KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/851
- Karar No
- 2025/257
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
1.788 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/851 Esas
KARAR NO : 2025/257
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 12/09/2022
KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Müvekkili ------------ diğer müvekkili ------------ hamileliği esnasında dava dışı doktor -----------tarafından gebelik kontrollerinin yapıldığını, anılan dava dışı doktorun Tıbbi uygulamaya İlişkin Zorunlu MaliSOrumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı Sigorta şirketine sigortalı olduğunu, sigortalı doktorun gebelik takibinde anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğrulur oranları,
alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde başta down sendromu olmak üzere rotaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ------------- 18/03/2015 tarihinde down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğinden bahisle müvekkili ---------- için 10.000 TL maddi tazminatına, İş göremezlik (müvekkilin ömür boyu çalışamayacak olması nedeniyle doğmuş ve doğacak gelir kaybı) kapsamında 6.000 TL, Bakıcı ücreti, özel bakım ve özel ulaşım giderleri kapsamında fazlaya ilişkin 1.000 TL, Müvekkile özel eğitime tabi olması sebebi ile eğitim masrafları kapsamında 1.000 TL,
Müvekkilin yaşam boyu sürecek tedavi ve ilaç masrafları kapsamında 1.000 TL, Müvekkil anne ve babanın ilerde destekten yoksun kalacak olmaları nedeniyle 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatıyla toplamda 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini de içerir yargılama giderlerinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete doğrudan dava açma hakkı bulunmadığını, davanın kadın doğum uzmanı --------- ve operasyonun gerçekleştiği hastaneye ihbarı gerektiğini, davacı annenin medula kayıtlarının celbi ile gebelik döneminde muayene olduğu başka doktorların tespiti ile tespit edilecek müşterek sorumlulara davanın ihbarını talep ettiklerini, müvekkilinin poliçeden dolayı sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacının gebelik takibinde sigortalı doktor tarafından hastanın takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkikler olması gerektiği gibi eksiksiz yapıldığını,
özellikle hastanın ikili tarama testi vb. yöntemleri yüksek risk grubunda bulunmadığı durumlarda amninosentez, kordosentez ve CVS gibi işlemlerin yapılması tıbbi açıdan mümkün olmadığını, bu tip tanı yöntemleri yüksek oranda risk içerdiğinden,
bu tür girişimlerin yapılabilmesi için hastanın bu testlerin yapılmasına uygun olması diğer bir deyişle yüksek risk grubunda yer alması gerektiğini, kaldı ki yüksek risk gurubunda olsa dahi hastanın, hekimin yönlendirmelerine uygun şekilde işlem yapması gerektiğini, takibin yapıldığı tarihlerde sigortalı hekimin çalıştığı hastanede amniyosentez, kordosentez, CVS gibi invazif işlemlerin yapılıp yapılmadığının ve yapılmadığı takdirde hekimin hastayı bu işlemler için başka bir hastaneye yönlendirip yönlendirilmediğinin araştırılması gerektiğini,
tarama testlerinin yapıldığı tarihten sonra hastanın başkaca hekimlere muayene olması halinde sigortalı hekime kusur atfedilemeyeceğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş boyutta olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı maddi tazminat talepli alacak davasıdır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, bilirkişi raporu, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.Dava öncelikle ------------ Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememizin esasına tevzi olunmuştur.09/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ----------- gebeliği sırasında gebelik takibi ve tedavisini üstlenen doktorların eylemlerinde kusur ve özen eksikliği olmadığı,
down sendromlu olarak doğan----------- down sendromlu olması ile , davacı anne ------------ gebeliğini takip ve tedavi eden ------------ Hastanesi doktorlarının eylemleri arasında bir illiyet bağı bulunmadığı, down sendromu hakkında sözel olarak aydınlatma-bilgilendirmenin yapılması ile,------------ down sendromlu olarak doğması arasında illiyet bağı bulunmadığı, ---------- down sendromlu olduğuna dair şüphenin 12. haftada ikili test yapılması sonrasında ortaya çıkacağı ,bunun tanı testine evrilmesi için, amniosentez yada kordon sentez yapılması gerekirtiği, bu tanı testlerininde en erken 18. haftadan sonra yapıldığı, bu testlerin;
invasif testler olup, gebelik kaybına kadar varan riskli durumların ortaya çıkması söz konusu olduğu, ----------- down sendromunun kesin olarak tespiti halinde, bu tespit işlemi en erken 24. gebelik haftasında yapılacağı, 24. gebelik haftasında, anne yaşamını tehdit eden bir durum yoksa bu gebeliği sonlandırmanın bir cinayetten farksız olacağı, ama devlet olarak ------------- olarak riskli bölgede bulunan (35 yaş üzeri olan ve down sendromu hikayesi bulunan) tüm gebelere gebeliğin 10-12. haftalarında periferik kanda bakılan,ve hiç bir tehlikesi olmayan n i f t y , testinin yapılmasının bu olayı, insani olarak çözeceği,
nifty testinin bir gebe için mali değeri 1200 amerikan doları olup, devletin bu işe el koyması yada, kişilerin bu olayı çözmesinin çok zor olduğu, down sendromlu bireylerin, bu toplumun bir parçası olduğu, devletin özel bakım için bakım ücreti+ mama parası+ilave destek programları sunarak down sendromlu bireylere sahip çıktığı, down sendromlu bireylere devlet tarafından tanınan positiv ayrımcılık sonrası, engelli kadrolarından devlet memuru olmakta ve ötv muafiyeti kapsamında araç sahibi olduklarını, sonuç olarak down sendromlu bireylerin sahipsiz olmadığı,
davacı anne ----------- gebeliğini, tedavisini ve takibini yapan doktorların çabaları ve özenli davranışları sonrasında down sendromlu ----------- doğurduğu,------------ gebeliğini takip eden doktorların eylemlerinde tıbbı bir kusur ve özen eksikliği olmayıp, ------------ down sendromlu olarak doğması ile -------------gebeliğini takip ve tedavi eden doktorların eylemleri arasında bir illiyet bağı olmadığı,
davacı ----------- ıslak imzasını taşıyan bir onam belgesi bulunmadığını, yapılmayan tanı testleri-amniyosentez ve kordonsentez- için onam belgesi alınma zorunluluğu bulunmadığını, davacı ----------- imzalı aydınlatılmış onam belgesinin yokluğu ile davacı ------------ Down sendromlu ------------doğurması arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, davacı ----------- gebeliği ve sezeryan ile doğumu takibi sırasında dava dışı doktorların bir kusuru ve özen eksikliği bulunmadığı,
davacı bebek ------------ sezeryan doğum ile doğum sonrasında takip ve tedavisini yapan dava dışı doktorların bir kusuru ve özen eksikliği bulunmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı maddi tazminat talepli alacak davası olduğu, dava dışı anne -----------, küçük ---------- annesi olup gebelik takipleri dava dışı sigortalı doktor ------------ tarafından yapılmış olduğunu, dava dışı doktor ------------ Tıbbi Uygulamaya İlişkin Zorunlu Malil Sorumluluk Sigorta poliçesi uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamına alındığını, dava dışı annenin down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları,
alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda gerekli aydınlatmaların dava dışı doktor tarafından yapılmadığını, dava dışı doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, anılan sebeplerle davacı küçük ----------- down sendromlu olarak dünyaya gelmesi nedeni ile davacı küçüğün uğradığı maddi tazminatlarının sigorta poliçesi kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava edildiği, sigorta poliçesi, hasar dosyasının celp edildiği, davacı küçük ve dava dışı annenin medula kayıtlarının celp edildiği,
davacı küçük ve dava dışı annenin tedavi gördüğü hastanelerden tedavi kayıtları celp edildiği, akabinde bir kadın doğum uzmanı, bir perinatolog , bir sağlık hukukçusu ve bir radyoloji uzmanı uzmanı akademisyen bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edildiği, 09/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla mahkememizce de hükme esas alındığı,
hükme esas alınan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere dava dışı anne ------------- gebeliğini takip eden doktorların eylemlerinde tıbbı bir kusur ve özen eksikliği olmayıp, davacı küçük ----------- down sendromlu olarak doğması ile ------------ gebeliğini takip ve tedavi eden doktorların eylemleri arasında bir illiyet bağı olmadığı,
dava dışı anne ---------- ıslak imzasını taşıyan bir onam belgesi bulunmadığını, yapılmayan tanı testleri-amniyosentez ve kordonsentez- için onam belgesi alınma zorunluluğu da bulunmadığını, dava dışı anne ----------imzalı aydınlatılmış onam belgesinin yokluğu ile ------------- down sendromlu ------------ doğurması arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, anne ------------ gebeliği ve sezeryan ile doğumu takibi sırasında dava dışı doktorların bir kusuru ve özen eksikliği bulunmadığı,
davacı bebek ----------- sezeryan doğum ile doğum sonrasında takip ve tedavisini yapan dava dışı doktorların bir kusuru ve özen eksikliği bulunmadığının rapor edildiği, esasen dava dosyası incelendiğinde dava dışı annenin gebelik takibinin tek başına başından sonuna kadar sigortalı doktor ------------ tarafından yapılmadığı, ------------Hastanesinde de bir dönem gebeliğin takip edildiği, 29/12/2014 tarihli ------------ Hastanesi muayene sonuç raporuna göre annenin ikili test yaptırdığı ve sonucunun da normal olarak rapor edildiği,
esasen 16/09/2014 tarihli sigortalı doktorun yapmış olduğu muayene formunda "prenetal tanı nedeniyle ikili tarama testi istendi" şeklinde anneye tedavi ve öneride bulunulduğu, akabinde yine 16/10/2014 tarihinde 3'lü tarama testinin sigortalı doktor tarafından istenmekle dava dışı ---------- bu testin yaptırıldığı ve sonucunun down sendromu açısından risk değerlerinin referans değerin altında olarak raporlandığı,
yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde dava dışı sigortalı doktorun dava dışı annenin gebeliğini takip eden süreçte yapmış olduğu tetkik, teşhis ve tedavilerin tıbbı bir kusur ve özen eksikliği olmayıp, davacı küçük ------------ down sendromlu olarak doğması ile ---------- gebeliğini takip ve tedavi eden doktorların eylemleri arasında bir illiyet bağı olmadığı,
davacı küçük ----------- bakımından Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içerdiği,
diğer yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde,
Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlendiği, tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde;
somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yararın bulunmadığı, anılan talebin özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmekte olduğu,
maddi ya da manevi neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemeyeceği, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ------------ de yararlanacağı değerlendirilmiş, bu doğrultuda davacı küçük ------------ maddi tazminat taleplerinin HMK 114/1-h, ve HMK 115/2 maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/851, K. 2025/257, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama