KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/914
- Karar No
- 2024/1086
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
Karar Metni
1.730 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/914 Esas
KARAR NO: 2024/1086
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/12/2021
KARAR TARİHİ: 17/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacının, davalı borçludan, muhtelif tarih ve numaralı faturalara dayanan cari hesap alacağından dolayı taraflarınca------ sayılı dosyası ile ---- asıl alacağın tahsili istemi ile icra takibi başlatıldığını, davalı- borçlunun, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine, ödeme emrine, yetkiye, borcun tamamına, faize, faiz oranına, takip dayanağına, para birimine ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini, işbu itiraz akabinde taraflarınca arabulucuya başvurulduğunu, ancak yapılan görüşmeler neticesinde taraflarca anlaşmaya varılmadığını, açıklanan nedenlerle davalı borçlunun,
icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı- borçlunun, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı taraf her ne kadar cari hesaptan kaynaklı ilamsız takip olması sebebi ile sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin yetkili olduğu iddia edilmişse de dosya kapsamına sunulu bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, cari hesaptan kaynaklandığı hususunda dosya kapsamına sunulu sözleşme bulunmamakla işbu davada yetkili mahkeme borçlunun yerleşim yeri mahkemeleri olacağını, yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf, dava konusu ticari ilişki kapsamında müvekkilinin borçlu olduğu iddiası ile müvekkiline karşı işbu davayı ikame ettiğini,
taraflarınca kabul edilmemekle birlikte, davacı tarafın iddiaları yönünde bir borç doğmuş ise dahi işbu borcun borçlusu, ticari ilişkinin gerçekleştirildiği ---------ortaklık olacağı, nitekim bilindiği üzere adi ortaklıkta tüm ortaklığa husumet yöneltilmesi gerektiğini, aşağıda emsal ------ kararları ile de desteklenen işbu husus, huzurda görülen davanın usul ve yasaya aykırılığını açıkça göstermekte olup usulden reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar faturaya dayalı cari hesap alacağı olduğunu iddia etmekte ise de müvekkili ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında hiçbir borç bulunmadığını,
nitekim tarafımızca dosya kapsamına sunulan hesaptan hesaba havale dekontu ile de açıkça görüleceği üzere --- tarihinde davacı ------ Malzemeleri şirketine 100.000,00 TL değerinde havale yapıldığını, adi ortaklık kapsamında gerçekleşen işbu ticari iş neticesinde ödenmesi gereken tutarın ----- tarafından davacı şirkete ödendiğini, müvekkilinin, şahsen ve başkaca bir borcu bulunmadığını, açıklanan tüm nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı içi başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
Davanın safahatı incelendiğinde; davanın mahkememiz---- Esas sayılı dosyası ile açıldığı,---sayılı kararı ile davanın reddine kararı verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, ---- mahkememiz kararının kaldırıldığı ve dosyanın mahkememize iade edilerek --- numarasını aldığı anlaşıldı.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,
----- üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş,----kayıtları celp edimiş,----- davalının esnaf kaydı bilgileri celp edilmiş, ----- davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bilgileri ve ----davalının vergi kayıt bilgileri celp edilmiş, ----- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
İtirazın iptali istemine konu, ------- takip dosyasının incelenmesinde.
07.09.2021 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 68.944,66-TL toplam alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 22.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 01.10.2021 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 06.12.2021 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 68.944,66-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 11.10.2024 tarihli raporunda özetle, "Davacı tarafından ibraz edilen 2021-2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu, davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri mahkeme takdirinde olduğu, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle davalı tarafın ticari defterlerinde inceleme yapılamadığı incelemenin dosya kapsamında yapıldığı, tarafların tacir olduğu,
davacı ve davalının ortağı olduğu --------- arasında ticari ilişkinin bulunduğu, takip konusu faturanın toplam tutarının 168.944,66.-TL olduğu, iş bu faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturanın davacının ----formlarında bulunduğu, davalının ortağı olduğu adi ortaklık tarafından iş bu fatura için 100.000,00.-TL kısmi ödeme yapıldığı, davacının ticari defter ve kayıtlarma göre; takip tarihi itibariyle davacının, davalının ortağı olduğu ----- kaydi olarak 68.944,66.-TL alacaklı olduğu, takibin asıl alacak üzerinden başlatıldığı, davacının takip öncesi işlemiş faiz talep etmediği,
icra inkâr tazminatı ve tarafların diğer taleplerine ilişkin takdirin ise mahkemeye ait bulunduğu, " yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının usulüne uygun tuttuğu defterlerinde davalıdan takip miktarınca alacaklı olduğunun sabit olduğu, davalının ise ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1).
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1).
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden. İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.
İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/914, K. 2024/1086, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama