KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/635
- Karar No
- 2024/928
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
Karar Metni
1.201 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/635 Esas
KARAR NO: 2024/928
DAVA
Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/08/2022
KARAR TARİHİ: 13/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi özetle. Müvekkili ...' ın --------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyasına dayanak 16.11.2018 tanzim tarihli 500.000 TL bedelli nakden kayıtlı 14.03.2019 ve 20.03.2019 vadeli 2 adet bono, --------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyasına dayanak 16.11.2018 tanzim tarihli 500.000 TL bedelli nakden kayıtlı 29.05.2019 vadeli 2 adet bono,
---------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyasına dayanak 16.11.2018 tanzim tarihli 500.000 TL bedelli nakden kayıtlı 14.01.2019 ve 14.02.2019 vadeli 2 adet bono olmak üzere 6 adet ve toplamda 3.000.000 TL bedelli bono ve bunlara bağlı faiz ve başkaca fer'ilerden dolayı borçlu olmadığının tespitini.
Elektronik imzalı belgelerle yaklaşık ispat koşulu sağlanmış olduğundan müvekkilinin maruz kaldığı yoğun haciz baskısı da gözetilerek ivedilikle öncelikle takibin durdurulmasına, kabul görmemesi halinde İİK 72/5 gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesine dair öncelikle teminatsız tedbir kararı verilmesini; olası şekilde müvekkilinin alacaklarına haciz konulması yahut satılması durumunda mahcuzların satışından gelecek paraların ve dosyaya yapılmak zorunda kalınması durumunda başkaca ödemelerin istirdadına;
kötü niyetle takip başlatan ve müvekkilini menfi tespit davası açmaya zorlayan, tüm banka hesaplarına ve ticari ilişkide bulunduğu şirketlerdeki alacaklarına haciz koyarak müvekkili icra baskısı altında bırakan evinde dahi defalarca haciz yaptıran kötü niyetli davalı aleyhine; müvekkilinin usulen kesinleşmiş takip sebebiyle icra tehdidi altında kalması,
finans açısından zor durumda kalması ve ticari itibar kaybı sebepleri de göz önünde tutularak İcra İflas Kanunu 72/5 gereğince %20'den aşağı olmamak üzere takdiren daha yüksek kötü niyet- zarar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; görev itirazlarının bulunduğunu, dava konusunun işçi-işveren ilişkisine tabi olmadığını, davacı gerçek kişi tacir olduğunu, davalı ... ile bu olaylar olmadan önce beraber ortak oldukları başka bir şirketleri olduğunu, Türk Ticaret Kanunu kapsamında yargılamanın yürütülmesi gerektiğini, ---------- Şirketi ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, dava konusu edilen bonolar şirkete değil davalının şahsına düzenlendiğini, davalının ortağı olduğu ---------Şirketi bir tüzel kişilik olduğunu, davalı ...'den ayrı bir hukuki ehliyete sahip olduğunu, davalının pek çok yatırımı ve şirketi bulunduğunu,
davalı ...'e iş mahkemesinde doğrudan dava yöneltmek için hukuki bir gerekçe bulunmadığını, davacı, davalı ...'e doğrudan verdiği bonoları iptal etmek için iş mahkemesinde dava açtığını, bonolar ----------- değil davalı lehine tanzim edildiğini, davacı aynı zamanda davalı ... ile beraber --------- Şirketi'nin eski ortağı olduğunu, davanın kambiyo senedi özelliklerini taşıyan bonodan kaynaklanmakta olduğunu, davacı ...'ın da tacir olduğunu, TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince, mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın ticaret mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerektiğini, bu nedenle İş Mahkemeleri görevsiz olduğunu,
itirazlarının kabulü ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesini talep etiklerini, taraflar arasında gerçekleşen görüşmeler neticesinde davacının borcunu ödeyeceğini ifade ederek söz konusu mevcut bonoları düzenleyerek davalıya verdiğini ve vakti geldiğinde borçlarını ödemediğini, davacı borcunun bir kısmına karşılık, tarafların ortak olduğu ---------- Şirketi'nde ki tüm hissesini 25.03.2019 tarihinde müvekkiline devrettiğini, davacının --------- ili, ---------ve ---------- ilçesinde bulunan iki adet taşınmazı 30.05.2019 ve 31.05.2019 tarihinde en yakın arkadaşı olan ---------- devrederek mal kaçırdığını,
davacı tarafından senetlerin tanzim tarihinin bono tanzim, vade tarihinin bono içeriklerinin gerçeğe ve rızasına aykırı şekilde doldurulduğu iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacı imzasını kabul ettiğini, borcu olmadığına dair somut ve net bir şekilde bir beyanda bulunmadığını, aksine soyut ifadeler ile kendi lehine sonuç çıkarmaya çalıştığını, davacı her ne kadar İİK 72/5 maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunmuş ise de;
davasını ispatlayamadığını, davacının uğramış ve uğrayacak her hangi bir zararı olmaması nedeniyle tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacı borçlu sırf takibi uzatmak amacıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, müvekkilinin talep ettiği alacak hukuken mevcut ve takip edilebilir bir alacak niteliğinde olduğunu, davacının beyan, iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra dosyalarına dayanak yapılan senetler kambiyo senedine haiz olduğunu, söz konusu alacak ise gerçek bir alacak olduğunu, davacı iddiasını ispata yarar herhangi yazılı belge sunmadığını, dolayısı ile iddiaları soyut olduğunu,
tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava ; --------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı, --------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı ve ---------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı takip dosyaları dayanağı 6 adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.----------- Sayılı 17/01/2024 tarihli davanın reddine ilişkin karar davacı vekilinin istinaf edilmiş, --------- Sayılı 29/05/2024 tarihli ilamı ile ; " İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevi iş mahkemesine verilmiştir.
Somut olayda, dava konusu senetlerin işe girerken işçiden alınan teminat senedi niteliğinde olmadığı gibi, taraflar arasındaki işçi- işveren ilişkisi nedeniyle değil, taraflar arasındaki arkadaşlık ilişkisi, ailecek görüşmeleri, başka bir şirkette ortak olmaları, süre gelen alacak/ borç nedeniyle verilen senetler olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu halde davaya bakmakta iş mahkemesi değil genel mahkemeler görevlidir.
Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur.Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.
Davacının istinaf başvurusu, kamu düzenine aykırılık yönünden kabul edilerek, İDM kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.Davacının istinaf başvurusunun, ( kamu düzenine aykırılık incelemesi sonucunda) KABULÜNE, HMK' nun 353/1-a-3, maddesi uyarınca İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASINA, " karar verilmiş, istinaf kararı üzerine---------- E. Numarası alarak dosya hakkında görevsizlik kararı verdiği ve mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmıştır.
Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları, hep birlikte değerlendirildiğinde;Takip dayanağı bonoların.
16.11.2018 tanzim tarihli 500.000 TL bedelli nakden kayıtlı 14.03.2019, 20.03.2019, 29.05.2019, 16.11.2018, 14.01.2019 ve 14.02.2019 vadeli 6 bono olduğu, lehtarın davalı ... borçlu keşidecinin davacı ... olduğu, davacının imzaya itirazının olmadığı ancak davacının " senin hayatını bitiririm, sahip olduğun herşeyi alırım, senetleri imzala yoksa gerisine karışmam " şeklinde söylemleri ile manevi baskı altında boş senetleri imzalamak zorunda kaldığını, tehditler sonrası sağ salim dışarı çıkabilmek için senetleri imzaladığını dava dilekçesi ve beyanlarıyla belirtmiş olmakla ;
davanın zor kullanarak tehditle alınan bonolardan dolayı menfi tespit davası olduğu, tespit edilmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun ) 39. Maddesi uyarınca irade bozukluğu sebebiyle sözleşmeyi imzalayan tarafın aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını beyen etmediği taktirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılacağı,Davacının dava konusu bonoların 16.11.2018 tarihinde düzenlendiğini iddia ettiği, bila tarihli dilekçesi ile --------- Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu,
--------- Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2019 tarihli kararı ile " Kovuşturmaya Yer olmadığına " karar verildiği, iş bu davanın 09.08.2022 tarihinde açıldığı, şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkinliğinin geçmiş sayılması ile bir yıllık hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği, dolayısıyla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/635, K. 2024/928, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama