KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/415
- Karar No
- 2024/561
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2024
Karar Metni
1.943 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/415 Esas
KARAR NO:2024/561
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:05.06.2023
KARAR TARİHİ:11.06.2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacının araç kiralama işi yaptığını ve sahibi olduğu sürücü ------ idaresindeki---- plakalı otomobil ile davalının ----teminatı altındaki sürücü ---- idaresindeki ---- plakalı otomobilin 28.09.2020 tarihinde kazaya karıştığını, sürücü ---- kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, ---- plakalı otomobilin onarımının davacı tarafından yaptırıldığını;
onarım bedelinin KDV dahil 61.321,07 TL olduğunu ve davacı araç sahibi tarafından ödendiğini, onarım bedelinin davalı sigorta şirketinden talep edildiği ancak ödenmediğini, onarım bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin haksız itirazı ile durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlandığını açıklayarak, -------plakalı otomobilin hasar tutarının, sigorta şirketinin teminat limitine eşit 36.000 TL kısmının işlenmiş avans faizi ile tahsili için 05.11.2021 tarihinde başlatılan icra takibine itirazın iptali ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin --- olduğunu bu sebeple yetkili mahkemenin---------- Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti ile sınırlı oldığunu, mevcut poliçede limitin 41,000.00 olduğunu, müvekkil şirketin, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere;
talep edilen hasar bedelinin davacı tarafından ispatlanması gerekmekte olup davacının talebinin fahiş olduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanmalı bu oran da en az yüzde otuz olması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV’den sorumluluğunun bulunmadığını, karşı tarafın müvekkili şirkete icra takibi başlatırken ve işbu davayı ikame ederken kötü niyetli olduğundan aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile; mahkeme nezdinde açılmış olan davanın öncelikle görevsizlik itirazının kabul edilerek görevli mahkemeye gönderilmesine,
mahkeme aksi kanaatte ise yetki itirazlarının kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise usule yönelik cevaplarının dikkate alınarak usulden reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak şartı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takibe, asıl alacağa, ferilere ve faize ilişkin itirazlarımızın kabulüne, ----- icra dosyasındaki takibin iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevaplarının dikkate alınarak esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davacının aracında trafik kazasından kaynaklı oluşan hasar bedeli ücretinin ödenmeyen kısmının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Nitekim aynı hususlara ---- değinilmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,------ üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, -----dava konusu araçların trafik tescil kayıtları celp edilmiş,
04.05.2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, -----------takip dosyasının incelenmesinde.
05.11.2021 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 61.321,11-TL bakiye alacak, 2.194,54-TL işlemiş faiz, 8.667,28-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 72.182,93-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 20.11.2021tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 01.12.2021 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 05.06.2023 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 36.000,00-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 04.05.2024 tarihli raporunda özetle, "Sürücü ----- idaresindeki ------------ plakalı otomobili ile seyrederken hızını aracının teknik özelliklerine ve yol şartlarına göre ayarlamadığı; otomobilin kontrolünü kaybederek ve orta refüjü aşarak karşıdan gelen araçların yoluna girdiği; ----------- ------------ plakalı minibüse çarptığı için KTK 52/b - 84/c ve KTY 101/b - 147/a/3 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; kazanın meydana gelmesinde asli ve 6100 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı,
sürücü ---- idaresindeki ---- plakalı otomobili ile normal seyrederken kontrolü kaybedilen----- otomobilin çarpması sonucu kazaya karıştığı için kazanın meydana gelmesinde kusurlarının olmadığı kanaatine varıldığı, sürücü ---- plakalı minibüsü ile normal seyrederken kontrolü kaybedilen ----- çarpması sonucu kazaya karıştığı için kazanın meydana gelmesinde kusurlarının olmadığı kanaatine varıldığı, tazminata konu ------ tescilli kiralık ticari otomobilin hasar tutarının KDV dahil 61.321,07 TL olduğu ve davacı tarafından servise 20.01.2021 tarihinde ödendiği,
Davalı------------tarihleri arasında kazanın meydana geldiği 28.09.2020 tarihini de kapsayacak şekilde sigorta teminatı altında ve kaza tarihinde maddi teminat limitinin araç başına 41.000 TL olduğu; ------i gereğince mağdur aracın hasar tutarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitine kadar sigorta teminatı altında olduğu;----------- hasar tutarı ile 10.861,82 TL işlenmiş avans faizinin toplamı 72.182,93 TL tazminatın tahsili için 05.11.2021 tarihinde icra takibi yapıldığı ancak dava dilekçesinde 36.000 TL asıl alacağın işlenmiş avans faizi ile tahsili için itirazın iptalinin talep edildiği.
Davacı tacir ve dava konusu ------ plakalı kiralık otomobil ticari araç olduğundan ----- maddeleri gereğince temerrüt tarihi 28.10.2021 itibariyle avans faizi talep edilebileceği; ---------- hasar tutarının 36.000 TL kısmı ile ---------- gereğince temerrüt tarihi 28.10.2021 ile takip tarihi 05.11.2021 arasındaki süreye denk 115,64 TL işlenmiş avans faizinin toplamı 36.115,64 TL tazminatın takip tarihi 05.11.2021 itibariyle talep edilebileceği; " yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Zamanaşımı yönünden incelemede.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır.
Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur.
Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.Eldeki davada, davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Haksız fiilden dolayı tazminat istemlerinde zaman aşımını düzenleyen TBK'nun 72. Maddesine göre; ''Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.''KTK'nun zamanaşımını düzenleyen 109.
Maddesi ise şu şekildedir:
''Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur.
Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.''Eldeki davada, kaza 28/09/2020 tarihinde gerçekleşmiştir.
Bu durumda 2 yıllık zaman aşımı süresi 28/09/2022 tarihinde dolacaktır. Ancak 6098 Sayılı TBK'nin 154. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler.-------- tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi içerinde yapılmış ve zaman aşımı kesilmiş, dava 05/06/2023 tarihinde açılmıştır.
Bu nedenle davalı tarafın zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir.Dava konusu maddi hasarlı trafik kazasında, hükme esas alınan dosya muhteviyatı ile uyumlu ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile de belirtildiği üzere;Sürücü ------- plakalı otomobili ile seyrederken hızını aracının teknik özelliklerine ve yol şartlarına göre ayarlamadığı; otomobilin kontrolünü kaybederek ve orta refüjü aşarak karşıdan gelen araçların yoluna girdiği; ---- plakalı otomobile ve ------- çarptığı için KTK 52/b, 84/e ve KTY 101/b, 147/a/3 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği;
kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu,Sürücü ---- idaresindeki --- plakalı otomobili ile normal seyrederken kontrolü kaybedilen------ çarpması sonucu kazaya karıştığı için kazanın meydana gelmesinde kusurlarının olmadığı,Sürücü ----- plakalı minibüsü ile normal seyrederken kontrolü kaybedilen ------- plakalı otomobilin çarpması sonucu kazaya karıştığı için kazanın meydana gelmesinde kusurlarının olmadığı,Dava konusu araçta KDV ve işçilik dahil 61.321,07 TL hasar meydana gelmiş olduğu,
Davalı ----------arasında kazanın meydana geldiği 28.09.2020 tarihini de kapsayacak şekilde sigorta teminatı altına alınmış ve kaza tarihinde maddi teminat limiti araç başına 41.000 TL olduğu,------- plakalı aracın dava konusu kaza tarihinde davacı adına kayıtlı olduğu, -------karayollarında motorlu taşıtların işletilmesi sırasında aracı işletenin üçüncü kişilere olan sorumluluğunu karşılayan sigorta türü olduğundan davalı sigorta şirketinin sürücü ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu olduğu,
Anlaşılmakla, Davanın kabulü ile;1-Davalının------------- dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 36.000,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden. İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir.
Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likit olmadığından şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/415, K. 2024/561, 11 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama