KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/651
- Karar No
- 2024/1017
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
Karar Metni
1.167 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/651 Esas
KARAR NO: 2024/1017
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/07/2017
KARAR TARİHİ: 17/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacının daha evvel davalı firmanın işçisi olduğunu, davalı firmada çalışmaktayken bir takım sorunlar yaşadığını ve 14.03.2016 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, iş akdinin feshedilmesinden sonra davalı firmanın davacı ile irtibata geçerek çalıştığı dönem içerisinde firmanın davacı tarafından maddi zarara uğratıldığını iddia ederek davalı lehine senet tanzim edilmesinin istenildiğini, davacının çocuğunun hasta olması ve üç ayrı operasyon geçirmesi gerektiğinden ve --------- bu masrafları karşılamadığından özel sağlık sigortasına ihtiyacı olması nedeniyle,
çocuğunun özel sağlık sigortasından faydalanması için dava konusu senedi imzaladığını, ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasında davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ile birlikte senedin suretinin tebliğ edilmediğini, ödeme emrine bakıldığında 100.000,00 TL miktarlı senetten bahsedildiğinin görüldüğünü, senede bakıldığında bedelin malen ahzolunduğunun belirtildiğini, davacının davalıdan herhangi bir mal almadığını gibi aralarında ticari bir ilişkinin de söz konusu olmadığını, davacının davalıdan mal aldığı iddia ediliyor ise ne satın satıldığının ortaya konulması gerektiğini,
söz konusu senetten dolayı davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu senedin özel sağlık sigortasının devam ettirilmesi için müvekkilinin evladına yönelik babalık duyguları istismar edilerek psikolojik baskı ortamında kendisinden alındığını, kaldı ki davacının bu senedi davalıya teslim ettikten sonra özel sağlık sigortasının 14.03.2016 tarihinde sonlandırıldığını öğrendiğini, müvekkilinin kandırıldığını,
'özel sağlık sigortasını devam ettireceği bu şekilde çocuğunu ameliyat ettirebilirsin yeter ki sen bize bu senedi imzala' denilmesine rağmen senedin tanzim tarihinden evvel özel sağlık sigortasının sonlandırıldığını sonradan öğrenildiğini beyanla, söz konusu senedin borçlusu olmadığının tespitine, davalının alacak miktarının %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı senedi ayırt etme güçlüğü ve ikrah altında tanzim ettiğini iddia ediyor ise de, bu iddiayı asla kabul etmemekle birlikte davanın hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı bir takım sorunlar yaşadığı için 14.03.2017 tarihinde iş akdinin feshedildiğini belirtmiş ise de, bu sorunların ne olduğu konusunda açıklamada bulunmadığını, önemsiz gibi gösterilmek istenen bu sorunun ----------- Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen -------- sayılı 25.05.2017 tarihli iddianamede görüleceği üzere, davacının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanması olduğunu,
iddianamede ve sorgu aşamasındaki ifadesinden de görüleceği üzere davacını zimmetine para geçirdiğini açık bir şekilde ikrar ettiğini, davacının 09.11.2010 tarihinden 14.03.2016 tarihine kadar muhasebe işlerinden sorumlu sigortalı işçi olarak çalıştığını, 11.03.2016 tarihinde bankalardan çekilen tutarlar ile şirket hesaplarındaki farklılığın tespitinin ardından davacıdan bu konuya ilişkin savunmasının istendiğini, davacının 14.03.2016 tarihli savunmasında "bankalardan şirket adına çektiğim paraların bir kısmını şirkete bildirmeden ya da eksik bildirerek harcamalarımda kullandım, pişmanım, aklımda yaklaşık tutar 60.000 TL civarındadır.
Bu tutarın tamamını faizi ile beraber şirketinize 1 ay içerisinde ödeyeceğim, hesaplarda yapılacak inceleme neticesinde daha fazla tutarın zimmetimde olduğu tespit edilmesi halinde kalan tutarı da ödeyeceğim" dediğini, bu savunmaya istinaden davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, şirketin uğradığı net zararın tespiti için incelemelere başlanıldığında zararın 160.000,00 TL civarında olduğunun tespit edildiğini, davacının dava dilekçesinde bahsettiğinin aksine, davalı şirketin dışarıdan mali müşavirlik hizmeti sunan ... ile görüşmek istediğini, 17.03.2016 tarihinde ... ile görüşen davacının "inceleme yapılmasına gerek olmadığını,
zimmetine geçirdiği paranın 100.000,00 TL olduğunu, çok mahcup olduğunu, fındık sezonu sonunda bu tutarı ödemek istediğini" dile getirerek dava konusu 100.000-TL tutarlı 15.09.20016 vadeli emre yazılı senedi keşide ederek teslim ettiğini, savcılık tarafından düzenlenen iddianame üzerine davacı aleyhine ----------- esas sayılı dosyası ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanması nedeniyle dava açıldığını, davacının şu anki tavrından anlaşılmaktadır ki,
davacının bu senedi tanzim ederek vermesinin amacının hakkında icra takibi başlatılmasını ötelemek ve bu sırada mal kaçırmak ve o tarihte davalı firmanın araştırmayı derinleştirmesini engellemek olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddiaların başlı başına hayatın olağan akışına ve maddi gerçekliğe aykırı olduğunu, davacının senedin üzerinde "malen" ibaresinin bulunduğu,
dolayısıyla bu senedin geçersiz olduğunu ileri sürdüğünü bizzat davacı tarafından yazılan "malen" ifadesinin senedin ihtiyari bir unsuru olduğunu, bu beyanın olması veya olmamasının senedin geçerliliğini değiştirmediğini, davacı bu senedi ne için verdiğini ikrar ettiği, davacının 21.04.2017 tarihinde ---------- Polis Merkezi Amirliğinde savunma amaçlı verdiği ifadesinde " almış olduğum 60.000 TL 'yi aldığımı kabul ettim ve ödeyeceğimi söyledim, bana şirket tarafından almış olduğum meblağın 100.000 TL olduğu söylenip senet imzalamamı ve tazminat hakkımı vereceklerini söylediler.
Ancak herhangi bir ödeme almadım" dediğini her mecrada senedi tanzim etmesinin gerekçesinin farklı bir şekilde dile getirildiğini, bu beyanların zimmetine geçirdiği tutara karşılık senet verdiğini açıkça ortaya koyduğunu beyanla, haksız davanın reddine, davacının takip konusu alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava. Hukuki niteliği itibariyle davacı tarafça tanzim edilerek davalıya verilen 17/03/2016 tanzim tarihli senedin irade bozukluğu altında davalıya verildiğinden bahisle açılan menfi tespit davasıdır.Mahkememizin 01/12/2020 tarih ve ---------- Esas ----------- Karar sayılı kararı ile İstinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Söz konusu kararın İstinaf edilmesi üzerine ---------- sayılı ilamı ile;"Mahkemece her ne kadar davanın esasına girilerek karar verilmiş ise de, davacının davalı işyerinde muhasebeci olarak çalıştığı, bağlantılı Ceza dosyasına vermiş olduğu ifadesinde de, davalı şirkette çalıştığı dönemde muhasebeci olduğunu, çocuğunun sağlık durumu nedeniyle kasadan 60.000 TL parayı aldığını, dava konusu senedi de bu nedenle imzaladığını kabul ettiği, dolayısıyla senedin düzenlenmesine kaynaklık eden temel ilişkinin, işçi işveren ilişkisi içerisindeyken, işyerinde meydana gelen olaya ilişkin olduğu,
bu nedenle davaya bakma görevinin İş Mahkemelerine ait olduğu, dolayısıyla Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Re'sen gözetilen sebeplerle, başkaca istinaf nedenleri gözetilmeksizin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına"
Karar verilmiştir.Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı taraf tacir olmadığı gibi uyuşmazlık konusu nispi yahut mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp senedin işçi işveren ilişkisi sebebiyle senedin düzenlediği iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
Davacı ile davalı arasındaki ilişki bir ticari ilişki olmayıp işçi - işveren ilişkisi niteliğinde olduğundan, görevli mahkeme ticaret mahkemeleri olmayıp iş mahkemeleridir. ---------- Sayılı, ----------Sayılı, ------------Sayılı, ---------- sayılı kararları da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlıkta görevli mahkemenin özel yetkili İş Mahkemesi olduğu değerlendirilmiş, bu sebeple HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca, mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu ve dava şartlarının da davanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğinden, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli ----------- İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/651, K. 2024/1017, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama