KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/10
- Karar No
- 2024/152
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
Karar Metni
1.376 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/10
KARAR NO : 2024/152
DAVA
Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 18/01/2022
KARAR TARİHİ : 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı derneğin marka ihlali teşkil eden fiillerinin ve özellikle de delil tespit dosyası ile tespit edilen marka kullanımlarının engellenmesine; marka ihlali teşkil eden fiillerin davalılara ait sosyal medya hesapları, internet sitesi, tanıtım vasıtaları ve tabelalar üzerinden kaldırılmasına, bu site ve paylaşımlara erişimin engellenmesine; reklam vasıtaları ile tabelalara el konulmasına ve bunların dava sonuna kadar muhafaza altına alınmasına;
davalı tarafın ----) Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ---- dosyası nezdinde tespit edilen “-----” ibareleri markasal kullanımlarının; müvekkilimizin ---- numaralı “----”, ----- numaralı “-----” ibareli markaları bakımından marka ihlali ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine; bu faaliyetin önlenmesine ve durdurulmasına; davalı tarafın ---- internet sitesi ile “----” isimli --- ve ----, “----- isimli ---- kanalı hesaplarında dava konusu marka altında yürüttüğü tüm tanıtım faaliyetinin durdurulmasına, karara riayet edilmediği takdirde markanın kullanıldığı internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine;
masrafı davalılardan alınmak sureti ile; marka ihlali teşkil eden ürünlere, basılı yayınlara, tanıtım vasıtaları ile tabelalara el konulmasına; el konulan bu ürün, tanıtım vasıtası ve tabelaların imha edilmesine; mahkemece verilecek kararın masrafı davalı taraftan alınmak suretiyle yurt çapında yayın yapan tirahı en yüksek gazetede ilan edilmesine; marka ihlali ve haksız rekabet nedeni ile 20.000 TL manevi, SMK’nın 151/2 maddesi (b) bendine göre hesaplanacak (ileride ıslahla artırılmak üzere şimdilik) 10.000 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine;
yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına; karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... ... markalarının benzer olduğunu, tüketiciler nezdinde iltibas ve marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiası ile ... dava konusu marka adı altında tüm faaliyetlerinin durdurulmasına,
20.000,00 TL manevi ve 10.000,00 TL maddi tazmianta karar verilmesini, ... tüketiciler nezdinde iltibas ve marka hakkına tecavüz oluşturmadığı açık olduğunu davanın reddini talep ettiği 24/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı yanın markaları ile davalı yanın markası bütün olarak değerlendirildiğinde markaların benzer olmadığını, tüketiciler nezdinde iltibas ve marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı tespit edildiği,
davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
DELİLLERVEGEREKÇE
Dava, davacılar adına tescilli ve kullanılan ----- biareli markaya davalılar tarafından kullanılan ---- Şekil kullanımı ile marka hakkına tecavüzün oluşup oluşmadığı, olması halinde tespiti, önlenmesi ve meni ile , maddi manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin davadır.Mahkememizde aldırılan 24/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda.
Davacı yanın ---- no.lu “----” ibareli markası ile ----- no.lu “-----” ibareli markasının uluslararası 45. Sınıfa dahil -----” hizmetinde tescilli olduğu dikkate alındığında davacı yanın markalarının tescilli olduğu “- için ----” hizmeti ile davalı yanın markasının kullanıldığı “----” hizmetinin aynı olduğu, Davacı yanın markaları ile davalı yanın markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların benzer olmadığı ,tüketiciler nezdinde iltibas 1 ve marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı şeklinde rapor sunulduğu görüldü.Mahkememizde aldırılan 27/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda;
davacının ----- no ile tescilli markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, davalının eylemlerinin davacının tescilli markalarından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, davalının kullanımlarının karşılaştırmalı olarak incelendiğinde davalının eylemlerinin TTK. nun 54 /2 ve 55/(1)a.- 1., 2., 4. ve 5. Maddeleri uyarınca potansiyel tüketiciler nezdinde iltibasa neden olacağı, davalı Vekili 27.10.2022 tarihinde vermiş olduğu dilekçede Müvekkil ... kuruluşundan itibaren, 13.10.2015 ila 31.08.2022 dönemine ekte sunulduğunu, Gelir-Gider Tablosundan başka defter ve belgeler incelemeye ibraz edilmediği,
davalının 13.05.2015-31.08.2022 tarihleri arası Gelir Gider Farkının: 2.586,00 425.152,2147.913,80 459.432,56 *50.775,22 — ( 7.475,18 417.958,23 * 18.911,19 ) * 101.512,19 TL.Net Gelir Farkı elde etmiş olduğu tespit edildiği, SMK 151-2/b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde etmiş olduğu net kazanç: 101.512,19 TL.Net Gelir tespit ve görüşlerini içerir şekilde rapor sunulduğu görüldü.Mahkememizde aldırılan 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda.
Bir marka ihlalinden bahsedilebilmesi için marka konusu işaretin başkaları tarafından ticari alanda markasal olarak kullanılması gerektiği, somut olayda dosyadaki verilerden davalı derneğin herhangi bir mal veya hizmet sunmadığı, diğer bir deyişle bir işletme işletmediği yahut işletme gibi hareket etmediği,
hayırseverlerden bağış topladığı ve topladığı bu bağışları muhtaçlara dağıttığı, herhangi bir kazanç ya da ekonomik menfaat elde etmediği yahut elde etme amacı ile hareket etmediği davalı derneğin söz konusu faaliyetlerinin ticari olarak kabul edilemeyeceği, bu kapsamda davalı dernek tarafından “ -----” ibaresinin derneğin yardım faaliyetlerine ilişkin kullanımının ticari alanda yapılmış bir markasal kullanım niteliğinde olmaması sebebiyle bir marka ihlali oluşturmadığı,
davalının kullanımlarının markasal kullanım olduğunun takdir edil durumda ise, davacı markalarının ve davalı kullanımlarının esas ve baskın unsurlarının ikisininde ----- ibaresinden oluştuğu ve esas unsurların ayniyet arz ettiği görülmekte olup, işaretlerin görsel, işitsel, telaffuzsal ve genel izlenim itibariyle bütünsel olarak benzer olduğu, ancak dosyada mübrez ve celp edilen deliller kapsamında davalı derneğin, “------” markasını tescilli marka hakkı sahibi olan davacı gerçek şahıstan önce kullanmaya başladığının anlaşıldığı,
bu nedenle davalı derneğin davacı şahsa kıyasla söz konusu ibarenin kullanımı konusunda öncelik hakkına sahip olduğu, dolayısıyla somut olayda davalılar tarafından bir marka ihlalinin bu nedenle de gerçekleştirilmediği, Haksız rekabet hukuku kapsamında “rekabet” kavramının bir mal veya hizmet sunan teşebbüsler arasındaki yarışı ifade ettiği, bu kapsamda bir haksız rekabet ihlalinden bahsedilebilmesi için failin bir ticari faaliyette bulunması gerekmese de fiilin, mal veya hizmet sunan teşebbüsler arasındaki rekabeti bozma tehlikesi yaratmasını zorunlu olduğu, somut olayda dava tarafı derneklerin herhangi bir mal veya hizmet sunmadığı,
derneklerin yardımlaşmaya dönük ortak amaçlarının yerine getirilmesi amacıyla bağış toplamalarının tek başına bir mal veya hizmet sunumu olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla da “ ----” ibaresinin dernek faaliyetleri açısından kullanılmasının toplum nezdinde bir karışıklık yaratacağı varsayılsa dahi bu durumda, TTK'nın haksız rekabet hükümleri kapsamında korunan rekabetin bozulduğundan, dolayısıyla da haksız rekabet oluşturan bir fiilin varlığından bahsedilemeyeceği şeklinde rapor sunulduğu görüldü.
Tarafların gösterdikleri deliller toplanmış, tüm usuli eksiklikler giderilmiştir.
İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacıların ---numaralı ---- markasının 16,41,44 ve 45. Sınıfta, ----- numaralı ---- ibaresinin 16,35,36,41 ve 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalılarca kullanıldığı iddia edilen----- Derneği ibaresinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile maddi manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davalılarca davanın reddinin talep edildiği, -----Asliye Hukuk Mahkemesi ----Değişik İş sayılı dosyası ile davalı derneğin işyeri ve sosyal medya hesaplarında yapılan incelemede ----- ibaresinin kullanıldığının tespit edildiği,
mahkememizce aldırılan 24/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzer olmadığı, marka hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde görüş bildirildiği, 27/03/2023 tarihli raporda ise davalı kullanımları ile davacı markasının benzer olduğu kullanımların tecavüz teşkil ettiği yönünde görüş bildirildiği, çelişki üzerine aldırılan 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda ise markaların benzer olduğu fakat ticari bir kullanım olmadığı ayrıca davalının kullanımlarının davacıdan önceki tarihe dayandığı belirtilerek tecavüz olmadığı yönünde görüş bildirildiği,
buna göre de davacıların tescilli markalarının esas unsurunun ---- ibaresi olduğu, davalılarca yapılan kullanımlarında -----Derneği şeklinde olup ----- Derneği ibarelerinin tanımlayıcı ibare olduğu esas unsurun ---- ibaresi olduğu bu yönüyle marka kullanımlarının benzer olduğu, fakat hem davacı derneğin hemde davalı derneğin kuruluş ve faaliyetine ilişkin belgeler celp edilip incelendiğinde davacı dernekçe ------ ibaresinin tüzük değişikliği sonrası ilk olarak 26/08/2018 tarihinde kullanıldığı, davalı derneğin ise 2005 yılında ---- ilinde kurulduğu, ilk kuruluşundan itibaren ----- ibaresinin kullanıldığının tespit edildiği,
buna göre de ----- ibaresinin davalı dernekçe daha önce kullanıldığının tespit edildiği, buna göre de davacının tescilli marka sahibi olsa da tescilsiz önceki kullanımlara yönelik tecavüz iddiasında bulunamayacağı gibi tarafların yardım derneği olduğu, davacı ve davalı gerçek şahsın da bu derneklerin yöneticisi oldukları ticari amaç gütmeksizin yardım amacı ile faaliyet gösteren dernekler olması sebebiyle tacir olmadıklarından haksız rekabet yönünden de talepte bulunamayacakları, kaldı ki bulunulsa dahi davalının önceye dayalı kullanımı sebebiyle haksız rekabetin de oluşmadığı,
bu şekilde tecavüz ve haksız rekabetin oluşmaması sebebiyle tazminat taleplerinin de reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/10, K. 2024/152, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama