KÜNYE
T.C.
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/173
- Karar No
- 2024/640
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
Karar Metni
1.146 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/173 Esas
KARAR NO: 2024/640
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/12/2023
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
Davalılardan ...
11.05.2016 keşide, 15.08.2016 vade ve 250.000-TL bedelli "nakden" kayıtlı bir adet bono ile diğer davalı ... hakkında 19.02.2019 tarihinde kambiyo takibi başlattığını, bu takibe itiraz edilmemiş ve kesinleştiğini, bu takibe istinaden de 07.09.2021 tarihinde --------- Esas dosyasından müvekkillerinin de taşınmazının olduğu satışlar için tasarrufun iptali davası açılmış ve derdest olduğunu, davalılar aralarında anlaşarak sahte borç ilişkisi yaratmak suretiyle ... satış yaptığı tüm taşınmazların geri alınması adına tasarrufun iptali davası açılmasını sağlamışlar ve müvekkilleri dahil herkesi mağdur ettiklerini, müvekkili ---------,
-------- İli --------- İlçesi -------- Mah. ------- Ada --------- Parsel'de bulunan taşınmazın eski maliki, müvekkil ----------,-------- İli --------- İlçesi ---------- Mah. ----------- Parsel'de bulunan taşınmazın eski maliki olduğunu, müvekkillerine karşı bu taşınmazların devri nedeniyle ----------- Esas dosyasından tasarrufun iptali davası açılmış ve derdest olmakla müvekkillerinden devir sebebiyle tazminat talep edildiğini, davalı ..., muvazaalı olarak kendisini diğer davalı ... borçlandırarak,
... kendisi hakkında icra takibi başlatmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu icra takibine karşı herhangi bir dava açmamış ve itiraz etmeksizin takip kesinleştiğini, söz konusu icra takibinde müvekkillerinin taraf olmadığını, davalı taraflar arasında yapılan icra takibi işlemi muvazaalı olup aralarında herhangi bir borç doğuran işlem bulunmayıp, sırf davalı ... taşınmaz satın alan müvekkillerinin ve diğer kişilerin taşınmazlarını geri almaya çalışarak maddi menfaat elde etmeye çalışıldığını,
-------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı takibe konu senet sonradan eski tarihli olarak düzenlenmiş bu senedin karşılığında taraflar arasında herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığını, senette nakden ifadesi yer almakla birlikte 2016 yılında 250.000-TL gibi büyük bir paranın elden verilmesi hayatın olağan akışına ve kambiyo hukukuna aykırı olduğunu, ayrıca davalı ... bu denli büyük ve kaydı olmayan bir parayı 2016 tarihi ve öncesinde elde etmiş olması da mümkün olmadığını, davalılar muvazaalı hareket edip, bedelsiz senedi takibe koyarak iyi niyetli müvekkillerinin ve diğer 3. kişilerin zarar görmesi kastını güttüklerini,
bu nedenle davalılar hakkında ayrıca bedelsiz senedin takibe konulması suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulacağını, ... 10.05.2023 tarihli celse de "Benim ... 60.000,00TL borcum vardı. Tanımadığım 2-3 kişi gelip bana zorla senet imzalattırdılar. Yazılan bana ait değildir. Çekten hariç para ödemesi gerçekleştirdim.
Ben 55.000,00TL --------- ödeme yaptım dedi." şeklinde beyanda bulunduğunu, yani 250.000-TL'lik bir borcun olmadığı ve senedin de geçerli şekilde alınmadığı ortada olduğunu, senedin imzalanma iradesinin olmadığı açık olduğundan muvazaa olgusu bir kez daha ortaya çıktığını, bu nedenle dahi takibin iptali gerektiğini, her ne kadar müvekkiller söz konusu taşınmazlarını devretmişlerse de;
--------- Esas dosyasından davanın devam etmesi ve bu davada müvekkillerden devir sebebiyle tazminat istenmesi söz konusu olduğundan davayı açmakta hukuki yararları bulunduğunu, ayrıca müvekkilleri hakkında, ---------- Esas dosyasından dava devam ettiğinden ve bu davada müvekkileri yönünden de olumsuz karar verilebileceğinden ivedi olarak İcra dosyasının ve bu dosyaya karşı verilecek ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizlerin müvekkil yönünden durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, son olarak davalılar, kötü niyetle hareket ederek müvekkillerini mağdur etmiş ve zarara uğrattıklarını,
bu nedenle dava değerinin % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini davanın kabulü ile; davalılar arasında bedelsiz olarak düzenlenen senetlerin muvazaalı bir şekilde düzenlendiğinin tespitine ve muvazaalı senetlerin hukuka aykırı olarak düzenlenmesinden dolayı kambiyo senedine mahsus yolla başlatılan ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasında senetlerle beraber takibin müvekkilleri yönünden iptaline,
Davalılar ortak eylem ve irade ile müvekkillerime zarar verme kastı içerisinde olmasından dolayı müvekkillerinin mağdur olmaları ve zarar görmeleri de göz önüne alınarak kötü niyetli davalıların muvazalı takip alacağının % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretimizin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, ---------İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı icra takibinin ve senedin iptali ile davalılar arasındaki muvaza ilişkisinin tespitine ilişkindir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır.
Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; davacı vekilince davalılar arasındaki muvaza ilişkisinin tespiti ile --------İcra Müdürlüğünün -------- esas sayılı icra takibinin ve senedin iptaline dair dava açılmıştır.---------İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davalı ... tarafından davalı ... hakkında bonodan kaynaklı takip yapıldığı, davacının icra takibinin tarafı olmadığı,---------- Esas sayılı dosyasında davalı ... tarafından davacılar ve davalı ... de bulunduğu, bir kısım kişiler hakkında tasarrufun iptali talebi ile dava açıldığı ve davanın derdest olduğu, anlaşılmıştır.
Dava konusu TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan olmadığı gibi taraflar arasında nispi ticari dava niteliğinde de bir uyuşmazlık bulunmadığından, davanın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair karşı görevsizlik kararı verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/173, K. 2024/640, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama