KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/432
- Karar No
- 2024/904
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
Karar Metni
5.204 kelime·26 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/432 Esas
KARAR NO: 2024/904
DAVA
Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 01/06/2022
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 01/06/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davacı müvekkili ile davalı arasında 17.12.2021 tarihli 'Taşınır Mal Satış Sözlemesi' ile müvekkili şirketin maliki bulunduğu 159.000,00 Euro değerinde: '' ---------- Seri No: ----------, ---------- Seri No: ----------, ------------ Seri No: -----------, ---------- Seri No: ---------, --------- Seri No: --------, ----------- Seri No: --------- ve ---------- Seri No: - ''Cihazların/ Taşınırların satın alınması ve ortak kullanım hususuna dair sözleşme imzalandığını, satışa konu edilen cihazların KDV hariç toplamda 159.000,00 Euro değere sahip olduğunu,
ancak Taşınır Mal Satış Sözleşmesi'nde davalı tarafın yetkilisi tarafından 59.000,00 TL olarak yazıldığını, görüleceği üzere müvekkili şirketin, davalı tarafça sözleşmenin bedeli konusunda yanıltıldığını, hataya düşürüldüğünü, aşağıda anlatılacağı üzere talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekli olduğunu, davalı ------------ adlı şirketin yetkilisi ------------ söz konusu şirketi 13.12.2021 tarihinde kurduğunu, davalı şirketin tek ortağı olarak görünen -----------, diğer ortak ----------- kayıt dışı bırakarak davalı şirketin tek başına yetkilisi olduğunu,
şirketin tek sahibi görünen ----------- ve dava dışı ------------ aslen davacı müvekkili şirketin 31.12.2021 tarihine kadar kayıt dışı ortakları olarak bulunduklarını ve iş yaptıklarını, bu hususun ispata yarar mail yazışmaları, ------------ yazışmaları, 2012-2013-2014 yıllarına ilişkin kasa hesap mutabakatı ve ödeme dekontlarını dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğunu, yine bu hususun tanık beyanlarıyla da ortaya çıkacağını, hesap mutabakatında da görüleceği üzere ---------, --------- ve ---------- 2012- 2013-2014 yıllarına ilişkin kasa hesap mutabakatını ıslak imzalı olarak yaptıklarını,
yine yapılan yazışmalardan da görüleceği üzere davalı şirket yetkisi --------- ve ---------- müvekkili şirket'in eski ortağı olduğunu ispat ettiğini, davalı şirketin kurulması çalışmalarını yürütmekte olan ------------ ve --------------, en başından beri davalı şirketin kuruluş hazırlıkları yapmakta olup, bütün süreci planladıklarını ve 13.12.2021 tarihinde ------------ Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne davalı şirket tescil kaydı ----------- Mersis numarası ile tescil edildiğini, ---------- ve ------------, davalı şirket ve tüm bu süreç hakkında müvekkili şirkete ve ortaklarına bu durumlardan bahsetmediğini,
davalı Şirketin resmi olarak kuruluşundan önce davalı şirket yetkilisi ---------- tarafından 17.11.2021 tarihinde davaya konu cihazların, yetkili distribütöründen değerleri hakkında bir teklif talep ettiğini, sonrasında davalı şirket yetkilisi ----------- o tarihte şirket çalışanlarından ---------- de teklif talebini ilettiğini ve kendisinden durumu takip etmelerinin istendiğini,
----------- de devreye girmesi ile birlikte 24.11.2021 tarihinde işbu teklif talebine dava dışı distribütör firma fiyatlandırma yaparak teklif vermiştir. ------------ seri numaralı teklifte davaya konu cihazlar için 155.854,12 EUR fiyat bildirimi ---------- gelmiş ve ----------- de davalı ------------- şirketinin şu anki yetkilisi o tarihte müvekkili şirketin kayıt dışı ortağı olan ------------ iletmiştir.
Yapılan mailleşme ve fiyat teklifinin dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğunu, süreç bu şekilde devam ederken davalı Şirket yetkilisi -------------, Müvekkil Şirket'in muhasebecisi -------------- bu işlemler hakkında ve fatura kesilen ------------ hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, davalı şirketin %100 tüm hisselerinin sahibi ve yetkilisi olan ------------- cihazların distribütörü şirket olan -----------Şti 'ne attığı mailden ve aldığı tekliften de görüleceği üzere, o tarihte planlı bir şekilde işbu operaasyon dava dışı ----------- ile birlikte hareket edilerek yapılmış ve sonrasında iki ortak birlikte aynı tarihte şirketten ayrılmışlardır.
Bu eylem ile birlikte davalı Şirket'in kayıt dışı ortağı ------------- muhasebeye bizzat talimat vererek; kendi şirketine davaya konu cihazların faturasını komik ve gerçek değeri ile alakası olmayacak bir şekilde değerinin 50'de biri fiyatla 17.12.2021 tarihli ------------ seri numaralı faturayı kestirmiştir. Faturada, görüleceği üzere 17.12.2021 tarihli Taşınır Satış Sözleşmesi'nden- belirtilen 7 adet cihaza ek olarak 2 adet cihaz ilave edilmiştir.
Görüleceği üzere davalı şirket, sözleşmede 7 adet, faturada ise 9 adet olarak belirttikleri cihazları bila bedel olacak şekilde almışlar.
Bu husus bile cihazların gerçek bedellerinin 59.000,00 TL olmadığını, fatura içeriğini davalı tarafından düzeltildiğinin göstergesi olduğunu, davalı Şirket yetkilisi, henüz daha faaliyete geçmemiş olan şirkete vergi sicil numarası alınır alınmaz 17.12.2021 tarihinde davaya konu cihazları, bedelinin çok altında bir rakamla kendi şirketlerine fatura ettirilerek ve müvekkili şirket envanterinden çıkarttırılarak kendi kurdukları yeni şirkete davacı müvekkili şirket yetkilisinin bilgisi ve onayı dışında geçirilmiştir.
Kamera kayıtlarında sonradan tespit edilen görüntülere göre; cihazları ve depodaki malzemeleri istedikleri gibi bırakıp, şirketten ayrıldıktan sonra kendilerine sakladıkları anahtarlarla gizlice cihazları almışlardır. Yine şirketin deposundan pek çok cihazın ve malzemenin de bu şahıslarca alındığı tespit edilmiştir.
Ayrıca tarafların imza yetkilileri, müvekkili şirket bünyesinde daha önce kayıt dışı ortak oldukları için ve müvekkil şirketin hemen hemen tüm işi şirket dışı sahada ve taşeron usulü yapıldığından. Müvekkili şirket yetkilisi, o dönemde sahada veya şehir dışındaki şantiyelerin takibi için şehir dışında ve kayınpederinin cenazesi nedeniyle ----------- olduğundan bütün bu olanlardan haberdar olmamıştır.
Müvekkili şirket muhasebesince kendilerine faturanın kesilmesi talimatını veren kişilerin şirket personellerince ortak olarak bildiklerinden hiçbir şüphe duymamış ve şirketin imza yetkilisi olan ------------ bilgi verilmemiştir.
Davacı müvekkili şirketin; davalı şirket yetkilisi ve çalışan gibi görünen ortağının tüm bu süreçleri tamamladıktan sonra müvekkili şirket Cihazların/Taşınırların satın alınmasına dair sözleşme imzalanması ile planlarının son aşamasını da tamamlamışlar.
Müvekkil şirket yetkilisi daha parasal faturanın kesileceği ve ödemenin vadeli bir şekilde planlanacağını düşünürken aslında hile ile oyuna getirildiğini ve cihazların çok önceden düşük bedelle fatura ettirilerek gerçek bir satışmış gibi her şeyin organize edildiğini sonradan öğrenmiştir. Bu kapsamda Taşınır Mal Satış Sözleşmesi'nin imzalanması sonrasında satışan konu olan 9 adet cihaz, davalılarca çok önceden şirketten alınmıştır.
Müvekkil şirket, cihazların faturasının kesileceğini zannederken aralık ayında muhasebeye davalı şirket yetkilisince talimat verilerek düşük bedelle fatura ettirildiğini çok geç öğrenmiştir. Müvekkilimiz bu süreçte aralarında sorun olmadığını zannettiği ve uzun yıllar ortaklıkları ve dostlukları olan kişilerin bu tarz bir plan içinde olduklarını düşünemediğinden sözleşme ve fatura sıralamasını da o zaman önemsememiştir.
Müvekkili şirketin yetkilisinin bilgisi dışında şirketteki konumları kötüye kullanılarak sanki satış sözleşmesine konu edilmiş gibi gösterilen cihazlara dair gerçek ve geçerli bir satış sözleşmesi bulunmamaktadır. Kesilip işlenmiş faturadan ve cihazların güncel değerini öğrenmelerine rağmen bundan hiç bahsetmeyerek 159.000,00 € olarak kendilerince fiyatı belirleyerek birlikte kullanmak üzere sözleşmeyi imzalatmışlardır.
Sözleşme imzalandıktan sonra müvekkili şirket, faturanın eksik kesildiğini ve diğer kayıt dışı ortak kendisinin işçi (çalışan) olduğunu iddia ederek taleplerde bulunduğunu öğrenmiştir. Müvekkili Şirket, yapılan hileden bu şekilde haberdar olarak; davalı şirketin, cihaz alımının ve imzalatılan sözleşme dahil herşeyin bir kurgudan ibaret olduğunu bu şekilde öğrenmişlerdir. Satışa konu edilen cihazların toplamda gerçek değerleri 159.000,00 €'dur.
Ancak Taşınır Mal Satış Sözleşmesi'nde 59.000,00 TL davalı şirket yetkilisi tarafından yazılmıştır. Müvekkili Şirket, durumu fark ettikten sonra 59.000,00 TL'yi 07.01.2022 tarihinde davalı şirketin hesabına iade edilmiştir. Daha sonra ------------ Noterliği'nin---------- Yevmiye numaralı İhtarnamesi ile 11.01.2021 tarihinde ihtar çekilerek 17.12.2021 tarihli Taşınır Mal Satış Sözlemesine konu cihazların iadesi aksi takdirde bedeli istenmiştir.
Ancak karşı taraf ----------Noterliği 12/01/2022 tarih ---------- keşide numaralı cevabi ihtarnamesiyle kötü niyetli olarak çözümsüz bırakmıştır. Devamında da ---------- Arabuluculuk Bürosu Arabuluculuk Numarası: ----------- ile toplantı yapılmışsa da anlaşılamamıştır. Görüleceği üzere Müvekkil Şirket, sözleşmenin bedeli konusunda hile ile yanıltılmış hataya düşürülmüştür.
Zira Müvekkil Şirket tarafından 159.000,00 Euro değere sahip cihazların 59.000 TL'ye satılması hayatın olağan akışına aykırı olup, ticari kurallara uygun olmadığı da açıktır. TTK madde 23/1 gereği tacirler arasında yapılan ticari satış ve mal değişimlerinin esas olarak Borçlar Kanununun ilgili hükümlerine (TBK madde 30 vd.) tabi olacağı belirtildikten sonra bu tür sözleşmelere uygulanacak bazı hükümlere de yer verilmiştir.
Söz konusu maddelerin ilgili bentlerine bakıldığında taraflar arasında yapılmış olan 17.12.2021 Taşınır Mal Satış Sözleşmesine uygulanacak olan kanun TTK hükümlerine göre TBK olup TBK hükümlerine göre de sözleşmenin geçersiz olduğu açıktır. Türk Ticaret Kanunu MADDE 23- (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
TBK - 1. Yanılmanın hükümleri MADDE 30- Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz. MADDE 31/5- 5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa. TBK II. Aldatma
MADDE 36 - Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.
Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir. --------- E., -------- K.; ''Öte yandan, hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.
Hata da yanılma, hilede yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 36/1. maddesinde açıklandığı üzere, taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.
Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir...'' Yukarıda açıklanan tüm nedenlerden, dosya ya sunulan bilgi ve belgelerden ve Yargıtay içtihatlarından üzere.
Müvekkil Şirket'in, davalı tarafından 17.12.2021 Tarihli Taşınır Mal Satış Sözleşmesi ve 17.12.2021 tarihli ----------- seri numaralı fatura konusunda kandırıldığı, irade fesadına uğradığı açık ve nettir. İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ HAKKINDA İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için tam bir ispat aranmamaktadır.
Alacağın varlığı ve haciz sebepleri hakkında mahkemeye olumlu kanaat oluşturacak yeterlilikte delillerin mevcudiyeti halinde ihtiyati haciz kararı verileceği, dosyaya sunulan deliller ile İİK'nın 258. maddesi uyarınca alacağın varlığı ve haciz sebepleri hakkında olumlu kanaat oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte olduğu görülecektir.
İcra İflas Kanunun 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borcunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
Anılan Kanun'un 258. maddesinde ise, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup, kesin bir ispat aranmamaktadır.
Yukarıda izah edildiği üzere İİK'nın 257 ve 258. maddelerine dayanılarak ilgili hakimin sunulan delilleri yaklaşık ispat çerçevesinde değerlendirildiğinde zarara uğranıldığı ve alacağın muaccel olduğu kesin olup bu kapsamda müvekkilimiz alacağı koruma altına alınmaz ise telafisi güç zararların doğacağı açıktır. Anılan tedbirlere hükmedilmediği takdirde söz konusu mahkeme ile korunmak istenen menfaatin korunması ve mahkeme kararının uygulanması mümkün olmayacaktır.
Bu kapsamda emsal kararlar doğrultusunda da davalı hakkında ihtiyati haciz kararının verilmesini talep ettiklerinden bahisle. Davaya konu cihazların kaçırılma ihtimali ve şirketin faal olmaması nedeniyle alacağın tahsilinin gelecekte imkansız olması hali gözetilerek davalı taraf hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine, Davaya konu 17/12/2021 tarihli Satış Sözleşmesinin İPTALİNE, Müvekkile ait;
---------- Seri No: -----------, ------------ Seri No: -----------, ---------- ve ------------- Seri No: --------, --------- Seri No: ----------, -------- Seri No: ----------, ---------- Seri No: --------, ----------- Seri No: - , ---------- Seri No: --------- ve ----------- Seri No: --------- 9 adet cihazın Müvekkili Şirkete aynen İADESİNE, '2' numaralı taleplerinin kabul görmemesi halinde.
Makinelerin gerçek bedeli olan 159.000,00 Euro dan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 Euro'nun 17/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 15/09/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafından açılmış olan davanın tamamen mesnetsiz olup, gerek usul gerekse esas açısından hiçbir şekilde kabulü mümkün olmadığını, I- Usul Yönünden: 1-Öncelikle belirtmek gerekir ki Davacı tarafından talep edilmiş olan ihtiyati haciz uygulanmasının kabulü mümkün değildir.
Zira Davacının iddia etmekte olduğu şekilde davaya konu cihazların kaçırılma ihtimali bulunmadığı gibi, Müvekkili Davalı şirketin faal olmadığı yönündeki beyanlar gerçeği yansıtmamakta olup Müvekkilinin fiilen aktif olarak kurulu ve ticari olarak önemli faaliyetlerde bulunmakta olan bir işletme olduğunu, bu yönde Mahkemenin talep etmesi halinde gerekli incelemeye esas teşkil etmek üzere Müvekkilinin çalışmakta olduğu projelerin ve ticari referansların sunulması mümkündür.
Ayrıca ihtiyati haczi talep edilen cihaz Müvekkilinin ticari faaliyetlerinin esası için çok önemli bir cihaz olduğundan, söz konusu cihazın ihtiyaten haczi halinde Müvekkilinin ticari faaliyeti esaslı olarak olumsuz etkileneceği için işbu talebin hukuken kabul edilmesi mümkün olmadığını, 2- İlaveten Davacı tarafından usulsüz olarak delil ibraz edilmek istenmektedir. Mahkeme nezdinde görülmekte olan dava ticari bir dava olup, ticari bir uyuşmazlık ile ilgilidir.
Bu nedenle, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, herhangi bir şekilde Davacı tarafından Mahkemeye sunulmuş olan ticari davaya esas teşkil etmeyecek, delil niteliğini haiz olmayan kişisel yazışmaların delil olarak kabulü mümkün olmayıp, işbu belgelere dayanarak hüküm tesis edilmesi hukuki mesnetten yoksun olacaktır ve yargılamaya esas alınmaması gerekmektedir.
Yine ayrıca Davacı tarafından sunulu yazışmaların kimin tarafından tanzim edildiği dahi belli değildir, formatı kopyalayıp yapıştırma şeklinde olan içeriklerdir. Yine hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, anılan yazışmalar çok eski tarihli olup huzurdaki dava ile ilgili ispata yarar delil niteliğinde değildir.
Hukuka aykırı şekilde sunulu ve Müvekkiline isnat edilen yazışmalar hakkında cezai hakları dahil, tüm yasal yollar saklı kalmak kaydıyla, hiçbir şekilde Davacı tarafından sunulu, delil niteliğini haiz olmayan işbu belgelerin tarafımızca hiçbir şekilde kabulü mümkün değildir.
Bu nedenle işbu yönde anılan belgelerin yargılamaya esas alınmaması yönündeki talebimizin usul açısından öncelikli olarak değerlendirilmesini talep ettiklerini, 3- Huzurdaki davanın ticari dava olması sebebiyle tanık ile ispatı mümkün değildir. Yazılı ispat unsuru gerekmektedir. Bu nedenle Davacı tarafından, dava dışı pek çok kişi ismi anılmak suretiyle tanık yaratılmaya ve tanık deliline dayanmaya çalışmasının kabul edilmesi mümkün değildir.
Ancak, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Mahkeme tarafından biran için tanık deliline karar verilmesi söz konusu olacaksa bu hususta karşı delil olarak tanık dinletme hakları saklı kalmak kaydıyla, huzurdaki davanın ticari bir husus olması sebebiyle usul açısından tanık delilinin kabul edilmeyerek yargılamaya devam edilmesini talep etme gereği hasıl olmuştur.
II- Esas Yönünden: Davacı haksız bir şekilde basiretli bir tacir olarak bizzat kendi iradesi sonucu imzalanmış olan bir sözleşmeyi, bu sözleşme sonucunda kendi firması tarafından tanzim edilmiş olan faturayı ve teslimi yapılarak tamamlanmış olan bir hukuki işlemi, hiçbir hukuki gerekçesi olmaksızın iptal etmek istemektedir.
Müvekkili ve Davacı Şirket arasında 17.12.2021 tarihinde, davacının “Satıcı” ve Müvekkili Şirketin “Alıcı” sıfatıyla yer aldığı Taşınır Mal Satış Sözleşmesi "Sözleşme" aktedilmiş olup, Sözleşme’de, diğer hükümlerin yanı sıra, kararlaştırılan malların Müvekkil Şirkete, Sözleşmedeki bedel karşılığında satışı ve teslimi hususunda bir anlaşma sağlanmıştır. İşbu sözleşme iki tarafın da rızası ve yetkililerince imzalanmış olup, hukuki ve ticari açıdan geçerlidir.
Ayrıca söz konusu sözleşme sonucu hukuki işlem tamamlanmış, taraflarca edimler gereğince yerine getirilmiş yani sözleşme tamamen ifa edilmiştir.
Bu şekilde karşılıklı edimlerin ifası tamamlanmış olan bir hukuki işlemin, söz konusu işlemin meydana gelmesinden ve sözleşme bedelinin ödenmesinden sonra iptalinin istenmesi tamamen kötüniyetli olup, Davacı şirket yetkilisinin Müvekkili Şirketin yetkilisi ile yaşamakta olduğu şahsi husumetten kaynaklı ve Müvekkili şirketi yıpratma amaçlıdır. Dolayısıyla bu hususta kötüniyet tazminatı talep etmek dahil yasal tüm haklarımız saklıdır.
Dava dilekçesinde öne sürülen Davacının yanıltılarak hataya düşürülme iddiaları son derece tutarsız ve mesnetsizdir. Şöyle ki. Öncelikle Davacı tarafından dava dilekçesinde "Cihazların/ Taşınırların satın alınması ve ortak kullanım hususuna dair sözleşme imzalanmış" olduğundan bahsedilmektedir. Ancak Sözleşme metni incelendiğinde açıkça görüleceği üzere sözleşmenin hiçbir hükmünde Cihazların ortak kullanımına dair bir madde yer almamaktadır.
Sözleşme açık ve net bir şekilde Cihazların satışına yöneliktir. Sözleşme'de yazılı olmayan bir hususu sanki varmış gibi göstererek Davacı kasti olarak Mahkemeyi yanıltmayı hedeflemektedir. Müvekkili Şirket bizzat Davacı tarafından sunulu belgelerde de görüleceği üzere yasal olarak 13.12.2021 tarihinde kurulmuştur. Sözleşme ise Taraflar arasında 17.12.2021 tarihinde aktedilmiştir.
Davacı tarafından da sunulu Sözleşme örneğinde görüleceği üzere Sözleşme üzerinde Davacı tarafından atılmış kaşe ve imza mevcuttur. Dolayısıyla Müvekkili Şirket, Sözleşmenin imzalanmış olduğu tarih itibariyle yasal olarak kurulmuş ve ticari faaliyetlerine başlamış durumdadır. Davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir yanıltıcı durumun yasal olarak varlığı mümkün değildir.
Davacı tarafından, imzalı ve kaşeli sözleşmeye istinaden, Sözleşme'nin imza tarihi olan 17.12.2021 tarihinde, ------------ numaralı fatura tanzim edilmiş ve Müvekkili Şirkete teslim edilmiştir. Söz konusu fatura e-arşiv Fatura niteliğindedir. Yani bizzat Davacı Şirket tarafından e-imzalı ve zaman damgalı olarak arşiv sistemi üzerinden tanzim edilmesi gereklidir.
Davacı şirketin şayet söz konusu fatura ile ilgili bir hataya düşmüş olduklarının, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, biran için dahi mümkün olduğu düşünüldüğünde dahi, söz konusu faturanın yasal süresi içinde iptali ile ilgili işlemlerin yapılması mümkündür.
Ancak Davacı, kullanım hak ve yetkileri ancak bizzat kendi uhdesinde olabilecek bir sistem ile faturasını tanzim etmiş olduğu gibi, kendisine yasal olarak tanınmış süreler içinde dahi, iddia ettiği şekilde hatalı idiyse, bu yönde hiçbir işlemde bulunmamıştır. Çünkü esasında Davacı bu faturayı bizzat vakıf olduğu ve basiretli bir şekilde imzalamış olduğu Sözleşmeye istinaden ve kendi iradesi ile oluşturmuştur.
Anılan faturaya karşı davacı şirket tarafından yapılan herhangi bir iade ya da itiraz olmaksızın fatura bedeli kabul edilerek, Müvekkil şirketin muhasebe kayıtlarına işlenmiş (defter incelemesiyle sabit olacaktır) ve Sözleşme gereğince Davacı yana süresinde fatura karşılığı ödenmiştir. Söz konusu fatura bedeline dair ödeme Müvekkil tarafından Şirket hesaplarından ------- Bankası vasıtasıyla 20.12.2021 tarihinde yasal ödeme süreleri içinde yapılmıştır.
Müvekkilinin 17.12.2021 tarihinde imza altına alınan Sözleşme ve faturadan kaynaklı olarak gerekli tüm yükümlülüklerini tam, süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirerek Sözleşmeyi tamamen ifa etmiş bulunmaktadır.
Ancak, 07.01.2022 tarihinde, yani Müvekkilinin Davacıya yapmış olduğu ödemeden yaklaşık 17 gün sonra, Davacı yan tarafından, açıklama kısmına “Sözleşme iptali nedeniyle -------- numaralı faturanın iadesidir” yazılmak suretiyle Müvekkili Şirkete faturaya karşılık yapılan ödemenin geri gönderildiği tespit edilmiştir.
(Banka kayıtlarıyla sabittir) Bu hamle karşısında şaşkına dönen Müvekkilinin imzalanmış sözleşmenin ne gerekçeyle feshedildiğini ve/veya dayanağın ne olduğunu anlayamamıştır. Kaldı ki, sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesi sebebiyle davacı yanın geçerli bir fesih sebebi de bulunmamaktadır.
Bu ödemenin Müvekkili Şirket hesaplarına intikal etmiş olması nedeniyle, Müvekkili tarafından herhangi bir hak kaybı olmaması adına yeniden 12.01.2022 tarihinde söz konusu tutar Davacıya geri gönderilmiştir ve işbu hususa dair açıklayıcı bir ihtarname -------- Noterliği'nin --------- yevmiye numaralı ihtarı ile de karşı tarafa gönderilmiştir.
Müvekkili tarafından 12.01.2022 tarihinde gönderilmiş olan ihtarname sonrasında ise Müvekkiline 11.01.2022 tarihinde tanzim edilmiş olan Davacı ihtarı tebliğ edilmiştir. Yani Müvekkili Davacı tarafından gönderilmiş olan ihtarnameye vakıf dahi olmadan Davacıya ödemesini iade etmiş ve ihtarnameyi göndermiştir. Daha önce de izah etmiş oldukları üzere Mahkeme huzurundaki Taraflar basiretli tacirlerdir.
Davaya konu edilmek istenen Sözleşme, yasal olarak gerekli tüm unsurlara sahiptir, bizzat tarafların yasal temsilcileri tarafından imzalanmış, kaşelenmiştir. Yine bizzat Davacı'nın kendi e-arşiv sistemi üzerinden tanzim edilmiş yasal olarak geçerli faturaya istinaden yasal süreler içinde Müvekkil tarafından ödeme yapılmış ve Sözleşmeye konu cihazlar akabinde Müvekkil tarafından Sözleşmede belirtilen esaslar çerçevesinde teslim alınmıştır.
Hukuken Sözleşme tamamen ifa edilmiş halde iken Davacı tarafından Müvekkil tarafından sözleşmenin bedeli konusunda yanıltılmış hataya düşürülmüş olduğu iddiasının kabulü mümkün değildir. Davacı sürecin başından beri tamamen kötüniyetlidir ve kendi içinde çelişkiye düşmektedir. Bu hususu ispat eden konulardan birisi de Taşınır Mal Satış Sözleşmesinde her ne kadar anlaşılan ürün adedinin 7 olduğu ve bu konuda muvazaaya düşüldüğü iddiası cevap dilekçesinde yer alsa da.
Davacı yanın taraflarına gönderdiği 11 Ocak 2022 tarih ve ----------- yevmiye numaralı ihtarnamelerinde imzalanan Taşınır Mal Satış Sözleşmesi konusu 9 ADET CİHAZIN iadesi istenmiş ve anlaşılan konu cihaz adedinin 9 adet olduğunu bir nevi ikrar etmiş olmasıdır. Bu hususta ihtarnamelerinde itiraz kaydı bulunmamasına rağmen dava dilekçesinde bu hususun iddia edilmesi alelen kötü niyet göstergesidir.
Yine Dava dilekçesindeki bir diğer iddia ise; ''Müvekkil Şirketin tek ortağı olarak görünen --------, diğer ortak -------- kayıt dışı bırakarak davalı şirketin tek başına yetkilisi olmuştur. Şirketin tek sahibi görünen -------- ve dava dışı --------- aslen davacı müvekkil şirketin 31.12.2021 tarihine kadar kayıt dışı ortakları olarak bulunmuşlar ve iş yapmışlardır.'' iddiasıdır.
Hukuki olarak bakıldığında Müvekkil Şirket -------- ticaret sicili ve tüm resmi belgelerindeki tek yetkili --------- ve Şirket 13.12.2021 tarihinde kurmuştur. Hukuk devletinde ve basiretli tacirler olarak bakılacak yengane delil şirketin her türlü tescilli kayıtları ve herkes için aleni sicil kayıtlarıdır.
Bu resmi belgeler dışında, davacı yanca sunulmuş delillerin --------- ve ---------- ile nasıl bir İLLİYET BAĞI kurduğu ve bu söylentinin hangi hukuki dayanağa dayandığının açıklaması yoktur. Zaten, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Davacının isnatlarda bulunduğu, dava dışı ------------ ve Müvekkili Şirketin yetkilisi ------------, Davacı'nın eski sigortalı çalışanlarıdır.
Dava dışı bu kişiler Prim usulü Davacı şirkete iş getirmek suretiyle Davacıda yıllarca çeşitli projelerde çalışmışlardır. Aynı zamanda dava dışı ----------, Davacı'ya karşı işçilik alacaklarının ödenmesi hususunda dava açmış olduğundan Davacı yetkilisi tarafından kendisine karşı husumet beslenmektedir. Dolayısıyla, Davacı tarafından isnat edilen tüm iddialar işbu nedenden kaynaklanmakta ve mahkemeyi bu yönde yanıltılmaya çalışılmaktadır.
Davacı, aslında sözleşmede yazan ve imzalanan KDV dahil 59.000,00 TL'nin, KDV hariç toplamda 159.000,00 Euro olduğu iddiasındadır. Bu basiretli bir tacirin sehven düşebileceği bir hatanın çok ötesindedir ve alelen kötü niyetlidir. Davacı sürekli dava dilekçesinde hata, hile gibi iddialarda bulunmaktadır. Ancak Sözleşmede satışı konu edilmiş olan ürünler esasında daha evvel bizzat Davacı tarafından kullanılmakta olan ürünlerdir.
Dolayısıyla bahsi geçen 9 adet cihaz ikinci eldir, kullanılmış, amortisman ömrü çoktan tükenmiştir ve ederi bu nedenle taraflar arasında Türk Lirası cinsinden belirlenmiştir. Bu konuyu Davacı şirket yetkilisi bizzat bilmektedir. Zaten Mahkemece talep edilmesi halinde bu cihazların geçmişine dair de inceleme yapıldığında tüm bilgiler açıkça edinilecektir.
Yine davacı yanın iddiaları arasında ''Yine şirketin deposundan pek çok cihazın ve malzemenin de bu şahıslarca alındığı tespit edilmiştir.'' söylemine yer verilmiş olsa da konu ile ilgili herhangi bir delil, ve/veya hukuki yola başvuru bulunmamaktadır. Bu minvalde davacı yan konunun özünden uzaklaşıp Yüce Mahkeme'yi konuyu karıştırmaya çalışmakta olup, Müvekkil adına konunun özüne dönmekte yarar görüyoruz.
İddia edilen son derece yakışıksız olan işbu hususta yasal tüm haklarımız saklıdır.
Özet olarak, Davacı taraf sürekli Müvekkilini sanki hatalı ya da hileli bir işlemle Davacıyı yanıltmış gibi göstererek huzurdaki davayı açmışsa da ticari teamüllere göre yapılmış geçerli bir sözleşme ve faturaya dayalı Müvekkile düşen tüm edim ve yükümlülükler gereğince yerine getirilmiş olmasına, eksik ya da gereği gibi yerine getirilmeyen hiçbir konu bulunmamasına ve Davacı yan ile aramızda oluşan herhangi bir fesih, iptal, sona erme ya da benzeri hukuki durum oluşmamasına rağmen, Müvekkili Şirketin maruz kalmış olduğu işbu durum kabul edilemez niteliktedir ve hukuki dayanaktan yoksundur.
Yine ayrıca, huzurdaki davanın ticari dava olması sebebiyle tanık ile ispatı mümkün değildir. Yazılı ispat unsuru gerekmektedir. Ancak, hiçbir şekilde tarafımızca anılan iddiaların kabulü mümkün olmamasına rağmen ve her ne kadar tanık delili ticari husus olması sebebiyle işbu davada esas olmayacaksa da, Mahkeme tarafından tanık dinlenmesine karar verilmesi halinde Müvekkili tarafından da tanıkların dinlenmesi ile işbu hususlar ayrıca ispat edilecektir.
Davacı ayrıca her ne kadar Davayı kendinde döviz cinsine dayandırarak açmışsa da dava konusu olan sözleşme bedeli Türk Lirası üzerindendir. Bu nedenle hiçbir şekilde Davacının kendiliğinden ortaya çıkardığı afaki bir rakam üzerinden dava değerinin ve döviz kurunun belirlenmesi mümkün değildir ve bu nedenle Davacının talep etmiş olduğu döviz hesaplamasına da itiraz etme gereği hasıl olmuştur.
Hiçbir şekilde davanın bu tutar ya da döviz kuru esas alınarak değerlendirilmesi söz konusu olamaz. Yukarıda izah edilen nedenlerle huzurda açılmış olan davanın haksız ve mesnetsiz olması sebebiyle Müvekkil yönünden reddine karar verilmesini talep etme gereği hasıl olduğundan bahisle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın mali müşavir, elektrik mühendisi ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdine, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davaya konu cihazların satışının gerçekleşip gerçekleşmediği, cihazların satış tarihi itibariyle piyasa rayiç değerlerinin belirlenmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının satışta yanıltılıp yanıltılmadığı, cihazların iade koşullarının oluşup oluşmadığı, cihazların iadesi mümkün değil ise dava tarihi itibariyle değerlerinin belirlenmesi istenilmiştir.
Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir -----------, Elektrik Mühendisi ------------- ve Borçlar Mevzuatından Kaynaklanan Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ----------- tarafından sunulan 18/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
"7-SONUÇ VE KANAAT: Huzurdaki dava, taraflar arasında imzalanan 17/12/2021 tarihli Satış Sözleşmesinin iptaline, satış sözleşmesine konu cihazların davacı şirkete aynen iadesine, makinelerin gerçek bedeli olan 159.000,00 Euro dan fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 Euro'nun 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davacının defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişilere verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde. A-) Ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı yönünden: Verilen yetki ile davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup.
2021,2022 dönemi Envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının 2021-2022 döneminde e-defter kullanan mükellef olduğu 2021-2022 Ocak Aralık ayı Yevmiye defteri ile Defteri Kebirin açılış, kapanış GİB onaylı beratlarının süresinde alındı tespitler ışığında davacı şirketin kendi defter ve kayıtlarının birbirlerini doğruladığı görülmüştür.
Sayın Mahkemenin 06.04.2023 tarihli 2 celse kararı ile inceleme günü olarak belirlenen 08.05.2023 günü davalı tarafın incelemeye katılmaması nedeniyle davalının ticari defterleri usul yönünden incelenememiştir.
B-) Davaya Konu Cihazların Satışının Gerçekleşip Gerçekleşmediği Bedelinin Ödenip Ödenmediği Yönünden: Dava dosyasında bulunan ve raporun 4.c bölümünde detayları gösterilen ticaret sicil kayıtlarına göre; davacı şirketin 20.11.2009 tarihinde kurulduğu, şirketin ortağı ve yetkilisinin ------------ olduğu, davalı şirketin ise 13.12.2021 tarihinde tek ortaklı olarak ----------- tarafından kurulduğu, aynı zamanda ----------- şirket müdürü olarak münferiden temsile yetkili olduğu, şirketin son tescilini 13/12/2021 tarihinde yaptırdığı,
şirketin ticaret sicili kaydının faal olarak devam ettiği, davalı şirketin kuruluş tarihinden sonra taraflarca imza altına alınmış 17.12.2021 tarihli “Taşınır Mal Satış Sözleşmesi” kapsamında davacı tarafından davalıya 17.12.2021 tarih ve ------------- numaralı 59.000,00 TL bedelli fatura düzenlenmiş olduğu, ilgili faturanın davacının 2021 dönemi BS formunda yer aldığı, raporun 4.b bölümünde detayları gösterilen yevmiye kayıtlarında 17.12.2021 tarih ve ----------- numaralı 59.000,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından ödenmiş olduğu, tüm bu işlemlerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,
davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davalı şirketten alacağının bulunmadığı, tüm bu tespit ve değerlendirmeler sonucunda cihazların satış işleminin gerçekleştiği ve bedelinin davalı yanca ödendiği sonucuna varılmıştır.
Raporun teknik incelemeler kısmında ayrıntıları paylaşıldığı üzere piyasa değeri bakımından 80.000 Euro + KDV, satış tarihi 17.12.2021 itibariyle Euro kuru üzerinden 1.482.400 TL + KDV TL tutarın kabul edilebilir olduğu, D-) Satışta Yanılma İddiaları Yönünden: Taraflar arasında imzalanan 17.11.2021 tarihli sözleşmede cihazların bedelinin 59.000,00-TL olarak gösterildiği, teknik inceleme neticesinde sözleşme tarihi itibariyle cihazların değerinin 80.000,00-Euro + KDV olarak tespit edildiği,
bu yönü ile aynı zamanda edimler arasında açık bir orantısızlığın bulunduğu (TBK m.28), davacının yanılmasının mahkemenizce esaslı yanılma olarak kabul edilmesi halinde davacının sözleşme ile bağlı olmayacağı, bu durumda ortada geçerli bir sözleşme olmadığından tarafların aldıklarını iade etmekle yükümlü olacakları, E-) Cihazların İadesinin Mümkün Olup Olmadığı Yönünden: Sayın mahkemenizce davacının yanılmasının esaslı olduğunun kabul edilmesi halinde hukuken her iki tarafın da (davacının 59.000,00-TL'yi, davalının teslim aldığı cihazları) aldıklarını iade etmesi gerekeceği, cihazların çalışır vaziyette olduğunun anlaşıldığı,
cihazların iadesinde fiilen bir engel bulunmadığı; fakat cihazların akıbetinin ne şekilde olduğunun (sonradan bozulma, zarar görme vs.) tespitinin mümkün olmadığı, Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı şirketin müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır.
Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş belirtmişlerdir. Davacı vekili 24/04/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davalarını harca esas değer yönünden ıslah ettiklerini, şöyle ki.
İlk talepleri olan 10.000,00 EURO (Fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile harca esas değeri belirlemek amacıyla 01 /06/2022 tarihi itibariyle ----------- Bankası 1 EURO = 17,6019 TL kuru üzerinden harç yatırılmıştır.) alacaklarını aşağıdaki şekilde artırarak,
80.000,00 EURO'nun 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Müvekkiline verilmesini, Mahkemeden arz ve talep ettiklerini, bu doğrultuda dava değerini toplam 80.000,00 EURO'ya çıkardıklarını, başlangıçta 10.000,00 EURO üzerinden yatırdıkları harcın mahsubu ile birlikte 70.000,00 EURO (TL karşılığı 2.433.970,00 TL),
(harca esas değeri belirlemek amacıyla 24/04/2024 tarihi itibariyle---------- Bankası 1 EURO = 34.7710 TL kuru üzerinden harç yatırılmıştır.) üzerinden hesaplanan 41.566,13 TL ıslah harcını yatırmış bulunduklarından bahisle davaya konu 17/12/2021 tarihli Satış Sözleşmesinin İPTALİNE, Müvekkiline ait;
----------- Seri No: ------------, ----------- Seri No: ------------, ----------- ve --------- Seri No: ----------, ---------- Seri No: ----------, ------------- Seri No: ----------, ----------- Seri No: -----------, ----------- Seri No: -, ----------- Seri No: ----------- ve ------------- Seri No: ------------ 9 adet cihazın Müvekkili Şirkete aynen İADESİNE, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde.
Makinelerin gerçek bedeli olan 159.000,00 Euro dan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 80.000,00 Euro'nun 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak Müvekkili Şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Islah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, yanılma hukuksal nedenine dayanılarak açılan sözleşmenin feshi, aksi takdirde makinelerin gerçek bedelinin tahsili talebine ilişkindir.
Davacı taraf, yanılma sonucu bir kısım makinelerin ikinci el satışının gerçek fiyatının altında gerçekleştiğinden bahisle sözleşmenin iptali, bunun mümkün olmaması halinde gerçek bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı taraf, sözleşmede kararlaştırılan bedel karşılığında satışın gerçekleştiğini, bedelin ödendiğini ve ürünlerin teslim edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmenin kurulması, İrade açıklaması başlıklı 1 nci maddesinin "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.
İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.", Sözleşmelerin şekli I. Genel kural başlıklı 12 nci maddesinin "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir.
Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.", Sözleşmenin içeriği, Sözleşme özgürlüğü başlıklı 26 ncı maddesinin "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.", Aşırı yararlanma başlıklı 28 nci maddesi "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören,
durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.", G.
İrade bozuklukları I. Yanılma 1. Yanılmanın hükümleri başlıklı 30 uncu maddesi "Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz.", 2. Yanılma hâlleri a. Açıklamada yanılma başlıklı 31 nci maddesi "Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır: 1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa. 2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa.
3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa. 4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa. 5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa.
Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.", II. Aldatma başlıklı 36 ncı maddesi "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.
Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir.", III. Korkutma 1. Hükmü başlıklı 37 nci maddesi "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.
Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür." ve Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükümlerini düzenlemiştir.
Taraflar arasında 17.12.2021 tarihli, üç sayfa ve on maddeden ibaret Taşınır Mal Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davacının satıcı davalının ise alıcı olarak gözüktüğü ve sözleşmede belirtilen 7 adet taşınır malın KDV dahil 59.000,00 TL'ye satışı konusunda anlaştıkları, satışa ilişkin fatura kesildiği, ürünlerin davalı alıcıya teslim edildiği ve satış bedelinin davacı satıcıya ödendiği, davacı tarafça aşırı yararlanma, davalı tarafın aldatması veya korkutmasının iddia edilmediği, davacı şirketin 20/11/2009 tarihinde kurulduğu ve ürünlerin satış fiyatını bilebilecek konumda bulunduğu,
tarafların serbest iradeleriyle satış sözleşmesi yapması dikkate alındığında sektörün içinde bulunan davacının kendi iradesiyle belirlenen satış fiyatından sözleşme yapmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki karar kılınmıştır.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/432, K. 2024/904, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama