KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1053
- Karar No
- 2025/402
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
Karar Metni
1.300 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/1053 Esas
KARAR NO: 2025/402
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/12/2022
KARAR TARİHİ: 27/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin, tahribatsız muayene kontrolleri, radyografik kontrol, penetrant kontrol, ultrasonik kontrol, manyetik parçacık kontrolü, gözle kontrol, vb. konularda hizmet faaliyeti yürüttüğünü, davalı ------- tahribatsız muayene hizmeti verdiğini, davalı şirketin satın aldığı hizmete karşılık müvekkili şirket tarafından faturalar kesilerek davalı şirkete gönderilmiş ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalıdan olan alacağının tahsili için, müvekkili şirket adına ------- sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını,
ancak davalının herhangi bir borcu olmadığından bahisle takibe itirazda bulunarak takibin durduğunu, davalı borçlu şirketin icra takibine yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren takip talebinde istenen işleyecek faiz oranı ile birlikte bakiye alacak için takibin devamına, davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazı sebebi ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı vekili; davacının açmış olduğu davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle, dava konusu alacak miktarının %20‘sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ------- takip dosyasında, "4 fatura alacağı" sebebine dayalı olarak 57.300,83 TL asıl alacağın 1.292,43 TL işlemiş faiz alacağıyla birlikte tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık: Davalı ------, davacının tahribatsız muayene hizmeti verip vermediği, davacı şirketin bu alacağa dair faturalara ilişkin yaptığı dava konusu takibe, davalının itirazının yerinde olup olmadığı, davalı/borçlu takibe itiraz ettikten sonra, takip konusu borcu ödemek için davacıya ---- tarihli -----çeki verip vermediği, çekin tahsil edlip edilmediği, çek dava konusu takibe ilişkin verilmişse; bakiye borç, icra vekalet ücreti ve takip masrafları vs kalıp kalmadığı, 8.593,32-TL yönünden takibe itirazın iptaline karar verilmesi gerekip gerekmediği hususundadır. Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, davalıya fatura konusu hizmeti verdiğini / malı sattığını ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabilecekitir, zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu,
davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur. ----- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. --- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı,
dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir.
HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 57.300,83 TL TL asıl alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de.
Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği ----- anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.
Davaya konu takibin 11.04.2022 tarihinde yapıldığı, davanın 29.12.2022 tarihinde açıldığı, takip sonrası dava öncesi davalının 19.08.2022 keşide tarihli 50.000 TL bedelli çek vasıtasıyla davacıya ödeme yaptığının davacının kabulünde olduğu anlaşılmıştır.Takip tarihinden sonra yapılan ödemenin alacağın hangi bölümünden mahsubu gerektiği kanusunda TBK 100/1. madde hükmü gözetilmelidir.
TBK 100/1. maddeye göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Bunun karşı anlamına göre borçlu faiz ve masrafları ödemede gecikmiş ve özellikle vadesinde borcu ödemediğinden temerrüt faizi işlemeye başlamış ise yapılan ödemelerin öncelikle masraf ve faizlerden mahsubu gerekir.----Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde;
icra takibinin yapıldığı tarihten itibaren temerrüt faizinin uygulanması ve takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubu gerektiği, uyuşmazlığa konu asıl alacak miktarı için takip öncesi davalı borçlu temerrüde düşürülmediğinden bu dönem için faiz istenemeyeceği, takip tarihi olan ---- ödendiği --- tarihine kadar asıl alacak-- işlemiş faizin ---- olduğu,----anlaşılmıştır.Buna cihette 57.300,83 TL asıl alacak, 3.520,47 TL takip sonrası işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.821,3 TL alacağın bulunduğu, davalı yanca 50.000,00 TL ödeme yapıldığı,
TBK 100 gereği mahsup sonucu 10.821,3 TL asıl alacak bulunduğu anlaşılmakla, bu miktar üzerinden takibin devamı gerekeceği, davacı yanca 8.593,32 TL üzerinden takibin devamı istendiğinden bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. -----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1053, K. 2025/402, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama