-. SEÇENEK : Davacının ödediği tutarın tamamını rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde, 2. SEÇENEK : Yargıtay kararına göre davacının ödediği tutarın yarısını rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde, davacı yanın davalılardan rücuan talep edebileceği alacak tutarı:
1.Seçenek 2.Seçenek
TAMANININ RUCU
%50 Kısmın Rücu -------- ile -------- Şti = 14044,53 TL 7022,27 TL
Faiz başlangıcının 28.06.2019 ödeme tarihi olacağı" belirlemelerine yer verilmiştir.4857 Sayılı İş Kanununun 2/6.
Maddesie göre, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir.
Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. -------- kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır.
Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması,
işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir.
Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir.
Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.İhbar tazminatından son işveren sorumludur.
Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir Tüm dosya kapsamı, denetime ve hüküm tesisine elverişli rapor içeriği ve talep ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde;
taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme bedellerine kıdem/ihbar gibi alacaklar dahil edilmediğinden davacı işverenin işçiye ödediği kıdem tazminatı bakımından çalıştığı dönemle sınırlı olmak üzere, ihbar tazminatı bakımından davalının son işveren olması nedeniyle ve izin ücreti bakımından da çalışılan dönemle sınırlı olmak üzere sorumludur; ancak davalıların "ortak girişim" adı altında kurdukları adi ortaklık bünyesinde işçi çalıştırdıkları anlaşıldığından davacı banka tarafından ödenen tazminat ve işçilik alacakları her iki (davalı) yüklenicinin müteselsil sorumluluğundadır.
Davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu da sabit olduğundan (2) numaralı seçenek esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/456, K. 2023/572, 13 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama