KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/155
- Karar No
- 2024/12
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2024
Karar Metni
3.283 kelime·16 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/155 Esas
KARAR NO: 2024/12
DAVA
Ticari Ünvanın Korunması
DAVA TARİHİ: 07/03/2021
KARAR TARİHİ: 09/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının tekne imalat ve satış faaliyetleri alanında iştigal etmekte olup, uzun yıllardan itibaren AYIRT EDİCİ UNSURU “---------” olan ismini hem 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hem de 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında koruma altına aldığını, ünvanını uzun yıllardan beri kullanmakta ve bugüne kadar yaptığı reklam ve tanıtım harcamaları ile bu isme büyük bir yatırım yapmış ve söz konusu yatırımı yapmaya da devam ettiğini, davalının davacı şirkete ait marka ile iltibas oluşturacak düzeyde,
ticaret unvanı tescilinde ve marka tescilinde bulunmuş olması ve ----------- alan adını kullanarak davacının hem ticaret unvanı hem markaları hem de alan adı üzerinde iltibas oluşturması ve haklarına tecavüz ettiğini, davacının “-----------” isminin gerçek ve asıl hak sahibi olup, 31.12.1992 tarihinde “--------ŞİRKETİ” ticaret ünvanı ile kurulup 12.01.1993 Tarihli ---------- ilan edildiğini, 08.02.2011 tarihinde, ASIL ve AYIRT EDİCİ UNSURUNU koruyarak unvanını “...” şeklinde değiştirdiğini, --------- alan adının sahibi olup, davalı tarafından aktif olarak kullanılan ---------- adlı web sitesinin eski sahibi olduğunu,
“----------” ibaresinin aşağıdaki şekilde -------- seri marka olarak tescil edildiğini, markanın ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu,
- -------- başvuru numaralı “------- Mobo Şekil” - -------- başvuru numaralı “------- Marine Şekil” - -------- başvuru numaralı “------- Marine” - -------- başvuru numaralı “------- Mobo Şekil” - -------- başvuru numaralı “--------” - -------- başvuru numaralı “--------” markaları
Davalı tarafından güncel olarak kullanılan --------- adlı web sitesinin eskiden davacı tarafından kullanılmakta olup, ilgili web sitesi boşa çıktıktan sonra davalı tarafından satın alındığını, davalının Kurucusu ve yetkilisi --------- 14.10.2015 ila 31.05.2016 tarihleri arasında davacı şirketin eski çalışanı olup, davacı ile haksız rekabet edecek düzeyde tescillerde bulunmuş olup, Müvekkil şirketin hem TTK hem de 6769 sayılı SMK dan doğan haklarını ihlal ettiğini, davacı şirkette çalıştığı esnada kendisi adına --------- ticaret sicil numarası ile “------- -------- adı altında işyeri açılışı yaptığını,
sözkonusu işyerinin faaliyet alanlarının davacı şirket ile birebir örtüştüğünü, davalının tescillerinde kötüniyetli olduğunu, davalının tekne vb. imalatı için ilgili kişinin Liman Başkanlığı, Gemi Veri Tabanı ve bu konular hakkındaki üreticilik belgesi ile --------- Veri Tabanında kayıtlarının olmasının gerektiğini, davalı Şirketin Yetkilisi, davacı şirketten ayrıldıktan sonra sicilden terkini talep edilen, "--------- " Şirketini Kurduğunu, davalının bu şekilde davacı şirket ile rekabet etmek ve müşteri portfoyünden faydalanmak üzere kurulan bir şirket olduğunu, marka tescili -------- ve --------- nolu başvuruları yaptığını,
davalının ---------- alan adı altındaki web sitesinde, -------- ve--------- sosyal medya hesaplarında bu ismi ve davacı ile iltibas oluşturacak kullanımlarda bulunmakta ve bu sayfalarda davacının logolarını kullandığını iddia ederek; davalının Ticaret Unvanın SİCİLDEN TERKİNİNE, davalının ---------- Alan Adı sicilinden terkinine, davalının--------- ve ---------- hesaplarının terkinine ve kullanmasının engellenmesine ve kaydının silinerek davacıya verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, Davalının web siteleri ve sosyal medya hesaplarını ve ticaret ünvanının davacı tarafça 2015 yıllarından bu yana bilindiğini, 2016 yılından bu yana dayanaksız iddialarını sürdürmekte olup davalıya 01.01.2017 yılında --------- markalı ürünlerin satışı için de yetki de verdiğini, öncelikle kabul etme anlamına gelmemek ve kaydı ile davalı müvekkilinin aile / soy adı ve yasal ve anayasal hakkı olan --------- ibaresini kullanması ihlal teşkil etmediğini,
davalı şirket ve yetkilisi --------- T.C KİMLİK NUMARALI --------- kendi öz adı ve soy adı ve tescilli markası olan “---------” VE “--------” ad ve markaları ile ticaret hayatına devam ettiğini, --------- TİCARET SİCİ NUMARALI davalının ünvan değişikliği ile yeni Ünvanı -------- şirketi olduğunu, ticari faaliyetlerini --------- olarak bilmekte ve ---------- markası ile tanındığını,
--------- alan adlı web sitesinin kapalı olduğunu davalının ---------- alan adlı web sitesi ile ve tescilli --------- markaları ile web sitesi ile de faaliyet gösterdiğini ürün tanıtımlarının --------- gibi tescilli markası ve oz adı soyadı olan ------- ibaresi altında olduğunu, --------- ibaresi davalı şirket yetilisinin aile soyadıdır ve ilk şirket 1977 yılında davalı şirketi babası--------- tarafından kurulmuş olup -------- ibaresinin ilk ve gerçek sahibi ticaret ünvanı sahibi davalı şirketin yetkilisi --------- ve aile büyükleri olduğunu,
tekne ve yat faaiyetleri yat kaptanı olan ve Uzun yıllardır bu faaliyetleri gerçekleştiren müvekkil şirket sahibi ve yetkilisi -------- aile işi olduğunu, davalının kötüniyeti olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını, davalının yetkilisinin --------,---------- v.b sosyal medya hesapları adları -------- şirketi -------- , ---------, “-----------“marka - ve ibarelerini taşıdığını, ---------- hesabının ise olmadığını, Davalının web sitesi, sosyal medya hesaplarında geçmiş tarihlerde --------- — ibareleri ve ürün görüntüleri mevcut olmuşsa da bu davacının bilgisi ve muvafakatı dahilinde olduğunu,
zira davacının davalı şirket yetkilisine - 01.01.2017 yılında --------- markalı ürünlerin satışı için de yetki verildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin --------- tescil ve “--------” ibareli ve --------- başvuru numaralı “-------- şirketi” markaları tescil korumasında altında olduğunu, taraf markaları, ticaret ünvanı ve kullanımları arasında iltibasın meydana gelmeyeceğini, --------- ibareli şirketler ilk defa müvekkil şirket yetkilisinin babası --------- ve amcasının oğlu -------- tarafından --------- şirketi ünvanlı olarak kurulmuş ve 1977 -1979 yılları arasında bu unvan ile faaliyet göstermiş, daha sonra --------şti. kurulmu,
bu şirkette de davalı şirketin yetkilisinin abisi --------- ve amcasını oğlu --------- tarafından kurulmuş, daha sonra aile hisseleri paylaştırmış, 1995 yılında --------- kabin firması imalat için --------- ürünleri ise pazarlama için kurulmuş olduğunu, sonrasında;
---------Şti ticaret ünvanını davacı şirket olan --------Şti olarak değiştirdiğini o tarihte müvekkili şirket yetkilisi ---------- VE AİLE ÜYELERİ ŞİRKETİN ORTAKLARI olduğunu, şirket hisseleri daha sonra devredilmiş ve Müvekkili şirket yetkilisi 2016 yılında davacı şirket ortaklığından ayrılmış, davacının iddialarının aksine davalı müvekkilinin eski ünvanlı şirketi ve şahıs şirketleri davacı ile işçi-işveren ilişkisi devam ederken kurulmamış olduğunu, o tarihte davalı şirket yetkilisi --------- ekteki --------- ile sabit olduğu üzere;
-------- --------- işveren numaralı numaralı , ---------Şti.'Nin çalışanı olduğunu, davalı müvekkil şirketin ve yetkilisinin davacı şirketin faaliyetlerine hiçbir zaman iltibas yaratmış aksine davacı şirket ------- düzenlenen ---------- show'a ve 21.02.2020— 01.03.2020 tarihleri arasında ---------- da yapılacak olan ---------- katılmasını engellemeye çalışmış, davacının 1977 yılından beri aile soyadı ve üstün hak sahibi olduğu markası olan ----------- ibaresini müvekkilin ve yetkilisinin kullanmasına haksız eylemler ile engel olmaya çalıştığını, izah edilen sebeplerden dolayı, davanın reddine karar verilmesi talep ve beyan etmiştir
İNCELEME ve GEREKÇE : --------- Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, --------- Asliye Ticaret Mahkemesi, --------- Fikri Ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi, ------- Başkanlığı,------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı anlaşıldı. Mahkememizce alınan 20/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle. "1.
Davanın açıldığı 07.03.2021 tarihinde ticaret unvanı ------- şirketi olan davalı şirketin 30.04.2021'de tescil edilen unvan değişikliği kararıyla ... adını almasının işbu davayı konusuz bırakıp bırakmadığı hususunun usul hukukuna ilişkin bir mesele olup heyetimizin görev alanı dışında kaldığı;2.
Önceki 13.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının ticaret unvanı ile davalının 30.04.2021'den itibaren kullanmaya başladığı ticaret unvanı (...) mukayese edildiği cihetle, heyetimizce de güncel ticaret unvanları üzerinden inceleme ve değerlendirme yapıldığı;
3. TTK md.52'deki “ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı olarak bir başkası tarafından kullanılması” ifadesinin daha önce tescil edilmiş bir ticaret unvanı ile iltibas yaratan bir ticaret unvanı kullanılması olarak yorumlanabileceği; başkasının daha önce tescil ettirdiği ticaret unvanı ile iltibas yaratan bir ticaret unvanı kullanılmasının da "ticari dürüstlüğe aykırı” addedilebileceği;
---------- sayılı içtihadı ışığında değerlendirme yapıldığında, tarafların ticaret unvanlarının ayırt edici unsurları olan ------- ve -------- ibareleri arasında ortak sözcük olan "---------” itibariyle bir benzerlik bulunduğu ve gerek davacı gerek davalı şirketlerin faaliyet konuları da benzerlik arz ettiğinden “karıştırılma ihtimali”nin varolduğu sonucuna varılabileceği;5.
Davalının bu konuda denizcilik sektörü ve hitap edilen müşteri çevresi bakımından değerlendirme yapılması gerektiği savunması bakımından; gerek -------- ŞTİ. gerek ... faaliyet alanlarında tüketicilere sundukları ürünlerin profesyonel olmayan amatör denizcilere yönelik ürünler olduğu.
10 metreye kadar olan tekneler, amatör balıkçı tekneleri küçük party boat'lar ve bunların motorlarından oluşan ürün gamının denizcilikle amatör olarak ilgilenen bir müşteri grubuna hitap ettiği; sektörel bakış açısıyla bu iki firmanın hedef kitlesini oluşturabilecek tüketicilerin farkındalık düzeylerine bağlı olarak iltibasa maruz kalmayacakları şeklindeki bir yorumun sübjektif bir yorum olacağı ve gerçeği yansıtmayacağı; kaldı ki profesyonel denizci bile olsalar iltibas ile kastedilen konu ürünlerin sadece görünür kalitesi ile ilgili olmayıp firma bilinirliği ve güvenirliği olduğu;
bu bakımdan sektörel müşteri kitlesinin iltibas bakımından farklılık yaratacağı varsayımına katılmanın mümkün olmadığı;6.
Davalının hak düşürücü (sessiz kalma suretiyle hak kaybı) değerlendirme ve takdirin Mahkemenize ait bulunduğu;-------- alan adının 09.01.2017'de kurulan davalı şirkete aidiyetini gösteren veri bulunmadığı; ---------- alan adlı sitenin arşiv kayıtları işbu davanın açıldığı 07.03.2021 tarihinden geriye doğru 14.03.2016'ya kadar tetkik edildiğinde site içeriğinin çoğunlukla boş gözüktüğü. 28.01.2021'den itibaren ---------- ile ilintili gözüktüğü.
8---------- üzerinde yapılan incelemede, -------- ait “---------” adlı bir hesap tespit bu hesapta yalnızca 05.06.2016'da tek bir paylaşım yapıldığının görüldüğü; davalı şirket 09.01.2017 tarihinde tescil edilerek kurulduğu için 05.06.2016 tarihli paylaşımın davalı şirket tarafından yapılmasının mümkün olmadığı ve "--------” ------------ hesabının halihazırda davalı şirkete ait bulunduğunu gösteren veri olmadığı;9.
Yine -------- üzerinde yapılan incelemede, “-----------” adlı bir başka hesap da tespit edildiği, bu hesabın sahibinin “-------- şirketi" olarak gözüktüğü ve davalı şirket ile ilişkilendirilebileceği;10. ------- -------- veya davalı şirket adına kayıtlı hesap tespit edilemediği" hususları tespit edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca açılan ticaret unvanın korunmasına ilişkin davadır.
Ticaret unvanının korunmasına ilişkin eldeki davada mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmıştır .Dava dilekçesinin davalıya 05/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 19/04/2021 tarihinde cevap süresi içerisinde süre uzatım dilekçesi sunduğu, mahkememizce cevap süresinin iki hafta uzatıldığı, cevap dilekçesinin 05/05/2021 tarihinde süresi geçtikten sonra sunulduğu görülmüştür.
Davalının dava devam ederken ticaret unvanının değiştirilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı yönündeki beyan ve talebi yönünden;Davanın açıldığı tarihte davacının ticaret unvanının "..." olduğu görülmüştür.Davanın açıldığı tarihte davalının ticaret unvanının "--------- Şirketi" olduğu görülmüştür. Davalının ticaret unvanını davanın devamı sırasında "..." olarak değiştirdiği, değişikliğin 03/05/2021 tarihli --------- ile ilan edildiği görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca "(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, “anonim şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin bulunması şarttır.
Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca "(1) Bir ticaret unvanına -------- herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca "(1) Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak,
gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.Yukarıda atıf yapılan yasa maddeleri de dikkate alındığında, -------- sisteminde ticaret unvanı iki kısımdan meydana gelir: Çekirdek kısım ve ek kısmı. Ticaret unvanının içeriğinde kanuni bir zorunluluk olarak çekirdek kısım bulunmalıdır.
Anonim ve limited şirketlerde çekirdek kısım atıf yapılan TTK 43 hükmüne göre işletme konusu ile şirket ve türünü gösteren ibaredir. Ticaret unvanının ek kısmı ise zorunlu veya ihtiyari olabilir. Zorunlu ekin görevlerinden biri ise atıf yapılan TTK 45 maddesinde de belirtildiği gibi diğer ticaret unvanı ile ayırt ediciliği sağlamasıdır.
Böylece ticaret hayatına giren veya tacir sıfatı kazanan her yeni tacirin mevcut tüm tescilli unvanlardan ayrışması ve ticari dürüstlüğe aykırı bir kullanıma yol açmaması gerekmektedir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda da açıklandığı üzere bir ticaret unvanının çekirdek ve ek olmak üzere iki kısımdan oluştuğu, çekirdek kısmın işletme konusu ile şirket ve türünü gösteren ibare olduğu,
bir ticaret unvanının çekirdek kısmının ticari faaliyet gösteren tüm tacirlerin ticaret unvanında bulunması gerektiği, aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerin çekirdek kısımlarının aynı veya benzer olabileceği, bu sebeple yine yukarıda da açıklandığı üzere ticaret unvanları arasında ayırt ediciliği sağlayan kısmın ek kısmı olduğu,
ek kısmın ticari dürüstlüğe aykırı olmaması gerektiği, tüm bu sebeple her ne kadar davacının talep sonucu davalının ticaret unvanının sicilden silinmesi ise de, dilekçe içeriği incelendiğinde, davacının menfaatinin ve talebinin davalının ticaret unvanının sicilden tamamen silinmesine (çekirdek kısmının silinmesine) ilişkin değil, dürüstlük kuralına aykırı kullanım içerdiği iddia olunan ve zorunlu ek niteliğindeki "--------" ibaresinin silinmesine ilişkin olduğu, davalının dava devam ederken ticaret unvanındaki çekişme konusu olan "--------" ibaresini değiştirmediği, yine ek kısmına (ve en başına) "--------" ibaresini eklediği,
dolayısıyla davacının menfaat ve talebi "--------" ibaresinin silinmesine ilişkin olduğu için ticaret unvanının değiştirilmesi ile davanın konusuz kalmadığı kanaatine varılmış, davanın esastan değerlendirilmesine devam edilmiştir. Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı yönünden;
Eldeki dava yukarıda da belirtildiği gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca açılan ticaret unvanın korunmasına ilişkin davadır. Davanın açılabilmesi için TTK 52 maddesinde herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
Ancak yargı içtihatları ile kabul edilen ve dürüstlük kuralından kaynaklanan çeşitli kararlara konu (somut olaya göre değişiklik gösteren) hak düşürücü sürelerin bulunduğu içtihat edilmiştir. ---------- sayılı ilamında "Dairemiz’in 21/12/2017 tarih -------- sayılı kararında da belirtildiği üzere, "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesi" TTK'da düzenlenmemiş olup bu uygulamanın yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesidir.
Buna göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılması çelişkili davranış yasağı teşkil edecek olup, böyle bir davranış MK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacak ve bu davranış hukuk tarafından himaye edilmeyecektir.
Bu sürenin belirlenmesinde de esas alınacak olan dürüstlük kuralıdır.
Bununla birlikte bu süre Dairemiz uygulamalarında Dairemiz’in 18.12.2013 tarih------- ---------, 04.11.2013 tarih-------- ----------, 28/11/2018 tarih -------- – ----------- sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, kural olarak beş yıl olarak kabul edilmektedir." şeklinde içtihat geliştirildiği görülmüştür.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıdaki açıklamalar ve yargı içtihatları dikkate alındığında, eldeki davanın açılabilmesi için yargı içtihatları ile kural olarak beş yıllık hak düşürücü süre (uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesi) kabul edildiği,
somut olayda davalının davaya konu ticaret unvanını 09/01/2017 tarihinde tescil ve ilan ettirdiği, eldeki davanın ise 07/03/2021 tarihinde açıldığı, bu sebeple beş yıllık hak düşürücü süre dolmadan eldeki davanın açıldığı, yine bu süre içerisinde davacının hak ihlalini bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturduğuna dair hiçbir delil bulunmadığı, bu sebeple davanın hak düşürücü süre (uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesi) dahilinde açıldığı kanaatine varılmıştır.
Davalının "--------" ibaresini davalı şirket yetkilisinin aile/soyadı olması nedeniyle anayasal haklar kapsamında ticaret ünvanı ve marka olarak kullanma hakkı bulunduğu savunması yönünden;Davalı tarafça belirtilen hakkın hangi anayasa maddesine dayandığı hususunda somut bir savunma ileri sürülmemesi nedeniyle mahkememizce bu konuda ayrıntılı bir değerlendirme yapılması mümkün olmamıştır.
Ancak genel olarak açıklama yapmak gerekirse anayasal haklar sınırsız olmadığı gibi bir davada karşı karşıya gelen iki tarafın anayasal haklarının çatışması durumunda hangi tarafın hak ve özgürlüğüne öncelik tanınacağı sorunu gündeme gelir.Eldeki uyuşmazlık davalı şirket yetkilisinin şahıs varlığı haklarının korunmasına ilişkin değil, iki ayrı şirketin ticaret unvanının kullanımına ve korunmasına ilişkin bir davadır.
Davacı şirket de davalı şirket de davalı şirket yetkilisi ve ortağı olan dava dışı --------- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişi olarak şahıs varlığından ayrı (tüzel) kişiliklerdir.
Bu sebeple eldeki davada davacının ticaret unvanının korunmasına ilişkin anayasal ve yasal haklarına ve buna ilişkin yasal hükümlere öncelik tanınmalı ve buna göre değerlendirme yapılmalıdır.Davanın esası yönünden;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca "(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını;
haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir."Bilirkişi -------- 13/02/2023 tarihli raporunda "Davalının “-------” ünvanı ile faaliyet göstermesinin TTK.nun 54 /2 ve 55/(1)-a.-1.,2., 4. ve 5. Maddeleri uyarınca iltibasa neden olabileceği, iki işletmeyi idari/ekonomik açıdan bağlantılı görebilecekleri haksız rekabet teşkil ettiği" tespitinin yapıldığı görülmüştür.
20/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
Davanın açıldığı 07.03.2021 tarihinde ticaret unvanı -------- şirketi olan davalı şirketin 30.04.2021'de tescil edilen unvan değişikliği kararıyla ... adını almasının işbu davayı konusuz bırakıp bırakmadığı hususunun usul hukukuna ilişkin bir mesele olup heyetimizin görev alanı dışında kaldığı;Önceki 13.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının ticaret unvanı ile davalının 30.04.2021'den itibaren kullanmaya başladığı ticaret unvanı (...) mukayese edildiği cihetle,
heyetimizce de güncel ticaret unvanları üzerinden inceleme ve değerlendirme yapıldığı;TTK md.52'deki “ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı olarak bir başkası tarafından kullanılması" ifadesinin daha önce tescil edilmiş bir ticaret unvanı ile iltibas yaratan bir ticaret unvanı kullanılması olarak yorumlanabileceği;
başkasının daha önce tescil ettirdiği ticaret unvanı ile iltibas yaratan bir ticaret unvanı kullanılmasının da "ticari dürüstlüğe aykırı" addedilebileceği;------- sayılı içtihadı ışığında değerlendirme yapıldığında, tarafların ticaret unvanlarının ayırt edici unsurları olan -------- ve--------- ibareleri arasında ortak sözcük olan "--------” itibariyle bir benzerlik bulunduğu ve gerek davacı gerek davalı şirketlerin faaliyet konuları da benzerlik arz ettiğinden “karıştırılma ihtimali”nin varolduğu sonucuna varılabileceği;
Davalının bu konuda denizcilik sektörü ve hitap edilen müşteri çevresi bakımından değerlendirme yapılması gerektiği savunması bakımından; gerek ------- ŞTİ. gerek ... faaliyet alanlarında tüketicilere sundukları ürünlerin profesyonel olmayan amatör denizcilere yönelik ürünler olduğu.
10 metreye kadar olan tekneler, amatör balıkçı tekneleri küçük party boat'lar ve bunların motorlarından oluşan ürün gamının denizcilikle amatör olarak ilgilenen bir müşteri grubuna hitap ettiği; sektörel bakış açısıyla bu iki firmanın hedef kitlesini oluşturabilecek tüketicilerin farkındalık düzeylerine bağlı olarak iltibasa maruz kalmayacakları şeklindeki bir yorumun sübjektif bir yorum olacağı ve gerçeği yansıtmayacağı; kaldı ki profesyonel denizci bile olsalar iltibas ile kastedilen konu ürünlerin sadece görünür kalitesi ile ilgili olmayıp firma bilinirliği ve güvenirliği olduğu;
bu bakımdan sektörel müşteri kitlesinin iltibas bakımından farklılık yaratacağı varsayımına katılmanın mümkün olmadığı;Davalının hak düşürücü (sessiz kalma suretiyle hak kaybı) itirazı noktasında yorum, değerlendirme ve takdirin Mahkemenize ait bulunduğu;---------- alan adının 09.01.2017'de kurulan davalı şirkete aidiyetini gösteren veri bulunmadığı; ----------- alan adlı sitenin arşiv kayıtları işbu davanın açıldığı 07.03.2021 tarihinden geriye doğru 14.03.2016'ya kadar tetkik edildiğinde site içeriğinin çoğunlukla boş gözüktüğü.
28.01.2021'den itibaren --------- ile ilintili gözüktüğü;-------- üzerinde yapılan incelemede, -------- ait "-----------” adlı bir hesap tespit bu hesapta yalnızca 05.06.2016'da tek bir paylaşım yapıldığının görüldüğü; davalı şirket 09.01.2017 tarihinde tescil edilerek kurulduğu için 05.06.2016 tarihli paylaşımın davalı şirket tarafından yapılmasının mümkün olmadığı ve "--------” ---------- hesabının halihazırda davalı şirkete ait bulunduğunu gösteren veri olmadığı Yine--------- üzerinde yapılan incelemede, “----------” adlı bir başka hesap da tespit edildiği,
bu hesabın sahibinin “-------- şirketi" olarak gözüktüğü ve davalı şirket ile ilişkilendirilebileceği;------- ---------veya davalı şirket adına kayıtlı hesap tespit edilemediği tespitlerinin yapıldığı görülmüştür.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, davalının ticaret unvanını dava sırasında değiştirmesi ile davanın konusuz kalmadığı, davacının --------- ibaresinin silinmesi üzerindeki menfaatinin devam ettiği, yine davanın hak düşürücü süre (uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesi) dahilinde açıldığı,
bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere tarafların hitap ettiği müşteri/tüketici kitlesi ve tarafların ticaret unvanlarının ayırt edici unsurları olan -------- ve -------- ibareleri arasında ortak sözcük olan "--------” itibariyle bir benzerlik bulunduğu ve gerek davacı gerek davalı şirketlerin faaliyet konuları da benzerlik arz ettiğinden davalının ticaret unvanındaki -------- ibaresinin iltibas teşkil ettiği,
zira ticaret unvanının şekline ilişkin yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında davalının ticaret unvanın zorunlu eki olan ve daha önce tescil ve ilan edilen davacı ticaret unvanı ile ayırt ediciliği sağlayan ibareyi iltibasa yol açacak şekilde ve dürüstlük kuralına aykırı olarak seçtiği, yukarıda da açıklandığı üzere davalının bu bakımdan daha üstün bir anayasal hakkı bulunmadığı,
yine davalıya ait olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilen "-------" --------- hesabının profilinde yer alan "------- şirketi" ticaret unvanının da iltibasa neden olabileceği, davacının ticaret unvanın korunması kapsamında bu ibarenin de silinmesi gerektiği, bunun dışında davalının iltibasa neden olabilecek bir internet sayfasının veya sosyal medya hesabının bulunmaması nedeniyle davacının sair taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, düzenlenen bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/155, K. 2024/12, 9 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama