KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/192
- Karar No
- 2024/40
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
Karar Metni
2.445 kelime·12 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/192 Esas
KARAR NO: 2024/40
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/03/2021
KARAR TARİHİ: 17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili 02/03/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirket ---------- ile dava dışı -------- Şirketi arasında bir ortak girişim kurulması hususunda anlaşıldığı, --------- yetkilisi tarafından bağlayıcı olmak üzere imzalanan 10.11.2010 tarihli mutabakat anlaşmasının müvekkili şirkete gönderildiğini, bahse konu mutabakat anlaşması ile taraflar arasında ortak girişim kapsamında kurulacak şirketin unvanının ------- Şirketi, şirket adresinin “No. -------- -------- Apt. ---------- Caddesi, ---------, --------, -------, tarafların ortak girişim faaliyetlerinden doğacak menfâatlere katılım yüzdelerinin --------- %51, --------- %49 olacağı konusunda mutabık kalındığını,
ilgili mutabakat anlaşmasında düzenlenen hüküm ve koşullara uygun olarak, 31.01.2011 tarihi itibariyle “--------, ----------, ---------- Cad. ---------- No:-------- D:----------” adresinde --------Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde --------- sicil numarası ile kayıtlı --------- Şirketi'nin kurulduğunu, ortak girişim kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetlerin yürütülmesi için kurulan ---------- kurucuları, şirket kuruluş döneminde yürürlükte bulunan 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu'nun (“eTTK”) “Bir anonim şirketin kurulması için şirkette pay sahibi en az beş kurucunun bulunmasının şart olduğu” hükmünü havi 277.
Maddesi uyarınca şirket ortaklarının dava dışı ---------- olarak gösterildiğini, --------- kurucu ortaklarından ----------- aynı zamanda dava dışı ---------- bir dönem yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olarak görev yaptığını, yine ----------- kurucu ortaklarından ---------- ortağı olduğu ---------- Şirketi'nin ortaklarından --------- ve -----------da ---------- eski yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkililerinden olduğunu, ------- ve-------- vergi beyannamelerini düzenleyen SMM Bülent Gündoğdu da --------- kurucu ortaklan arasında gösterildiği,
yukarıda izah edilenler kapsamında, davalı -------- ile dava dışı-----------arasında organik bir bağ bulunduğunu, bahsi geçen kişi ve şirketlerin irtibatlı olduğunun kabulü gerektiğini, ---------- kuruluş sermayesinin 150.000 TL olduğu; işbu sermayenin, her biri 25 TL itibari değerde 6.000 hisseye ayrıldığı ve hamiline yazılı hisse senetleri düzenlendiği ve kuruluşu takiben aşağıda bilgileri verilen hisse senetlerinin müvekkili --------devredildiğini, müvekkili şirket ---------- tarafından uluslararası ticaret işlemlerinin yürütülmesi için Ekim 2012 tarihinde --------- isimli şirket kurulduğu,
--------, -------- hissedarlık haklarının tatbiki ve ------------ ile ilişkilerin yürütülmesi için müvekkili ---------- yetkilendirdiğini, müvekkili ----------- şirket sermayesinin %51'i olan 76.500 TL'ye tekabül eden toplamda 3.060 adet hisseyi halen elinde bulundurduğunu, ---------aracılığıyla organize edilen büyük çapta ticaret işlemleri gerçekleştirildiğini, ancak davacı müvekkilinin ticarete konu malların asıl üreticisi ve ihracatçısı ---------- %51 ortağı olarak hakettiği karların müvekkili şirkete ödenmediğini, --------- yönetim kurulu ve ortakları ile müvekkili şirketin irtibatının 2016 yılında kesildiğini,
davalı ---------- müvekkili şirketin % 51 hissedarı olduğunu bildiği halde 09.10.2019 tarihli genel kurul kararı ile şirketin tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye memuru olarak da ----------- atandığı, tasfiyeye ilişkin ilanların 21.10.2019-30.10.2019-07.11.2019 tarihlerinde yapıldığı nihayetinde davalı şirketin sicilden terkinine ilişkin 08.05.2020 tarihli genel kurul kararının 27.05.2020 yılında tescil edildiğini, müvekkili şirketin yurt dışında mukim şirket olması ve ortağı bulunduğu-------- şirket defterlerine doğrudan erişim sağlayamaması sebebiyle davalı ---------- olan alacağın tam ve kesin olarak bilinemediğini,
müvekkilinin şirketin hissedarlık haklarından doğan alacaklarının, kâr paylarının ödenmediğini, mahkememizce davalı ---------- sicilden terkin işleminin iptal edilmesi talebinin reddedilmesi halinde şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde tespit edilecek tasfiye payının müvekkiline ödenmesini, mahkememize sunulan belgelerde --------- şirketi ile gerçekleştirilen ticari muameleler ve bu işlemlerden doğan kayda değer tutarda bir alacağın olduğunu, bu alacağa ilişkin davalı şirket yetkilisi -------- -------------dava açması için talimat verildiğini, bununla ilgili defalarca yazışmalar gerçekleştirildiğini,
----------- olan alacağının tahsil edilip edilmediği hususunda müvekkili şirkete herhangi bir bilgi verilmediğini, alacak tahsil edilmiş ise müvekkili şirketin -------- %51 hissedarı olarak bu tahsil işleminden doğan kar payı alacağının ödenmediğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve resen göz önünde bulundurulacak sair sebepler kapsamında müvekkili şirketin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla -------- Şirketi'nin %51 ortağı olduğunun ve bu ortaklığa bağlı hissedarlık haklarının tespit ve tescili ile şirketin pay defterine işlenmesini,
---------- Ticaret Sicil Müdürlüıü nezdinde --------- sicil numarası ile kayıtlı --------Şirketi'nin tasfiyesine ilişkin genel kurul kararının yoklukla batıl olduğunun tespitini, genel kurul kararının geçerli olduğuna kanaat getirilse dahi şirketin sicilden terkinine ilişkin usul ve yasaya aykırı gerçekleştirilen tescil işleminin iptali ile ticaret hayatına yeniden kazandırılmasını, mahkememiz aksi kanaatte ise huzurda görülmekte olan davada taraf teşkili sağlanabilmesi adına duruşma günü beklemeksizin tensiben şirketin ihyasını,
fazlaya ve faize ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalı -------- tahsiliyle müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Tasfiye Memuru --------- vekilinin 19/04/2021 tarihli beyan dilekçesinde özetle.
Davacılar tarafından mahkememiz huzurunda ----------- Esas sayılı dosya üzerinden Tasfiye Halinde--------- şirketinin ihyası ve alacak talepli dava ikame edildiğini, mahkememizce -------- Esas sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 15.03.2021 tarihli tefrik tensip tutanağı ile;
davalı Tasfiye Halinde --------- şirketinin ihyasına karar verilmeden ve ihya kararı kesinleşmeden tüm davalılara karşı açılan alacak davasının görülmesi mümkün olmadığını, ön sorun teşkil eden şirketin ihyası davasının -------Ticaret Sicil Müdürlüğü ile birlikte Tasfiye Halinde --------- şirketinin tasfiye memuruna yöneltilmesinin gerektiğini,--------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün internet sitesinden çıkarılan evraka göre Tasfiye Halinde --------- şirketinin tasfiye memurunun -------- olduğunun anlaşıldığını,
tüm bu nedenlerle davaların birlikte görülmesi mümkün olmadığından şirketin ihyası davasının diğer alacak davası için bekletici mesele yapılmak üzere, davaların ayrılmasını, Tasfiye Halinde --------- şirketinin hakkındaki alacak davasının ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiğini, müvekkili --------- --------- Esas sayılı dosya üzerinden, tensip zaptı, yukarıda atıf yapılan tefrik tensip tutanağı ile dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edildiğini, cevap verme süresi içerisinde davalı müvekkil tarafından ihya davasına yönelik cevap ve delillerin ibraz edileceğini,
müvekkili ---------- ----------- Esas sayılı işbu dosyanız üzerinden ayrıca başka bir tebligat daha yapıldığını, tebligatın içerisinde ise -------- Esas sayılı dosyaya ilişkin tensip tutanağı ile dava dilekçesinin yer aldığını, mahkememizin --------- Esas sayılı dosyasından müvekkil-------- gelen tebligat zarfının üzerinde "Tensip zaptı ve dava dilekçesi ekte sunulmuş olduğu, tebliğden itibaren 2 hafta kesin sürede cevap vermesi ve delillerinizi sunup tebliğe çıkarılması,
aksi durumda HMK 128 md. gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vaktaların tamamını inkar etmiş sayılacağının ihtar ve tebliğ olunur." şerhinin yer aldığını, mahkememizin 22.03.2021 tarihli tensip zaptı'nın incelenmesinde davalı olarak Tasfiye Halinde --------- şirketinin gösterildiğini, ara kararda. "Mahkememizde açılan ----------Esas sayılı Şirketin ihyası davasının, davalı Tasfiye Halinde -------- Şirketine karşı açılmış olan alacak davasının HMK.'nın 165.
Maddesi uyarınca bekletici sorun yapılmasına, şirketin ihyası davası kesinleşince alacak (genel kurul kararının iptali) davasıyla ilgili dava ile ilgili şirketin ihyası davasında atanan ek tasfiye memuruna tebliğine", 3 numaralı ara kararda. "Mahkememiz --------- Esas sayılı dava dosyasında davalı şirketin ihyası davası kesinleşince işbu dava dosyasına ait dava dilekçesi ve eklerinin HMK'nın 317.
Maddesi uyarınca davalı şirketin ihyası davasında atanan ek tasfiye memuruna tebliğine, davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceğinin tebliğ zarfında gösterilmesine", 5 (sehven 4 olarak yazılmış olan) numaralı ara kararda.
"Davalıya, süresinde başvurduğu takdirde bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verilebileceğine, ek cevap süresi talebi hakkında verilen kararın taraflara derhal bildirilmesine", karar verildiğini, mahkememizin --------- Esas sayılı dosyasına ilişkin yukarıda belirtilen tebligat ve içerisinde yer alan tensip zaptı ve dava dilekçesi müvekkil ---------06.04.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, her ne kadar tebligat zarfının üzerinde 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap verilmesi ihtar olunmuş ise de, tensip zaptının (özellikle 3 no'lu ara karar) incelendiğinde,
-------- Esas sayılı dava dosyasında davalı şirketin ihyası davası kesinleşince işbu dava dosyasına ait dava dilekçesi ve eklerinin HMK'nın 317.
Maddesi uyarınca davalı şirketin ihyası davasında atanan ek tasfiye memuruna tebliğine, davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceğinin tebliğ zarfında gösterilmesine denilmiş olduğundan, halihazırda müvekkil --------- yönünden herhangi bir cevap verme yükümlülüğü olmadığının taraflarınca anlaşıldığı, ancak davalı şirketin son tasfiye memuru olan müvekkil ---------yönünden hukuken herhangi bir hak kaybı yaşanmaması amacıyla, işbu dilekçemiz ile mahkememizden konuya açıklık getirilebilmesi için talepte bulunmanın zorunlu hale geldiği,
yukarıda izah edilen nedenlerle, davalı şirketin tasfiye memuru olan müvekkil ---------- yönünden hukuken herhangi bir hak kaybı yaşanmaması amacıyla, müvekkile 06.04.2021 tarihinde tebliğ edilen --------- Esas sayılı dosyanıza ilişkin tebligat zarfında, cevap süresi ve delil ibrazına ilişkin olarak yer alan ifadelerin --------- tensip zaptına aykırı olup herhangi bir sonuç doğurmayacağı, tensip zaptının 1,
3 ve (sehven 4 yazılmış olan) 5 numaralı ara kararları uyarınca müvekkilin işbu davaya yönelik olarak cevap dilekçesi vermesi ve delil ibrazında bulunmasına gelinen aşamada henüz mahal ve imkân bulunmadığı hususlarını mahkeme takdirlerine sunmuştur.
DAVANIN AŞAMALARI
:Mahkememizin --------- Esas sayılı dosyasında 15.03.2021 tarihli tefrik tensip tutanağı ile meşru hissedarlık haklarının tespiti ve tescili ile alacak davasının ayrılmasına, davalılar --------- ve ----------Ticaret Sicili Müdürlüğü aleyhine açılan şirketin ihyası davasının işbu dava üzerinden yürütülmesine, ayrılan davanın Mahkememizin ------- esas sayılı dosyasına kaydedilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin --------- Esas sayılı dosyasında davalı şirkete tasfiye memuru olarak --------- atanmış, onun ölmesi üzerine -------- atanmış, onun da çekilmesi üzerine tasfiye memuru olarak -------- atanmış ve onun huzurunda dava görülüp sonuçlandırılmıştır.
Dosyanın konusunda uzman nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve petrokimya-akaryakıt uzmanı bilirkişilere tevdi ile vergi dairesinden gelen cevap yazısında ki davalı şirketin mali müşaviri -------- ve gerekirse davalı şirket hissedarları/mirasçıları ile de irtibat kurarak davalı şirketin defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle rapor hazırlamaları istenilmiştir.
Bilirkişiler ---------, ------- ve -------- 31/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle
Tüm delillerin münakaşası, işlemiş faiz ile İİK Md.67/2 kapsamına giren taleplerin takdiri, her türlü hukuki tavsif ve nihai karar tamamıyla Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere, dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler üzerinde Mahkemece heyete verilen görev kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
Davalı Şirkete Ortak Olup Olmadığı Yönünden. 150.000,00 TL bedelli hisse senetlerinin 3060 hisseye isabet eden 76.500,00 TL'lik kısmı davacı elinde bulunduğundan, eş söyleyişle davacı şirket, %51 ortaklığa isabet eden 3060 payın zilyedi olduğundan davacının davalı şirkete %51 pay oranında ortak olduğunu, Kâr Payı, Tasfiye Payı Ve Tazminat Talebi Yönünden.
Davalı şirketin geçmiş yıllar kârlarının dağıtılacağına ilişkin bir genel kurul kararı bulunmadığı, tasfiye payına ilişkin ise davalı şirketin usulüne uygun tasfiye süreci sonunda şirket malvarlığının nakde dönüştürülmesi her çeşit borç ve verginin ödenmesi sonrasında kalan bir tutar varsa ortaklara dağıtılması gerektiği, bu aşamada şirketin tasfiye karının hesap edilemeyeceği tüm bu tespitler ışığında davacının kâr payı, tasfiye payı ve tazminat talebinin yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu, üç nüshadan ibaret iş bu rapor mahkememiz taktirlerine arz olunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, davalı şirkete ortak olunduğunun tespiti ile ortaklık alacağı, kâr payı alacağı ve şirketin ticaret hayatına kazandırılmaması halinde tasfiye payı alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, davacı --------- ile dava dışı --------- şirketinin birlikte 31/01/2011 tarihinde davalı -------- Şirketi'ni kurduklarını, davalı -------- Şirketi yöneticilerinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve şirketi tasfiye ettiklerinden bahisle elinde bulunan hamiline yazılı pay senetleri karşılığında davalı şirkete ortak olunduğunun tespiti ile ortaklık alacağı, kâr payı alacağı ve şirketin ticaret hayatına kazandırılmaması halinde tasfiye payı alacağının tahsili istemlerinde bulunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Pay senetleri A) Ortak Hükümler I - Türler 1. Şartlar başlıklı 484 ncü maddesi "(1) Pay senetleri, hamiline veya nama yazılı olur. (2) Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senetleri çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar geçersizdir.
İyiniyet sahiplerinin tazminat hakları saklıdır.", 2. Dönüştürme başlıklı 485 nci maddesi "(1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, payın türü dönüştürme yolu ile değiştirilebilir. Dönüştürme esas sözleşmenin değiştirilmesiyle yapılır. Dönüştürmenin kanunen öngörüldüğü hâllerde yönetim kurulu gerekli kararı alarak derhâl uygular ve bunun esas sözleşmeye yansıtılması girişimini hemen başlatır.
(2) Nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine dönüştürülebilmesi için payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması şarttır.", II - Pay senedi bastırılması başlıklı 486 ncı maddesi "(1) Şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan paylar geçersizdir; ancak, iştirak taahhüdünden doğan yükümlülükler geçerliliklerini sürdürür.
(2) Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilir.
Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır. (3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır.
(4) Tescilden önce pay senedi çıkaran kimse, bundan doğan zararlardan sorumludur.", B) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri başlıklı 489 nci maddesi (1) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılacak bildirimle hüküm ifade eder.
Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirimde bulunulmaması hâlinde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamaz. (2) Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılan bildirim tarihi esas alınır.
(3) Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılır.
(4) Hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmesi ve kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak ücretler -------Bakanlığınca çıkarılan tebliğle belirlenir." ve C) Nama yazılı payların ve pay senetlerinin devrinde ilke başlıklı 490 ncı maddesi "(1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.
(2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir." hükmünü düzenlemiştir.
Davacı, dava dışı şirketle ortak bir şirket kurulması konusunda anlaşıldığını, bu kapsamda taraflar arasında 10.11.2010 tarihli sözleşme imzalandığını, akabinde şirketin kurularak faaliyete geçtiğini, sözleşmedeki pay miktarının %51 davacı --------, %49'unun dava dışı------- şirketine ait olacağının kararlaştırıldığını, şirket kurulduktan sonra şirkete ait hamiline yazılı 3060 adet hisseye isabet eden 76.500,00 TL değerindeki hisse senedinin müvekkiline teslim edildiğini,
hem sözleşme hem de bu hisse senetleri nedeniyle müvekkili şirketin davalı şirkete ortak olmasına rağmen ortaklığın şirket yetkililerince tescil ve ilan edilmediğini iddia etmekte olup yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu da, davacı tarafın davalı şirket kurulduktan sonra şirkete ait hamiline yazılı 3060 adet hisseye isabet eden 76.500,00 TL değerindeki hisse senedine sahip olduğunun anlaşıldığı,
davalı şirket tarafından şirket kuruluşunun 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak 31.01.2011 tarihinde tescil edilerek --------04.02.2011 tarih ve -------- sayılı nüshasında ilan edilerek işbu hisse senetleri 150.000,00 TL sermayeyi temsil etmek üzere bastırıldığı, 150.000,00 TL bedelli hisse senetlerinin 3060 hisseye isabet eden 76.500,00 TL'lik kısmının davacı elinde bulunduğu,
bir başka deyişle davacı şirketin, %51 ortaklığa isabet eden 3060 payın zilyedi olduğundan davacının davalı şirkete %51 pay oranında ortak olduğu anlaşıldığından davacının bu kısma yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafın diğer talepleri olan ortaklık alacağı, kâr payı alacağı ve şirketin ticaret hayatına kazandırılmaması halinde tasfiye payı alacağının tahsili istemleri yönünden dava değerlendirildiğinde, bahsi geçen taleplerin dava konusu edilebilmesi için davacı tarafın şirket ortağı olması gerektiği,
dava tarihi itibariyle davacı taraf şirket ortağı olmadığından söz konusu taleplerde bulunamayacağı anlaşıldığından işbu kısma yönelik taleplerin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kılınmıştır.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/192, K. 2024/40, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama