KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/524
- Karar No
- 2025/530
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
Karar Metni
1.635 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/524 Esas
KARAR NO : 2025/530
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/07/2024
KARAR TARİHİ : 23/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde "Dava konusu trafik kazası 11.07.2023 Tarihinde ----------- sevk ve idaresindeki ---------- plaka sayılı aracı ile --------- istikametinden ------------ istikametine seyir halinde iken U dönüşü yasaktır ibaresinin bulunduğu alanda kontrolsüz dönüş yaptığı esnada aynı istikamette seyir halinde olan, --------- sevk ve idaresindeki ---------- plaka sayılı araca çarpması sonucu meydana gelmiştir.
İş bu trafik kazasının meydana gelmesinde; ----------- plaka sayılı araç sürücüsü ----------, 2918 Sayılı KTK madde 47/1-C gereğince ASLİ kusurlu olduğu, ------------ plaka sayılı araç sürücüsü ------------ herhangi bir kusuru bulunmadığı tespit edilmiştir. ----------- plaka sayılı araç içerisinde yolcu konumunda olan müvekkilin oluşta herhangi bir kusuru bulunmamaktadır.
Dava konusu kaza akabinde müvekkil ------------- Hastanesi ve ------------ Hastanesi'nde tedavi altına alınmıştır. azaya sebebiyet veren ----------- Plaka Sayılı araç, davalı ------------ Şirketi'nden ----------- poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile poliçelendirilmiştir.
Kaza nedeniyle meydana gelen sakatlanma neticesinde oluşan maddi zararın davalı ----------- Şirketi'nden karşılanması amacıyla 16.02.2024 tarihinde doğrudan doğruya davalı şirkete yazılı başvuruda bulunulmuş olup, ödeme yapılabilmesi için tüm evrak tarihinde davalı şirkete teslim edilmiştir. Davalı sigorta şirketine 15 gün içerisinde cevap verilmediği takdirde dava yoluna başvurulacağı başvuru dilekçesinde ihtar olunmuştur.
Davalı sigorta şirketine yapılan yazılı başvuruya talebimizi karşılayacak cevap verilmemiştir. Tarafımızca müvekkil adına Zorunlu Arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. ----------- Şirketi ile ------------ Arabuluculuk Bürosu nezdinde ------------ Arabuluculuk Numaralı dosyada yaptığımız müzakereler sonucu herhangi bir anlaşmaya varılamamış olup bu davayı açmamız zorunlu hale gelmiştir. Davacı müvekkil ----------- , ------------ doğumlu olup kaza tarihi itibariyle 70 yaşındadır.
Müvekkilin 2918 sayılı yasadan kaynaklanan söz konusu kaza dolayısı ile tazminatını alabilmesi için işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur." ileri sürerek "Davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan ve belirsiz alacak niteliğinde açılan işbu davada 100,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) ve 1,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 101,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" ileri sürmüş ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle "Davacı tarafından dava şartı yerine getirilmemiş olup, eksik evrakla başvuru yapılmıştır. Somut olayda davacı, huzurdaki davadan önce ve sonra Trafik Sigortası Genel Şartlarında belirtilen belge ve bilgileri ibraz etmemiş olması nedeniyle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceği açıktır. Kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacının talebi; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmelidir.
Huzurdaki dava konusu somut olayda davacının maluliyet oranını gösterir dosyada mübrez adli kurul raporu bulunmamaktadır veya tarafımıza tebliğ edilmemiştir.
Bu nedenle maluliyete ilişkin itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla savunma hakkımıza halel gelmemesi adına, dosyada mübrez davacının maluliyet oranını gösterir adli rapor var ise işbu raporun tarafımıza tebliğini, böyle bir rapor yok ise huzurdaki Dosyanın ATK’ya gönderilerek davacının maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre kesin ve net olarak tespit ettirilmesini arz ve talep ederiz.
İtirazlarımız baki kalmak kaydıyla; her halükarda bakıcı gideri net asgari ücret üzerinden hesaplanmalıdır. Bilindiği üzere KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışı bu tür sigorta ile teminat altına alınmaktadır.
Maddi giderler için geçerli olan teminat her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranındadır.Uyuşmazlığa konu kazaya ilişkin --------- plakalı araç sürücüsünün işbu maddeyi ihlal ettiği, seyir esnasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği izahtan varestedir.
Buradan da anlaşılacağı üzere; sadece geçiş üstünlüğüne sahip olmayan araç sürücülerinin değil, geçiş üstünlüğü veya önceliğini sahip sürücülerin de kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorunda oldukları açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Kavşaklara yaklaşırken hızın azaltılması zorunluluğu, ilk geçiş hakkına sahip olsun veya olmasın, kavşağa yaklaşan sürücülerden herhangi birisinin kural ihlali neticesi oluşması muhtemel bir trafik kazasını önlemek amacıyla durabilecek ve kazayı önleyebilecek hızda seyretme zorunluluğu olduğu izahtan varestedir. Bir an için ----------- plakalı araç sürücüsünün geçiş üstünlüğü olduğu varsayımında dahi, yolun ve hızın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermediği açıktır.
Gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsaydı, kaza hiç olmayacak veya oluşan kazanın dereceği daha hafif olacaktı. Bu nedenle davacının kazanın oluşumunda kusuru bulunduğu açıktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sorumluluğa esas kusur oranlarının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına Adli Tıp Kurumu marifetiyle inceleme yaptırılmasını arz ve talep ederiz. KTK’nın 91. maddesi hükmü ile ZMSS’da sigortacının sorumluluğu aynı yasanın 85/1’nci maddesindeki işletenin sorumluluğu esasına dayandırıldığına göre, işletenin KTK’ nın 86/1 maddesi uyarınca zarar görenin birlikte kusurunu ileri sürebildiği hallerde,
onun bu sorumluluğu zarar görene karşı yükümlenen sigortacı da zarar görenin birlikte kusurunu kanıtlayabildiği hallerde yargıç sigortacının sorumlu olduğu tazminat miktarını da indirebilecektir.Fren durumunda emniyet kemerleri gerilerek yolcuların koltukta kalmalarını sağlar ve yüzlerini/vücutlarını aracın ön konsoluna ya da aracın başka bölgelerine çarpmalarını engelleyerek çarpmanın neden olduğu sarsıntıların azalmasını sağlar ve göğüs, baş omurilik gibi vücudun hassas bölgelerinin bir yere çarpmasını önler.
Dosyada mübrez muayene evrakları ve adli kurul raporu incelenerek davacının yaralandığı bölgeler dikkate alındığında davacının emniyet kemeri takmadığı anlaşıldığı emniyet kemerinin takılması durumunda maluliyetin oluşmayabileceği ve meydana gelen sonuç ile emniyet kemerinin takılmaması arasında nedensellik bağı bulunduğu ve sonuç olarak davacının müterafik kusurunun bulunduğu izahtan varestedir.
Bu minvalde davacının kaza nedeniyle vücudunda yaralandığı bölgeler dikkate alındığında emniyet kemeri takmadığı ve bu nedenle zararın artmasına sebep olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıktır.Çarpma sonucu savrulan bir eşya da olsa insan bedeni de olsa eninde sonunda bir engelle durdurulur.
Bir çarpma anında araç saniyenin ilk on salisesinde durmakta ise de eğer emniyet kemeri takılı değilse direksiyon, kontrol paneli ya da ön cam tarafından durdurulana kadar araç içindeki eşyalar ve araçta bulunan kişilerin bedenleri aynı hızdaki hareketlerine devam edeceklerdir. Oysa doğru takılmış bir emniyet kemeri insan bedenini:
• Çarpma etkisiyle vücutta meydana gelen sarsıntının kademe kademe azalmasını sağlayarak,
• Kaza anında meydana gelen çarpma etkisini vücut yapısındaki en güçlü noktalara yönelterek,
• Çarpma etkisinin vücutta tek noktada toplanmayıp dağılmasını sağlayarak,
• Çarpma/çarpışma anında koltuktan fırlamayı engelleyerek,
• Hassas ve en önemli organların yer aldığı kafa ve omuriliğin herhangi bir yere çarpmasını önleyerek korumaktadır.
Dolayısıyla davacının müterafik kusuru bulunduğundan belirlenecek tazminat tutarından BK.52. maddesi gereği indirim yapılmasını arz ve talep ederiz.
Sigortacının tazminat sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 maddesi yollamasıyla 85/1 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Sigorta kuruluşu, oluşan riziko sebebiyle İşleten, zarar görenlere karşı hangi oranda temerrüt faizi ödemesi gerekiyor ise, onun hukuksal sorumluluğunu üzerine alan Sigorta Kuruluşunun da, aynı oranda temerrüt faizi ödemekle yükümlü olacaktır. Dolayısıyla işletenin sorumlu tutulamayacağı bir faiz türünden, onun sorumluluğunu üzerine alan Trafik Sigortacısının sorumlu tutulabilmesi mümkün değildir.
Ayrıca söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, müvekkil şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceği izahtan vareste olup Yargıtay kararlarıyla da sabittir.
Bu nedenle davacının ticari faiz talebinin reddini beyan ederiz." savunmuş ve "Davacı tarafından Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, müvekkil şirkete eksik evrak ile başvuruda bulunularak; doğrudan dava yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, İtirazlarımız saklı kaydıyla tarafımıza tebliğ edilen davacının maluliyeti gösterir adli rapor bulunmadığından,
maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini, Bakıcı giderine ilişkin taleplerin teminat dışı olması nedeniyle reddini, Sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini, Davacının müterafik kusuru ve somut olaydaki hatır taşıması dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, Muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak müvekkil şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini" talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından 17/06/2025 tarihinde feragat dilekçesi sunulduğu görülmüştür.Taraflar arasında Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ----------- sayılı dosyasında ihtiyari arabuluculuk kapsamında anlaşma sağlandığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesi uyarınca “(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309/1-2 ve 4. maddeleri uyarınca “(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (…) (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.”
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 312. maddesi uyarınca “(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.”492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca “(1) Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.”Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin 17/06/2025 tarihli dilekçesi ile talep sonucundan vazgeçerek davadan feragat ettiği, vekilin vekaletnamede feragat yetkisinin bulunduğu,
feragatin şekil itibariyle ve kayıtsız şartsız olması nedeniyle usulüne uygun yapıldığı, karşı tarafın muvafakatine bağlı olmaksızın sonuç doğurduğu, bu sebeplerle davaya son veren taraf işlemi olan feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, feragat halinde feragat beyanında bulunan taraf aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesi gerektiği, ancak feragatin muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulması nedeniyle karar ve ilam harcının üçte ikisinin alınması gerektiği,
yine tarafların anlaşmasına göre davalının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinden vazgeçmesi nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı, yaptığı giderlerin üzerinde bırakılması gerektiği, yine davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin sulh kapsamına alınmış ve ödenmiş olması nedeniyle davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılması gerektiği, "zorunlu" arabuluculuk ücretine kimin katlanacağı üzerinde tarafların anlaşma yapmadığı,
feragatin altında yatan neden ve davalının borcu kabul ederek ödeme yaptığı dikkate alındığında zorunlu arabuluculuk ücretine davalının katlanması gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/524, K. 2025/530, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama