KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/865
- Karar No
- 2025/917
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2025
Karar Metni
1.398 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/865 Esas
KARAR NO : 2025/917
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2024
KARAR TARİHİ : 11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili tarafından davalıya hizmet verildiğini, hizmetin faturalandırıldığını ancak bedelin ödenmediğini, borcunu ödemeyen davalı aleyhine -------İcra Müdürlüğü --------- esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını iddia ederek; fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, --------İcra Müdürlüğü--------- esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davanın yasal hak düşürücü süreler içinde açılıp açılmadığının, taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığını, dava şartlarından hukuki yararın görev ve yetki koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini, davacının dava konusu alacağın müvekkili ile aralarında ticari ilişkiden kaynaklanmakta olduğunu iddia ettiğini, dava konusu hizmetin müvekkiline verildiğine dair ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafından herhangi bir belge sunulmadığını, ticari kayıtlar üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, alacağın likit olmadığını,
davacı şirketin icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER
------- Vergi Dairesi Müdürlüğü, -------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı görüldü. Dosyaya 19/06/2025 tarihli bilirkişi kök raporu ve 09/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporu sunulduğu görüldü. SMMM Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 18/06/2025 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür. Takip öncesi işlemiş faiz hesabının yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. SMMM Bilirkişi -------- tarafından hazırlanan 09/10/2025 tarihli ek raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki iş sağlığı ve güvenliği hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının davalıdan hizmet bedeli alacağına ilişkin kestiği faturaların tahsili amacıyla başlattığı -------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava konusu alacağın taraflar arasında sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı, alacağın TBK 146 maddesi uyarınca alacağın 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava konusu faturaların 2024 tarihli olduğu, zamanaşımının TBK 154/1-b.2 uyarınca 17/10/2024 tarihinde takip yapılması ile kesildiği ve yeniden işlemeye başladığı, 22/11/2024 tarihinde davanın açılmasıyla TBK 154/1-b.2 uyarınca zamanaşımının yeniden kesildiği, bu sebeplerle dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği kanaatine varıldığından davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça iki faturaya ilişkin 45.600,00 TL asıl alacak, 44.800,00 TL asıl alacak ve 11.471,25 TL (25/04/2024-17/10/2024 arası 175 Gün %51,75) faiz ve 9.144,80 TL (28/05/2024-17/10/2024 arası 142 Gün %51,75) faiz alacağının tahsili olmak üzere toplam 111.016,05 TL üzerinden takip yapıldığı görülmüştür.
Davacının dava dilekçesinde dava değerini asıl alacak miktarı üzerinden ikame ettiği ancak talep sonucunda itirazın tümden iptalini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin 06/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile "Dava ikame edildikten sonra 25.11.2024 tarihinde davalı borçlu tarafından müvekkil şirket hesabına dilekçemiz ekinde sunduğumuz dekontta da görüleceği üzere 90.400,00 TL ödeme yapılmıştır. Davalının davayı ikrar ettiği ve takibe haksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz ettiği hususu açıkça ortadadır." beyan ettiği, ödeme dekontunun dilekçe ekinde ibraz edildiği görülmüştür.
Davacının bilirkişi tarafından tespit edilen faiz alacağı üzerinden eksik harcı 11/11/2025 tarihinde mahkeme veznesine yatırdığı görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 sayılı TTK 21/1). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 sayılı TTK 21/2).
Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacak miktarı kadar iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
Aradan uzun zaman geçtikten sonra iade faturası düzenlenmiş olması alacağın varlığını ortan kaldıran bir hukuki sonuç doğurmayacaktır .Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi fatura alacağına dayalı itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı,
ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının ise verilen kesin süre ve usulüne uygun ihtara rağmen ibrazdan kaçındığı,
bu sebeple davacının usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine kesin delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere kesin delil niteliğindeki davacı defterlerinde takip ve itiraz tarihi itibariyle 90.400,00 TL asıl alacağın varlığının görüldüğü, davalının faturaya süresi içerisinde itiraz etmemesi nedeniyle fatura içeriğinin ve hizmetin sunulmadığının ispatı yükü davalı üzerinde olduğu, davalının aksini gösterir delil ibraz etmediği, bu sebeple davacının alacağını ispatladığı,
tarafların tacir olması ve aralarında hizmet tedarikine ilişkin (yazılı olmasa dahi) sözleşmesel ilişki bulunması nedeniyle TTK 1530 uyarınca davalının fatura tarihinden 30 gün sonra temerrüte düştüğü, bu esasa göre bilirkişi tarafından hesaplandığı üzere takipte talep edilebilecek faiz miktarının 16.488,54 TL olduğu,
her ne kadar davacı tarafça faturalarda vade tarihinin bulunduğundan bahisle hesaba itiraz edilmiş ise de TBK 117 uyarınca sözleşmeden kaynaklanan borçlarda temerrütün gerçekleşmesi için "borcun ifa edileceği günün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş olması" gerektiği, taraflar arasında borcun ifa edileceği güne ilişkin belirli vade belirlendiğine veya bu hususta davacıya bildirimde bulunarak vade belirleme hakkı verildiğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığı,
bu sebeple fatura üzerindeki ödeme tarihinin ihtarsız olarak temerrütü sağlayacak belirli vade olarak nitelendirilemeyeceği, davacının itirazının yerinde olmadığı, davalının TTK 1530 uyarınca temerrüte düştüğü, bu sebeple bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, dava konusu alacağın faturaya dayanması ve likit olması,
alacaklının talebinin bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği, ancak davanın itirazın iptaline ilişkin olması nedeniyle dava tarihinden sonra (25/11/2024 tarihinde) yapılan 90.400,00 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmış, davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/865, K. 2025/917, 11 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama