KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/257
- Karar No
- 2024/393
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
Karar Metni
3.293 kelime·16 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/257 Esas
KARAR NO: 2024/393
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/04/2023
KARAR TARİHİ: 22/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili 07/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 01.11.2022 tarihli “Fason İmalatı Sözleşmesi” tanzim edildiğini, bu sözleşmeye göre davacı müvekkili şirketin, davalı tarafından yapılacak ödeme sonrası deposunda davalı şirketçe teslim alınmak üzere sabun imal etmek ve davalı borçlu şirketin de taraflar arasında yapılan sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödemek ve malı müvekkil şirkete ait depodan teslim almak yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkili şirketin, sözleşme ile yüklenen edimlerinin tamamını yerine getirip,
sipariş verilen sabunların üretimini tamamladığını ve bu durumu şifahen davalı şirkete bildirdiğini ancak davalı şirketin ödeme yapmaktan ve malları teslim almaktan ısrarla imtina ettiğini, sözleşmenin imzalanmasına müteakiben, müvekkili şirketin, basiretli bir tacir olmasının da gereği olarak edimlerini yerine getirmek üzere, tüm personeli ile birlikte sözleşme konusu sabunların imali sürecini başlattığını ve imalatı ivedilikle bitirdiğini, bu süreçte davalı tarafın, birçok kez siparişinde ve sipariş ambalajında değişiklik yaptığını ve birçok ilave masraf doğmasına sebep olduğunu,
buna rağmen müvekkili şirketin bu fiyat farklarını dahi hakedişine yansıtmadan üretimini tamamladığını, hemen sonrasında müvekkili şirketin, sözleşme ile yüklenen edimlerinin tamamını yerine getirdiğini ve sipariş verilen sabunların üretiminin tamamlandığını davalı şirkete bildirmişse de davalı şirketin sözleşme gereği müvekkilinin hak etmiş bulunduğu bakiye bedeli müvekkiline ödemediği gibi, malı da teslim almaktan kaçındığını ve davacı müvekkiline bir ihtarname keşide ettiğini,
davalı şirketin bahis konusu ihtarnamesinde malların teslimatının yapılmadığı bu nedenle davacı müvekkili şirkete ödeme yapılmayacağını ve kesilen faturalara itiraz ettiğini beyan ettiğini, yukarıda ve ihtarnameye verilen cevapta da görüleceği üzere davalı şirkete keşide edilen ihtarname ile birlikte sözleşme gereği yerine getirmek zorunda olduğu edimleri ifa etmekten kaçındığı, zira, davalının ihtarnamesinde bahsi geçen hususların gerçek durumu açıklamaktan uzak olduğunu, şöyle ki;
taraflar arasında tanzim edilen sözleşme incelendiğinde, davacı müvekkili şirketin, davalı adına sabun imal etmek ve davalı şirket de işbu imal edilen ve sözleşmede fiyatı kararlaştırılan mal bedellerini müvekkil şirkete ödemek borcu altına girdiğini, yine aynı sözleşmede öncelikle davalı tarafından ürün bedellerinin ödeneceği ve ödemeden sonra malların davalı tarafından teslim alınacağı hususu açıkça hükme bağlandığını, işbu dilekçe ekinde bir örneği sunulan dava konusu sözleşmenin 3. Maddesi “g” bendinde açıkça “Sözleşme Konusu Ürünlerin Ödemenin Tamamının Yapılması Halinde Teslim Alınacağı” şirketler arasında karara bağlandığını,
sözleşmenin açık lafzından da görüleceği üzere, tarafların, öncelikle davalının sözleşmede kararlaştırılan bedelin davacı müvekkiline ödenmesi, mal tesliminin yapılmasının da ödemeye müteakiben yapılacağı konusunda anlaştıklarını, fakat davalı tarafın malların teslimatının yapılmadığı bu nedenle davacı müvekkili şirkete ödeme yapılmayacağını beyanla kesilen faturalara haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, davalının haksız ve mesnetsiz itirazlarına müvekkili şirket tarafından yine ihtarname keşide etmek suretiyle cevap verilmiş,
ekte de sunulu olan bu ihtarnamede özetle "Sözleşmenin 3. Maddesi "g" bendinin yoruma dahi açık olmayan sarih bir madde olduğu, buna göre malın teslim alınması konusunda yükümlülüğün sözleşmede de açıkça belirtildiği üzere davalı şirkete ait olduğu ve ayrıca bu teslimatın ancak ve ancak tüm ödemelerin yapılması halinde mümkün olduğu,
sözleşmede açıkça yazılmış olmasına rağmen, ürünün teslim edilmemesinden kaynaklı olarak kesilen faturalara davalı tarafından itiraz edildiğine dair beyan ve iddiaların kötü niyetli olduğu" bildirildiğini, ayrıca yine aynı ihtarnamede özetle "müvekkil şirketin, sözleşme uyarınca tüm yükümlülükleri yerine getirdiği ve sözleşme konusu ürünlerin hali hazırda üretilmiş bulunduğu ve müvekkil şirketin deposunda muhafaza edildiği, bu nedenle, müvekkilin teslimata hazır olduğu,
ihtarnamenin davalıya tebliği itibariyle 3 iş günü içerisinde kesilen faturalara ait bedellerin ödenmesi ve akabinde sözleşme gereği ayrıca malın davacı müvekkil şirkete ait depodan teslim alınması, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı" belirtildiğini, davalı tarafın, müvekkili tarafından davalıya gönderilen ve sözleşme maddelerine atıf yapılan cevap ihtarnamesine ve sözleşmedeki yükümlülüğün kendisinde olduğunu bilmesine rağmen, ihtarnamenin kendisine tebliğinden sonra ödeme iradesi göstermeyerek iyi niyetli olmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu, davalının,
ödeme iradesi göstermediğinden bu kez davalı aleyhine icra takibi başlatılmışsa da davalı bahis konusu takibe de mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini, davalı şirkete keşide edilen ihtarname sonrasında, davalı tarafından müvekkiline bir ödeme yapılmadığı gibi, ödeme yapılmayacağı hususu da müvekkili şirkete şifahen defaatle bildirildiğini, akabinde davacı müvekkili şirketin, söz konusu faturalardan kaynaklı olarak -------- İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de bu kez davalı taraf takibe haksız şekilde itiraz ettiğini,
davalının haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da bu aşamada da taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını, bu durum karşısında gerekçesi yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere davalı-borçlunun itirazının haksız olduğu sabit olduğundan itirazının iptali ile takibin devamına, 170.151,29-TL ve 43.688-Euro asıl alacaklarının ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline,
itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine tüm yargılama gideri mahkeme masrafı ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmek zorunluluğu doğduğundan bahisle davanın kabulü ile icra dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, 170.151,29-TL ve 43.688-Euro asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, % 20 den az olmamak üzere davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili 11/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında sözde sözleşme imzalandığı davacı yanca iddia edilmiş olsa da taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının müvekkili şirket ile sözlü olarak 09.09.2022 tarihinde sabun ve benzeri ürünlerin toptan alımı için anlaşmış olup anlaşma tarihinden itibaren 16.10.2022 tarihine kadar davacının, müvekkili şirkete sipariş ettiği ürünleri teslim edeceğini taahhüt ettiğini ancak davacının taahhüt ettiği tarihte ürünleri müvekkili şirkete teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirketin sektöründe tanınan,
güvenilir ve ------ genelinde bayileri olan güzellik merkezi markası sahibi bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin, davacıdan "--------" isimli ürünleri için gerekli olan ürünlerin tedarik ve üretimi konusunda sipariş verdiğini, bu nedenle müvekkili şirketin davacıya verdiği siparişlere istinaden davacı şirket yetkilisi --------- ait banka hesabına toplamda 30.09.2022 tarihinde 350.000,00 TL (üçyüzellibin türk lirası) ödeme gönderdiğini, ancak, davacının ürünleri taahhüt ettiği dönemde müvekkili şirkete teslim etmediğini hatta müvekkili şirketten teslim için ek süre talep ettiğini,
müvekkili şirketinde davacıya hoşgörü ve iyi niyet göstererek talep ettiği ek süreyi tanıdığını, ancak davacı tarafın tam olarak 09.09.2022 tarihinde aldığı siparişi Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2022 aylarında dahi müvekkili şirkete teslim etmediğini, ürünleri teslim ettiğine dair davacının dosyaya teslim teselsül belgelerini sunamadığını, kaldı ki dava dilekçesinde de davacının söz konusu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini ikrar ettiğini,
müvekkili şirketin ödeme yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davacının müvekkili şirkete karşı teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir yazışmaların (davacı şirket yetkilisi ile müvekkil şirket yetkilisi arasındaki) dilekçe ekinde olduğunu, dilekçe ekinde bulunan yazışmalardan da görüleceği üzere müvekkili şirket yetkilisinin davacıya 03.10.2022 tarihinde "16 ekimde açılıyor ---------, Yetişir dimi, 4 haftaya düşürürüz dediniz" şeklinde ürünlerin hala daha elinde olmadığını ne zaman yetişeceğini sorduğu bir mesaj attığını, yine 28.10.2022 tarihli yazışmada müvekkili şirket yetkilisinin davacıya "ne zaman teslim olacak,
açılışıma 7 gün kaldı" şeklinde mesaj atmış davacı ise "üretim 6 hafta, en erken 4 haftaya çekmeye çalışabilirim, ama önce tasarımın onaylanması gerek, ondan sonra 6 hafta" gerekiyor gibi geçiştirme amaçlı bir cevap verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin ise davacının devamlı kendisini teslim hakkında oyaladığını belirten "şaka mı, biz sizinle bu üretim konusunu ödeme yaptığımda konuştuk, brn nasıl 6 hafta beklerim, 2 ay oldu, bunu önceden de söylediniz bana, mümkün değil bu söylediğiniz biterim ben, 4 ay erteledim açılışı, ödeme yapalı 1 ayı geçti" mesajları davacıya gönderdiğini,
davacı tarafından defalarca bekletilen müvekkili şirketin kendisine ait markanın açılışını gerçekleştiremediğini, üstüne markanın açılışı için harcama yaptığı organizasyon masrafları konusunda da devamlı olarak zarara uğradığını, ürünlerin hiçbir zaman davacı tarafından hazırlanmadığını, hiçbir şekilde müvekkili şirkete teslim edilmediğini, bu durum üzerine davacının müvekkili şirket ile görüşmek istediğini, müvekkili şirketin yine de iyi niyet gösterdiğini ve görüşmeyi kabul ettiğini,
müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan görüşmede de davacı tarafından müvekkiline söz konusu ürünleri 15 Aralık 2022 tarihine kadar teslim edeceği belirtilmiş olsa da yukarıda belirtildiği gibi müvekkiline yaklaşık 4 ay ve sonrasında da hiç bir ürün teslim edilmediğini, yazılı sözleşmenin varlığını iddia eden taraf davacı yan olmasına rağmen işbu dosya kapsamında huzura herhangi bir taraflarca ıslak imzalanmış bir sözleşme sunulmadığını,
davacı yan her ne kadar sözleşmenin varlığından bahisle müvekkili şirkete fatura tanzim etmiş olsa da teslim etmediği ürünler hakkında müvekkiline haksız ve kötü niyetli bir şekilde fatura tanzim ettiğinin açık olduğunu, bu durumun davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde dava konusu ürünlere ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi düzenlenmediğinin görüleceğini, dolayısıyla mahkeme vasıtasıyla davacıya ait ticari defter ve kayıtların incelenmesini talep ettiklerini, HMK md. 190 uyarınca “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça,
iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde düzenlendiğini, buradan açıkça anlaşılacağı üzere taraflar arasında herhangi bir sözleşme yapılmışsa burada ki ispat külfeti davacıya ait olduğunu, ancak davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler arasında taraflarca imzalanmış herhangi bir sözleşmeye rastlanılamadığını, dolayısıyla ispat külfetini yerine getirmeyen davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddi gerektiğini, davacı tarafından iddia edilen sözleşmenin müvekkili şirket tarafından imza altına alınmadığını, taraflarca imzalanmayan sözleşmenin hiçbir şekilde bir hükmü olmadığını,
kaldı ki davacının kötü niyeti sadece taraflarca imzalanmayan sözleşmeden ziyade hüküm doğurmayan sözleşmeye ilişkin müvekkili şirket adına fatura tanzim etmesinden de anlaşıldığını, davacının 09.09.2022 tarihinden itibaren müvekkili şirkete karşı yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasına rağmen müvekkili şirketten para alan ve ürünleri teslim etmeyen davacının üstüne üstlük bir de sözleşmeye kendi yazdığı bedeller üzerinden müvekkili şirket namına fatura tanzim ettiğini,
müvekkili şirketin gerçek vakıayı yansıtmayan faturalara karşı ------- Noterliği üzerinden ------- yevmiye nolu ihtar ile süresinde itiraz ettiğini ve faturaları iade ettiğini, faturanın tek başına alacağın varlığına delil olmayacağını ve yine müvekkili şirketin de söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmadığını, defaten belirtmek gerekir ki söz konusu faturalara müvekkili şirketin süresi içerisinde noter aracılığıyla itiraz ettiğini ve davacıya iade ettiğini, bu durumda dava konusu ürünlerin tesliminin hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK.
190 ve 200 maddeleri gereği davacı tarafından yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiğini, ancak dosyaya sunulu bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının tıpkı teslim yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi ispat külfetini de yerine getirmediği anlaşıldığını, ayrıca dosyaya ibraz edilen faturalara konu malın teslim edildiğini göstermemekte olup davacının yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmesi gerektiğinin açık olduğunu, alacağın varlığı için tek başına faturanın düzenlenmesi yetmez, söz konusu faturanın akdi bir ilişkiye dayalı olarak düzenlenmiş olması ve mal ve hizmetin teslim edilmiş olması da icap edeceğini,
kısacası davacının hem yazılı sözleşmeye ilişkin iddiaları hem de ürünlerin teslimi ve / veya teslime hazır oldukları ancak müvekkili şirketin teslim almadığı yönündeki iddialarının alenen haksız ve mesnetsiz olup işbu dava kapsamında da davacı tarafça ispatlanamadığını, teslimin hukuki bir işlem olup, ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, bu şartı sağlamayan ve teslim dahi etmediği ürünler hakkında fatura tanzim eden davacının açıkça kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, yine belirtmek gerekir ki faturanın tek başına bir alacağın varlığını göstermeyeceğini,
kaldı ki somut olayda söz konusu faturalara karşı müvekkili şirketin süresi içerisinde itiraz ve iade ettiğini, dava dilekçesi de incelendiğinde ortada davacı tarafından teslime hazır bir ürünün de bulunmadığının anlaşıldığını, teslime hazır olmayan ürünler hakkında üstüne üstlük müvekkili şirketten haksızca ödeme alan davacının olduğunu, ancak nedendir bilinmez hiçbir şekilde müvekkili şirkettin yaptığı 350.000,00 TL tutarındaki ödemenin dava dilekçesinde belirtilmediğini,
alenen kötü niyetlerle ve müvekkili şirketi daha fazla zarara uğratmak adına ikame edilen işbu davaya huzurda itiraz ettiklerinden bahisle müvekkiline bildirilmeyen dava yönünden dava dilekçesi ve tensip tutanağı hakkında tebligatın yapılmamış sayılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Dosyası: -------- İcra Dairesinin ---------- esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının -------- Şirketi, borçlusunun ------- Şirketi olduğu, Taraflar Arasında Kesilen 16.12.2022 Tarih ve --------- Numaralı Faturadan Kaynaklı Alacak 43.688,00 Eur ile Taraflar Arasında Kesilen 15.11.2022 Tarih ve -------- Numaralı ve 08.12.2022 Tarihli ve ---------- Numaralı Faturalardan Kaynaklı Alacak 170.151,29 TL'ye istinaden 170.151,29 TL toplam alacak ve 43.688,00 EUR üzerinden 03/02/2023 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrinin 10/02/2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği,
borçlunun süresinde 16/02/2023 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür.
Mahkememiz 13/09/2023 tarihli duruşmanın 2 nolu "dosyanın konularında uzman mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve kimya mühendisi bilirkişilere tevdi ile taraf ticari defterleri üzerinde ve davacı şirket deposunda bulunduğu bildirilen sabunlar üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamına göre rapor hazırlanmasının istenmesine" ara kararı uyarınca dosya bilirkişilere tevdi edilmiştir.
Bilirkişiler --------- tarafından sunulan 16/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde. Verilen yetki ile davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup.
2022-2023 dönemi Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının e-defter kullanan mükellef olduğu 2022 dönemi Ocak- Aralık ayı Yevmiye defteri ile Defteri Kebirin açılış, kapanış -------- onaylı beratlarının süresinde alındığı, 2023 dönemi Ocak ayı Yevmiye defteri ile Defteri Kebirin açılış ------- onaylı beratlarının süresinde alındığı, V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı, Verilen yetki ile davalının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup.
2022-2023 dönemi Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221 maddesine göre; ara tasdik yapılmak suretiyle süresinde yaptırıldığı, 2022 dönemi Yevmiye defterinin kapanış tasdikinin Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesine uygun süresinde yaptırıldığı, V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarının birbirlerini doğruladığı, Davacı şirketin merkezinde 01.11.2023 tarihinde yerinde yapılan inceleme sonucunda yukarıdaki fotoğraflardan görüldüğü üzere.
15.12.2022 tarihinden bu yana teslim alınmayan 26.496 adet hazır ürün ile.
56.812 adet içi boş ambalaj ürünleri görülerek incelenmiş olup; davalı şirketin siparişini verdiği kozmetik ürünler ve doldurulmak üzere sipariş ettiği kendi adı baskılı boş ambalajların üretilmesine rağmen teslim alınmadığı, davalı yanca teslim alınmama gerekçesi olarak ürünlerin zamanında hazır edilmediği iddiasında bulunulduğu ancak ürünlerin üzerinde basılı olan üretim tarihlerinin Kasım ve Aralık 2022 olduğu, son kullanma tarihlerinin ise Kasım ve Aralık 2025 olduğu,
bu durumda dolumu yapılarak üretilmiş olan hali hazırdaki ürünlerin son kullanma tarihlerinin günümüz itibariyle geçmemiş olup, 2025 yılının Kasım ve Aralık ayına kadar kullanılabilir olduğu, Bilirkişi heyetince yukarıda yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde;
davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında üretmiş olduğu ürün bedelleriyle ilgili itirazın iptali talepli --------- Esas sayılı dosyası ile davalıdan 15.11.2022 tarih ve -------- seri numaralı KDV dahil 166.831,65 TL bedeli fatura ile 08.12.2022 tarih ve --------seri numaralı KDV dahil 3.319,64 TL bedeli fatura toplamı olan 170.151,29 TL tutarlı fatura bedellerini ve KDV dahil 62.983.15 EUR bedeli faturadan kaynaklı olarak kalan 41.068,93 Euro'yu talep edebileceği, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup;
davacı ve davalının diğer sair taleplerinin takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu raporu takdir ve tensiplerinize saygı ile arz ederiz." kanaati bildirilmiştir.
İsticvabına karar verilen davalı şirket temsilcisi --------, 01/11/2022 tarihli Fason İmalatı Sözleşmesi başlıklı, tarafları ------- Şirketi ile -------- Şirketi olan sözleşme aslı gösterildiğinde --------- Şirketi kaşesi altındaki imza kendisine ait olmadığını ancak şirket yetkilisine ait olduğunu söylemiştir.
DAVANIN VE UYUŞMAZLIK NOKTALARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ :Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı bakiye bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 01/11/2022 tarihli sözleşme gereği edimini yerine getirdiğini ancak davalı tarafın ürün bedelini ödemediği gibi ürünleri de teslim almadığından bahisle bakiye satış bedelinin ödenmesini talep etmekte, davalı taraf ise ürünlerin zamanında üretilmediğinden bahisle sözleşmeden döndüğünü ve herhangi bir borcu bulunmadığını savunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun B.
Borçlunun temerrüdü I. Koşulları başlıklı 117 nci maddesi "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.", 3. Satıcının temerrüdü a. Kural ve ayrık durum başlıklı 212 nci maddesi "Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır. Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir.
Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır.", b. Giderim borcu ve kapsamı başlıklı 213 üncü maddesi "Borcunu ifa etmeyen satıcı, alıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın yerine, bir başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.
Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise alıcı, onun yerine bir başkasını satın alma zorunda olmaksızın, satış bedeli ile belirlenmiş ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.", IV. Alıcının temerrüdü 1. Satıcının dönme hakkı başlıklı 235 nci maddesi "Satılanın, ancak satış bedeli ödendikten sonra veya ödenme anında devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşerse satıcı, herhangi bir işlem gerekmeksizin satıştan dönebilir.
Bu hakkını kullanmak isteyen satıcı, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır. Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, alıcının temerrüdü sebebiyle satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır." ve 2. Zararın hesaplanması ve giderimi başlıklı 236 ncı maddesi "Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.
Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir." hükmünü düzenlemiştir.Taraflar arasındaki sözleşme gereği ürünlerin hazırlanma tarihinin 15 Aralık 2022 olarak belirlendiği ancak ürün tesliminin bakiye borcun ödenmesine bağlandığı, davacı satıcı tarafından ürün bedelinin ödenmesi için davalı alıcıya ihtar çekilmesine rağmen bakiye ürün bedelinin ödenmediği,
bu suretle davalı alıcının TBK 235 maddesi gereği temerrüde düştüğü, davacı satıcının da TBK 236 (2) maddesi gereği bakiye satış bedelini istediği, davacı tarafın bakiye satış bedelini istemekte haklı olduğu, bilirkişiler tarafından yapılan inceleme ve satışa hazır ürün miktarı üzerinden yapılan hesaplama sonucu davacı tarafın talep edebileceği bakiye satış bedeli 170.151,29 TL ve 41.068,93 EUR olarak bulunduğundan itirazın kısmen iptaline,
davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatı ödenmesine ilişkin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/257, K. 2024/393, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama